Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeni ittifak söylemelerini değerlendirdi
Karar:
Faiz lobisine çalışıyoruz
Milli gazete:
Yarkadaş'tan flaş iddia! "AKP seçim barajını yüzde 12'ye yükseltecek"
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Erdal Sağlam 12 Ocak tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "AKP’liler 2021 için yüksek büyüme hayalleri kuruyor"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Hazırlanan ekonomi ve hukuk reformları konusunda gazetecilere bilgi veren AKP’li yetkililerin, sözlerine “Amaç bu yıl büyüme hedeflerini tutturmak” diye başladıkları görülüyor. Belli ki AKP’lilere kararların büyüme için gerekli olduğu anlatılıyor ama 2021 yılında yüksek büyüme hayal gözüküyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, 2020 yılında ekonominin biraz küçülmesine razı olunmaması. Gaza basmaktan kendini alamayan iktidar, yılın son aylarında da istenilen yavaşlamayı sağlayamadı. En önemli nedenin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüksek büyüme hırsı olduğu kesin."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Halbuki ekonomik imkânlara uygun davranılmayınca dengeler bozuldu ve zaten Albayrak da bu nedenle gönderildi. Kurlardaki hızlı tırmanış, enflasyonun patlaması, bu büyüme hırsından kaynaklandı.
Reform haberlerine baktığımızda AKP’lilere, “Yüksek büyümeyi yakalamamız lazım, bunun için bir süre faizleri artırıp sonra indireceğiz, bazı kararları alırsak Batı’dan bize sıcak para gelir, onunla da büyürüz” mealinde sözler söylendiğini tahmin ediyorum.
Halbuki dün çıkan ödemeler dengesi rakamları bile tek başına, yüksek büyümenin hayal olduğunu, yine büyüme hırsıyla davranılırsa dengelerin nasıl bozulacağını açıkça gösteriyor. Ödemeler dengesi, kasımda beklentilerin üzerinde, aylık 4.1 milyar dolar açık verdi. İlk 11 aylık açık 35.2 milyar dolar olurken yıllık cari açık 38 milyar dolara ulaştı. Ticaret Bakanlığı’nın öncü verilerine göre aralıktaki dış ticaret açığının 4.5 milyar dolar olduğunu hesaba katan analistler, yıl sonunda cari açığın 38.5 milyar dolara çıkacağını tahmin ediyorlar. Böylece cari açığın milli gelire oranının yüzde 5.5’e çıkacağı hesaplanıyor.
Cari açığın milli gelire oranı hem kurlar üzerinde etkili, hem de Türkiye’nin risk primi açısından bakılan önemli oranlardan biri. Yüzde yarım ya da 1 puan büyüdüğünüz bir yılda milli gelirin yüzde 5.5 oranında cari açık veriyorsanız, AKP’lerin inandırıldığı 2021’deki yüzde 5’lik büyüme halinde ne kadar cari açık vereceğinizi siz hesaplayın. Hadi 2020’de turizm geliri olmadı, bunun etkisi büyüktü diyelim; 2021 yılında, şimdiden de görüldüğü gibi cari açığınızı etkileyecek dünya petrol fiyatları belli ki yüksek seyredecek. Kaldı ki enflasyon oranlarının 2021 yılında düşürülmesi, hem turizmdeki canlanma beklentisi, hem yeterince azalmayan iç talep nedeniyle, zor görünüyor.
Sıcak para için, reel faiz vermeye devam etmek zorundasınız; faiz oranlarını yılın ikinci yarısında düşürmeye başlasanız bile, kredi faiz oranlarınız yüzde 15-16’ların altına inemeyecek. Krediye boğduğunuz ama işleri normale dönmeyen iş kesiminden, bu faizlerle verdiğiniz krediyi nasıl geri alacaksınız?
...***
Kazım Güleçyüz 12 Ocak tarihli Yeniasya gazetesinde, "“Cumhur” çözülürken"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
"Cumhur İttifakı, devlet ve iktidar gücü başta olmak üzere elindeki bütün imkânları ve tek taraflı propaganda mekanizmasını dibine kadar kullanmasına rağmen halkın desteğini kaybetmeye ve erimeye devam ediyor. Bunu durdurmak ve karşısında demokratik bir alternatif olarak gelişmeyi sürdüren Millet İttifakına yönelişin önünü kesmek için başvurduğu yol ise, ittifakın içine fitne sokmak, bileşenlerini birbirine düşürmek, ittifak mensubu partilerdeki bireysel yanlışları kullanarak genel bir algı oluşturmaya çalışmak."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
En zayıf halka olarak gördüğü HDP’den başlayıp, bu partiyi terörize ve kriminalize etmek; seçilmiş yöneticilerini, ardı arkası gelmeyen kayyım operasyonları ile devredışı bırakmak; eşbaşkanları hakkındaki AİHM kararını da hiçe sayıp hukuku çiğnemeyi sürdürmek.
Bu partinin halen Mecliste grubunun bulunduğu; HDP’li vekillerin tek adam rejimiyle alabildiğine kısıtlanmış bir zeminde de olsa yasama ve denetim çalışmaları yaptıkları; HDP grup başkanının, sırası gelince Meclis oturumlarını yönettiği gerçeklerini örterek...
Ve kendisinin çözüm sürecinde bu partiyle olan sıkı fıkılığını ve seçim dönemlerinde bu parti tabanından oy almak için sergilediği ikiyüzlü manipülasyonları “unutturarak...”
Bir başka taktik, CHP’deki sıkıntıları kaşıyıp tahrik etmek; Muharrem İnce gibi isimleri kullanarak partiyi bölmek ve kimi partililerin eski CHP refleksleriyle verdiği bazı yanlış mesajlar üzerinden partiyi yıpratmaya çalışmak.
İç sıkıntıları tahrik ederek zaafa düşürme taktiğinin işletildiği bir diğer adres İYİ Parti.
İttifakın diğer mensupları da boş bırakılmıyor. Son günlerde DP ve SP için üretilen spekülasyonlar bunun yeni örnekleri. DP’nin Diyarbakır Annelerini ziyaret etmesi ittifaktan kopma işareti olarak çarpıtılırken, SP’de Erbakan’ın oğluna kurdurulan partiyle sonuç alınamayınca Asiltürk üzerinden bir süredir yapılmakta olan girişimler ev ziyaretiyle daha ileri bir aşamaya taşındı; ama iki partiden de yapılan açıklamalar bu çabaları boşa çıkardı.
...***
Esfender Korkmaz 12 Ocak tarihli Yeniçağ gazetesinde, "Gerçek işsiz sayısı 8,4 milyona yükseldi"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
"TÜİK 2020 Ekim ayında, bir önceki yıla göre işsiz sayısının 391 bin kişi azaldığını ve 4 milyon beş bine gerilediğini açıkladı. Ama aynı zamanda iş aramayıp çalışmaya hazır olanların da 2019 da 2 milyon 175 binden 2020 de 4 milyon 348 bine yükseldiğini de açıkladı. Yani işsiz sayısı 391 bin azalırken, iş aramayıp çalışmaya hazır olanların sayısı 2 milyon 173 bin artmış."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
2020 Ekim ayında işsiz sayısı 4 milyon beş bin, iş aramayıp çalışmaya hazır olan sayısı ise daha fazla 4 milyon 338 bin olarak açıklanıyor. Burada hülle olduğu çok açık değil mi? Ne oldu da bir yılda iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar iki katına çıktı ve açıklanan işsiz sayısından fazla oldu ?
Bunlar içinde umudunu kaybeden işsizler de var. Yıllarca iş aramış ve bulamamış. İş aramaktan vazgeçmiş. Ancak iş olsa 15 gün içinde başlamaya hazır. Bunları işsiz saymak, AB standartlarına da uymuyor. Çünkü orada işsizlik sigortası çalışıyor, iş bulma kurumları çalışıyor. Türkiye de ise eş, dost kanalıyla iş arama geleneği var. Bunlar Türkiye de işsiz sayılmıyor.
Bu kapsamda, geniş tanımlı işsizlik oranı tartışma götürür ve fakat fiili işsizlik oranı TÜİK'in verileri olduğu için tartışma götürmez. TÜİK işsiz sayısını anket sonuçlarına göre hesaplıyor. Bu verileri çöpe atamaz ve fakat ankete katılanları iş aramayıp çalışamaya hazır olanlar diye göstererek, açıklanan işsizlik oranını düşük gösterebilir. İçinde bulunduğumuz sorunlar, işsiz sayısının arttığını gösteriyor. TÜİK filli işsizlik oranının da açıklamadığı için, kimse ikna olmuyor.
İşsizliğin sürekli artmasının birden fazla nedenleri vardır. Ama bunların içinde en önemlisi üretimde kullanılan ithal girdi payının yüksek olmasıdır. Bu yapı Siyasi iktidarın Türkiye şartlarına uymayan dalgalı kur politikası ve kontrolsüz kambiyo rejimi uygulaması sonucunda oluştu. Genel olarak da siyasi iktidarın planlı bir istihdam politikası olmadı.
Kadir Has Üniversitesi, Türkiye Eğilimleri - 2020 Kantitatif Araştırma Raporu yayınlandı.
Ekonomi için yapılan anketler arasında ,''Türkiye ekonomisi açısından önemli görülen unsurlar nelerdir? '' sorusuna çok önemli ve önemlidir diyenlerin yüzdesi şöyle çıkmış:
Bu şartlarda, TÜİK işsizliği halının altına süpürebilir, ama kamu oyu gerçek işsizliğin ne olduğunu biliyor, çünkü yaşıyor.