Türkiye'den köşe yazarları
Yeniasya: İç hukuk çöktü...........
Star:
Bakan Koca: Uzun bir aradan sonra vaka sayısı 10 binin altına indi
Milli gazete:
Faturalara gelen icralar durdurulmalı!
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Emre Kongar 3 Ocak tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “AYM, yargı ve medya”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Gezi Parkı olaylarına ilişkin davada beraatına ve tahliyesine karar verildikten sonra, tahliye edilmeden darbecilik ve casusluk suçlamalarıyla, yeniden tutuklanan Osman Kavala’nın bireysel başvurusunda, 7’ye karşı 8 oyla, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar verdi. Ben her zaman şunu söylerim:Kısıtlamada oyun salonunu kıraathaneye çevirdiler!“Hiç kimse, bir kuruma veya kişiye, onun kendisine verdiği zarar kadar çok zarar veremez!””diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Bu arada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından tahliyesi istenen Selahattin Demirtaş için Kobani olayları konusundaki iddianame de nihayet tamamlandı.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Aralık 2020 Medya Raporu’nda, SADECE BİR AY İÇİNDEKİ sansür ve ceza örnekleri:
1) Albayrak’ın danışmanının yaptığı açıklamalara erişim engeli.
2) RTÜK’ten Habertürk’e 5 kez program durdurma cezası.
3) FETÖ Borsası haberleri silindi.
4) Gazeteci Yalçın Bayer’in çevre kirliliği yazısına erişim engeli.
5) “Süper güçlü rektörler” haberine erişim engeli.
6) RTÜK, Cumhuriyet’i BİK’e şikâyet etti.
7) Jinnews Türkçe’ye erişim engeli.
8) Gazete Yolculuk sitesi erişime engellendi.
9) Batman Gercüş’teki çocuk istismarı haberlerine erişim engeli.
10) Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Kışla’nın haberine erişim engeli.
11) AKP’li vekilin damadının FETÖ bağlantılı haberlerine erişim engeli.
12) İstanbul Büyükşehir’de AKP dönemindeki yolsuzluk dosyaları haberlerine erişim engeli.
13) Yargıç hakkındaki yolsuzluk iddialarına erişim engeli.
14) PTT’nin gizli protokolüne ilişkin haberlere erişim engeli.
15) Almanya’da yayımlanan Focus dergisinin Erdoğan’ın serveti hakkındaki haberleri silindi.
16) 15 Temmuz’a destek veren kişi haberine erişim engeli.
17) Kumluca Devlet Hastanesi’nde başhekim skandalına erişim engeli getirildi.
18) AKP Denizli Milletvekili’nin yediği yemekleri belediyeye yazdırması haberlerine erişim engeli.
19) SBK Holding Başkanı hakkındaki 400’den fazla habere erişim engeli getirildi.
20) OdaTV’ye 371 bin liralık vergi cezası.
21) RTÜK’ten kanallara “konuk” uyarısı.
22) Eski Brüksel Büyükelçiliği Basın Müşaviri ile ilgili eroin haberine erişim engeli.
23) Kaftancıoğlu’nun Fahrettin Altun’la ilgili davasında takipsizlik kararının kaldırılması haberine erişim engeli.
24) Sorusu engellenen muhabir, Sağlık Bakanlığı grubundan da çıkarıldı.
25) Olay TV ekranı karartıldı.
26) Hamza Yerlikaya’nın “Sahte diploma” haberlerine erişim engeli.
27) BirGün gazetesine üç gün ilan kesme cezası.
Rapor, başka konu başlıklarıyla devam ediyor ve burada özetlediğimden çok daha uzun.
Demokratik bir rejimde olmaması gereken olaylarla dolu.
Ülkenin ekonomik krize girmesiyle birlikte başarısızlığı iyice kanıtlanan “Şahsım Devleti” rejimi hızla yıprandı.
İktidar büyük bir hızla seçmen desteğini yitirmeye başladı...
İktidar gidiyor ama gitmeden önce, topluma çok ağır bedeller ödetecek gibi görünüyor!
…***
Mehmet Kara 3 Ocak tarihli Yeniasya gazetesinde, “Torbadan çıkan kayyım!”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Meclis 2021 yılı bütçesinden hemen sonra torba kanun çıkartıp 26 Ocak’a kadar tatile çıktı. AKP iktidarı netameli ve tartışmalı kanunları hep dönem sonu ya da tatil öncesinde çıkarılmasını bir gelenek(!) haline getirdi. Bunu da “Tartışmalı kanunları çıkartalım 1 aylık sürede unutulur” düşüncesiyle yapıyor. Bundan da kısmen başarılı oluyor! İktidarın yaptığı bir şey daha var. O da birbiriyle alâkasız konuları bir torbanın içine atıp adına da “torba kanun” koyarak Meclis’e getirmek. Böylece kamuoyunda tepki görecek kanunları torbanın içine atıp kanunlaştırmayı hedefliyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Torba kanun uygulamasının kaldırılacağını söyleyen iktidar bu uygulamayı çok sevmiş olacak ki, artık kaldırmayı ağzına dahi almıyor.
Günlerce ve saatlerce süren bütçe görüşmeleri devam ederken, komisyon üyelerinin dahi haberi olmadan, adeta yangından mal kaçırır gibi ismi “Kitle İmha Silâhlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin” olan bir kanunu komisyona getirdi. 6 Maddelik kanun teklifi “torba kanun” haline getirilip içine de 7 ayrı kanunda değişikliğe gidilecek şekilde 43 maddeye çıkarıldı.
Yıldırım hızıyla Meclis’ten geçirilen “Kitle İmha Silâhlarının Yayılmasını Önleme Yasası” adlı kanunun içine konulan kanunla İçişleri Bakanı’na “terör şüphesi halinde derneklere kayyım atama, hesaplarını dondurma” gibi yetkiler verildi.
Kanun komisyonda kabul edilip Meclis Genel Kurulu’na gelmeden önce Mazlum-Der ve Özgür-Der gibi sivil toplum kuruluşları, kanun teklifinin “STK’ları zora sokacak ve kötü uygulayıcıların elinde örgütlenme ve ifade özgürlükleri ile masumiyet ilkesinin ihlâline kadar varacak geniş yetkiler barındırdığı” ikazlarını yaptılar.
İktidara yakın isimlerden Yusuf Kaplan da kanuna tepki gösterenlerden birisiydi. “UYARI/YORUM Sivil toplum, toplumun nefes borusudur. Elbette eleştirilecek yanları olabilir. Toplum tepeden 1 asırdır darbe üstüne darbe yedi yeterince! Eğer STK’ların nefesi tıkanırsa toplumun zihin ölümü gerçekleşir, bir daha ayağa kalkamaz ve bunun vebalini kimse ödeyemez! UYARI/YORUM STK’lar terör bahanesiyle kapatılacak. Kolayca kayyum atanabilecek! Teröre karşı bir adım gibi bu. Ama sonuçları ortam değiştiğinde felaket olabilir!
TBMM Başkanı Mustafa Şentop, önümüzdeki dönemde yeni sistemle Meclis çalışmalarının uyumunun sağlanması için Meclis İçtüzüğü’nün değiştirilmesi gerektiğini söylüyor. Bunların içinde Meclis Başkanının Cumhurbaşkanına vekâlet etmesi, (şu anda atanmış bir cumhurbaşkanı yardımcısı vekâlet ediyor) milletvekili önergelerinin zamanında cevaplandırılması, bakanların Meclis’e hesap vermesi, Meclis’in denetim yetkisinin arttırılması gibi konular gündeme gelir mi bilemiyoruz.
…***
Esfender Korkmaz 3 Ocak tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Ekonomi neden çıkmaza girdi?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Ekonomide ne yaparsak yapalım, kurumsal altyapı bozulduğu için çıkış yolu yoktur. Kurumsal altyapıyı, demokrasi, hukuk, eğitim, devlet ve din oluşturur. Benzetme yaparsak, eğer altındaki ocak yanmazsa, su ısınmaz. Suyu veya tencereyi değiştirmek fayda vermez. Ateşi yakmak gerekir. Ekonominin ateşi kurumsal yapılardır.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Hukuk, sosyal ve ekonomik yaşamın altyapısıdır. Hukukta bu altyapı sözleşme özgürlüğü, mülkiyet güvencesi, bağımsız yargı ve istikrarlı yasalarla sağlamlaşır. Hukuk düzeni başkanlık sistemine uydurulmak isteniyor. Her gün yasalar değişiyor. Aynı kararnameyi değiştiren birden çok kararname çıkıyor. Bir kişiye mahsus, örneğin rektörlük atamasında, günlük kararnameler çıkıyor.
Türkiye Dünya Adalet Projesi'nde 2012 yılına kadar orta sıralarda idi, 2019’da 126 ülke içinde 109. sıraya, hükümeti denetleme ve kısıtlama statüsünde 126 ülke içinde sondan üçüncü, 122. sıraya düştü.
Bu şartlarda hukuk ateşi sönmüş demektir?
Fredoom House, Dünya Özgürlükler Evi, bütün dünyada 1972'den beri insan hakları ve siyasi özgürlükler olarak endeks düzenliyor. Türkiye, 1980 darbesi dahil, 2017 yılına kadar kısmen özgür ülke statüsünde iken, bu tarihten sonra özgür olmayan ülkeler statüsüne geriledi.
Demokraside giderek dibe vuruyoruz. İç işleri bakanına kayyum atama yetkisi verilmesi son örnek olmayacak. Otokrasiye giren ülkelerde mutlu son olmamıştır.
Gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerde, devlet - piyasa optiumum dengesinin kurulması gerekir. Devletin özel sektörün yatırımlarını teşvik etmesi gerekir. Türkiye’de ise devlet dışlandı... Bütçede fiili yatırımların payı yüzde 2 seviyesine düştü. Kamu özel işbirliği ile, bütçe kaynakları talep garantili ve yüksek maliyete çıkan köprü, karayolu ve hastane yatırımlarına gidiyor. Halkta zarar gördü. Osmangazi Köprüsü geçişi otomobiller için 147,5 liraya çıktı.
Özelleştirme yoluyla birçok kamu tekeli ve doğal tekeller özel sektöre devredildi. Oligopol piyasa yapısı oluştu.
Devlette, liyakata göre çalışma düzeni kalktı. Mülakat denilerek veya belediyelerden atama yapılarak, siyasi yandaşlara ve tarikatlara öncelik tanınıyor.
İktisat politikaları zaten yok… Ama olsa da, kurumsal altyapı olmadığı zaten dikiş tutmaz. Faiz ve para sıkılaştırma günü kurtarır. Ama aynı zamanda ekonomiyi yaşadığımız gibi faiz-kur - enflasyon çıkmazına da sokar.