Haziran 08, 2021 12:55 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Peker'in iddialarına karşı adı geçenler ve yargı sessiz kaldı, hukukçular tepki gösterdi

Yeniasya:

Kuraklık verimi yarıya düşürdü

Yenimesaj:

Yunanistan Türkiye'den yeni sığınmacı kabul etmeyecek

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Oğuz Demir 7 Haziran tarihli Karar gazetesinde, "Eriyen maaşları enflasyon zammı kurtarmaz!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Gece yarısı bir son dakika haberi okuyoruz. Doğal gaz fiyatlarına ay başı itibariyle %1 zam yapıldı. Geriye doğru gidip bakıyorsunuz ve görüyorsunuz ki zaten altı aydır her ay başında doğal gaz fiyatlarına %1 otomatik zam yapılmış. Elektrik de gerektikçe otomatik zamlanabiliyor. Benzin fiyatları da otomatik ayarlanıyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadeler eyer veriyor:

...***

Markette, pazarda üç günde bir etiketler değişiyor. Üretici fiyatlarının bir yılda %38 arttığı ülkemizde doğal olarak fiyatlar da her fırsatta otomatik güncelleniyor.

Hep yukarı, hep yukarı.

Otomatik değişmeyen tek şey maaşlar.

Ülkede çalışanların %50’si tahminlere göre asgari ücretle geçinmeye çalışıyor. Yılda bir kez zam alıyor. Özel sektörde ücretli çalışan milyonlar da “dolarla maaş almıyorlarsa” yılda en fazla bir kez zam alıyorlar.

Kamu idarelerinde 3 milyon 884 bin 436 personel çalışıyor. Bir de emeklilerimiz var. SGK rakamlarına göre 2020’de, 9.1 milyondan fazla kişiye emekli aylığı ödendi. Emekli aylığı alanların 5.9 milyonu işçi statüsünden emekli olanlardan, 1.6 milyonu Bağ-Kurlulardan, 1.5 milyondan fazla da memur emeklilerinden oluşuyor. Bu gruptakiler ise biri ocak başında diğeri temmuz başında olmak üzere yılda iki kez zam alıyorlar.

Verilen maaş zamları da toplu sözleşmelerle belli oluyor. Mesela 2021 yılı için maaş zam oranı %3+3! Eğer bu oran enflasyonun altında kalırsa bir de enflasyon farkı zam olarak yansıtılıyor. Tahmin edersiniz ki Türkiye’de altı ayda %3 enflasyon olan bir döneme hiç denk gelmedik. Dolayısıyla da maaş zamları hemen hemen enflasyon oranıyla eşit oluyor. Yani emekliler, memurlar altı ayda bir altı aylık enflasyon civarında bir maaş zammı alıyor.

Zam dönemlerinde enflasyon kadar yapılan ücret artışları ile çalışanların enflasyondan kaynaklanan satın alma gücü kaybının telafi edildiği söyleniyor. Refah artışı ise ancak rüyalarda.

Peki bu maaş artışları gerçekten satın alma gücündeki kaybı telafi ediyor mu? Ücretler, fiyatlar gibi gün gün artış göstermiyor.

Dolayısıyla her fiyat artışı, ücretlinin sabit kalan geliri nedeniyle satın alma gücünü fiyatlar arttığı andan itibaren düşürüyor.

...***

Mehmet Kara 7 Haziran tarihli Yeniasya gazetesinde, " Muhalefet erken seçimde ısrar ettikçe…"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli muhalefet erken seçim dedikçe “erken seçim 2023’de yapılacak” demeyi sürdürürken bu hafta farklı bir şey daha yaptı. Matematik ilmini kullanarak yaptığı ilginç hesaplamalarla dikkat çeken Bahçeli, son grup toplantısında, “Bugünden itibaren seçimlere 754 gün kalmıştır” diyerek farklı bir değerlendirmede bulundu."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

...***

Diğer taraftan AKP seçim kanunu hazırlığı içinde. Taslak içinde daraltılmış bölge, seçim barajının yüzde 5’e düşürülmesi, grup kurmanın zorlaştırılması gibi konuların olduğu söyleniyor. Eğer seçim kanunu Meclis’ten geçerse bir yıl içinde seçim yapılamıyor. Tabiî normal olanı… Farklı bir yol bulunur mu, onu da bilemiyoruz. 

Bilindiği gibi “Cumhurbaşkanını halkın seçmesini” onaylayan anayasa değişikliği referandumu sonrasında 2014 yılında gerçekleştirilen seçimle doğrudan halkoyuyla seçilen ilk cumhurbaşkanı Erdoğan olmuştur.  

16 Nisan 2017’de gerçekleştirilen referandumda da yürürlükteki parlamenter sistemin kaldırılarak yerine Türk tipi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirilmiş, 24 Haziran 2018 yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde, yeni sistemin ilk cumhurbaşkanı olarak da Erdoğan seçilmişti.  

İşte bu yüzden de “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir” hükmü gereği yeniden aday olamayacağı ile ilgili tartışmalar şimdiden yapılıyor. Bir çok hukukçu Erdoğan’ın anayasa hükmü gereği tekrar aday olamayacağını söylüyor. Bunun aksini söyleyenler de elbette var… 

Bütün bunlar dikkate alındığında bu tartışmaların da önüne geçmek adına 2022 yılında cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi yapılabilir. 

Burada hatırlamakta fayda var. 2016 yılında Bahçeli, “Ya Erdoğan Anayasa’nın öngördüğü Cumhurbaşkanlığı yetkilerine çekilsin, ya da getirin Başkanlık sistemini Meclis’e oylayalım” çağrısı yaparken, dönemin Başkanı Binali Yıldırım, “Bahçeli’nin çağrısını kabul ediyoruz. Anayasa değişiklik önerisini Meclis’e getireceğiz” demiş ve böylelikle Türk tipi partili cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin önü açılmıştı. Bahçeli’nin yeni sisteme bu kadar sahip çıkmasının sebebi de kendisinin teklif etmiş olmasından kaynaklanıyor. 

...***

Mehmet Faraç, 7 Haziran tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Yap-işlet-devret, sus-kirlet-yok et!!!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tam da "5 Haziran Dünya Çevre Günü"nde yaptığı yukarıdaki açıklamayı okuyunca, gülsem mi- ağlasam mı-isyan mı etsem karara veremedim!.. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde; ormanların, ören yerlerinin, denizlerin, göllerin, ovaların-yaylaların çarpık yapılaşma, sanayileşme ve "yap-işlet-devret" rantı uğruna katledildiği bir ülkeyi tam 20 yıldır yöneten bir siyasi lider yapmıştı bu konuşmayı..."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Oysa bir dönem denizleri-ormanları-verimli arazileri-doğal güzellikleri ve ören yerleri ile tüm dünyanın kıskandığı, turistlerin gıpta ile baktığı Türkiye giderek nefessiz, susuz kalıyor ve yavaş yavaş ölüyor!..

En başta yaban hayatı katledildi Türkiye'de... Herkesin sadece kedi-köpeklere, parklarda-caddelerde kimyasal mamalar atarak hayvansever pozlarında dolaştığı bir memlekette, soyu tükenen onlarca tür hayvan her gün katlediliyor, boğazı vahşice sıkılan bir papağan için (!) ortalığı -haklı olarak- ayağa kaldıranlar ise başlarını kuma gömüyor!!!

Diğer yandan birkaç kuruş ya da barbarca bir zevk uğruna bu ülkenin geyikleri-tilkileri-yaban keçileri katlediliyor ve devlet de ne yazık ki bu katliama "av ihalesi" açarak çanak tutuyor...

Dayanışma Hayvan Hakları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Timur Ugan, 2019 yılı Haziran ayında Meclis'te kaçak avcılıkla ilgili sunum yaparken, avcılığın süresiz olarak yasaklanmasını, talep etmişti...

Ugan, "avcılık" adı atındaki katliamla ilgili şu çarpıcı örneği de vermişti:

"Trakya'da, Istranca Ormanları'na girdiğimde artık gözlerim yaşarıyor. Ardıç kuşu kaçak avcıların patlattığı silahlar yüzünden Trakya'yı terk etti. Artık ardıç ağacı yetişmiyor..."

Türkiye'de sadece yaban hayatı yok edilmiyor, hayvanların soyu tüketilmiyor...

Yeni köprü ve havaalanı uğruna yüzbinlerce ağacın kesildiği İstanbul'da, bir de Kanal İstanbul'un yok edeceği güzellikler kamuoyunu endişelendirirken, ülke genelinde daha önce yaşanan yıkımlar da toplumun hafızasından hiç çıkmıyor;

- Bodrum-Güvercinlik'teki ormanlık alanda, 2007'de çıkarılan yangın sonrası devasa arazinin nasıl yapılaşmaya açıldığını gösteren fotoğraflar sosyal medyada yüzbinlerce kez paylaşıldı...

- Kazdağları'nda altın arama bahanesiyle yürütülen yağma ve tahribat siyasilerin, çevre örgütlerinin direnci ile karşılaşmasına rağmen ne yazık ki durdurulamıyor...

- Yüzyıllardır yerinde duran Dipsiz Göl'ü altın arama bahanesiyle balçığa çevirerek, buzullardan kalma bir krateri yok edenler, yaptıkları yanlarına kazanç kalmışçasına ortadan kayboldular...

- Burdur'daki Salda Gölü üzerindeki tehdit ne yazık ki AKP'nin direnci kırılamadığı için devam ediyor...

- 24 uygarlığın izlerini taşıyan Batman'daki Hasankeyf'in 500 bin ton çimentoyla Ilısu Barajı'nın altına gömülmesi tüm ülkeyi kahretti...

- Arnavutköy/Boyalık köyü civarındaki inşaat alanları bölgenin doğal yapısını katletti..

- Taşocakları Bolu Mudurnu'da, İstanbul Şile'de de ormanlık alanları yağmalıyor, devlet susuyor...

- AKP'li belediye, Şile'nin Ahmetli Köyü'nde TOKİ inşaatı nedeniyle defne ağaçlarının yok edilmesine zemin hazırladı, Çevre Bakanlığı seyretti..!!!

- Gelibolu'da ve Urfa'nın en büyük çam ağacı topluluğunun bulunduğu Atatürk Ormanı'ndaki karanlık yangının peşine de düşülmedi?..