Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: Soylu, Sedat Peker'in iddialarına ilişkin açıklamada bulundu
Karar:
Karamollaoğlu'ndan Soylu'ya 'tek cümlelik' tepki: Lafla peynir gemisi yürümez
Star:
Türkiye filosunu genişletiyor
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Mehmet Kara 24 Mayıs tarihli Yeniasya gazetesinde," “Siyaset-mafya tartışması” erken seçimi getirir mi?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Son günlerde “Suç örgütü lideri” olmakla aranan Sedat Peker’in yurtdışından yaptığı video paylaşımları siyasetin en çok konuştuğu konulardan. Milyonlarca kişi tarafından izlenen bu videoların her hafta yenisi yayınlanıyor. Peker’in İçişleri Bakanı Süleyman Soylu başta olmak üzere eski ve yeni siyasetçileri suçladığı videolara bazı gazeteciler de dahil oluyor. Soylu, kendisi ile ilgili iddiaların araştırılması için savcıları göreve dâvet ederken, şu ana kadar ne video paylaşımları engellendi ne de bir soruşturma açıldı. Bu yüzden pek çok soru işareti siyaset kurumuna zarar veriyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5. videodan sonra “En büyük üzüntümüz ülkemizde hâlâ çetelerden medet umacak kadar zavallılaşan, küçülen, haysiyet fukarası kişiliklerin olduğunu görmektir. Terör örgütleri gibi suç çeteleri de zehirli bir yılan gibidir. Onlarla aynı çuvala girerseniz başınıza geleceklere rıza göstermiş olursunuz” diye bir açıklama yaparken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Biz mafyayı tanımayız, mafyayı takmayız. Mafyadan da anlamayız. Çeteler, CHP’nin yoldaşıdır” sözü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Cumhur ittifakının üçüncü ortağı” benzetmesinden sonra tartışma Ankara’da siyaseti iyice hareketlendirdi. Bu konuşmaların yapıldığı gün Çankaya Köşkü’nde Erdoğan-Bahçeli görüşmesi de dikkatlerden kaçmamıştı.
Siyaset Erdoğan’ın sözlerinin mesaj verdiği kişi ya da kişilerin akıbetlerinin ne olacağı konusunu tartışıyor. Bu sözlerin istifa getirip getirmeyeceği ya da görevden almalara kadar gidip gitmeyeceği de merak konusu.
Araştırma Komisyonu kurulur mu? Elbette kurulmaz.
“Ankara siyasetini çok iyi koklayan” Fox tv eski Ankara temsilcisi gazeteci Sedat Bozkurt’un “Nasıl Peker, Erdoğan’ı sıkıntıya sokacaksa, Alaaddin Çakıcı da Bahçeli’yi sıkıntıya sokacak. Bu skandal, AKP’nin de MHP’nin de erken seçimden kaçamayacağı bir süreci beraberinde getirecek görünüyor. Çünkü bir türlü suç örgütlerinin üzerine gidemiyorlar. Çakıcı’yı neden cezaevinden çıkardılar. Peker’in AKP’ye oy toplamak için mitingler düzenlemesine neden izin verdiler. AKP ile MHP’nin suç örgütlerinden beklentileri neydi? Neye ihtiyacı vardı?” sorularını da ikinci bir not olarak aktaralım.
Özetle, mafya siyaseti sarstı, sarsmaya da devam edecek görünüyor.
...***
Yusuf Karataş 24 Mayıs tarihli Evrensel gazetesinde, " Ülkücü mafya babalarından kimler medet umuyor?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Anadolu Ajansı (AA) Muhabiri Musab Turan’ın Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’a sorduğu sorular nedeniyle işinden kovulmasından sonra Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mücahit Küçükyılmaz, sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Küçükyılmaz bu açıklamasında “Bir süredir bir mafya babasının iddialarından medet uman pek solcu, muhalif siyasetçi ve gazeteciler, bakalım şimdi de FETÖ’nün savcı, bürokrat, gazeteci kılıklı kamikaze eylemlerine de bel bağlayacak mı?” diye soruyordu."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Bakanların katıldığı programdan önce bakan danışmanları tarafından “Soru yok” diye uyarıldıklarını söyleyen AA Muhabiri Turan, “Ak Parti ismi şaibelerle anılan Süleyman Soylu’dan daha mı küçük?” diye soru sorduğu için işinden atılmakla kalmadı, provokatörlükle suçlanıp hakkında soruşturma başlatıldı. Dahası iktidar borazanı medya organları babası AKP kurucusu olan Turan’ın ağabeyinin FETÖ’cü olduğunu keşfetmekte gecikmediler!
Eğer 2016’daki darbe girişiminin hemen ardından FETÖ’cüleri tasfiye etme adına ilan edilen OHAL ve bunca yıldır devam eden operasyonlara rağmen devlet kurumlarında çalışan biri halen FETÖ’cülükle suçlanıyorsa, bunun tek bir açıklaması olabilir. Demek ki, FETÖ ve AKP o kadar iç içe geçmiş ki bunca yıl sonra bile FETÖ’cüler devlet kurumlarında barınmaya devam edebiliyorlar. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Küçükyılmaz, babası AKP kurucusu olan birini FETÖ’cülükle suçlarken aynı zamanda bu suçlamanın bize FETÖ’nün dokunulmayan/dokunulamayan siyasi ayağının neresi olduğunu da gösterdiğini bilmelidir.
Organize Suç Örgütü Lideri Sedat Peker, bir dönem kendisinin de bir parçası olduğu iktidarı sarmalayan kirli ilişkiler ağı ile ilgili iddiaları gündeme getirdiği videoların altıncısında 2015’te Hürriyet gazetesinin basılması talimatını, AKP’li bir milletvekilinin ricası üzerine kendisinin verdiğini söylüyor. Bu baskılar Doğan Medya’nın Demirörenlere satılması ve iktidarın borazanı haline gelmesiyle sonuçlanmıştı.
İktidar ve kader birliği yaptığı patronlar, ülkücü mafya şeflerini de kullanarak ağır baskılar ve en zor koşullar altında ayakta durmaya çalışan birkaç muhalif medya organı dışındaki bütün medyayı iktidarın propaganda aygıtına dönüştürdüler ama gel gör ki, mafya babalarından medet umanlar iktidar ve desteklediği patronlar değil, bu kirli ilişkileri yazan solcu-muhalif gazete ve gazeteciler oluyor!
O zaman bizi mafya babalarından medet ummakla suçlayan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mücahit Küçükyılmaz’a soralım:
Sedat Peker; 2015’te Rize’de Erdoğan’a destek mitingi yaparken, 2017’de “başkanlık/tek adam iktidarı referandumu” için “evet” mitingleri düzenlerken, 2018’de ‘Cumhur İttifakı’na destek isterken mafya babasından medet umanlar kimlerdi?
Peker, tam sayfa ilanlarını muhalif medyaya mı; yoksa iktidarın borazanı medya organlarına mı verdi?
...***
Örsan Öymen 24 Mayıs tarihli Cumhuriyet gazetesinde, " Karanlıktaki sessizlik"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Eğer bir ülkede bir hükümet, “bir organize suç örgütünün iddiaları ciddiye alınacak şeyler değildir” biçiminde bir gerekçeyle, iddiaların araştırılmasını ve soruşturulmasını engelliyorsa bu, söz konusu hükümetin, kendi içindeki bazı suçları ve suçluları gizlediği kuşkusunu artırır. AKP hükümeti bunu daha önce de yapmıştı. Fethullah Gülen’e bağlı çetelerin yolsuzluk iddialarını aynı gerekçeyle örtbas ederek soruşturulmasını ve araştırılmasını önlemişti."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Kendisine güvenen, suçsuz olduğunu bilen insanlar, haklarındaki iddiaların araştırılmasından ve soruşturulmasından neden kaçarlar? Üzerinde durulması gereken budur.
Sedat Peker’in açıklamaları Türkiye’yi sarsmaya devam ederken ve izlenme rekorları kırarken, hükümeti yönetenler, hükümetin emir kuluna ve parti üyesine dönüşen sözde savcılar, sözde Emniyet ve istihbarat görevlileri ve hükümetin propaganda aygıtı işlevini gören sözde medya üyeleri, olayları görmezden gelerek, hukuk devleti ilkesiyle birlikte, meslek ahlakını da ayaklar altında çiğnemektedirler.
Uzun yıllar, AKP tarafından itibarlı işadamı muamelesi gören ve korunup kollanan Sedat Peker, yeniden, organize suç örgütü lideri ilan edilmiştir. Ne olmuştur da Sedat Peker bir anda yeniden organize suç örgütü lideri ilan edilmiştir?
Bu soruya Sedat Peker de hükümet de henüz bir yanıt vermemiştir. İlginç olan da budur.
AKP’nin ve MHP’nin içindeki veya yakınındaki bazı odaklarla Sedat Peker’in arasında bir çıkar çatışması yaşandığı için mi Sedat Peker bir anda hedef haline getirilmiştir?
Yaşananların, geçmişte birçok suçtan dolayı hüküm giyen Alaattin Çakıcı ve Sedat Peker arasındaki rekabetle ve çıkar çatışmasıyla bir ilgisi var mıdır?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Alaattin Çakıcı ile yakınlığı dikkate alınacak olursa, MHP’nin ve Bahçeli’nin bu yaşananlarda bir rolü var mıdır?
Sedat Peker’in iddiaları, Alaattin Çakıcı ile eski İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın ilişkileri bağlamında nasıl açıklanabilir?
Sedat Peker’in, Mehmet Ağar, AKP milletvekili Tolga Ağar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkındaki iddiaları araştırılıp soruşturulacağına, neden örtbas edilmektedir?
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, neden istifa etmemektedir ve konunun açıklığa kavuşmasına katkı sağlamamaktadır? Daha önce, demokrasiyi savunan üniversite öğrencilerini terörist, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin namuslu, şerefli ve vatansever amirallerini darbeci ilan ederek kendisini yargıç yerine koyan, kronikleşmiş bir biçimde yargısız infazda bulunan Süleyman Soylu, şu anda da hakkındaki iddialara neden somut yanıtlar vermemektedir?