Mayıs 15, 2016 06:51 Europe/Istanbul

Bugünkü sohbetimizde İmam Ali’nin –s– çok has özelliklerini irdelemek istiyoruz.

Geçen bölümde Allah Resulü –s– İmam Ali hakkında, Rabbim kardeşim Ali için o kadar çok fazilet verdi ki saymakla bitmez, şeklinde buyurduğunu anlattık.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei de bu büyük şahsiyet hakkında şöyle diyor: Emirülmüminin Ali –s– yaşamının başından sonuna kadır sürekli Allah tealayı düşündü ve Allah yolunu Allah’a karşı çıkanların yoluna tercih etti. Emirülmüminin Ali’nin –s– yaşamının özeti, o hazretin adalet simgesi, kudsiyet simgesi, insaf simgesi, şefkat simgesi, tedbir simgesi, cesaret simgesi insan haklarına uyma simgesi ve Allah’a kulluk simgisi olmasıdır.

İmam Ali’nin –s– seçkin sıfatları hakkında bir çok söz edilmiştir. İmam’ın seçkin sıfatları ve ahlaki faziletleri, her birini beyan etmek için uzun zaman gerekli olacak kadar fazla ve geniştir. Rivayetlere göre o hazret ne zaman sahabeden birini üzgün görürse, üzüntüsünü hafifletmek için onunla şakalaşırdı. İmam Ali’nin –s– gerçek mutluluğu, bir kafirin müslüman olduğu andı, ya da bir fakiri doyurduğu, ya da üzülen bir insanı sevirdiği veya birinin sorununu çözdüğü, ya da bir yetimin gönlünü şad ettiği andı.

İnfak, İmam Ali’nin –s– en seçkin ve takdire şayan sıfatlarından biriydi. O hazretin infak özelliği hakkında tarihte bir çok hikmet dolu öyküler anlatılmaştır. Namaz sırasında muhtaç bir insana yüzüğünü bağışlaması, geceleri yoksullara ve yetimlere uğrayarak onlara yiyecek götürmesi gibi durumlar İmam Ali’nin –s– infak örneklerinin küçük bir bölümüdür. Bu konuda İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei şöyle diyor: Emirülmüminin’in –s– infakı hakkında bir rivayet vardır ki çeşitli kitaplarda nakledilmiştir ve anlaşılan Allah Resulü’nün –s– vefatından sonraki döneme ve o büyük insanın daha çok imar işleriyle uğraştığı 25 yıllık feragat dönemiyle ilgilidir. O yıllarda İmam Ali –s– kendi elleriyle bir çok toprağı abad etti, kendisi bizzat eline kazma alır ve kendi gücüylü kuya kazar ve toprakları abad ederdi ve bu yoldan büyük gelir de elde ederdi.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei rivayete şöyle devam ediyor:

Neyse, rivayete göre İmam Ali’nin –s– bir yıl geliri 40 bin dinar kadardı ki buğday ekimi ve hurma hasadı gibi durumlardan elde etmişti. Düşünün, bir yılda 40 bin dinar. O hazret o yıl bir yıllık geliri olan 40 bin dinarın tamamını sadaka verdi. Bu cümleyi kafanızda bir kez daha düşünün. Emirülmüminin –s– bir yılda elde ettiği gelirin tümünü sadaka verdi. Başka parası da yoktu ki, onunla geçindiğini düşünelim. Rivayet şöyle devam ediyor: tüm gelirini sadaka verdiği gün çarşıya gitti ve kılıcını satmak istedi. Sahabe arz etti: Ya Emirülmüminin, sen bugün 40 bin dinar nakit para veya malın vardı ve hepsini sadaka verdin. Şimdi kılıcını mı satmak istiyorsun? İmam şöyle buyurdu: Eğer akşam için yiyeceğim olsayadı, kılıcımı satmazdım. Bunlar efsane değil, gerçek. Bunlar ben ve siz ders almamız içindir.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei’ye göre Emirülmüminin Ali’nin –s– kişiliğinin temelini o hazretin ihlası oluşturuyor. Ayetullah Hamanei Emirülmümimin Ali’nin –s– tüm işleri sırf Allah rızası için ve ilahi ve İslamî yükümlülüğü çerçevesinde yerine getirirdi. Bu konuda İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei şöyle diyor:

Emirülmüminin Ali –s– ihlasını ta çocukluk ve ergenlik çağında ve İslam’ı benimsediğinde ve tüm zorluklarını kabul ettiğinde sergiledi. O hazret Allah yolunda Kureyşli bir asilzadenin gördüğü saygı ve huzurlu yaşamdan vaz geçti ve 13 yıl boyunca İslam Peygamberi’nin –s– yanında mücadelesini sürdürdü ve daha sonra da Allah Resulü –s– Mekke’den Medine’ye hicret ederken Resulullah’ın –s– yerine yatağında yatma macerası yaşandı. Resulullah’ın –s– yerine yatağına yatmak, üzerinde iyice düşünüldüğünde, bir insanı sergileyebileceği en büyük fedakarlık olduğu anlaşılır. Bu yani kesinlikle ölüme teslim olmaktır. Karanlık gecede, öfkeli ve silahlı düşman duvarın ardında ve İslam Peygamberi’ni –s– bu yatakta öldürmekte kararlıyken onun yerine yatmaktır. Emirülmüminin –s– o gece Resulullah efendimize –s– sadece şöyle arz etti: eğer ben senin yerine bu yatakta yatsam, sen kurtulur musun? Resulullah –s– evet, diye buyurdu. İmam şöyle arz etti: O zaman yatarım. İhlas, bu o gece hakim olan tek şeydi. Bu tür durumlarda sadece kendilerini düşünen insanlar bu fırsattan kendi yararları doğrultusunda yararlanmaya çalışır, ama o hazret o anda sadece Allah Resulü’nün –s– kurtuluşunu düşünüyordu.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei beyanatının devamında İmam Ali’nin –s– ihlasının bir başka parlak yönüne işaret ederek şöyle diyor:

Resulullah’ın –s– savaşlarında, Uhud’da seyrek sayıda insandan başka herkes çekildiğinde ve Emirülmüminin –s– Resulullah’ı savunduğunda, Handek savaşında herkes Amro Bin Adbuved’in karşısına çıkmaktan kaçındığı ve o hazretin defalarca gönüllü olduğunda, Hayber’de beraat ayetleri nazil olduğunda, Resulullah’ın –s– rihletinden sonra halefinin seçimde yaşanan macerada, ikinci halifenin vefatından sonra kurulan konseyde yaşananlarda, tüm bunlarda Emirülmüminin –s– ancak ve ancak ilahi rızayı gözetledi ve ilahi ihlasla ancak İslam ve müslümanların yararına olan yolu seçti ve benliğini bu işlere karıştırmadı. Hilafeti kabul ettiğinde, hilafetten 25 yıl uzak kaldığında, halifelerle işbirliği yaptığında, İslam için çaba harcadığında, cihat ve çalışma ve mücadele arenasındaki varlığında ve İslamî nizama hizmetinde, halkın talim ve terbiyesinde, insanların tezkiyesinde ve daha sonraları hilafet yıllarında çeşitli kanatlara karşı tutumunda, ki her birinin kendine göre şiarı vardı ve belli özellikleri vardı, ve diğer tüm durumlarda Ali Bin Ebi Talib –s–, Allah’ın sevdiği ve Resulullah’ın –s– seçtiği Ali Bin Ebi Talib’dir; Allah’ın ihlaslı kulu. Bu, ben ve sizlerin yaşamımızda ve amellerimizde bir parçasını öğrenip uygulamamız gereken şeylerdir.

İmam Ali’de –s– bulunan bunca has insani özelliklere rağmen o hazreti en seçkin siyere kavuşturan özelliği, adalettalepliğidir. İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei tüm enbiyanın adaleti uygulamak ve insanları Allah tealaya yakınlaştırmak için seçildiğini ve ilahi yasaları uygulamanın tüm İslamî hükümdarların görevi olduğunu vurguluyor. Rehber Hamanei’ye göre eğer İmam Ali’nin –s– beş yıllık iktidarında yaşanan olaylara bakacak olursak, o hazretin o yıllarda karşılaştığı sorunların büyük bir bölümü adalete vurgu yapmasından kaynaklandığı anlaşılır.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İmam Ali’nin –s– adalettalepliğinin güzel cilvelerini şöyle beyan ediyor:

Zalime karşı hoşgörüyle davranmamak, mazlumun yanında yer almak ve zalimden hakkını alması için ona yardım etmek, Emirülmüminin Ali’nin –s– yaşamında, kelamında ve Nehcül Belağa’da açıkça göze çarpan durumlardır. Emirülmüminin’in –s– şu değerli cümlesine dikkat edin: Allah’a and olsun ki eğer geceyi diken üstünde uyanık sabahlarsam, bedenime zincir vurulup yerlerde sürüklenirsem, benim için tüm bunlar, kıyamet günü Allah’ı ve Resulü’nü bazı insanlara zulmederek veya dünyanın değersiz malından bir şey gasp etmiş olarak ziyaret etme utancından daha iyidir... Yani İmam Ali –s– yaşamında en zorlu şartlar altında kalsa bile Allah’ın kullarına en ufak zulümde bulunmasının imkansız olduğunu belirtmek istiyor. Bakın, bu Emirülmüminin’in –s– hükümetinin simgesidir, yani adalettir.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei şöyle devam ediyor: Emirülmüminin Ali –s– hilafet sorumluluğunu üstlendiği andan mübarek başı mihrapta darbe aldığı ana kadar bir gün, bir saat veya bir an olsun İslam’ın onun için inşa edildiği hak ve hakikati talep etmekten el çekmedi. Ne çekinme, ne mülahaza, ne korku, ne zafiyet, hiç bir şey o hazreti engelleyemedi. İmam Ali –s– bir an adalet konusunda kusur işlemedi. Eski dostları ondan koptu, beklentileri olanlar bozuldu ve yolunu ayırdı, aleyhinde savaşlar başlatıldı, düne kadar onu takdir edenler adaletine görünce düşman kesildi, fakat bunların hiç biri Emirülmüminin’i –s– etkileyemedi, yoluna sağlam adımlarla devam etti ve daha sonra da bu yolda şehit düştü.