Mayıs 12, 2021 06:59 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: AKP'nin kadroları uçuk maaş alırken açlık sınırındaki binlerce hane yaşam mücadelesi veriyor

Star:

Hamas'tan İşgalci İsrail'e misilleme

Milli gazete:

Liselerde sınavlara yeni düzenleme

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Erdal Sağlam 11 Mayıs tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "Bakan Elvan ‘güven boşluğu’nu dolduramadı"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Hazine ve Maliye Bakanı Lütfü Elvan’ın, kendisinden beklenen “ekonomideki güven boşluğunu doldurma” fonksiyonunu yerine getiremediği görülüyor. Elvan’ın son konuşmalarında teknik olmaktan uzaklaşıp iyice siyasi polemiğe kaydığı gözlenirken, son olarak “enflasyon ölçümü yapan bağımsız kuruluşlara suç duyurusu” açıklaması, güven kaybında önemli rol oynadı."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

...***

Geçen kasımda Berat Albayrak’ın görevden alınması üzerine göreve gelen Elvan’ın, Merkez Bankası Başkanlığı’na getirilen Naci Ağbal ile birlikte rasyonel ekonomi politikalarına dönüş açıklamaları, ekonomi çevrelerinin umutlanmasına yol açmıştı. Geçen sürede para politikasına verilen ağırlık nedeniyle Naci Ağbal güven açısından öne çıkarken, Ağbal’ın ayrılmasından sonra Bakan Elvan’ın bu boşluğu doldurması bekleniyordu.

Ağbal’dan sonra bir süre sessiz kalan Elvan’ın 128 milyar dolarlık rezervin eritilmesine ilişkin savunmaya geçmesine rağmen “Merkez Bankası rakamları açıklamalı” demesi, ekonomi çevrelerinde “hâlâ güven duyabiliriz” yorumuna neden olmuştu. Ancak son dönemde Bakan Elvan’ın daha sıklaşan demeçlerinde döviz rezervinin eritilmesi kampanyası için sadece muhalefeti suçlayıp, piyasayı tatmin edici açıklamalar yerine siyasi polemiğe ağırlık vermesi, güven kaybında önemli rol oynadı. Bir başka deyişle “Bakan Elvan’ın Ağbal’ın ayrılmasından sonra güven konusunda daha fazla sorumluluk alıp yerine getirmesi” bekleniyordu, bu olmadı.

Peki, Bakan Elvan’ın ekonomiye bakışı bilinirken, neden kendisinden beklenen biçimde davranamıyor?

Bunun en büyük nedeninin Cumhurbaşkanı’nın tavrı olduğu kesin. Ağbal’ın görevden alınması bile tek başına, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kasım ayında belirttiği politika değişimini sağlamaya aslında niyeti olmadığını gösterdi. Bununla birlikte eski bakan Berat Albayrak’ın kendisi bizzat görev almasa bile kabineye ve özellikle ekonomi bürokrasisine ağırlığını koyduğu görülüyor. Bu arada 128 milyar dolarlık rezervin eritilmesi konusunda AKP’nin zorlandığı ve panik havasını dağıtmak için Bakan Elvan’ın yeterince partiyi savunmadığı havasının oluşturulması da belli ki bakanı hataya zorluyor.

Bakan Elvan’ın birlikte çalışmak istediği ekibi kurmak arzusunda olduğu ama buna izin verilmediğini biliyoruz. Bir bürokratın dediği gibi “Bakan sadece özel kalem müdürünü değiştirdi, bir danışman alabildi, istemesine rağmen hiçbir değişiklik yapamadı”. Yani yardımcıları dahil, üst düzey bürokratları bile atama inisiyatifi kendisine tanınmış değil. 

...***

İbrahim Kahveci, 11 Mayıs tarihli Karar gazetesinde, " Garip bir TÜİK hesabı"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Sorun tespit edemezseniz sorunu çözemezsiniz. Doğru bir tespit için doğru veri gerekir. Şimdi olayımıza bakalım. TÜİK Mart 2021 işgücü verilerini açıkladı. Toplam çalışan sayısı yeniden 28 milyon sınırına dayandı. Yani işler bir bakıma iyi. Hatta 2015 sonrası işlerin bu derece toparlandığını görmemiştik. Çok sevindirici bir gelişme."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yere veriyor:

...***

Zaten Mart ayında elektrik tüketimi de yüzde 15,74 artış gösterdi. Sanayide çalışan sayısı da ilk kez 6 milyon sınırını aştı.

Sadece bir ayda sanayide çalışan sayısı 411 bin kişi artış göstermiş. Muhteşem bir rakam.

2014-2017 arasında 5,3 milyon aralığına sıkışan, 2017-2019 döneminde ise 5,5 milyona dayanan ama sonra krizde 5,3 milyonun dahi altına düşen sanayideki çalışan sayısı bu ay mükemmel bir sıçrayış yaptı. Hatta toplam çalışan sayısındaki payı da yıllar sonra yeniden yüzde 22,0 sınırını aşmış oldu.

Veriler gayet güzel.

Ama arka plana baktığımızda epeyce kafa karışıyor.

Mesela sadece sanayi sektöründe 411 bin kişi iş buluyor ama bu işin tamamından fazlasını erkekler buluyor. Hatta sanayi sektöründe 83 bin kadın işini kaybederken, yerlerine 494 bin erkek işe giriyor. Böylece net istihdam artışı 411 binde kalıyor.

Oysa sadece 1 ay önce; yani Şubat 2021’de sanayi sektöründe 184 bin erkek işini kaybederken, 56 bin kadın iş bulmuştu.

Mart ayında yaşanan erkek devriminin tam tersi bir kadın devrimi şubat ayında yaşanmış. Öyle yaşanmış ki, tarım sektöründe de şubat ayında 256 bin erkek işini kaybederken sadece 41 bin kadın işini kaybetmişti. Yani şubat ayında tarla bile erkeğin yüzüne gülmemişti...

Toplam sayıları söyleyelim:

Şubat ayında 130 bin erkek işini kaybederken 165 bin kadın iş bulmuştu. Oysa Mart ayıda iş tam tersine döndü ve 778 bin erkek iş bulurken 21 bin kadın işini kaybetmiş oldu.

Ocak ayında 788 bin

Şubat ayında 35 bin ve

Mart ayında 757 bin toplam çalışan sayısı artıyor.

Ama genç nüfus şubat ayında 222 bin iş kaybı yaşarken mart ayında 285 bin kişilik iş buluyor. Böylece son 3 ay içerisinde 24+ yaş nüfusun iş bulma oranı yüzde 5’lerde kalırken, 15-24 yaş grubunda genç nüfusun iş bulma oranı yüzde 10’lara yaklaşıyor.

Burada temel sorun 24+ yaş grubu kadınlarda. Ama bu sorunun kaynağı da Mart ayında 24+ yaş grubu kadınlarda 120 bin kişinin işini kaybetmiş olması.

Burada da şu noktayı belirtelim: Şubat ayında toplamda 165 bin kadın iş buluyor. Ama şubat ayında 15-24 yaş grubu genç kadınlarda 77 bin kişi işini kaybediyor. Oysa ayı o zamanda 24+ yaş grubu 242 bin kadın iş buluyor. Şubat ayında genç kadınların iş kaybetmesine karşılık bu sefer de Mart ayında genç kadınlar iş bulurken 24+ yaş grubu kadınlar iş kaybediyor.

...***

Esfender Korkmaz 11 Mayıs tarihli Yeniçağ gazetesinde, " İşsizlik siyasi iktidarın umurunda değil"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Mart 2021 işsizlik oranları açıklandı; Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış işsiz sayısı geçen yılın Mart ayına göre 59 bin kişi artarak 4 milyon 236 bin kişi oldu? İşsizlik oranı ise aynı aylarda 0,1 yüzdelik puan düşerek, yüzde 13,1'den, yüzde 13'e geriledi. İşsiz sayısının artmasına rağmen işsizlik oranının artmasının nedeni, aynı dönemde bu oranda paydayı oluşturan iş gücünün daha yüksek, 30,3 milyondan 32,3 milyona yükselmesi, yani iki milyon artmış olmasıdır."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Tarım dışı işsizlik oranı yüzde 14,9 oldu. Tarım sektörü gizli işsiz barındırdığı için, tarım dışı işsizlik oranı daha gerçekçidir.

İşsiz ve potansiyel iş gücünün bütünleşik oranı yüzde 21,2 oldu. Bu oran TÜİK standartlarına göre iş aramayan işsizleri de kapsıyor.

Atıl iş gücü oranı, yüzde 25,8'e geriledi. Yani 8 milyon 407 bin kişi atıl iş gücü olarak kabul ediliyor.

Siyasi iktidar iş yaratmak yerine, her iş yeri bir kişi alsın diyerek veya işçi çıkarmayı yasaklayarak, TÜİK de işsiz tarifini değiştirerek, işsizliği halının altına süpürüyor.

Gerçekte işsizliğin nedenleri açıktır… Birkaç temel nedene bakarsak;

İşsizliğin artmasının başta gelen nedeni, üretimde kullanılan ithal girdi oranının yüksek olmasıdır. 2001 yılından itibaren, IMF ve IMF'ciler tarafından Türkiye bu temel raydan çıkarıldı ve ekonomi istihdam yaratmayan ve ithalata dayalı bir büyüme kulvarına sokuldu. Bunun için ithal girdi payını düşürmek gerekir. Gerekirse devletin piyasaya girmesi gerekir.

İstihdam üstündeki vergi ve prim yükleri yüksektir.

Yüksek istihdam yükü, kayıt dışılığı özendiriyor. İşveren kayıt dışı çalışmayı risk almaya değer görüyor.

İnsan gücü planlaması yapılmıyor. Ara eleman, teknik eleman, hemşire ve doktor talebi yüksek olduğu halde, eğitimde iş gücü planlaması olmadığı için yeterli eleman bulunamıyor. Buna karşılık ideolojik ve popülizm kaynaklı daha kolay ve ucuz eğitim yapılıyor ve bu alanlarda iş gücü arzı fazlası birikiyor.