Türkiye'den köşe yazarları
Star: Dışişleri Bakanlığı: Yunan hükümetini insan hakları ihlallerine son vermeye çağırıyoruz
Karar:
Doğal gaza 2021'de üçüncü zam
Cumhuriyet:
Ara verilen yüz yüze eğitimdeki belirsizliğin giderilmesi istendi
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Orhan Bursalı 28 Şubat tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "Fezlekeler, Meclis’e komplo kurmak mı..."başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Meclis’e savcılar tarafından gönderilmiş 1400 kadar fezlekeden, Meclis Başkanı 33 tanesini karma komisyona gönderdi. Bu iş ne zaman oldu? MHP’nin aylardır HDP’nin kapatılması konusunda ısrarla çağrı yapmasından sonra. Sözde onlar da dosya hazırlamış ve başsavcılığa kapatma için başvuracaklarmış. Fakat ana hedefleri Başsavcılık; adeta “ne duruyorsunuz kapatmak için, harekete geçsenize” şeklinde yargıya bir baskı var."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Ama şüphesiz AKP’nin işaret vermesi gerekir. Çünkü savcılık AKP’nin tavrını biliyor, parti kapatmayı zorlaştıran onlar. Fakat AKP, ortağının artan baskısına kayıtsız kalamaz. Koskoca Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini ayakta tutan, sistemi sırtlamış parti!
AKP’nin bu isteğe yanıtı fezlekeler oldu. 33 fezleke, 29’u HDP milletvekili, geri kalan 3’ü CHP’li. Sayı, ortağı tatmin edici mi bilmiyoruz, eğer savcılık kapatma için de ayrıca harekete geçerse, artık arka planda dönen pazarlıkları düşünebilirsiniz!
Evet, bu fezlekelerin neden şimdi sorusuna başka bir yanıtı daha var: Hepsi 7 yıl önceki Kobani olaylarında söylenmiş laflardan açılmış.
Peki, neden 7 yıl önce değil de şimdi? Bir suç araştırması 7 yıl mı sürer veya neden 7 yıl bekledi savcılık?
Veya başka bir soru: 7 yıl önceye kadar suç görülmeyen lafların, birden nasıl suç olduğu saptandı?
Tabii, 2014’teki olaylardan sonra açılan Kobani davasından sonuç çıkmamıştı. Çünkü o sırada iktidar İmralı ve Kandil’le “Barış süreci” içinde görüşmeler yapıyordu! 2015 seçimlerinden sonra “Seni başkan yaptırmayacağız” kampanyası sürdüren Selahattin Demirtaş milletvekili seçilmişti ve 2016’da bu davadan hâlâ tutuklu.
Kobani davası geçen yıl ekim ayında yeniden canlandırıldı, bir “gizli tanık” bulundu, PKK’den HDP’ye doğrudan talimat verildiğini söyleyen.. ve yüzü aşkın kişi ve 82 HDP’li daha davaya dahil edildi.
“Gizi tanık”lığın bu iktidar döneminde, özellikle FETÖ’cü yargıçların, savcıların egemen oldukları mahkemelerde özel bir yeri var. Buldukları kişilerin neredeyse hepsi kirli kişilerdi veya konuyla ilgisi yoktu! Düzene devam!
Bu dava şimdiki fezlekeler için iktidara elverişli bir zemin yarattı.
Lafı uzattım: Bir siyasi olayla, kararla karşı karşıyayız. 33 fezleke olayını HDP’den çok Meclis’e karşı bir komplo olarak sayan görüşe, doğrusu şapka çıkarırım!
Daha önemli noktalar var fezlekelerle ilgili gündemde hiç tartışılmayan: Fezlekelerin içeriklerine bir göz attığınızda “terör örgütü propagandası yapma”, “suçu ve suçluyu övme”, “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma”, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” gibi suçlamalarla dolu.
Konuşmaların içeriklerine sonra bakarız ama iktidar zamanında ifade özgürlüklerinin sınırları o kadar daraltıldı ki, hakaret, terör propagandası vb. davaları gökten yağıyor adeta. On binlerce cumhurbaşkanına hakaret davası var; Boğaziçili öğrencileri bile terörist olarak gören bir siyasi suç yaratma ortamındayız! İktidar ve savcılar istediklerini, alabildiğine genişletilmiş, adeta sınırsız bir suç yorumu kavramı içine sokabiliyorlar.
...***
Taha Akyol 28 Şubat tarihli Karar gazetesinde, " İYİ Parti ne yapacak?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" İktidar Bloku kendi tabanı eridikçe, yeni taktikler deniyor. Seçim Kanunu değiştirerek yeni partilerin seçimlere girmesini engellemek gibi… Seçim çevrelerini daraltıp küçük partilerin temsilini kısıtlamak gibi… Meclis’te grup kurma sayısını epey yukarıya çekmek gibi… Fakat bunlar MHP’ye de zarar verecek niteliktedir, MHP’nin ikna edilmesi zordur. Zaten seçim sistemiyle oynayarak, seçim sonuçlarının Meclis’e farklı yansıtma çabaları her zaman geri tepmiştir."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelre yer veriyor:
...***
İktidar blokunun çok önemli bir çabası da bir yolunu bularak İYİ Parti’yi ‘halletmek’tir.
İYİ Parti siyasi hayatımızda belirleyici partilerden biri haline gelmiştir. Bütün kamuoyu araştırmalarında MHP’nin önündedir.
İYİ Parti sosyolojik bir zemine dayanıyor. Şehirli değerleri ve demokratik hukuk ilkelerini özümsemiş, şiddet diliyle değil, diyalog ve müzakere diliyle konuşan bir milliyetçilik anlayışını temsil ediyor.
Siyasi mücadelede kavram fakirliği hakaret ve öfke sözlerini tekrarlayıp duran monoton bir konuşma tarzı yaratır. Tarihçi Akşener’in konuşmalarında ise akademik ve şehirli bir kavram zenginliği yanında, hiciv ve nüktelerle ilgi çeken bir üslüp var.
İYİ Parti’nin daha çok “şehirli” seçmende başarılı olması, sosyolojik bir olgudur.
İYİ Parti başarısız olsaydı “Millet İttifakı” bugünkü siyasi gücüne sahip olamazdı.
Kılıçdaroğlu, Akşener ve Karamollaoğlu arasında güvene dayalı ilişkiler şimdiye kadar sarsılmadı. Hatta yeni partilerle de iyi ilişkiler gelişiyor.
Bazı HDP’lilerin dokunulmazlıklarını kaldırma girişimi bu ittifakı bozar mı? İktidar blokunun odaklandığı konu bu.
İYİ Parti Grup Başkanı Prof. İsmail Tatlıoğlu “Önce fezlekelerin ne olduğunu göreceğiz” diyerek dosyaları yetkili kurullarda ve milletvekilleriyle görüşeceklerini söyledi.
Gerçekten her kızdığına “terörist” suçlaması yapan iktidarın sözleri hukuki veri kabul edilemez.
Dahası, soruşturma aşamasında iktidarın yargıya talimat vermesini suç olmaktan çıkaran da bu iktidardır! (18 Haziran 2014)
Demokratik dünyada bunun emsali yoktur. Geçtiğimiz hafta Meclis’e gönderilen dokunulmazlık fezlekeleri de taa Kasım 2014’teki Kobani olaylarıyla ilgilidir. Şimdiye kadar niye bekletildi?
Numan Kurtulmuş’un da “dokunulmazlıkları kaldırmak çözüm değil” şeklinde çeşitli açıklamaları oldu. Fakat orada Erdoğan’ın dediği gibi “eller kalkar iner.”
...***
Farma Çelik, 28 Şubat tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Tek sorumlu esnaf mı?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Gıda fiyatları hız kesmeden artıyor. Marketten 2 torba alışveriş yapan, "Yanlış mı hesaplandı acaba?" diye tedirgin, aldıklarını kontrol etme ihtiyacı hissediyor. Zira, iki torba şey, bu kadar tutamaz! Tutmamalı! Bileşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge birimi KAMUAR, 2021'in ilk iki ayında gıda fiyatlarındaki artışın yüzde 6,5'i bulduğunu, en çok zammın ise (Aralık 2002'ye göre) yüzde 16,5 ile süt ve süt ürünlerinde yaşandığını açıkladı."diyen yazar, yazısının devamındsa şu ifadelere yer veriyor:
...***
Son bir yılda gıda fiyatlarında yaşanan artış, yüzde 30.
Geçen yılın şubat ayına göre; Ekmek, un, bulgur, makarna fiyatlarında yüzde 24,3, Et-balık fiyatlarında yüzde 15,4, Süt ve süt ürünleriyle yumurta fiyatlarında yüzde 35,4 Meyve fiyatlarında yüzde 32,8 ve Sebze fiyatlarında yüzde 55,8 oranında artış olduğu açıklandı. Temel ihtiyaç listesinin başında olan gıdada, bir sene öncesine göre bile fiyat farkları bu kadar fazla olur da bunun bir sorumlusu olmaz mı?
Olur elbet! Kimdir peki sorumlu? Esnaf mı, yoksa yanlış politikalarla sürdürülen başarısız yönetim mi? Fiyat artışları nedeniyle, 495 firmaya -nasıl tahsil edileceği meçhul- 115 milyon lira ceza kesilmiş, günah keçisi bulunmuş görülüyor.
Peki tüm suçlu bu esnaf olabilir mi? Fiyat artışı sadece gıdada mı yaşandı sanki? Dolar, Euro bu sevilerdeyken, fiyat artışından tek sorumlu olan esnaf olabilir mi? Tarımdan ekonomiye, uygulanan yanlış politikalar bizi bu günlere getirmedi mi? Ürünler rekor fiyatlarda ama üretici de iflasın eşiğinde değil mi? Türkiye, tarımsal üretim potansiyeli en yüksek ülkelerin başında geliyor.
Ancak bu potansiyel ne kadar değerlendiriliyor? Pandemi döneminde daha net gördük ki, gelişmiş bütün ülkeler çiftçisini de esnafını da destekliyor. Türkiye de bir an evvel çiftçiyi üreten pozisyonuna getirecek, sorunlarını çözecek tarım reformlarını gerçekleştiren politikaları hayata koymalıdır. İnatlaşma siyasetiyle yapılacak gösterişli -Kanal İstanbul gibi- projeler yerine, milletine destek veren projelere yönelim gösterilmesi gerekiyor. Zira, aç vatandaş aç seçmen demektir ve aç seçmen, gösterişli projelere kanmaz, sizi koltuğunuzdan eder!
...***
Değerli dinleyiciler programımızın sonunda Parstoday Türkçe servisi yayınlarını cep telefonlarınızdan da takip edebileceğinizi hatırlatalım.Bu bağlamda Aplikasyon cep telefonları aracılığı ile Parstoday Türkçe yayınlarını canlı olarak veya arşivden istediğiniz zaman ve istediğiniz yerde dinleme imkânına sahipsiniz. Bu amaçla Parstoday, kendi yayınlarını dinlemeniz için sizlerden her hangi bir ücret talep etmemekte. Sadece “Mobile Data” sistemini kullanmanız durumunda internet bağlantısı sağlamanız için kendi cep telefonlarınıza uygun internet paketleri ücretlerini ödemeniz yeterlidir. Şimdilik hoşça kalın.012