Türkiye'den köşe yazarları
Star: Türkiye'den AB mesajı! Parametreler tek tek sıralandı
Cumhuriyet:
Sadece aylık gıda harcaması düşüldüğünde asgari ücretliye 173 TL kalıyor
Yeniasya:
Tarla market farkı 4'e katlandı
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Mustafa Karaalioğlu 1 Şubat tarihli Karar gazetesinde, "Yüksek enflasyon hedefine bile sevindiğimiz şu günler"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Merkez bankalarının görevi fiyat istikrarı sağlamaktır; yani enflasyonla mücadele sorumluluğu taşırlar. Bizde de kuralların, sorumlulukların ve dolayısıyla işlerin birbirine karışmış olması bir yana Merkez Bankası hâlâ öncelikle bu görevi taşımaktadır. Fiyat istikrarında belirleyici enstrüman olan politika faizi konusunda Cumhurbaşkanı’nın malum teorisi ve malum başarısızlık bir yana Türkiye’nin hem enflasyon hem de kur meselesi alarm düzeyinde seyretmektedir. Bilindiği gibi, geçtiğimiz senenin hiç inandırıcı olmayan rakamlarına göre yıllık enflasyon yüzde 14.60 ilan edilmişti. Böylelikle, geride kalan dört yılı çift haneyle tamamlamış olduk."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Enflasyon hesaplaması bilimsel bir tekniğe dayanır ve şeffaf olan ülkelerde bu hesap üzerinde spekülasyon yapılmaz. Bizde ise, çarşı pazardaki çıplak gerçek karşısında kamu idaresinin ilan ettiği tablo sadece spekülasyonla izah edilebilir ama bunu da geçelim. Çünkü mesele daha derindir.
Fiyat istikrarından sorumlu olan Merkez Bankası’nın yeni başkanı Naci Ağbal geçtiğimiz hafta bir açıklama yaptı ve 2021 enflasyon hedefini yüzde 9.4 olarak ilan etti. Devamında da faiz indirimine gidilmeyeceğini söyledi. Önceki ekonomi yönetimiyle kıyaslandığında hiç olmazsa gerçekçi olduğu için yeni bakan ve yeni Merkez Bankası Başkanı’nın bu sözleri piyasalar tarafından ciddiye alındı ve hatta kur bile bir miktar düştü. Ağbal, sadece ciddiye alınmadı, ilan ettiği hedef memnuniyet de yarattı.
Dünyada enflasyon biterken, yüzde 9.4’ü benimsemek zorunda kalan hatta buna sevinen bir ekonomi… Başkanı suçlamıyorum zira Türkiye’nin göz göre göre eklenen yanlışlar zincirinden sonra gelip demirlediği yer burasıdır. Tutup tutmayacağı veya dürüstçe hesaplanıp hesaplanmayacağı belli olmasa bile yüz de 9.4’lük enflasyon hedefinin olumlu gelişme muamelesi görmesi ülke adına acizliktir. Razı olduğumuz seviye gerilemenin, vizyon kaybının ve kötü yönetimin tabelasıdır.
Büyük, güçlü, lider ülke diye kendi kendimize propaganda yaptıktan sonra liderliği sadece ülkenin başını öne eğdiren listelerde görebilmek hazindir. Bu hazin manzara beraberinde okunması gereken hukuk, eğitimi, şeffaflık, yolsuzluk ve basın özgürlüğü gibi tabloların kaçınılmaz sonucudur.
Değer ve verimlilik toplumları, slogan atar, tafra yağdırır, hamasete sarılır ve sonuçta “Daha kötüsü olmasın, buna da şükür” demeye mecbur kalır. Bugün biz o toplumuz…
...***
Mehmet Kara 1 Şubat tarihli Yeniasya gazetesinde " Yumurta dayanamadı kırıldı!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
"Pandemi dolayısıyla lokantalar, kafeler kapalı. Marketler açık, ama gıda ve temizlik malzemelerinde anormal fiyat artışları, işsizliğin ve hayat pahalılığın olduğu ortamda büyük tepki çekiyor, fırsatçılık olarak değerlendiriliyor. Bu artışlar artık hükümet ve onu destekleyenler tarafından dahi kabul edilirken, denetlemeler başladı. Gıda fiyatlarındaki artışların gündemde olduğu şu günlerde Meclis’te ilginç bir olay yaşandı!"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Bursa Milletvekili Erkan Aydın ve arkadaşları tarafından “gıda fiyatlarındaki aşırı artışın araştırılması” amacıyla Meclis Başkanlığı’na verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin görüşmeleri sırasında Erkan Aydın “zam şampiyonu” olarak nitelendirdiği yumurta, ayçiçeği yağı, peynir ve makarna ile kürsüye geldi.
Bir poşette getirdiği bu gıdalara ödediği 70 liranın fişini göstererek, “kız istemeye giderken götürdüğünü” söylediği ayçiçeğin yüzde 52, peynirin yüzde 40 zamlandığını anlatarak, “4 kişilik bir ailenin sabah kahvaltısında 2 yumurta, peynir, zeytin, ekmek olarak bir kahvaltı yaptığında bedeli 7-8 lira; 4 kişi 25-30 lira civarında, aylığa vurun; 750, 800 lira sadece kahvaltı için verdiği para” hesabını yaptı.
Kendisini dinleyen vekillerin “bunun yanında ekmeği var, çayı var” sözlerine “bunları katmıyoruz bile” derken, getirdiği yumurtalar kürsüde kırıldı.
Aydın, “Gördünüz değil mi, heyecandan yumurtayı da kırdık. Vatandaş bu yumurtayı bir sene önce 12 liraya 30’lu alırken, 12 liraya bu sene sadece 11 adet alabiliyor. Yumurta dayanamadı kırıldı” diyerek konuşmasını sürdürdü.
Partiler adına yapılan konuşmalarda yaşanan artışlar tenkit edildi ve çare bulunması için Meclis Araştırması açılması istenirken buna bir çare bulunması istendi. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı AKP Kars Milletvekili Yunus Kılıç da gıda fiyatlarının diğer emtialara göre daha fazla arttığı tesbitine katıldığını ancak bunun sebebine bakılması gerektiğini söylemek durumunda kaldı.
Sonunda ne mi oldu? Tahmin edeceğiniz gibi muhalefetten gelen, iktidar tarafından da kabul edilen bu sorunla ilgili Meclis Araştırması açılması AKP ve MHP’nin oyları ile reddedildi… Şaşırdık mı? Hayır…Olan da kırılan yumurtalara oldu.
...***
Orhan Uğuroğlu 1 Şubat tarihli Yeniçağ gazetesinde, " AKP-MHP kumpası ve CHP'deki istifalar"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
"Ahmet Davutoğlu; Başbakanlığı ve Genel Başkanlığı sırasında Kasım 2015 seçiminde Recep Tayyip Erdoğan'ı kıskandıracak şekilde AKP'yi rekor oy ile 1. Parti yaptı. Tam 2 yıl boyunca defalarca liderine raporlar gönderen, AKP içindeki sorunları ve AKP iktidarının hatalarını anlatan Ahmet Davutoğlu "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" misali AKP'den ihraç edilmek istendi ama onuru ile istifa etti. Gelecek partisini kurdu, seçime girme hakkı için yasal şartları tamamladı."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Ali Babacan, AKP'nin kurucusu olarak 2002-2015 yılları arasında 13 yıl Türkiye Dışişleri ve Ekonomi Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı yaptı.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliği konusunda görüşmelerin yürütüldüğü makam olan baş müzakerecilik görevinde başarılı oldu.
2015'den sonra parti içinde yanlış ekonomi politikalarını eleştirdi, doğru yolu gösterdi ama umursanmadı ve dışlandı.
2018 yılının Haziran ayında yapılan genel seçimleri için milletvekili adaylık başvurusu yapmadı ve istifa ederek AKP ayrıldı.
Demokrasi ve Atılım Partisini kurdu, seçime girme hakkı için yasal şartları tamamladı.
Yorumum şudur:
MHP ile sürdürelim; Kasım 2015 genel seçimlerinde MHP'nin oy kaybederek mecliste temsil edilen 4. parti olması üzerine "Genel Başkan Adayı" olduklarını vurgulayan Meral Akşener, Koray Aydın, Ümit Özdağ ve Sinan Oğan "seçimli kurultay" talebinde bulundular.
MHP tüzüğünü değiştirmek için delegelerden yeterli imzayı toplayarak olağanüstü kurultayda değişikliği yaptılar ve Akşener Bahçeli'ye karşı adaylığını açıkladı.
AKP ve MHP kumpası ile Akşener'e karşı siyasi yargı kararları alınarak MHP'nin seçimli olağanüstü kurultayı engellendi.
Devlet Bahçeli Erdoğan desteği ile koltuğunu korudu ve ona "Tek Adam Rejimi" hediye etti.
Akşener ve arkadaşları 25 Ekim 2017'de İYİ partiyi kurdular ve ilk seçimde yüzde 10 barajını aşarak Meclis'te grup kurdular.
Akşener ve arkadaşları siyaseten haklıdır…
CHP ile noktalayalım;
2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce'yi CHP adayı yapan Kemal Kılıçdaroğlu'dur.
İYİ Parti'nin seçim dışında kalması için Yandaş Seçim Kurulunun (YSK) siyasi kumpasını 2018'de bozan Kılıçdaroğlu'dur.
Millet İttifakı ile CHP - İYİ Parti - Saadet Partisi - Demokrat Parti'yi bir araya getiren de Kılıçdaroğlu'dur.
Mart 2019 yerel seçiminde 25 yıllık AKP saltanatını hezimete uğratan ve milletin yüzde 54'üne CHP'li belediyelerin hizmet götürmesini başaran da Kılıçdaroğlu'dur.
Erdoğan ile Bahçeli'nin ağır küfür ve hakaretlerine maruz kalan, Çubuk'ta profesyonel provokatörler tarafından linç edilmek istenen de Kılıçdaroğlu'dur.
Kılıçdaroğlu'na, "Bir daha karşında aday olmayacağım" diyen Muharrem İnce "Yenilen pehlivan güreşe doymaz" diyerek 2023'de de CHP'den cumhurbaşkanı adayı olmak istedi.
Kılıçdaroğlu'nun, "Paydaşlarımızla konuşarak aday stratejimizi belirleyecek sonra adayımızı açıklayacağız" demesine rağmen İnce CHP'ye ve Kılıçdaroğlu'na karşı bayrak açtı.
İnce'nin yeni parti kuracağı anlaşılınca CHP'den 3 milletvekili istifa ederek Kılıçdaroğlu'nun verdiği "Demokrasi ve güçlendirilmiş parlamenter rejim" mücadelesini baltaladılar.