Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: S-400 mektubuna yanıt verilmedi
Karar:
Davutoğlu: Partilerin kapatılmasına karşıyım
Yeniasya:
STK’lardan hukuk reformu çağrısı
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları
...***
Özgen Acar, 26 Şubat tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Asgari ücretlinin arabası varmış!”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Türkiye’nin geleceğini ipotek altına alan borç sorunu, son bir yılda çarpıcı biçimde arttı! İktidarın “toparlanıyoruz” söylemi sözde kaldı. Gelirler azaldı, giderler arttı. Hükümetin “ekonomide toparlanma” söylemlerine karşın bütçe, daha yılın ilk ayında 24.1 milyar TL açık verdi.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Geçen yılın ocak ayında 12.7 milyar lira olan faiz giderleri, bu yılın ocak ayında 22 milyar liraya çıktı. Gelirler aynı ayına göre 33 milyar lira azaldı. İlk ayda “Örtülü Ödenekten” 267.8 milyon TL harcama yapıldı. Nerelere ödendiğine kafanızı yormayınız! Çünkü gizli...
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “enflasyon rakamlarını” açıklamasının ardından başkan yardımcısı görevden alındı. Üç yılda dört başkan değişti. Ahmet Kürşat DOSDOĞRU vekâleten TİK Başkanlığı’na getirildi. Bakalım soyadı gibi “Dosdoğru” olacak mı?
TÜİK Başkan Yardımcısı’nın, enflasyon rakamlarında ilk kez parmak oynatmadığı için görevden alındığına inanılıyor! Bu değişiklik, TÜİK’e olan güveni sarstı. Görevden alınan Enver Taştı, kurum içinden yetişmiş biriydi. Konunun tekniğine, hesaplamalara hâkimdi. Yerine atanan kişinin istatistik geçmişinin olmadığı yazıldı!
Yüzde 24 enflasyon da gerçekçi değil. Enflasyon çok daha fazla...
Gıda fiyatlarındaki artış durdurulamıyor: Son 1 yılda yüzde 30 arttı. Birleşik Kamu-İş’in (BKİ) yaptırdığı araştırmaya göre şubatta gıda fiyatları bir önceki aya göre yüzde 2.8 arttı, açlık sınırı 3 bin 313 liraya çıktı. En yoksul kesimin harcamalarının en az üçte birini ayırmak zorunda kaldığı gıda fiyatları ise bu yılın ilk iki ayında yüzde 6.5, son bir yılda ise yüzde 29.7 artış gösterdi.
Enflasyona karşı en korumasız durumdaki yoksul kesimin aile bütçesinin en az üçte birini ayırmak zorunda bulunduğu gıda fiyatlarında son aylarda yaşanan hızlı artış oluşumu şubat ayında da sürdü...
BKİ, fiyatlarını Ankara’daki pazar ve çarşıda her ay düzenli olarak hazırladığı ve “halkın en fazla tükettiği 76 gıda maddesinden oluşan bir sepeti esas alarak yaptığı halkın enflasyonu” araştırmasının 2021 Şubat ayı sonuçları açıklandı.
Şubatta gıda fiyatları bir önceki aya göre yüzde 2.8 oranında artarken, son bir yılda ise yüzde 30 oranında artış yaşandı. Şubatta, ekmek, un, bulgur, pirinç, makarna fiyatları bir önceki aya göre değişmezken, et-balık harcamaları yükselişini sürdürdü.
Gıda fiyatlarında bu yılın ilk iki aylık döneminde yüzde 6.5 oranında artış yaşandı. İlk iki ayda, ekmek, bulgur, un makarna fiyatlarında yüzde 5.5, et ve balık fiyatlarında yüzde 5, süt, süt ürünleri ve yumurta fiyatlarında yüzde 16.5 oranında artış gözlendi.
Ocak-şubat döneminde meyve fiyatlarında ortalama yüzde 4.6, sebze fiyatlarında yüzde 5.8 oranında artış, bakliyat fiyatlarında yüzde 2.4 oranında azalış yaşandı. İşlenmiş gıda fiyatlarında ise yüzde 2.8 oranında artış oldu.
Yağ fiyatları yüzde 31.6 oranında arttı. Meyve fiyatlarında yüzde 32.8 oranında, sebze fiyatlarında ise yüzde 55.8 oranında artış yaşandı. Bakliyat fiyatları son bir yılda yüzde 17.4, diğer gıda fiyatları ise yüzde 11.5 oranında zamlandı.
…***
Kazım Güleçyüz 26 Şubat tarihli Yeniasya gazetesinde, “Üniversitelerde 28 Şubat”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Boğaziçi’nde “kayyım rektör” atamasının yol açtığı tepkiler devam ederken diğer üniversitelerin durumu da gündeme geliyor. Eski rektörün eşine yaptığı kayırma ortaya çıkınca görevden alınan bir taşra üniversitesinde olup bitenlere ilişkin bir okurumuzun mesajındaki satırlar bu noktada düşündürücü: Bir rektör alkışlarla yüceltilerek; iftiracı ve itirafcılarla 28 Şubatçı taifesi ile geldi ve “Kuvvetli olan haklıdır” zalimane tavrıyla devrini bitirdi. Sonra aynı ekibin siyasî ve sivil örgütleri aldatarak atanmasını sağladığı yeni rektörle yine aynı makamlara gelerek 28 Şubat’ı aratır hale geldiği bir dönemi yaşıyoruz.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Kısacası değişen birşey yok. Zulüm şiddetlenerek devam ediyor. Zalim izzetinde, mazlum zilletinde; yıllar geçiyor, ömürler bitiyor.
Şahsî menfaat temin ettikleri, kendilerine ve eşlerine verilen görev ve ünvanlarla çok aşikâr olan iki kişinin iftirası sonucunda ve adliyenin ve emniyetin yanıltılması ile birçok kişilerin mağduriyetine sebep olundu.
Yakınımızda biri var ki, ilk etapta her çeşit mağduriyeti yaşamış, adlî takipsizlikle suçsuzluğu, masumiyeti tescil edilmiş olmasına rağmen hâlâ mağduriyeti devam ettiriliyor.
Mağdurun hakkının, zalimin müstehak olduğunun verildiği, herkesin “Kuvvet haktadır, hak kuvvette değil” diyebildiği, “Hak haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz” deyip böyle inandığı ve gereğine riayet ettiği, hak ve adaletin hâkim olduğu güzel günler dileklerimle.
…***
Esfender Korkmaz 26 Şubat tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Ekonomide reform olur mu?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Siyasi iktidar mensupları her vesile ile ekonomi ve hukukta reform yapılacağını söylüyor. Demek ki bir reforma ihtiyaç var. Ama aydınlanması gereken sorular var... Bir... Reformdan kasıt nedir? İki... Bu iktidar iktidar reform yapabilir mi? Siyasi iktidar bugüne kadar marjinal kararları reform olarak açıkladı. Ayrıca ekonomide reform yapamaz. Yalnızca iki örnekle açıklayabilirim.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:…***
Son dört yıldır ekonomik istikrar sorunu döviz kurlarına esir oldu. Kur şokları girdi ithalatının finansmanını artırıyor. Girdi temininde zorluk üretimi ve büyümeyi düşürüyor. İthal girdi fiyatları ve üretim maliyetleri artıyor, enflasyona yansıyor. 2018 yılında ÜFE yüzde 45'e, TÜFE yüzde 25'e çıkmıştı. 2020 TÜFE'nin yüzde 15 olmasının nedeni, kronik enflasyon üstüne binen kur artışıdır.3 Kasım 2020'de, dolar 8,54 TL idi. Türkiye'ye 1000 dolar getiren 8 bin 540 liraya bozdurdu. 16 Şubat 2021'de, dolar 6,95'e geriledi. Yabancı elindeki bu 8 bin 540 Türk lirası ile 1222,8 dolar aldı çıktı. Ayrıca faiz ve borsadan da kazandı.Böyle bir spekülatif saldırı altında kalan hiçbir ekonomi belini doğrultamaz. Kaynak kaybı olur. Ekonomik istikrar dikiş tutmaz. Bu saldırıdan korunmak için yapılması gereken; Belirsizlik ve dolarizasyon yaratan dalgalı kur politikasını değiştirmek ve yarı sabit kur politikasına geçmek gerekir. AK Parti seçim bildirgesinde, Merkez Bankası kararlarında dalgalı kur politikasının devam edeceği yazılıdır. Kur politikasını değiştirmez.Merkez Bankası'nın bağımsızlığını teminat altına almak ve faiz kararlarına siyasi müdahaleden uzak tutmak gerekir. Ayrıca MB yasasını değiştirip, bankanın TL yanında kur'u da gözetmesini sağlamak gerekir. Bu yol Cumhurbaşkanının bugüne kadarki uygulamalarına ters olur. Kabul etmez.Binde bir karşılık zorunluğu getirerek, sıcak parayı kontrol etmek gerekir. Kambiyo rejimini disipline etmek gerekir. Finans sektörü buna izin vermez. Ayrıca sıcak paraya ihtiyaç var diye hükümet bunu yapmaz. Gerçekte sıcak parayı kontrol ederek spekülatif saldırıları kaldırırsak ekonomide kırılganlık azalır ve doğrudan yabancı yatırım sermayesi gelir.Türkiye’de kamu kesimi ekonominin dörtte biridir. Ayrıca devlet rekabet piyasasını düzenler. İstikrar için kamu kaynaklarının etkin kullanılması ve verimliliğin yüksek olması gerekir. Bunu sağlamak için;Kamuda reform yaparak; Piyasa-devlet optimum dengesinin sağlanması gerekir. Piyasada tekeline dönüşen Telekom gibi altyapı yatırımlarının, stratejik enerji dağıtımının devletleştirilmesi gerekir.Devlette liyakate göre, kurumsal devlet yapısı oluşturmak gerekir. Devleti partizan devlet olmaktan çıkarmak gerekir. Ak Parti, devleti parti devleti yapmak için Anayasayı değiştirdi. Nasıl yapar?Kamu-özel iş birliği anlaşmalarını ve altyapıda talep garantilerini yap işlet devret modeline dönüştürmek gerekir. Bu ihalelerin özel sektör uzman kuruluşları tarafında kamuoyuna açık yapılması gerekir.Bütçeyi, popülizmden kurtarmak gerekir. Altyapı yatırımlarını çoğunlukla devletin yapması gerekir. Devlet yaparsa, daha ucuza borçlanır. Müteahhit kârı vermez.