Şubat 16, 2021 12:23 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Bütçede dev açık......

Yeniçağ:

Moody’s Türk bankalarında yaşanacak değişikliği duyurdu

Karar:

İsrail zorbalığını aşıda da gösterdi! Filistin'e 'Sputnik V' engeli

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Mehmet Kara 15 Şubat tarihli Yeniasya gazetesinde, " 2023 seçimlerinin vaadi şimdiden belli oldu!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde rehâbilite, seçim kanunda düzenleme, Meclis içtüzüğünde değişiklik, yeni anayasanın tartışmaya açılması ve en son olarak da Millî Uzay Programı’nın tanıtılmasıyla Türkiye Uzay Ajansı’nın hedefleri kamuoyuna açıklandı. Saydığımız bu gündemler ülkenin ekonomisinin geldiği noktayı örtemiyor. Milyonlara varan işsizlik, kapanan işyerleri, pazarlarda artıkları toplayan insanlar, çiftçinin, esnafın, emeklinin, asgarî ücretle çalışanların geçinemez durumda olması, yüzde 15’lerdeki enflasyonu, adalet ve hukuk alanındaki sıkıntılar halkın gündemi…"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Her zamanki gibi siyasetin gündemi ile halkın gündemi çok farklı!

2023’te ilk Türk astronotun “bilim misyonu”yla uzaya gönderilecek olması sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile affını isteyen Maliye eski Bakanı Berat Albayrak’ın seçimler öncesi söylediği cümlesini akıllara getirdi. 

Bakanlıktan ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Sayın Albayrak, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı iken kendisiyle konuşan bir AKP seçmeninin “Valla Ak Parti’ye o kadar güveniyoruz ki sayın bakanım. Cumhurbaşkanımız çıksa, şuradan Ay’a kadar dört şeritli yol yapacağım dese, vallahi inanırız” dediğini aktarması ile 2011 yılında yine seçim öncesi “yerli uçağımız göklerde” afişlerini hatırlattı.

Yerli uçağımız hâlâ göklerde görülmezken, yine seçim önceleri vaat edilen millet bahçelerinde bedava çay ve kekler de görünürde yok. 2023 hedefleri arasında yer alan roket ve Ay’a insan gönderme olur mu, geçmişteki vaatler dikkate alındığında zor görünüyor. Buna karşılık Türkiye’nin gelişmesi Ay’a astronot gönderilse de tebrik ve takdir ederiz. 

Seçim normal zamanında yapılırsa da (2023) bu vaat hem seçim meydanlarında hem de seçimin “ana vaadi” olacaktır. 10 senedir göklerde göremediğimiz yerli uçakta olduğu gibi bu vaadi de 10 sene sonra tebessümle mi anarız, Türkiye’ye Ay’a astronotunu gönderir mi onu da bekleyip göreceğiz.

Cumhurbaşkanı büyük görüntü efektlerle ve müjde olarak açıkladığı uzaya bir astronot gönderme projesi konuşulurken, AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal’ın, “Bizi mahvettiniz” diyen çiftçiye cevap olarak canlı yayında gülümseyerek söylediği “Cebinde Iphone 6 var internet paketi de var” söylemesini nereye koyacağız?

Çiftçilerin, “Mahir Ünal’ın dediği gibi çiftçinin ancak güzel bir telefonu olmaz. Güzel bir traktörü olmaz. Çiftçinin ancak bol bol borcu olur. Tarım Krediye borcu olur. Ziraat Bankası’na borcu olur. Mazotçuya borcu olur. Yemciye borcu olur” sözlerine “Ama Ay’a astronot göndereceğiz” diye cevap verilmesi çiftçinin içinde bulunduğu sıkıntıları gidermeyeceği de ortada. 

Yine hükümeti destekleyen gazetelerin başında gelen ve her gün emekliye zam haberleri ile medyanın alay konusu olan bir gazete “Bu haberi okumadan girerseniz çıkarken üzülürsünüz” şeklindeki manşetine ve milletin geçim sıkıntısını ortaya koyulmasına sebep olanlara “Ama Ay’a astronot” gönderileceğini söyleseniz ne kadar itibar görür ya da ne anlam ifade eder?

...***

Mehmet Ocaktan 15 Şubat tarihli Karar gazetesinde, " Ali Babacan’a anayasayı sordum"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" DEVA partisi lideri Ali Babacan’la DW’ya verdiği söyleşi üzerinden başlatılan itibarsızlaşma kampanyasını konuştum. Röportajda Babacan, Anayasa’nın ilk dört maddesiyle ilgili değişiklik konusunda “O maddeleri değiştirmek gündemimizde yok” demesine rağmen, sanki o maddelerin değiştirilmesini istiyormuş gibi bir algı oluşturulmaya çalışılması galiba bir siyaset mühendisliğinin parçası olsa gerek."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Ali Babacan’a DEVA Partisi’nin Cumhuriyetin temel ilkeleriyle ilgili yaklaşımının ne olduğunu sorduğumda net bir cümleyle “Bizim için Cumhuriyet’in temel ilkeleri vazgeçilmezdir” şeklinde ifade etti ve parti programında bunun ayrıntılı şekilde yer aldığını söyledi.

Türkiye’nin temel sorunlarıyla ilgili çözüm üretemeyenlerin yapay gündemler oluşturmaya çalıştıklarına dikkat çeken Babacan’ın bu konudaki yaklaşımı şöyle: “Ülkemizin içinde bulunduğu derin sorunların çözümünde fikir üretemeyenler, uzun süredir yürütülen kitleleri kutuplaştırma siyasetini güderek gündem oluşturmaya çalışıyorlar. Biz bir senedir sorunların çözümü için gece gündüz çalışıp politikalar üretiyoruz. Laf üreterek, söz dalaşlarına girerek siyaset yapmadık, yapmayacağız.”

Bilindiği gibi AK Parti-MHP-Perinçek koalisyonu şu günlerde, biraz yorgun düştükleri ekonomik krizden kaçmak, biraz da seçmen kitlelerini motive etmek için “din-vatan” eksenli gündem oluşturmak amacıyla yeni bir anayasa pazarlamaya çalışıyorlar. Babacan’a bunun ne anlama geldiğini sordum. Gündemlerinde yeni bir anayasa olmadığını, iktidarın tepeden inmeci ve de dayatmacı bir zihniyetle hareket ettiğini belirten DEVA lideri Babacan’ın bu konudaki görüşleri şöyle:

“Anayasa, toplumumuzun bir arada yaşama ilkeleridir. Bu nedenle Anayasa tüm geniş toplum kesimlerinin üzerinde anlaştığı bir toplumsal mutabakat metni olmalıdır.

Bir yandan güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişin, bir yandan da yeni anayasanın tartışıldığı bugünlerde partimizin tutumu açıktır. Gündemimizde yeni anayasa yoktur.

Bizim gündemimizde güçlendirilmiş parlamenter sisteme yönelik değişiklikler vardır. Bu değişiklikler Anayasanın yasama, yargı ve yürütme ile ilgili bazı bölümleri, Meclis İç Tüzüğü, siyasi partiler ve seçim kanunuyla sınırlıdır.

Biz yeni bir anayasa hazırlamıyoruz. Tartışmaları topluma dayatan, tepeden inmeci bir tavrı kabul etmemiz söz konusu değildir. Bu bizim demokratik zihniyet anlayışımıza aykırıdır. Nitekim günümüzde yaşadığımız sorunların temelinde baskıcı ve otoriter zihniyet yatmaktadır. Bu bir sistem ve zihniyet sorunudur.

Birkaç gündür yürütülen tartışmalar ışığında parti programımıza alarak açıkça sahiplendiğimiz anlayışımızın altını bir kez daha çizmekte fayda görüyorum.

Ülkemizin gerçek gündemini; işsizliği, yoksulluğu gölgelemek için bizim üzerimizden kurucu değerleri tartışan herkesi de ülkemizin sorunlarını çözecek politikalar üretmeye davet ediyoruz.”

...***

Ali Ünal Emiroğlu 15 Şubat tarihli Yenimesaj gazetesinde, " Uzay projesinden uzay hukukuna"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Yeryüzünü hallettik sıra uzaya mı geldi? Cumhurbaşkanı aya gidiyoruz müjdesini verince, yılışık gülüşmeler ve Erdoğan fanatikleri dışında kalanların endişeleri, yeryüzü bitti aya mı gidiyoruz, sorusuna yansıdı."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Aya gidip gitmeme fantezisi değildi kuşkuların kaynağı;

-Ekonomik kriz ve haklar sorun yumağına dönüşmüşken,

-Hazine borcu trilyon liraları bulmuşken,

-Merkez Bankası rezervleri kefen parasına kadar sıfırı tüketerek, eksi 48 milyar dolara inmişken,

-Ülke insanı açlık sınırıyla imtihana zorlanırken…

Tüm bunların üstü örtülüp vatandaşa, "cambaza (cân-bâz) bak cambaza" der gibi  "aya bak aya" demekti kuşku ve üzüntülerin kaynağı. Yani Türkiye'nin asıl gündeminin saptırılmasıydı.

Ekonomik bunalımın toplumsal krizin kapısına dayandığı şu ortamda, uzay projesi için yüz milyon dolarlar nasıl temin edilecek?! Eyvah ki eyvah… Yetmezmiş gibi yeni borçların altına mı girilecek, yine mi vergiler yükselecek ya da yeni tür vergiler mi sökün edecek?

Hani bir de Sayıştay denetiminden uzak Varlık Fonumuz var ya… Oradaki, elde kalan son varlıklarımız mı ipotek edilecek?

Yurttaşımız kuşku duymasın da kim duysun!

Uzay araçları ya da parçalarının dünyaya bir kaza sonucu düşmeleri durumunda devletlerin birbirine yardımcı olmaları öngörülmektedir. Nihayet, 1979 Ay Antlaşması ile ayın araştırılması ve aydan yararlanılması konusunda özel işbirliği yöntemleri öngörülmektedir.

Kendi egemenlik alanlarımız olan denizlerimizde sismik araştırmalarımıza köstek olanlar mı, ayda yapacağımız araştırmalarda bizimle işbirliği yapacak! Uzayda da güçlü olanın borusu ötmektedir. Ham hayaller peşinde koşmayalım.