Ocak 24, 2021 13:06 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Star: Türkiye'nin Kovid-19 raporu: 2 milyonu geçti

Cumhuriyet:

AKP’li başkanın yolsuzluk isyanı

Yeniasya:

Yunanistan Dışişleri Bakanı: Türkiye ile müzakereler için olumluyuz

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Mustafa Karaalioğlu 23 Ocak tarihli Karar gazetesinde, " Başkanlık sisteminin sorun çözememe sorunu"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Bugünlerde iktidarın reform olarak tanımladığı, muhalefetin ise umutsuzca izlediği süreç; demokratik standartlar açısından zaten eksik ve yetersiz olan Başkanlık Sistemi’nin de gerisine düşülmüş olmasına karşı göstermelik bir çareyi ifade ediyor. Göstermelik çünkü, kalıcı ve sahici bir girişimden söz edilemiyor. Ne sistemin işleyişini mümkün kılmak ve ne de yetkili ağızlardan neredeyse kerpetenle sökülen cümlelerden anlaşıldığı kadarıyla yargı üzerindeki yükü kaldırabilecek bir reform tasarlanıyor. Daha açık ifadeyle iktidarın ne yetkilerinden taviz vermeye niyeti ne de bir yumuşama havası yaratıp muhalif seslerin cüret kazanmasına tahammülü var."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:  

...***

Başkanlık Sistemi’nin problemli olduğu aşikardır ve bu yüzden çok erken dönemde revizyon talepleri bizatihi iktidar kanadından yükselmişti. Nitekim, bu modelle iktidar ilk kez büyük belediyeleri kaybetti. Bu sonuç, yeni sistemin iktidar için arzettiği tehlikenin alarm sesiydi. Ki, bugünlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, kendisine gereken oy için çok erken vadede Saadet Partisi’ni kazanmaya çalışmak zorunda olması da bu alarmın daha yüksek ses çıkarmaya başlamasındandır. Sistemin iktidar için taşıdığı riskler öngörülemez değildi; öngörülmüş ve hatırlatılmıştı lakin bu ikazlar yerine MHP’nin altın tepsi içinde sunduğu sınırsız/sorumsuz yetki modeli daha cazip geldi. Şimdi o cazibenin kaçınılmaz faturası için sıkıcı ve yorucu bir mesai başlamış görünüyor.  

Gayet tabii ki iktidarın ve bizatihi Erdoğan’ın sıkıntısı meselenin öncelikli yönü değildir. Öncelik, Başkanlık Sistemi’nin sorun çözemez ve hatta sorun üreten pratiğidir. Yeni sistemde geçen iki yılı aşkın sürede işsizlik artmış, Türk Lirası tarihte olmadığı kadar değersizleşmiş, enflasyon patlamış ve net yabancı yatırım miktarı eksiye düşmüştür. Ülke ya kur farkına çalışmak ya da yüksek faiz ödemekten başka çıkışı olmayan bir ekonomik modelsizliğe mahkum olmuştur.   

Yine bu süre zarfında hukuk, eğitim, basın özgürlüğü, yargıya güven, üniversitelerin saygınlığı gibi alanların tamamında geriye gidiş durdurulamamaktadır.  

Türkiye’nin bu dönemde kamu eliyle ürettiği ve yayınladığı hemen hemen bütün rakam ve istatistikler de güvenilmez hale gelmiştir.

...***

Cevher İlhan 23 Ocak tarihli Yeniasya gazetesinde, " Erken seçim ve yeni tartışma"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Gerçi siyasî iktidardan her fırsatta 2023’e kadar seçim olmayacağı belirtiliyor, lâkin 24 Haziran 2018 erken seçiminin ilânından önce iktidardakilerce “erken seçimin olmayacağı” açıklamalarına rağmen iki hafta sonra “baskın erken seçim”e gidilmesinde olduğu gibi, “cumhur ittifakı”ndaki “seçim barajı” ve “seçim kanunu” çatlağından dibe vuran ekonomik yıkımla Türkiye’yi yönetememesine karşı siyasî iktidarca her an “erken” hatta “baskın seçim”e gidilebileceği kaydeliyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

...***

 “Cumhur ittifakı”ndaki hızlı oy erimesine karşı ön almak ve en azından eriyişi durdurmak maksadıyla daha önce “kesinlikle seçim yok” diyen Bahçeli’nin yine “üç ay sonra seçim!” diyebileceği ya da Cumhurbaşkanı’nın “Madem o kadar istiyorsunuz, hodri meydan!” diyerek seçime gidilebileceği belirtiliyor. 

Ve bu ihtimal, Anayasanın 101. maddesindeki “Cumhurbaşkanı’nın görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilir” hükmüyle erken seçim de olsa iki defa seçilen mevcut Cumhrubaşkanı’nın tekrar aday olmayacağını sözkonusu ediyor.

İktidar çevleri Anayasanın 106. maddesindeki “genel seçime bir yıl veya daha az kalmışsa Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimi de Cumhurbaşkanı seçimi ile birlikte yenilenir. Genel seçime bir yıldan fazla kalmışsa seçilen Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi seçim tarihine kadar görevine devam eder. Kalan süreyi tamamlayan Cumhurbaşkanı açısından bu süre dönemden sayılmaz...” cümlelerine dayanarak zamanından önce yapılacak bir seçimde Erdoğan’ın üçüncü kez aday olabileceğini iddia ediyorlar. 

Dahası, “cumhurbaşkanı kendisi seçim isterse üçüncü kez aday olur” ya da “cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi’ öncesi cumhurbaşkanlığını kapsamaz” savunmasını ileri sürüyorlar. 

Oysa hukukçular, Anayasanın 101. ve 116 maddelerindeki “bir kişinin iki defa cumhurbaşkanı seçileceği” hükmünün açık olduğunu ve çarpıtan yorumlarla farklı uygulamaların mümkün olmadığını ifade ediyorlar. 

Bu hususta en son SP eski Genel Başkanı Mustafa Kamalak ile  Kültür ve Turizm Eski Bakanı Ertuğrul Günay’ın Anayasanın 116. maddesinde yer alan, “Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde ancak Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir” diyerek Erdoğan’ın tekrar aday olması için seçimin 2023’ten önce yapılacağını söylemeleri, Erdoğan’ın yeniden aday olması için mutlaka erken seçime gidileceği” tesbitleri dikkat çekici. 

Keza Kamalak’ın “Erken seçim mutlaka olacaktır. Hiç tereddütünüz olmasın. Anayasanın 116. maddesine göre, biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımız şuan ikinci dönemini icra ediyor. Eğer erken seçim olmayacak olursa, Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanlığı için yeniden aday olamaz, ama erken seçim olursa aday olur. Madde 116. TBMM erken seçim kararı alırsa Cumhurbaşkanı yeniden aday olabilir. Ve olacaktır da. Cumhurbaşkanı kendisi kararı alamaz. Erken seçime hiçbir milletvekili de karşı çıkamaz” yorumu kayda değer. 

Görünen o ki Türkiye’nin sıradaki tartışması, “Erdoğan’ın üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı” meselesi.

Özetle “cumhurbaşkanının üçüncü kez aday olup olmayacağı” tartışması bile hükûmeti “tek kişi”ye indirgeyen ve dünyada hiçbir örneği olmayan “sistem”in ne denli “ucûbe” ve karmaşık olduğunu ortaya koyuyor.

...***

Remzi Özdemir 23 Ocak tarihli Yeniçağ gazetesinde, "Elektronik cüzdan ödeme sistemi!.."başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Son günlerde gelen yüzlerce benzer şikâyetlerden birisi:"Beni Turkcell'den arıyormuş gibi bir numara aradı. Turkcell TV aboneliğiniz olmuş dedi. Ben hayır dedim. O halde iptal edelim dediler ve bana paycell'den bir kot yolladılar. Aboneliğin iptali için. Kodu vermedim ve yüzüme kapattılar. Turkcell'i aradım ve bunun dolandırıcılık olduğunu söylediler. Benim adıma internet üzerinden paycell ile hesap açıp, hattım üzerinden harcama yapacaklarmış. Polise şikâyette bulundum.""diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Anlaşıldığı kadarıyla yeni bir dolandırıcılık yöntemi.Paycell Turkcell'in elektronik cüzdan ödeme sistemi.Bu hesabı açıyorsunuz ve ödemelerinizi ya kredi kartı tanımlıyorsunuz ya da hattınız faturası üzerinden ödeme yapıyorsunuz.Bu güzel hizmet şimdi dolandırıcıların yeni yöntemi olmuş.Burada Turkcell ne yapabilir diyebilirsiniz?Elbette yapacağı çok şey vardır. Öncelikle dolandırılan veya bu konuda şikâyeti olanların muhatabı olmak zorunda.Çağrı merkezini arayan insanlara "polise gidin" demek kolay.Bu insanlar Turkcell'e benzer bir numara ile bu dolandırıcılığı yapıyor. Elbette tedbiri almak zorunda olan da Turkcell'dir.Turkcell'in o kadar büyük hukuk servisi var. Bunlar bu işi takip edebilir ve kendi müşterisini koruyabilir.Ayrıca tüm abonelerine uyarı mesajı atabilir. Özellikle Paycell konusunda Turkcell müşterileri yeterince bilgi sahibi değil. Bu konuda bilgilendirme yapılmalı ve tedbirler alınmalı.Yine Turkcell ile ilgili gelen çok sayıda şikâyetin kaynağı 05327575555. Bu numarayı Google'dan araştırdığınızda çok sayıda şikâyet var. İnsanlar bu numaranın dolandırıcılar tarafından kullanıldığını sanıyor.Çok sayıda kişiyi arayıp, ödenmemiş faturanız olduğunu ve yasal işlem yapılmaması için kredi kart numaranızla ödeme yapabileceğinizi söylüyor.Hiç tanımadığınız bir numara arıyor ve kredi kart numaranızı istiyor!İlginç değil mi?Tabii ki bir de hiç borcu olmayan da aranıyor. Bu konuda da şikâyet çok.Dolandırıcılığın bu kadar yaygın olduğu bir ülkede ve dönemde Turkcell gibi kurumsal bir şirketin bu şekilde tahsilata kalkışması gerçekten şaşırtıcı. Turkcell kurumsal iletişimi hiç mi bu konudaki şikayetleri internet üzerinden görüp, bir adım atmıyor?Bu konuda Turkcell yetkililerinin açıklamaları olursa yayınlamaya hazırız.