Şubat 28, 2021 14:25 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: İktidarın hamleleri kulislerde, ‘HDP’ye alternatif bir parti’ iddialarını gündeme getirdi

Karar:

Vakalar iyileşenleri geçti

Star:

Fatih Dönmez Karadeniz'de bulunan doğalgazı 2023'e yetiştireceğiz

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

İbrahim Kiras 27 Şubat tarihli Karar gazetesinde, "İYİ Parti’ye fezleke"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Herkes gayet iyi biliyor ki birtakım HDP’li vekillerin dokunulmazlığını kaldırmaya yönelik girişimin asıl sebebi Millet İttifakında bir çatlağa yol açma arzusu veya ümidi. CHP’nin buna karşı çıkacağı, İYİ Parti’nin ise Meclis’te kabul oyu vereceği ve dolayısıyla muhalefet blokunda bir bölünme oluşacağı beklentisi. Muhalefet bloğunun bölünmesinin ise “otomatikman” iktidar blokunu güçlendireceği hesabı…"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

İktidar partisi çoktandır böyle bir gelişmenin gerçekleşme ihtimaline bel bağlamış durumda. Hatta bu beklenti elindeki yegâne “strateji”. Ayakları yere basmaktan uzak beklentiler üzerinde inşa edilen bir “siyaset stratejisi” …

İktidar partisinin geldiği bu yer bir yanıyla şaşırtıcı, bir yanıyla ise son derece normal: Ülke epeydir kötü yönetiliyor, daha doğrusu yönetilemiyor. Bunun doğal sonucu olarak iktidar cephesinin toplumdaki desteği giderek eriyor. Bilhassa AK Parti açısından son yerel seçimde İstanbul ve Ankara’nın kaybedilmesi dramatik bir kırılma noktasıydı. Seçmenin verdiği son ikaz mesajıydı belki de bu. Siyaset anlayışını ve yönetim zihniyetini değiştirmesi yolunda son bir fırsattı. İktidar partisi bu fırsatı da değerlendirmeye yönelmedi. Bildiği usulde siyasete ve bildiği usulde devlet yönetmeye devam etti.

Bildiği usul bilinmeyen bir netice doğurmadı. 23 Haziran 2018 gününden bu yana neler yaşandığı ve iktidar partilerinin toplumdaki destek oranlarının nerelere gelmiş olduğu ortada. İktidar partilerinin kendileri de görüyorlar bu durumu elbette. Onlar da içinde bulundukları bu sıkıntılı durumdan kurtulmak için yol arıyorlar, çaba gösteriyorlar. Ne var ki buldukları çözüm yolu yanlışlarını düzeltmek, kendilerine çeki düzen vermek, milletin ne dediğini dinlemek değil.

Bu tür rasyonel çözümlere yönelmek zor geldiği için daha kolay bir yola girmiş bulunuyorlar. “Bugün Türkiye’de -bizim getirdiğimiz sistem sayesinde- iki siyaset bloğu var” diye düşünüyorlar. Cumhur İttifakı diye bir yapı oluşturulmasaydı Millet İttifakı’nın doğmasının ve muhalefetin blok olarak hareket edebilme kabiliyeti kazanmasının da mümkün olmayacağını kabul ederek, “kendi elimizle getirdiğimiz Blok Siyaseti bizi bu sıkıntılı duruma soktuğuna göre şimdi blokları yeniden düzenleyerek bu açmazdan kurtulabiliriz” diye hesap yapıyorlar.

Bu doğrultuda partilerin oy oranları üzerinden bir iktidar denklemi tasavvur ediyorlar. “AK Parti ve MHP oyları iktidarda kalmaya artık yetmediğine göre muhalefet bloğundaki partilerden birini veya ikisini iktidar bloğuna dahil edersek sayısal üstünlüğü yeniden kazanırız” diyorlar. İYİ Parti’ye ve liderine “eve dön” çağrısı, kapısından giremedikleri Saadet Partisi’ne bacadan girerek yaptıkları işbirliği teklifi bu “strateji”nin tezahürleri.

Strateji kelimesini tırnak içinde yazdım, çünkü stratejik bir bakış açısının yol göstericiliğine ihtiyaç duyulan bir durumda hem toplumsal realiteleri hem de akıl ve mantığı devre dışı bırakmayı strateji olarak benimseyen bir yaklaşımdan söz ediyoruz.

...***

Cevher İlhan 27 Şubat tarihli Yeniasya gazetesinde, " “Lebâleb skandal” soruları"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Son günlerin yoğun tartışmalardan biri AKP’nin en son İzmir ve İstanbul olmak üzere yapılan il kongrelerinin yapılması ve partinin başkanı olarak Cumhurbaşkanı’nın, katılmadığı – katıldığı il “Bu salgında tıklım tıklım salonu doldurduğunuz için size teşekkür ederim!”, “Salgın olduğu dönemde kongre yapıyorsunuz, salon lebâleb dolu!” diye açıkça teşvik edip övmesi. Dahası, bu garabetin sorulması üzerine Sağlık Bakanı’nın “Salgının yakın temasla arttığını hep belirttik, vatandaşların kalabalık ortamlardan uzaklaşmaları gerektiğini hep söyledik; daha fazla bir şey söylemem her halde fazla olur” diye mahcup bir biçimde geçiştirmesi."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Bu bakımdan beş-on kişi yarım saat bir araya gelenlere polisçe derhal ceza kesilmesine, başta sosyal mesafe olmak üzere bütün tedbirleri uyguladığı halde, üç-beş kişinin bir lokantada bir arada mesafeli olarak oturmasına karşı binlerce üç – beş bin insan kapalı salonlarda bir arada saatlerce müzik eşliğinde bağıra çağıra çağıra slogan atarak kalması çarpıklığı sorgulanıyor.

On-on beş daireli bir apartman sakinlerinin açık havada apartman toplantısına izin verilmezken, valilerin, Emniyetin sözkonusu lebâleb dolu iktidar kongrelerine “izin” vermesinin “gerekçesi” merak ediliyor.

Bu arada kongrelerin yapıldığı illerde koronavirüs vak’alarının yüzde 30 arttığı belirtilirken, daha önce iktidar partisi yöneticilerinin özel olarak aşılandığı söylentilerine ilâve olarak parti kongrelerine katılan delegelere ve protokole sırası gelmeden önceden test yapıldığı haberleri ortasında “test devletten, şov AKP’den!” kara mizahları yapılıyor.

Keza “iktidara ilişik medya yorumcuları”nın Uludağ’daki yığılmalardan söz ederken tek kelime kongrelerden tek kelime bahsetmemeleri bir diğer tuhaf durum olarak kayıtlara geçiyor.

Aslında Hatay milletvekili İsmet Tokdemir’in, Sağlık Bakanı’nın cevaplaması istemiyle Meclis’e verdiği soru önergesindeki sorular, büyük bir pervâsızlıkla yüksünmeden salgın kurallarının iktidar partisince çiğnendiğini ortaya koyuyor:

Ve “Yapılan kongreler Bakanlığınızın bilgisi ve onayı dâhilinde mi yapılmaktadır? Lokanta ve kahvehanelerin kapalı tutulduğu bu süreçte yapılan kongreler hastalık riskini arttıran bir tehdit değil midir? Lokanta ve kahvehanelerde bulaşabilen virüsün tam kapasite dolu olan kongre salonlarında bulaşmamakta mıdır? Sokağa çıkma yasakları ve birçok alanda kısıtlama uygulanırken ve Bilim Kurulu’nun tavsiye ve görüşleri ortadayken binlerce kişinin bir araya geldiği bu programlar nasıl yapılabiliyor? Bakanlığınız, yapılan bu kongrelerin salgınla mücadeleyi olumsuz yönde etkileyeceği hususunda Cumhurbaşkanlığına herhangi bir öneride bulunmuş mudur? Bundan sonraki süreçte de bu tür programlar devam edecek midir?” soruların cevabı bekleniyor.

Bakalım, Bakan bu sorulara ne cevap verecek; yoksa yine “daha fazla bir şey söylemem her halde fazla olur” diye mi geçiştirecek?

...***

Murat Ağırel, 27 Şubat tarihli Yeniçağ gazetesinde, "Parsel Parsel"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Bugünkü yazımda Kırmızı Kedi Yayınevi'nin katkılarıyla sizlerle buluşan kitabım Parsel Parsel hakkında bir iki konudan bahsedeceğim.Kitabı yazmamın temel amacı, aslında Melih Gökçek figürünün özelinde Türkiye'nin son 30 yılına damga vuran bir anlayışı ortaya koymaktı. Nitekim kitabı okuyanlar son kapağını da kapatıp arkalarına yaslandıklarında, zaten aslında yaşadıkları süreçlerin perde arkasına dair bağlantıları, gizli ilişkileri ve el altından yapılan ihale oyunlarını görmüş olacak."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Kitabımda aslında ulaştığım belgelerle Gökçek ve çevresindeki yakınçağ siyasal tarihin rezilliklerini açığa çıkarıyorum.Ama biraz da bu kitabı yazarken girdiğim duygu ve düşünceleri anlatmak istiyorum.Bakın dün FETÖ ile iş tutanlar, onların kilometre taşlarını döşeyenler, belediye kaynaklarını bilerek ve isteyerek onlara aktaranlar bugün elini kolunu sallayarak dolaşıyor, yüzleri kızarmadan da yaptıklarını perdeleyebilmek için herkese türlü iftiralar atıyorlar.Neden?Sırf zengin ve AKP'li "gözüktükleri" için mi?Hayır.Bütün herkes biliyor ki "parsel parsel" davasına başlanırsa işin arkası çorap söküğü gibi gelecek. Gelmek zorunda kalacak."Kontrol edilemez" bir adaletsizlik ortaya çıkacak. Gökçekler yargılanırken başka siyasetçiler için "neden onlar da yargılanmıyor" denilecek.Fakat bugün görüyoruz ki bu "geri çekilmeyi" anlamayanlar ne ile uğraştıklarının farkında değil. Devlet, hiçbir zaman böyle bir mantığa sahip olmadı."Parsel Parsel" kitabını okuduğunuzda gerçeklerin bir gün mutlaka ortaya çıkma huyunu apaçık göreceksiniz.