Ağustos 22, 2021 13:52 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Karadeniz'de bulunan doğalgaz rezervlerinden sonra enerji faturalarına 35 zam yapıldı

Karar:

MEB, yüz yüze eğitimde alınacak tedbirleri açıkladı

Milli gazete:

Kabinede revizyon: Erdoğan, Berat Albayrak gibi hangi bakanı affedecek

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Oğuz Demir 21 Ağustos tarihli Karar gazetesinde, “Yine erken seçim!”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sonbaharda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) üzerinde faiz baskısını arttırmasının bir erken seçim sinyali olacağını ifade eden iki yazı yazmıştım. Farklı çevrelerden ve uzmanlık alanlarından dostlardan bazı itirazlar gelmişti. Ben elbette kahin değilim. Ekonomide atılan adımların tek başına bir erken seçim işareti olacağını da söylemek bugünkü şartlarda biraz zor. Ama öyle sinyaller var ki insan bu adımların yaratacağı kısa vadeli etkiyi ve ardından gelmesi muhtemel devasa ekonomik krizi düşününce bunu düşünmeden edemiyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Mesela geçtiğimiz hafta Temmuz ayı bütçe açığı verileri Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklandı. Bu verilere göre Temmuz ayında merkezi yönetim bütçe açığı aylık bazda rekor kırdı. Yılın ilk 7 ayındaki bütçe açığı ise 78,3 milyar TL’ye ulaştı. İşin enteresan kısmı ise bütçe açığının neredeyse %60’ının yani 45,8 milyar TL’sinin tek bir ayda verilmiş olması.

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, dün Kocaeli’nde iş dünyasının katıldığı bir toplantıda bu açığın dönemsel olduğunu ifade etti. Ancak bana pek öyle gelmedi. 2018, 2019 ve 2020 yıllarının Temmuz aylarına baktığınızda 2018 ve 2019’da aynı dönem bütçe fazla vermişken, pandemi gibi bir şoku yaşadığımız Temmuz 2020’de bütçe 30 milyar TL açık vermiş. Eğer gerçekten Ağustos ve Eylül aylarında da durum Bakan Elvan’ın dediği gibi geçici bir açığa işaret ederse o zaman farklı düşünebiliriz.

Hazine ve Maliye Bakanı toplantıda üretim, istihdam, yatırım ve ihracatı desteklemek amacıyla, KGF destekli üç yeni mekanizmayı başlatacaklarını açıkladı. Geçmişte aynı amaçla verilen KGF destekli kredilerin bir süre sonra ithalatta hızlı bir artışa neden olduğunu gördük. Bu da döviz talebi, TL’nin değer kaybı ve artan enflasyon olarak bize döndü.

Bu etkiler tıpkı bir faiz indiriminin enflasyona geçişinin zaman alması gibi zaman aldı.

Ekonomideki bütün adımlar ve açıklamalar bir erken seçim sinyali veriyor.

Bu sinyaller siyaseten de karşılık bulacak gibi olursa yeni yılın ilk yarısında bir seçimi yaşamamız çok muhtemel.

…***

Orhan Uğuroğlu 21 Ağustos tarihli Yeniçağ gazetesinde, “AKP'nin dere yatağında MHP”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Şöyle bir düşünün, suçsuz yere bir kumpasa, bir iftiraya kurban oluyorsunuz ki tek bir delil dahi yok ve savcının kararı ile tutuklanıyorsunuz. Çıkıyorsunuz mahkemeye karşınıza sahte deliller konuyor. Tutuksuz yargılama devam ederken ortaya çıkıyor ki savcılar, hâkimler topyekûn FETÖ'cü…”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Eski yasa, yeni yasa tartışmaları devam ederken görülüyor ki tek eylem tankların Sincan'dan geçişi…

Bas bas bağırıyor sanıklar;

- Planlı, düzenli tatbikat için tankların standart hareketidir.

Kumpası kuranlar ise diyorlar ki;

- "Hükümeti devirmek için cebir sayılır."

Tankların komutanı mahkemeye iadeli taahhütlü beyanını gönderip davaya müdahil olmak yani tanıklık yapmak istiyor.

FETÖ'cü hâkimler de savcılar da "cebir" denilen tank geçişinin komutanını mahkemeye davet edip dinlemediler, başvurusu ise yok edildi.

"Ergenekon, Balyoz, Casusluk" gibi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kumpas davalarının "avukatı" olan dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan varken AKP'liler resmen şu açıklamayı yapıyorlar;

- "Askerî vesayeti kırmak için FETÖ ile iş birliği yaptık"

28 Şubat davası ise Erdoğan'ın davayı etkileyecek açıklamaları ile devam etti.

Sonuç;

- 14 müebbet…

Türk Silahlı Kuvvetleri'nde yıllarca görev yaparak terörle mücadele eden bu komutanların AKP'ye göre en önemli suçları neydi biliyor musunuz?

28 Şubat 1997 tarihinden önceki dönemde gerek MİT'in gerek Emniyet'in gerek Jandarma İstihbarat'ın irticai faaliyetlerini ortaya koyan raporları ile o günlerde "paralel yapı, cemaat" denen Fethullah Gülen'i hedef almalarıydı.

FETÖ'cü medya ve FETÖ'cü siyasetçilerin yarattıkları algı operasyonları ile kendilerine yönelik oklar bir anda askerlere, "darbe" söylemine çevrildi.

28 Şubat davasında FETÖ'cü savcıların dosyaya koyduğu tüm belgelerin sahte olduğu ortaya çıktı.

Mahkeme tınmadı,

Tankların komutanı Yargıtay aşamasında, "Tanık olmak istiyorum. Tankların geçiş güzergâhı konusunda gerçekleri açıklamak istiyorum" diye yazılı başvuru yapıyor.

Yeni delil ortaya çıkıyor ama Yargıtay da tınmıyor.

Sonuç;

- Yaşları 75 üzeri olan 14 general müebbet hapse mahkûm oluyor,

- Tutuklanıyor ve cezaevlerine atılıyor…

Daha da önemlisi rütbeleri sökülerek "er" statüsüne indiriliyor…

FETÖ, Amerika'da zevkusefa içinde yaşasın,

FETÖ'yü ta 1997'de yok etmeye çalışan generaller kalan ömürlerini cezaevinde tamamlasınlar…

- Adaletin bu mu Türkiye?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fındık taban fiyatını eleştirdiği için MHP'den ihraç edilen Cemal Enginyurt Demokrat Parti'de siyaseti sürdürüyor.

TV Çalar Saat canlı yayınında izledim.

Dinledikçe aklıma Devlet Bahçeli'nin AKP'yi çok sert sözlerle eleştirdiği yani AKP'ye sığınmadığı günler aklıma geldi…

Bahçeli öyle sert eleştirirdi ki AKP iktidarını da Erdoğan'ı da, Bozkurt'ta, Ayancık'ta yaşanan sel şiddetinde vururdu…

- Bahçeli'nin her kelimesi Bozkurt'ta sele kapılıp köprüleri, evleri yıkan tomruklar gibiydi…

- Bahçeli'nin sözleri orman yangınlarında gördüğümüz şiddetli alevler gibi AKP'yi ve Erdoğan'ı yakardı…

Yangın da söndü, sel de bitti.

MHP, AKP'ye, Bahçeli de Erdoğan'a yandaş oldu…

Cemal Enginyurt ise sular seller gibi vaktiyle Bahçeli'nin yaptığı gibi gerçekleri ortaya koyarak AKP'ye de Erdoğan'a da sözleriyle vurdukça vurdu…

Tamam, biliyoruz Genel Başkanlık koltuğunu Meral Akşener'e kaptırmamak için Erdoğan'ın yargı desteğini aldın.

Tamam, anladık vefa gösterdin ve "Tek Adam Rejimi" dediğimiz ucube sistem ile Erdoğan'ı 2018'de Cumhurbaşkanı seçtirdin.

- Yetmedi mi verdiğin destek?

Farkında değil misin?

- AKP'nin dere yatağındaki MHP'yi seçmen seli vuruyor…

…***

Abdülkadir Özkan 21 Ağustos tarihli Milli gazetede, “Okullar açılmadan korona uçuşa geçti”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Sokaklara baktığımızda hayat gayet normal gibi görünüyor. Özellikle de salgın ile ilgili tehlike geçmiş izlenimi veriyor. Ancak her gün açıklanan vaka sayıları dikkate alındığında salgının son bir aydır yeniden artmaya başladığı görülüyor. Sanki okulların açılması gündeme gelir gelemez virüsün hareketlendiği gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. Bu ise okullar daha açılmadan yeni bir kapanma döneminin gündeme gelebileceğini akla getiriyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Halbuki son iki yıllık eğitim dönemi içinde okullar büyük ölçüde kapalı kaldı. Öğrenciler de evlerine kapandılar, kapanmak zorunda kaldılar. Netice olarak uzaktan eğitimde büyük vaatlerle, hem de resmi açıklamalara göre yüzde 80 katılım oranı başarı sağlandığı ileri sürülmüş olsa gençlerin sanal dünyada kaybolup gitmelerine zemin hazırladı. Uzaktan eğitim daha devreye girmeden eski bakan her türlü hazırlığın yapıldığı, tüm öğrencilerin bundan yararlanacağını sıkça dile getirdi. Ancak uzun süre internet yetersizliği, öğrencilerin milyonlarcasının sağlıklı bir cep telefonu ve tablete sahip olmadığı ortaya çıktı. Bu eksikliğin giderilmesi için kampanyalar yürütüldü.

Vakalarla birlikte hayatını kaybedenlerin sayısı yükselmeye başlayınca yeniden kapanma gündeme geldi. Bu ise toplumu her alanda bunalttı. Bir bakıma arada bir kısıtlamalar topluma nefes aldırmak için hafifletildi. Ancak bu da uzun ömürlü olmadı, olmayacağa benziyor. Çünkü daha okullarda yüz yüze eğitim başlamadan, sözünün edilmeye başlaması ile birlikte  salgında vaka  ve hayatını kaybedenlerin sayısı şimdiden artmaya başladı.