Aralık 22, 2020 10:20 Europe/Istanbul

Bu bölümde İran'ın milli mücevher müzesine uğrayacağız.

 İran milli mücevher hazinesi olarak da bilinen müzede  dünyada eşsiz ve değerli sayılan takılar ve mücevherler sayılan süs eşyaları sergilenmektedir.   Bu müzenin her bölümü   İran tarihinin inişli çıkışlı serüveninin bir parçasını içermektedir.  Bu tarihi mücevher parçaları sırf ekonomik olarak değil  farklı dönemlerdeki İranlı sanatkarların ve zanaatkarların  yeteneklerini gözler önüne serme ve estetik anlamda da önemli sayılır.   

Krallar ve hükümranlar tarihin farklı dönemlerinde  mücevherleri  takı ve süs eşyası olarak kullanmış ve böylece hükümranlıklarının görkemi ve celalini göstermeye çalışmışlardır. Ancak gerçekte  bu değerli mücevherler   İran'ın  gücü ve hazine rezervi olarak da sayılıyorlar. 

 

İran'da  mücevhercilik ve kuyumculuk geçmişi ile ilgili tam olarak  bilgi elde olmasa da İran'da bu zanaatin doruğunun  İslam sonrası dönemde  Safeviler döneminde yaşandığı söylenebilir.  Genel olarak  Safevi krallarından önce  kıymetli taşlar ve mücevher toplama alışkanlığı krallar arasında pek görülmemişti. Bu döneme kadar kıymetli taşlar ve altın eşya tüccarın elinde ticari bir mal olarak  el değiştirirdi.  Ancak Safeviler döneminde  kralların fermanı ile  İtalya ve Fransa'ya bile  kıymetli taşlar ve mücevherlerin satın alınması için elçiler gönderildi.  Böylece  İran hazinesinde mücevherlerin biriktirilmesinin ilk adımı atılmış oldu.       

Safevilerin ardından Nadir Şah Afşar ve Kaçar kralları da  bu hazinenin birikmesinde büyük rol oynadılar.   Sonunda ise mevcut hazine  1955 yılında resmen kurumsallaştırıldı ve 1960 yılında  İran merkez bankasının kurulması ile  bu bankaya bırakıldı. Şimdi de İran İslam Cumhuriyeti merkez bankası koruması altında kalarak müzeye dönüştürüldü. 

Milli mücevher müzesi olarak da bilinen bu hazine özel günlerde ziyaretçilere açık tutulmaktadır.  Sohbetimizin devamında bu müzeye uğrayıp  en önemli eserleri ile tanışmaya çalışacağız. 

İran milli mücevher müzesini ziyaret etmek için İran'ın başkenti Tahran'da bulunan Merkez Banka'ya gitmelisiniz.  Bu bankanın binasının bodrum katında  1965 yılında bir metre kalınlığında yüzeylere sahip bir kasa bulunmaktadır. İşte değerli mücevherler bu kasada tutulmaktadır.   

Milli mücevher hazinesinde bulunan parçalar  36 kategoriye ayrılmıştır.  Bu çerçevede farklı raflar ve dolaplar bu mücevherlerin sergilenmesi için hazırlanmıştır.  Bu doğrultuda takı eşyaları, taçlar, şapka süs eşyaları,  vazolar, yemek kapları, nargile, ayna, mine işlenmeli balık fanusları,  şamdanlar, firuze taşları, kılıçlar, hançerler, kalkanlar, saatler, kalemlikler, enfiye ilaçlarının kutuları, yakut ve inci süslemeli eşyalar, tüfekler, asalar ve değnekler, yataklar, broşlar ve tokalarına değinmek mümkün.        

Bu müzeye girer girmez dikkatinizi çekecek ilk şey  Tavus  Tahtıdır.  Bu taht asıl tezgahın içindedir.     Taht-ı Tavus olarak bilinen bu taht Nadir Şah'ın Hindistan'dan getirdiği tahttan farklıdır.  Nadir'in Hindistan'dan getirdiği taht onun öldürülmesinin ardından parçalandı ve yağmalandı. Ancak bu tahtın yapımı 1802 yılında  Fethalişah Kaçar tarafından başlatıldı.  Bu taht hazinede bulunan altınlar ve mücevherler ile yapıldı. Kimi zaman üzerindeki güneşten dolayı bu tahta Güneş Tahtı ismi de verilmiştir. Daha sonraları  Fethalişah Gacar, Tavus Tacü'd Devle ile evlendiğinde bu tahtı Tavus Tahtı olarak adlandırdı.      

Tahtı Tavus   İran milli mücevher müzesinden önce Gülistan sarayında bulunuyordu.  Şimdi ise daha küçük bir versiyonu  Gülistan sarayının Selam salonunda bulunmaktadır.     Bu hazinede ve müzedeki eserler arasında görülen bir başka eser de  Naderi tahtıdır.  Ancak bu taht da Nader Şah ile bir ilgisi yoktur ve sırf az bulunur ve nadir olduğu için bu isimle anılmaktadır.  Bu taht da  Fethalişah Kaçar tarafından yaptırılmıştır. Ancak bu taht onun sarayda oturması için değil  yaylak alanlarda kamp kurmakta oturması içindi.      Bu taht   öyle yapılmıştır ki parçalara ayrılabilir ve kolayca taşınabilir.   Bu tahtın 12 ayrı ayrı ahşap parçasından oluştuğu söylenmelidir.    İki tarafında iki ejderha, ilk merdiveninde bir kaplan ve iki tavuskuşu da  bu güzel tahtın üst kısmında yer almaktadır. Bunların hepsi altın ile kaplanmıştır. 

Müzede  Nadiri Tahtının karşı tarafında  mücevherler ile süslenmiş coğrafi dünya küresi bulunmaktadır. Bu küre  34 kilo altın, 51 bin 366 elmas, zümrüt ve yakuttan oluşan 3 bin 656 gramlık mücevherden yapılmıştır.   Bu güzel dünya küresi  Nasıreddin Şah emri ile  1912 yılında  hazinede bulunan mücevherlerden yapılmıştır.      Bu güzel dünya küresi   coğrafi açıdan değil  sanat açısından takdir toplamaktadır.  Bu kürede denizler zümrüt ve karalar da  yakutla gösterilmiştir.  İran ise elmas ile gösterilmeye çalışılmıştır. 

İran milli mücevher müzesi  hayret verici ve çok güzel eserler ile doludur.   Bu müzede dünyanın en ünlü elmaslarından biri tutuluyor. Derya-yi Nur isimli bu elmas  Nadir Şah tarafından ele geçirilmiştir.  Nadir Şah Afşar'dan önce ise  yedi Babürlü kralına ait olmuştu. Nadir Şah'ın öldürülmesinin ardından ise bu elmas  torunu Şahruz Mirza'ya devredildi.  Ardından  Emir A'lem Han Hazime ve daha sonrası da  Lütfali Han Zend'e ulaştı.  Lütfali Han Muhammed Han Kaçar tarafından yenilgiye uğratılmasının ardından Derya-yi Nur elması  Kaçar mücevher hazinesine eklendi.   Daha sonraları ise  bu elmas İran milli bankasına verildi ve ardından da  İran milli mücevher müzesine getirildi.  Bu uçuk pembe renkli  elmasın 182 karat kadar ağırlığı vardır.  Bu elmasın iki parça olduğu Nur-ül Ayn isimli öbür parçasının  Pehlevi dönemine ait tiaranın üzerine yerleştirildiği söylenmektedir.

Derya-yi Nur elmasının yanı sıra bir başka önemli elmas da Kuh-e Nur elmasıdır.  Bu iki elmasın her ikisi Nadir Şah'a ait olup onun Hindistan'da ele geçirdiği elmaslar olmuştur.  Ancak maalesef  Kuh-e Nur elması Nadir Şah'ın ölümünün ardından  Ahmed Şah Durrani tarafından  Afganistan'a götürülmüştür. Ahmed Şah'ın ölümünün ardından ise Şah Şuca'ya ve ardından da onun Pencab Aslanı olarak bilinen Hindistan kralı  Maharaca Ranjit Sing'e yenilmesi sonucu Hindistan'a götürüldü.   

Bu çok değerli  mücevher parçası daha sonraları Britanya'nın Doğu Hindistan şirketinin eline geçti ve sonunda da İngiltere kraliyet ailesinin eline ulaştı ve Kraliçe Victoria'ya sunuldu.   Şimdi de Kuh-e Nur elması  Kraliçe Elisabet'in taçı üzerindedir.  Bu mücevher parçası diğer Britanya kraliyet mücevherleri gibi  Londra'daki bir kulede tutulmaktadır. 

İran milli mücevher  müzesinde bulunan değerleri eserlerden biri de Naderi Tuğ'dur.   Tuğ şapkaların önünde kullanılan bir tür süs malzemesidir.    Bu tuğlar kralların taçlarının önüne takılan mücevher türüdür.   Bu takının ortasında büyük bir zümrüt taşı bulunmaktadır.  Tuğun alt kısmında  üç güzel  asılı zümrüt bulunmakta. Üs kısmında ise bu tuğun yedi yarığa sahip olduğu  her yarığın iki tarafında da  elmas parçaları bulunmaktadır.   Bu yarıkların uç kısımlarında ise çok kaliteli zümrütler  bulunmaktadır.   Bu tuğun ağırlığı 33 miskal 30 karat kadardır. 

İran milli  mücevher müzesi hazinesi  dünyanın en güzel mücevherlerin tutulduğu merkezlerden biri sayılıp  eşsiz eserleri ile  her ziyaretçiyi şaşırtan ve onu hayrete düşüren bir mekandır. Emin olun bu müzeyi ziyaret ederek kalıcı bir anıyı kazanmış olacaksınız.