Mart 07, 2021 11:38 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Milli gazete: Cumhur’da baraj anlaşmazlığı!

Yeniasya:

Aşı üreticisi şirketler milyarlarca dolar kazandı

Karar:

Kırmızı iller belli oldu

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Ali Bayreamoğlu 6 Mart tarihli Karar gazetesinde, "İYİ Parti’nin siyasetle sınavı"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Kabul etmeliyim ki, son dönemde değerlendirme hatası yaptığım konuların başında İYİ Parti geliyor. Akşener ve arkadaşlarının MHP’den koparak, farklı eğilimler barındıran bir merkez parti kurmalarını, güçlü ve kalıcı bir hamle olarak görmüyordum. Bu girişimin sosyolojik taban üretme bakımından sıkıntılar yaşayacağı kanısındaydım. Yanılmışım."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

...***

İYİ Parti, gerek istikrarlı siyasi söylemi, gerekse yerinde ve cesur muhalif çıkışlarıyla kalıcı bir istikamette yol alıyor, bugün itibariyle siyasi yelpazenin önemli unsurlarından birisini oluşturuyor. Lideri Akşener, git gide alfa siyasi karakter özellikleri sergiliyor, muktedir ve güven veren bir siyasi lider görüntüsü veriyor, bu çerçevede Erdoğan’a ve Bahçeli’ye etkili biçimde, üstelik merkez sağ zaviyeden kafa tutuyor. Böylece, farklı siyasi partilerin mutsuz ve arayışta olan seçmenleri için siyasi merkeze işaret ederek, bir çekim merkezi  oluşturuyor.  

Nitekim anketlerde en büyük ilerlemeyi bu parti gösteriyor. Ortalama rakamlarla ifade edecek olursak, son aylarda, destek puanını yüzde 10’dan 14’e çıkarmış, seçmen potansiyelini yüzde 40 arttırmış bulunuyor. 

İYİ Parti, siyasi ilkeleri bakımından benim meşrebimde bir siyasi parti değil. Örneğin, HDP’ye yönelik dışlayıcı tavrının, en azından şu ana kadar, muhalif siyaseti bloke eden, muhalefet eliyle normalleşmeyi yavaşlatan, merkeze yaklaşmak isteyeni dışarı iten, bu özellikleriyle kendi başına “siyaset karşıtı” bir tutum olduğunu düşünüyorum. 

Bununla birlikte siyaset çarkı, yeni siyasi girdiler ve siyasi gelişmeler,  siyasi aktörleri sık sık sınava iter ve her sınav kimlik inşasında bir tuğla oluşturur. 

Dokunulmazlıkla ilgili fezlekeler ve bir rivayet halinde dolaşan HDP’nin kapatılması meselesi siyasi partiler için böyle sınavlardan birisini oluşturuyor. Bu konularda verilecek karar, demokrasinin olmazsa olmazı temsil mekanizmasının niteliğini ve siyasi alanın varlığını doğrudan ilgilendiriyor.  

Neden sınav? 

Çünkü siyasi alanın varlığı ve niteliği testinde özne HDP.  

Muhalif siyasi partiler, bu konularda alacakları tavırla, isteseler de istemeseler de HDP’ye temas etmek zorundalar. HDP’yle ilişkiler konusunda geçiştiren açıklamaların bu durumda anlamı bulunmuyor. Örneğin İYİ Parti’nin, “HDP’yle aynı yerde olmayız, aynı masaya oturmayız” tavrının bir karşılığı kalmıyor. Zira siyaset alanı ve vesayet karşısında siyasetin hükümranlığıyla HDP konusu iç içe geçiyor, Demokratik siyaset ve Kürt temsili arasında kendiliğinden bağlar doğuyor. 

İYİ Parti’nin bu ortak sınavda yerin önemi büyük. Alacağı tavır, sonuçta etkili olsa da olmasa da, simgesel olarak rüzgarın akış yönünü belirleyecektir.

...***

Kazım Güleçyüz 6 Mart tarihli Yeniasya gazetesinde, " KHK’lılar “insan” değil mi?!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Lafı edildikten neredeyse bir buçuk yıl sonra ancak açıklanabilen ve uygulanması iki yıllık bir vadeye yayılan İnsan Hakları Eylem Planı büyük bir reform yapılmış edasıyla sunulup parlatılmaya çalışıldı; ama özellikle 15-20 Temmuz sürecinde yapılan ve hâlâ yapılmaya devam edilen alabildiğine yaygın ve yoğun hak ihlalleri ortadayken ve dahası açıklanan planda bunların telafisine dair tek bir satır dahi yokken bunların bir anlamı yok."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Hukuksuz OHAL KHK’larıyla sebebiyet verilen ağır hukuk enkazını hâlâ görmezlikten gelip böyle bir sorun yokmuş gibi davranmaya devam eden bir anlayış ve yaklaşımla insan haklarından söz edilmesinin hiçbir şekilde inandırıcılığı olamaz. Onun için de zaten hiç kimse inanmıyor ve itibar etmiyor.

“Masumiyet karinesini koruyucu tedbirlerin ve lekelenme hakkının kapsamını genişletiyoruz” diyen, ama 15-20 Temmuz sürecinde çıkarılan hukuksuz KHK’larla masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı çiğnenmiş onca insanın mağduriyetini görmezden gelmeye devam eden bir planın vicdanlarda makes bulup kabul görmesi mümkün mü?

O KHK’lar ki, nice insanın sorgusuz sualsiz, neyle suçlandığını dahi bilmeden ve öğrenemeden, savunma yapmasına da fırsat ve imkân verilmeden, kazanılmış bütün hakları gasp edilerek ihracına ve bütün çoluk çocukları, aile efradları ile birlikte hayatlarının mahv u perişan edilmesine sebep olmuş...

Darbeyle de, terörle de uzaktan yakından hiçbir alâkaları olmadığı halde darbecilik ve teröristlikle suçlanarak tutuklanan, kriteri meçhul kategorilere göre belirlenmiş fiks cezalardan biriyle mahkûm edilen ve bir kısmı, yasal infaz süreleri dolduğu halde hâlâ tahliye edilmeyen insanlara ve ailelerine reva görülenler ayrı bir bahis.

Ve bu yapılanların, bu insanların ailelerindeki küçük çocuklara ve gençlere yaşattığı; bütün hayatlarını etkileyecek ağır travmalar...

Cezaevlerinin gayri insanî şartlarında büyümeye mahkûm edilen masum bebekler; içeri tıkıldıkları yetmiyormuş gibi türlü hakaret ve aşağılamalara hedef yapılan anneler; onca insanî ve vicdanî çağrıya rağmen içeride tutulmaya devam edilen ağır hasta ve yaşlılar...

Bütün bunları yok sayan bir “İnsan Hakları Eylem Planı”ndan (!) ve bunu büyük reform gibi sunan bir anlayıştan kime ne hayır gelir?

...***

Ahmet Gürsoy 6 Mart tarihli Yeniçağ gazetesinde, " İktidar oyunları nereye gidiyor?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Hiç kimse "Biz oyun üstüne oyun kuruyoruz" demiyor. "Tek amacımız iktidarda kalmak ve mümkün olan ne ise onu yapmak için öncelikle Millet İttifakı'nı bozacağız" da demiyor.Ancak siyasal eylem planı devam ediyor. Bir başka ifadeyle "toplum mühendisliği" bir çeşit "siyasal oyun kurma" ve/veya "siyasal mühendislik" çalışmaları yapılıyor diyebilirsiniz. Aslına bakarsanız bir yönüyle zevkli bir iş."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Kim bilir, belki de oyun kurucular her hamlesine yapılan karşı hamleyi gördükçe bundan büyük keyif alıyordur.Bilemem. Lakin HDP kartını İYİ Parti bozdu.  HDP, Cumhur İttifakı'nda oyun kurucuların, siyasal mühendislerin, önemli bir hamlesiydi. "Köşeye sıkıştırmama" hamlesini yaptıklarında, Millet İttifakı'nın İYİ Parti kanadının epey zorlanacağını ve ittifak içinde çatırdamaların olacağını sanıyorlardı.Olmadı. Öyle ya; herkesin aklı var, mantığı var. Akıl sahipleri sorguluyor. Dikkat ettiyseniz, sağdan soldan birer ikişer tuğla koparmanın dışında Millet İttifakı şimdilik sağlam. Her iki ittifak arasında yaşanan siyasetin tam ortasında duran ise HDP. HDP, Millet İttifakı'nın doğrudan parçası değil. Sadece iktidara mesafe koyup, desteklemediği için, muhalif tarafta durmakta. Zaten duracağı üçüncü bir alan da yok. Dolayısı ile HDP'nin kendisinden çok, seçmen kitlesi, her iki ittifakın da ilgisini çekiyor. Özellikle, bariz şekilde seçmen kayıpları yaşadığı gözlenen iktidar kanadı, HDP'ye mesafeli duran Türkiye kamuoyunu etkilemeye ve aynı zamanda HDP seçmenini yönlendirmeye çalışıyor.Eğer söylediği kadar AKP-MHP-BBP ve VP'de büyük vatan aşkı var idiyse HDP'nin suç dosyalarını 5-6 yıldır ne diye bekletiyor? Cumhur İttifakı, vatanseverlikte bir gecikme mi yaşıyor?Millî duruşta bir durgunluk mu başladı?Beka meselesi beklemeye mi takıldı?Demek ki neymiş? Mesele siyasal kurmacaymış.Geçelim. Ortama, duruma, siyasal gelişmelere ve bunların seyrine bakıldığında Cumhur İttifakı'nın işi bir hayli zor. Ne Anayasa teklifi kabul gördü, ne İnsan Hakları açıklaması.Neden görmedi?Çünkü inandırıcılıklarını kayıp ettiler. Son çıkışları şu:İnsan hakları.Sivil anayasa.İnsan haklarında esas olan ne varsa hemen hepsi zaten mevcut anayasada ve kanunlarımızda var. Asıl herkesin yok saydığı, çok daha önemli görmezden gelinen haklar var. Atacaklarsa onlara el atsınlar.Mesela?Mesela adam, kadını on iki yerinden bıçaklıyor. Bir bakıyorsunuz "tutuksuz yargılanmak üzere" serbest kalmış.Peki, yaralanan, vücut bütünlüğü bozulan, yaşam kalitesine zarar verilen o insanın hakkını kim koruyacak? Yaşadığı mağduriyetlerin karşılığı, verilen ertelenmiş hukuki kararlardan mı ibaret?İşte asıl insan hakları bu ve benzerleri.