Türkiye'den köşe yazarları
Karar: Davutoğlu: Bu yıl erken seçim olabilir
Star:
Emekliye ikramiye müjdesi
Cumhuriyet:
Vaka sayısını düşürmek için alınan tam kapanma çalışanı da esnafı da işvereni de zora soktu
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
İbrahim Kahveci, 27 Nisan tarihli Karar gazetesinde, "Varlıktan yükümlülüğe araziden arsaya"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Merkez Bankası Başkanının son konuşmasından iki bölüm: “Bankaların, piyasaların ihtiyacı olan TL’yi Merkez Bankası karşıladı. ‘Merkez Bankası’nın kaybolan rezervleri’ diyorsunuz ya, o rezervler sadece yer değiştirdi. Merkez Bankasının rezervleri varlık ve yükümlülük olarak yer değiştirdi.” Şimdi kendinize sorun: Varlığınızın mı olmasını istersiniz, yoksa eksi yükümlülüğe mi düşmek ister misiniz?"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Evet, Merkez Bankasında hala döviz var. Hatta altın rezervi de bulunuyor. Ama eskiden 120 TL’si varken bunun 70 lirası bankaların verdiği para örneği gibi yükümlülüktü. Kalan 50 TL ise Merkezin öz be öz dövizini oluşturuyordu.
Şimdi yine brüt rezerv denilen bir döviz var ama artık varlıkta görülenler de bir yükümlülük oldu. Yani şimdi kasada 70 TL gözüküyor ama artık yükümlülükler 120 TL oldu. Kalan 50 TL ise sizin öz be öz borcunuzu oluşturuyor.
Durum budur.
Net varlıklar gitmiş ve yerine net borçlar gelmiştir. Yani yükümlülükler..
İşte değişen budur diyor sayın başkan.
Başkanın konuşmasında bir bölüm daha var ki, asıl durumu özetleyen yer orası. Bakın konuşmayı tane tane aşağıda veriyorum:
“Yurtdışı yerleşikler ucuz ya da pahalı alıp parasını gününde gitmiştir. Türkiye hiçbir şekilde bir temerrüde düşmemiştir. Bunun sağlıklı işlediğini şuradan görebiliriz: Daha sonra faiz yükseldiğinde yabancılar yine gelmiştir. Başkan değişikliğinden sonra alıp yine gitmiştir... Bazı şeyleri tartışabiliriz ama insanlar Türkiye’ye istediği zaman parasını getirip istediği zaman da parasını alıp gideceği bir ortamın olduğunu biliyor ve yaşıyorlar.”
Şimdi konuyu çözelim:
“Faiz yükseldiğinde yabancılar gelmiştir” bölümü: Naci Ağbal’ın Kasım 2020’de MB Başkanlığına getirilmesi sonrası faizler reel olarak yükselmiştir. Reel faiz ve kararlı MB tutumu sonucu yabancılar yeniden gelmeye başlamıştır.
Şimdi gelelim ikinci kısma.
“Başkan değişikliğinden sonra alıp yine gitmiştir (Yabancılar)”
Sizce yabancıların yüksek faiz devam etmesine rağmen BAŞKAN değişikliği ile yine gittikleri dönem ne zamandır? Elbette Naci Ağbal’ın gitmesi ve Kavcıoğlu’nun gelmesidir. Bir Merkez Bankası Başkanı düşünün ki, kendisinden önceki başkan döneminde yabancıların geldiğini ama kendisinin koltuğa oturması ile yabancıların gittiğini söylesin. Ben sadece tebrik ediyorum. Varlıktan yükümlülüğe geçmenin ardından bir de araziden arsaya geçmemiz gerekiyor. Zaten varlıktan yükümlülüğe geçmemizin en güçlü nedeni beton sevdası değil miydi?
Ülkemizin içeriden içeriye üretim gücünü bitiren bir beton aşkımız var. Hatta toprağı-araziyi tarım ve gıda üretimi olarak görmek yerine arsa-konut olarak görebilme sevdamız var.
...***
Mustafa Yalçıner, 27 Nisan tarihli Evrensel gazetesinde, "1 Mayıs: Güvenceli iş, ekmek ve özgürlük için!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Nereden, nasıl bakarsa baksın, işçinin 1 Mayıs’a ihtiyacı var. Halkın da. Ve ülkenin de. Geceleri aç kalmadan, gündüzleri ve bütün vardiyalarda sömürülmeden insanca yaşayacaksa işçi ve bu halk, en başta birleşmeye ihtiyacı var. 1 Mayıs’tan daha iyi birleşme olanağı mı var? 1 Mayıs, sadece Türkiye’de değil, dünyada İşçilerin Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Birleşmeden, dayanışmadan ve mücadele etmeden edebilir mi işçi? Emeğiyle geçinenler, emekçi halk birleşmeden durabilir mi?
Böyle mi gitsin? Değişmesin mi? İşçi ve emekçi halk üretsin kapitalistler mi semirsin? Hele şu tekelci patronlara bakın; işçi çalışsın onların kasaları mı tıka basa dolsun? Hem de şu salgının ortasında. Sömürülme bir yana, işçiler fabrikalarda Koronadan beşer onar ölürken kârlarına kâr katanlar işçinin ölüsünden bile beslenmeye devam mı etsinler?
Şaka değil. Geçtiğimiz kasımda hem de Türkiye’nin en büyük kapitalistlerinden biri olan Koç’un fabrikası Ford Otosan’da çalışan yaklaşık 10 bin işçinin 1383’ü koronaydı. 7 işçiden biri yani! Peki, tam da bu dönemde Koç Holding'in net kârı ne alemdeydi dersiniz? 1 milyarın üzerinde gerçekleşti ve tam 2 kat arttı. Koç’un yabancı ortaklı Türk Traktör’ü peki? Onun kârı patladı, tam 8 kat arttı. Tam bilinen bir atasözünün yeri: Ölür müsünüz öldürür müsünüz? Şimdi salgın daha da beter üstelik!
Sorun sadece Koç değil. Kimisi zorda olan küçük patronlar bir tarafa, tekeller, zordaki şirketleri de ucuza kapatarak, ama sözcüğün gerçek anlamıyla asıl işçilerin kanını emerek büyüdükçe büyüdüler. İşçi, filesiyle, midesiyle küçüldü; küçülmekle kalmadı, öldü. Kapitalistler banka hesaplarıyla, kasalarıyla büyüdü. Zorlu’nun Vestel’i örneğin net kârını tamı tamına 17 kat artırdı. Hem de salgın döneminde!
İşçi kapitalistlere karşı birleşmesin de ne yapsın? Birleşmeden edebilir mi? “Benim 1 Mayıs’ım” deyip, Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü kaldıraç olarak kullanarak birliğini geliştirip pekiştirmekten başka çaresi var mı işçinin? Ve mücadele etmekten başka?
...***
Ufuk Tutan 27 Nisan tarihli, Aydınlık gazetesinde, " 'Kripto para’nın politik ekonomisi"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Geçen haftadan beri gündemde olan “kripto para” konusunu sadece TCMB’nin koyduğu yaptırımlar ya da batırılan birikimler açısından değil tanım, kurumsallık ve politik ekonomi açısından da ele almak gerekmektedir. Konu yalnızca ulusal zeminden değil uluslararası açıdan da ele alınmalıdır. Bu tür çok yönlü konuları analiz ederken evvela bu olgunun tanımı nedir diye sormak konuyu kavramamızda kolaylık sağlayacaktır. Kripto para gerçekten para mıdır?"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Bir finansal aracın para tanımını alması için paranın üç temel işlevini yerine getirmesi gerekmektedir. 1) Değer ölçüsü 2) Değişim aracı 3) Değer saklama işlevi.
Kripto para denilen bu finansal araç, bu üç temel işlevin sadece Değer saklama işlevini yerine getirmektedir. Diğer ikisini ise diğer para birimleri üzerinden sağlamaktadır ki bu durum Kripto paranın aslında bir para birimi olmadığına işaret etmektedir. Değer saklama işlevi sebebiyle de geçen hafta içinde TCMB tarafından bir finansal varlık aracı olarak tanımlanmıştır; ancak, hafta sonu TCMB Başkanı Kavcıoğlu, bu finansal aracın tanımının dahi henüz belirsiz olması sebebiyle şevhen finansal varlık dediklerini ifade etmiştir.
Kripto paranın gerçekten para olmadığı artık anlaşılmıştır. Bu finansal aracın kurumsal bir düzeni var mıdır?
Tanımı olmadığı gibi kurumsal bir düzeni de yoktur. İlgili teknolojiye sahip olan herkes herhangi bir ehliyeti ve sertifikası olmadan bu finansal aracı üretebiliyor. Denetimi de olmadığı için gerçeği veya sahtesi herhangi bir web sitesi ya da mobil uygulamalar aracılığıyla kolayca satılabiliyor. Üstelik ne ulusal ne de uluslararası seviyede kurumsallaşmış standart bir üretim, satış ve depolama yöntemleri henüz tanımlanmadığı için denetimi ve kontrolü de imkansız...
Aslında, şifrelenmiş, gizli saklı, zapt etmesi zor da olsa alabildiğince özgür bir finansal araç olması sebebiyle dünya çapında kitlesel bir kabul görmeye de hızla başlamış olduğu anlaşılmaktadır. Çok kısa süre içinde neredeyse 2 trilyon ABD dolarını aşkın bir işlem hacmine ulaşmıştır ve durdurulmazsa geometrik bir hızla büyüyecektir. Şu anki işlem hacmi dahi Türkiye’nin GSYİH’sının neredeyse üç katıdır…
Borsalardan, tahvillerden, sıcak para fonlarından kriptoya kaymalar başlayınca da küresel kayıtlı ya da kayıtsız varlıkların gelecekteki kontrolü riskli hale gelme endişesi başlamış olduğu anlaşılmaktadır. Üstüne üstlük uluslararası kara para aklayıcıların da hızla bu sürece girdiği ve girmeye devam edeceği gerçeği vardır.
...***
Değerli dinleyiciler programımızın sonunda Parstoday Türkçe servisi yayınlarını cep telefonlarınızdan da takip edebileceğinizi hatırlatalım.Bu bağlamda Aplikasyon cep telefonları aracılığı ile Parstoday Türkçe yayınlarını canlı olarak veya arşivden istediğiniz zaman ve istediğiniz yerde dinleme imkânına sahipsiniz. Bu amaçla Parstoday, kendi yayınlarını dinlemeniz için sizlerden her hangi bir ücret talep etmemekte. Sadece “Mobile Data” sistemini kullanmanız durumunda internet bağlantısı sağlamanız için kendi cep telefonlarınıza uygun internet paketleri ücretlerini ödemeniz yeterlidir. Şimdilik hoşça kalın.012