Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: Esnaf ise belirsizliğin ortadan kaldırılmasını istedi
Star:
Vaka sayılarındaki düşüş sürüyor!
Karar:
Turizm çalışanlarından Bakan'a istifa çağrısı: Kulaklarına küpe taktığınız köleler değiliz
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Akın Aydın 15 Mayıs tarihli Yenimesaj gazetesinde, “Helal etmiyorum”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Sayın Erdoğan'ın, "Kısıtlamalardan etkilenen esnafımızın bir kısmı ile turizm sektörümüze de bu zor dönemde ayakta kalabilmeleri için her türlü desteği vermenin gayreti içerisindeyiz. Buna rağmen sıkıntıya düşen insanlarımız, esnafımız, çalışanımız olduysa hepsinden helallik istiyoruz" cümlesi bir anda gündem oldu. Birçok siyasi parti lideri bu sözleri değerlendirdi.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
İtiraf edeyim ki bana göre tek gerçekçi bakış BTP lideri Hüseyin Baş'tan geldi.Sayın Baş sosyal medyadan paylaştığı mesajında şöyle diyordu:"Desteklerinize rağmen sıkıntıya düşen kimse olmadı Sayın Cumhurbaşkanım. O yüzden öyle demeyin, kendinize haksızlık edersiniz. Sıkıntıya düşen herkes, destek olmadığınız için sıkıntıya düştü. Destek olduklarınızın rahatı gayet yerinde..."Anlayamayanlar için örnek vereyim. İşsiz, mecburi izinli vatandaşımız 50 TL günlük ile hayatta kalma mücadelesi verirken ülkemizin milyoner sayısı son bir yılda yüzde 35 artışla 332 bin 94 kişiye çıkıyor. Servetleri ise 552 milyar 552 milyon TL yükselterek 2 trilyon 99 milyar 361 liraya çıkmış.Sayın Cumhurbaşkanımızın bu isteğine vatandaş ne diyor? Vatandaşımız hakkını helal ediyor mu? İşte sosyal medyadan aldığım birkaç helallik!"Bir kısım esnaf hakkını helal edemez çünkü intihar ettiler. Helal etmiyorum.""9 yaşındaki çocuktan 900 TL cezayı istediniz, kocasının şirketinden 100 TL'lik dezenfektanı 175 TL'ye satıp devleti dolandıran Ruhsar Pekcan'ı tebrik ettiniz. Helal etmiyorum.""Çiftçinin, alın teri ile 24 taksitle aldığı İphone 6'nın hesabını 80 kere sorup, Kürşat'ın 3 bin lira maaşla 3 milyon liralık Porsche'ye nasıl bindiğini 1 kez olsun soramayanlara hakkımı helal etmiyorum.""Cumhurbaşkanlığına alınacak yeni makam araçları iptal edilmedi. Meclis'e alınacak yeni makam araçları iptal edilmedi. 5 maaş alanların maaşları iptal edilmedi. Partilere verilen Hazine yardımları iptal edilmedi. Sonuç: Vatandaşımız hakkını helal etsin! Hakkımı helal etmiyorum.""Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir genç kendini kalite, niteliklilik noktasında ispatlıyorsa iş bulur, dedi. Zehra Zümrüt Selçuk 39 bin 423 TL huzur hakkı ile KARDEMİR AŞ'ye Yönetim Kurulu Üyesi olarak atandı. KPSS Türkiye 1'incisi Alparslan Uysal'a mülakatta 55 puan verildi ve elendi. Helal etmiyorum.""Helallik istiyorlarmış. Eskiden ormanları köylüden devletin memurları koruyordu. Şimdi köylüler ormanları, dereleri, yaylaları hükümetten korumaya çalışıyor. Helal etmiyorum."
…***
Feyzi Açıkalın 15 Mayıs tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “"Aşılıyım, zarar vermem"”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Ülkemizde turizm (de) tek merkezden yönetiliyor. Ne var ki bu merkezde turizm bileşenleri yer almıyor… Mesela Dışişleri Bakanı var ama Turizm Bakanı yok… Hatırlıyoruz; Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu 6 Mayıs’ta, “Turistin görebildiği herkesi aşılayacağız” demişti. 14 Mayıs’ta ortaya çıkan, “Aşılıyım, tatilinin keyfini çıkar” temalı reklam Çavuşoğlu’nun bu sloganı önceden bildiğini gösteriyordu.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Sosyal medya ayağa kalktı; turizm emekçisi, dolayısı ile ülkemiz aşağılanıyordu. Asıl sorgulanması gereken ülkeye giren turistin aşısı iken, güvenlikli turizm adına alındığı söylenen aşı önlemi reklamlarıyla dünyaya rezil oluyorduk.
Acaba öyle miydi? Başta turizm emekçisi olmak üzere; otelcisinden tur operatörüne, yerel yönetiminden gazetecisine kadar turizmin içinde yer alanlar söz konusu reklam ile kendilerini aşağılanmış hissediyorlar mıydı?
Öncelikle bir kez daha anımsatalım: Ülkemizde tek tip turizm yok. Örneğin Kapadokya’daki ya da Belek’teki turizm ile Alanya’daki bir değil. Böylece tek anahtar ile bütün kapılar açılamıyor…
Alanya ve benzeri, yoğunluklu kitle turizminin yapıldığı beldelerde konuk birebir yöre halkı ile iletişimde oluyor. Turizm kazançları halkın her kesimine aracısız ve çok çabuk ulaşıyor. Bu gerçek de, o yöreyi turizme göbekten bağımlı kılıyor.
Ülkeyi yöneten siyasi rejim, yalnızca döviz geliri sağladığı için kerhen desteklediği turizmden halkın, “ekmeğini bir şekilde çıkartmasını” istiyor. Bu konudaki her türlü kanunsuzluğa göz yumabileceğini hissettiriyor.
Avrupa’nın az kazanan halkını konuk ederken, tur operatörlerinin sunduğu ahlaksız teklifler sonrasındaki masraflarını karşılayabilmek için kaliteden ödün vermek durumunda olan bu tür beldelerdeki her tür işletme de, “Kim olursan gel” düsturuna mahkum ediliyor. Aslında aşağılanıyor. Böylece bırakın turizmin evrensel kurallarını, insanlık onuru da bir ölçüde rafa kalkıyor.
İşte böyle bir beldede, turizmle aşina olmayan sosyal medya erbabının şiddetle (ve haklı olarak) karşı çıktığından farklı olarak “aşılanmanın aşağılanma olduğu” söylemi çok da kabul görmüyor.
Dahası ve önemlisi, tepkiler sonrası geri çekilen bu rezalet kampanyaya yörelerin gazetecilerinden, turizm örgütlerinden, yerel yönetiminden tepki gelmemiş olmasıdır. Gidin sorun; büyük bir kaşarlıkla, “Ne yapılsaydı yani, güvenlikli turizmi başka ne yolla anlatabilirdik?” diyeceklerdir.
…***
Servet Avcı 15 Mayıs tarihli Yeniçağ gazetesinde, İktidarın en ağır krizi”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“'İktidar partisinin yönetici aklı' tamamen dağılmış durumda… Olaylar karşısında herhangi bir soğukkanlılık gösteremiyor, adeta panik halinde bir şeyler yapıyor, ondan da sonuç alamıyor…Mesela şu "128 milyar dolar nerede?" sorusuna verilen cevaplara bakın… Birbiriyle hiç ilgisi olmayan ayrı ayrı cevaplardan tespih yapılırdı!.. Maşallah bir tek "Arka cebime koydum, sana ne" diyen çıkmadı…”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Oysa bu sorunun tek bir cevabı olmalıydı ve ağız birliğiyle söylenmeliydi… Yapılamadı… Muhalefetin son yıllardaki en ciddi hamlesi karşılık buldu… Çünkü karşısında özgüven sahibi, ne yaptığını bilen, cevabı hazır, uzun yıllar ötesine inandırıcı vadeler koyan iktidar yoktu…
Aklın dağıldığına bir diğer örnek de Ticaret Bakanlığı'nın, Bakan Ruhsar Pekcan'ın eşine ait firmadan dezenfektan satın alması karşısında gösterilen tavır…
Bakan Pekcan, 'tecrübelerinden istifade edilmek' üzere görevden alındı ama muhalefetin Yüce Divan ısrarı karşılık bulmadı…
Ama ondan daha acısı, AKP Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş'ın savunmasıydı… Elitaş "Dünyayı zor durumda bırakan salgın dönemlerinde elinizde teknik imkan varken kamunun ya da ilgililerin dezenfektana ihtiyaç duyduğu bir dönemde 'Kusura bakmayın benim eşim bakan, vermiyorum' demek ne kadar doğru olurdu, onu değerlendirmek gerekir. Bakılması gereken o malın kuruma verildiği tarih ve piyasadaki fiyattır" diyerek söz konusu yönetici aklın tamamen dağıldığını bir kere daha göstermiş oldu…
Cumhuriyet tarihinde bir çok suistimal ve yolsuzluk olmuştur ama bu türden bir 'ağır pişkinlik' içeren böylesi savunmaya hiç rastlanmamıştır…
Aklın baştan gittiğine dair bir diğer örnek de CHP hakkında hazırlanan Yalan Üretim Merkezi isimli animasyon çalışmasıydı… Muhalefet partisini komik duruma düşürmek isterken bir anda kendi komik duruma düşen partide tepkiler oluştu ve animasyon silinmek zorunda kaldı…
Benzer panik hali, turist çekmeyle ilgili videoda da görüldü… Turizm Bakanlığı'nın, turistik tesislerde çalışanlar hakkında hazırladığı "Ben aşılarımı yaptırdım, sen eğlenmene bak" çalışması, aşağılanma sonucu doğursa da işte o paniğin bir diğer yansımaydı… Tepkiler üzerine o video da sosyal medyadan kaldırılmış…
"Aşılarınız tam mı şekerim?" sorusuna daha sorulmadan verilen bu iğrenç cevap da işte o aklın dağılması ve panik halinin bir diğer tezahürü…
Aklın ve otoritenin zaaf içinde olduğuna dair bir diğer örnek de Yalıkavak Marina işinde kendini gösterdi… Sedat Peker'in iddialarına cevap veren Mehmet Ağar'ın "Bugün eğer mafya buraya giremiyorsa bizim burada olmamızdandır" şeklindeki sözleri ülkede mafyaya karşı mal ve can güvenliğinin başka türlü inşa edilebildiğini göstermesi açısından dikkat çekiciydi…