Ağustos 04, 2021 13:08 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Günlerdir süren yangınlar köylerde korku ve endişe yarattı

Karar:

Kiralık uçakla milli gurur

Star:

Yangınlarda son durum ne? Bakanlar bölge bölge açıkladı

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Erdal sağlam 3 Ağustos tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "Bu iktidar gelecek ekonomi yangınını yönetemez"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Piyasalarda yaşanan yaz rehaveti TL’nin değer kazanmasına, hisse senedi piyasalarında artışa neden oluyor ama bunun devamının gelmeyeceğini herkes biliyor. Yılın son çeyreğinde küresel etkiyle piyasalarda başlayacak ateşin, özellikle Türkiye için yangına dönüşme ihtimali çok yüksek. Ekonomide yılın son çeyreğinde başlaması beklenen bozulmanın nasıl yönetileceği büyük bir soru işareti olarak önümüzde duruyor. Son haftada yangın felaketinde yaşananların, her alanda olduğu gibi ekonomide de ileriye dönük umutları iyice kararttığını söyleyebiliriz."diyen yazar, yazısının devamındsa şu ifadelere yer veriyor: 

...***

İklim değişikliğinin somut etkilerini bir yandan seller öte yandan orman yangınları ile yaşıyoruz. Başka ülkelerde yaşananları bir sinyal olarak dikkate almadığımız, son yangın felaketiyle ortaya çıktı. Çevre ülkelerde benzer yangınlar yaşanırken Türkiye’deki yangınla mücadele tam bir fiyasko oldu. Türk Hava Kurumu uçaklarının kullanılmaması, geçmiş deneyimlerin yok sayılması, uluslararası yardım istemekte yaşanan gecikme, Yunanistan’ın yardım talebini kabul etmemek, yangın bölgesindeki organizasyonluk, yangın bölgesinde halkın taleplerine “zararları karşılayacağız” deyip kredili ev yapımlarının önerilmesi gibi sayılamayacak kadar çok yanlış yapıldığına, son bir haftada şahit olduk.

Yangın felaketinin başta devlete duyulan güvensizlik olmak üzere birçok alanda zaten yerinden oynayan taşların devrilmesine neden olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ucuz propagandalarla yangını fırsat bilip düşman yaratma hevesleri ve ırkçılığın hortlamış olması da yönetimin zaafiyeti olarak ortaya çıktı. 

Bu felaketin bize somut olarak gösterdiği sonuç; sevaplarıyla günahlarıyla var olan kurumların tümüyle yok edilmesi ve devletin fonksiyonunu bu nedenle yerine getiremeyişiydi. THK’nin eksikleri ve yanlışları vardı ama orman yangınları başta olmak üzere devletin önemli bir fonksiyonunu yerine getiriyordu. Bu kurumu düzeltmek ya da bunun işlevini yerine getirecek yeni organizasyonlar kurmak yerine, ideolojik kaygıları da işin içine katıp, devletin kurumlarını yok etmeye çalıştığınızda neler olduğunu, geçen hafta somut biçimde gördük. Bu işlev birilerini nemalandırmak için uçak kiralayarak kapatılmaya çalışıldığında devletin çuvalladığını acı biçimde yaşadık. Canlar gitti, ekolojik ve ekonomik kayıplar çok büyük.

Mevcut “tek adam” görünümü, bakan dahil yöneticilerin beceriksizlikleri biriken liyakat sorununun nasıl hayati hale geldiğini gösterdi.

Yeni Cumhurbaşkanlığı sistemiyle yönetimdeki bozulmanın en ağır yaşandığı alanlardan biri, ekonomi. Son yıllarda ekonomideki bölüşümün çok dar kadroya kıyak sağlanarak bozulduğu, halkın ve gelecek kuşakların ileriye dönük yüklerinin çok ağır biçimde artırıldığı, her alanda borçların büyüdüğü, enflasyonun yükseldiği, gelir dağılımının iyice bozulduğu, ekonomiyi ilgilendiren krizlerin çok kötü yönetildiği bir dönemi yaşadık. Dış politikadaki vahim hatalar ekonomik tabloyu iyice ağırlaştırdı. 

Bilime aykırı ekonomi yönetimi anlayışına geçen kasımda ara verilince yeniden umutlanıldı ama ancak 4 ay sürdü. Rasyonel yönetim için göreve gelen iki kişiden biri görevden alındı, diğeri ise işlevsiz biçimde bakanlık yapmaya devam ediyor. Sonuçta ekonomi yönetimi ve TL’ye güvenin iyice kaybolduğu bir süreç içindeyiz.

...***

Taha Akyol 3 Ağustos tarihli Karar gazetesinde, " Hazırlıksız yakalanmak"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Pandemi Türkiye’yi hazırlıksız yakalamıştı, çünkü Türkiye pandemiden önce ekonomik krize girmiş, seferber edebileceği kaynaklar daralmıştı. Merkez Bankası’nın, 128 milyar dolarlık rezervi, 27 Kasım 2018 tarihli protokolle, mahalli seçimlere hazırlık olarak piyasayı canlı tutmak için sarf edilmişti…"diyen yazar, yazısının devamına şu ifadelere yer veriyor:

...***

Bütçe açıkları öylesine büyümüştü ki, Merkez Bankası’nın ihtiyat akçesi 17 Temmuz 2019’da çıkarılan kanunla bütçeye aktarılmıştı! Bunun anlamı acil durumlar için hazır tutulması gereken 40 milyar liranın bütçe kalemlerinde sarf edilmesi demekti. (Kanun no. 7186)

Pandemi ise dünyada Ocak 2020’de, Türkiye’de Mart 2020’de ortaya çıkacaktı.

Kaynaklar böyle tüketildiği için, IMF’ye göre, Türkiye pandemi döneminde vatandaşlarına milli gelirinin ancak yüzde 2’si kadar destek verebilmişti. Bu çok düşük bir düzeydir. (15 Haziran 2021)

Yangınla mücadele konusunda da hazırlıksız yakalanma hali görülüyor. Elbette bu defaki yangın önceden tahmin edilemeyecek kadar yaygın ve büyüktür. Türkiye’nin uçak, helikopter ve kara araçları ne kadar olursa olsun hemen söndürülebilecek bir afet değil.

Fakat yangının bu kadar yayılması ve yedinci gününde hala devam etmesi de kabul edilebilir bir durum değildir.

TV’lerde belediye başkanları, vatandaşlar “helikopter gelsin, uçak gelsin” diye feryat ediyor.

Marmaris cayır cayır yanarken Şahan Gökbakar’ın feryadı bu dönemin bir özeti gibidir: “Buraya havadan müdahale şart… Biz Türkiye Cumhuriyeti’yiz; bu kadar olmasın ya! Rica ediyorum 2-3 uçak burayı söndürür.”

Bakan Bekir Pakdemirli “şu anda mücadele ettiğimiz satıh çok büyük olduğu için vatandaşlarımız semalarda istedikleri sıklıkta bu araçları görmeyebilir” diyordu.

Doğru ama bu kadar seyrek olması kabul edilebilir mi?!

İşte, Yunanistan’ın elinde 38 yangın söndürme uçağı var!..

Eski THK başkanı Emekli Pilot General Erdoğan Karakuş’a göre, Akdeniz bölgemizin çok engebeli olması, helikopter ve uçakların çeşitli olmasını gerektiriyor. Helikopterler ve büyük Rus uçakları çok yüksekten su püskürtüyor, su dağılıyor, buharlaşıyor. Vadilerde uçabilecek küçük fakat hızlı uçaklar lazım. Bu uçaklar THK’da vardı ama ihmal edilmişti!

THK’nın eski yönetimi ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında ihtilaf olmuş. İhalede eski THK yöneticileri aşırı fiyat istemiş… Buna sinirlenen Bakanlık, ihaleye katılacak uçaklar için asgari 5 ton su kapasitesi şartını koymuş…

Halbuki THK’nin elindeki uçaklar 4.8 ton kapasiteli!

Bu yüzden THK uçakları iki yıldır bakımsız bekliyor! Pilotlar da istifa etmiş…Böyle yönetim mi olur? THK devre dışı kalmasaydı bugün elimizde her şart altında kullanılabilecek en az 10 yangın söndürme uçağı daha olacaktı.

...***

Cevher İlhan 3 Ağustos tarihli Yeniasya gazetesinde, " “Orman fiyaskosu” ve tahrik…"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Son bir haftada yaklaşık otuz ildeonca insanın can verdiği, on binlerce yaban hayvanının telef olduğu onlarca orman yangını ile Türkiye’nin alev alev yandığı yangınlara havadan ve karadan müdahalede açığa çıkan bariz yetersizlik halkta tepkiye dönüşüyor. Öncelikle 2002’de Türkiye’nin on dokuz yangın söndürme uçağı olduğunu ifade eden uzmanlar, THK’nın uçaklarının uçar halde olduğunu, bakımdan geçirilerek devreye sokulabileceklerini belirtirken, Orman Bakanı’nın “Türkiye’nin envanterinde yangın söndürme uçağı yok!” ikrarı tepkileri tetikledi."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadeelre yer veriyor:  

...***

Ardından, Türk Hava Kurumu’na ait yangın söndürme uçakları sırf siyasi sâiklerlerle hangarlara çekilirken Cumhurbaşkanı’nın “THK’nın zaten uçağı yok” cümlesi tepkileri daha da arttırdı. 

Keza sözkonusu uçakların devre dışı bırakılmasının gerekçesini daha önce “helikopterler yangın söndürmede daha uygun ve etkili” açıklamasına karşı “iktidara ilişik medya”da son orman yangınlarında Rusya’dan İspanya’ya, Hırvatistan’dan Azerbaycan’a yangın söndürme uçaklarının getirilmesiyle övünülmesi bir başka çelişkiyi ele verdi. 

Dahası, AKP iktidarının on dokuzuncu yılında Bakan’ın tek bir yangın uçağının olmaması skandalına bakmadan, “Sayın Cumhurbaşkanımız tâlimat verdiler, yangın söndürme uçağı alınacak” demesi tepkileri daha da alevlendirdi. 

Bu arada Saray’ın elinde -her biri birkaç yangın söndürme uçağı pahasına- on üç lüks uçağın olduğu bir ülkede bir tek yangın söndürme uçağının olmaması garabeti tartışılıyor. 

Ve bu kargaşada ormanların yanısıra mahallelerin, köylerin, evlerin cayır cayır yandığı yangınların günlerdir “niçin söndürülemediği”ne dair sorular iktidardakileri tehevvüre sevk ediyor.  

“Tek kişilik yönetim”in ekonomide, sağlıkta, eğitimde, tarımda ve dış politikada olduğu gibi ormanları korumada da “başarısızlığı”nı deşifre ettiğinden siyasi iktidar çarpık tepkiler veriyor.