Mayıs 07, 2016 16:24 Europe/Istanbul

İslam dininin izleyenleri arasında en saygın şahsiyetlerden biri İmam Ali’dir –s–. İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İmam Ali’nin –s– seçkin şahsiyeti hakkında şöyle diyor:

Emirülmümin’in –s– şahsiyeti veladetinden şehadet anına kadar, tüm devirlerde istisna bir şahsiyettir. O hazret Kabe’nin içinde doğdu ve ne o hazretten önce ve ne de sonra bugüne kadar böyle bir hadise yaşanmadı. İmam Ali’nin –s– şehadeti de yine camide ve mihrapta gerçekleşti. Bu iki nokta arasında da Emirülmüminin Ali’nin –s– yaşamının her anı Allah yolunda cihat ve sabırla beraberdir, marifet ve basiretle beraberdir, ilahi Rıza yolunda hareketle beraberdir.

Emirülmüminin Ali –s–, bu emsalsiz şahsiyet daha altı yaşındayken Allah Resulü –s– onu Ebi Talib’in evinden kendi evine getirdi ve böyle o hazret ilahi tedbir sayesinde çocuk çağında İslam Peygamberi’ne –s– emanet edildi. İmam Ali –s– Resulullah’ın –s– elinde ve o hazret tarafından yetişti ve büyüdü. İmam Ali –s– daha sonraları da Allah Resulü’ne –s– vahiy nazil olduğu anda ve o hassas sıralarda Hira mağarasında Resulullah’ın –s– yanında bulunan tek kişiydi.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei bu konuda şöyle diyor:

İmam Ali’nin –s– gençlik ve ergenlik çağının başında Bi'set sırasında ve Allah Resulü’nün –s– Bi'set’inden doğan hadiselerin esnasında Emirülmüminin –s– daima Allah Resulü’nün –s– yanındaydı ve İmam Ali –s– tüm bu hadiseleri bizzat tecrübe etti. Bi'set’in ilk gününden itibaren ve Allah Resulü –s– risaletini ilan ettiği andan itibaren saldırılar ve zorluklar da başladı.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei şöyle devam ediyor: Emirülmüminin Ali –s– 192 sayılı ünlü hutbesinde şöyle buyurur: Anasının peşinden giden bir kuzu misali sürekli Resulullah’ın peşindeydim ve kendisini izliyordum. Allah Resulü –s– her gün ameli ve ahlakı ile bana yeni bir ders ve yeni bir bilim öğretiyor ve benden ona amel etmemi istiyordu. Allah Resulü –s– her yıl bir süre Hira mağarasında yaşıyordu. Ben de onu ziyarete giderdim. Hane ehlinin tümü müslüman olan tek ev, bizim evimizdi. Peygamber vardı, Hatice vardı ve ben vardım. Ben Peygamberlik nurunu görüyor, nübüvvetin ıtrını kokluyordum.

Evet, İmam Ali –s– çocukluk çağında Allah Resulü’ne –s– iman eden büyük bir insandı. O hazret Resulullah –s– ile namaz kıldı, Resulullah –s– ile cihat etti ve hakkı ikame etmek, Allah dinini ikame etmek ve İslam’ı korumak için tüm çabasını bu arenada sarf etti.

Hepiniz İmam Ali’nin –s– çeşitli dönemlerde sergilediği cesaret ve mertliği hakkında bir çok şey duymuşsunuzdur. O hazretin has ibadetleri, Hak tealaya huşu etmesi ve O’na gönül vermesi, Hayber kalesinin kapısını kırarken sergilediği gücü, kılıcının keskinliği, hakkı hak sahibine ulaştırmakta ciddiyeti ve hiç bir zorbaya boyun eğmemesi ve haraç vermemesi hakkında bir çok şey duymuşsunuzdur.

İmam Ali –s– hiç bir savaşta düşmandan kaçmadı ve yine o kadar yiğitti ki hiç bir düşmana arkadan saldırmadı ve kimseyi bu şekilde öldürmedi. Tüm bu cesur duruşların yanında mizah anlayışı, narin ve mihriban yüreği ve özellikle yetimlere karşı şefkatı, İmam Ali’den –s– tarih boyunca emsalsiz bir insan yarattı ve o hazreti İslam Peygamberi’nden –s– sonra mertlik ve cesurluk alanında eşsiz bir abide yaptı.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İmam Ali’nin harikulade kişiliği hakkında şöyle diyor:

Emirülmüminin Ali’nin –s– okyanus kadar derin şahsiyetini, o hazret gibi gayb kaynağı ile irtibatı olan ve ilahi feyzlerden onun gibi feyz alanlardan başka hiç kimse idrak edemedi, edemez de. Bizim gördüklerimiz ise işin görece yüzüdür, işaretlerdir. Bizler baktığımızda Emirülmüminin’den –s– gördüklerimiz nedir? Onun cesareti, ibadeti, mertliği, ilahi emri maruf ve nehyi münkirlere bağlılığı, fedakarlığı, zamanı iyi tanıması, insanları iyi tanıması, şefkat ve zayıflara karşı yufka yüreği, zalimlere ve asilere ve despotlara karşı acımasızlığı, halk arasında adalete vurgu yapması, zulüm ve zalime düşman olmasıdır. Tüm bunlar bu derin okyanusun sadece görünen yüzüdür. Şimdi düşünün şu yüzeyde görünenler bile ne kadar karmaşık, güzel ve şaşırtıcıdır. Acaba tüm bu sıfatları bir arada taşıyan birini bulabilir misiniz? Emirülmüminin –s– böyle bir insandır işte. Bunu sadece şii müslümanlar söylemiyor. Bunlar tarihin kesin ifadeleridir ve Emirülmüminin’in –s– düşmanları bile bunu itiraf etmiştir.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei beyanatının devamında hatta İmam Ali’nin –s– en acımasız düşmanı Muaviye bile o hazretin faziletlerini itiraf ettiğine belirterek şöyle diyor:

Bir gün Muaviye meclisinde adamın biri yalakalık etmek için Emirülmümin –s– hakkında kötü bir laf etti. Muaviye o adama çok öfkelendi ve Emirülmüminin –s– hakkında iyi bir söz söyledi. Emirülmüminin’in –s– şehadetinden sonra bile ne zaman o hazretin arkadaşlarından biri Muaviye’ye uğramak zorunda kalırsa, Muaviye onlardan Ali’den söz etmelerini isterdi. Onlar da anlatırdı. Hatta rivayetlerde Muaviye’nin bazen ağladığı anlatılır. İşte şaşırtan da budur. Çünkü herkes Muaviye’nin Ali –s– ile düşmanlığını bilmektedir. Bunu herkes bilir.

Evet, İmam Ali –s– gibi seçkin bir şahsiyeti mutlaka tanımak gerekir ve o hazreti tanımak için en iyi yollardan biri, Nehcül Belağa adlı eseri okumaktır. Bu kitap İmam Ali’nin bazı hutbelerini, sözlerini ve vecizelerini içeriyor. Ancak İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei’ye göre sadece İmam Ali’nin –s– sözlerini okumakla yetinmemeli ve bunun yanında o hazretin yaşamını ve tarihini de öğrenmeliyiz. Bu konuda Ayetullah Hamanei şöyle diyor: Emirülmüminin’in –s– yaşamı baştan sona derstir.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İmam Ali’nin –s– has özelliklerini beyan ederken, çağımızda önemli bir eksiklik olan iki özelliğin, yani insanları basiretlendirme ve basiret sunma özellikleri günümüz müslüman toplumların muhtaç olduğu iki özellik olduğunu belirtiyor ve şöyle diyor:

İnsan, bir insanın ve bir hükümdarın sahip olması gereken tüm iyi özelliklere sahip olan ve günümüzde bizler için en üstün özellikler sayılan Emirülmüminin Ali’nin –s– davranışları arasında bulduğu en önemli özellikler, basirete muhtaç olan insanları basiretlendirme ve basiret sunma özelliğidir. Yani ortamı aydınlatmak, tüm devirlerde, bu sonsuz cesaret, bu muazzam fedakarlık, hepsi insanları bilinçlendirme ve düşünce ve imanlarını derinleştirme yolunda kullanılmıştır.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İmam Ali’nin –s– basiretlendirme özelliği hakkında bir örnek vererek şöyle devam ediyor: Saffeyn savaşı sırasında karşı taraf yenileceğini anlayınca, savaşı durdurmak için Kur'an'ı Kerim’i mızrakların başına geçirdi. Bazıları Emirülmüminin’in –s– yanına geldi ve savaşı bitirmesi ve teslim olması için baskı yaptı. Bunlar Kur'an'ı Kerim’i gündeme getirdi. Bu çok sinsice bir amelde, çok acayip bir şeydi. Ancak İmam Ali –s– sahabeye şöyle buyurdu: Siz yanlış düşünüyorsunuz. Sizler bunları tanımazsınız. Bugün Kur'an'ı Kerim’in hükmetmesini ileri süren bunlar Kur'an'ı Kerim’e inanmayan kişilerdir. Ben bunları çok iyi tanırım. Ben bunların çocukluğunu bilirim, yetişkinliklerini de gördüm. Bunlar çocukluk çağında en kötü çocuklar ve yetişkinliklerinde de en kötü erkeklerdir. Bunlar Kur'an'ı Kerim’e inanmaz, sadece ne zaman sıkıntıya düştüklerini anlarsa, Kur'an'ı Kerim’e sarılır.

İmam Ali’nin –s– özellikleri hakkında bir çok şey yazılmıştır, fakat o hazreti tanımak için Allah Resulü’nün –s– hakkında şu ifadeyi sarf ettiğini bilmek yeterlidir. Resulullah efendimiz –s– şöyle buyurur: Rabbim kardeşim Ali için o kadar çok fazilet verdi ki saymakla bitmez.

Eğer Allah Resulü –s– İmam Ali’nin –s– sıfatlarını beşeriyet için saymakla bitmeyen sıfatlar olarak beyan ediyorsa, bunan anlamı, İmam Ali’nin –s– faziletleri ve sıfatları sıradan insanın akıl ve şuuruna sığmayacak kadar fazla olduğudur. Buna göre de İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İmam Ali –s– hakkında çok konuşulduğunu, fakat tüm hakikatler beyan edilmediğini ve Emirülmüminin’in –s– faziletleri hakkında yazılanların veya beyan edilenlerin o hazretin tüm faziletlerini yansıttığını belirtiyor.

Ayetullah Hamanei şöyle diyor:

Emirülmüminin Ali –s– Allah için ve Allah yolunda çocukluk çağından şehadet anına kadar bir an olsun mücadele etmekten geri adım atmadı ve tüm varlığı ile Allah yolunda arenaya ayak bastı.