Eylül 01, 2021 10:39 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Cumhur İttifakı'nda seçim barajı hesapları sürüyor

Yeniasya:

“Başkanlık” kutuplaşma getirdi

Star:

Moody's'den kritik Türkiye kararı: Delta varyantına dikkat çekti

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Erdal sağlam 31 Ağustos tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "Erken faiz indirimi enflasyonu artıracak"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Merkez Bankası, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isteğiyle erken faiz indirimine gitmesi halinde, söylenilenin tersine, enflasyonu artırıcı bir karar vermiş olacak. Ağustos ayı enflasyon rakamının açıklanmasıyla birlikte bu tartışmaların yeniden alevlenmesi bekleniyor. 3 Eylül’de açıklanacak enflasyon rakamının nasıl çıkacağı ayrı tartışma konusu. Bazı iktisatçılara göre otomobilde matrah artırımı ile düşen otomobil fiyatlarının aylık enflasyon oranlarına 0.5-0.6 oranlarında olumlu etki yapması bekleniyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Ağustosta kurların düşük seyretmesinin de olumlu etki yapacağı konuşuluyor. Bazı analistler ise otomobil fiyatlarındaki düşüşün fiyatlara etkisinin daha düşük olacağı görüşünde. Piyasalarda ağustos ayı enflasyonun yüzde 1 civarında çıkacağı beklentisi hâkim. Buna karşılık aylık enflasyonu 0.5 gibi tahmin eden iktisatçılar da bulunuyor.

Otomobilde vergi nedeniyle oluşan indirimleri otomobil bayilerinin aynen fiyatlara yansıtmadığını, bu nedenle TÜİK’in bayiden fiyat almak yerine kaynaktan fiyat alma yolunu seçeceğini tahmin eden iktisatçılar bulunuyor.

Otomobil fiyatlarındaki olumlu katkıya rağmen, gıda fiyatlarında beklenen düşüşün olmadığı, okulların açılmasının da etkisiyle birçok üründe fiyat artışı olduğunu kaydeden bazı analistler ise normal olarak yıllık fiyat artışlarında temmuz sonuna kıyasla düşüş olmasını beklemiyor, hatta yıllık oranın yüzde 19’un üzerine çıkmasını bekliyorlar. Buna karşılık ağustos sonunda yıllık enflasyon oranlarının küçük de olsa düşüş göstereceğini bekleyen piyasa oyuncuları da var.

Enflasyon rakamıyla birlikte Merkez Bankası’nın faiz indirimi masaya gelecek. Aslına bakacak olursak, ağustos ayı enflasyonu kaç çıkarsa çıksın faiz indiriminin yapılmaması gerektiği konusunda tüm iktisatçıların hemfikir olduğunu söyleyebiliriz. Hatta çıkacak rakama bağlı olarak dozu değişmek üzere, faiz artışı gerektiği, yıllık oran düşse bile önümüzdeki küresel konjonktüre hazırlık için faiz artırmak gerektiğini kaydeden iktisatçıların bulunduğunu da söylemek gerek.

İndirim gerekmediği görüşüne rağmen piyasalardaki tartışma Merkez Bankası’nın faiz indirimini ne zaman yapacağına odaklanmış durumda. İşte bu noktada da erken faiz indiriminin enflasyona etkisi konuşulmaya başlıyor.

İçeride büyüme oranlarının hâlâ çok yüksek olduğu, iç talebin yeterince kısılamadığı, böyle bir iklimde erken faiz indiriminin çok daha tehlikeli olacağı, bunun artık ekonomi yönetimi tarafından görülmesi gerektiği ifade ediliyor. 

Peki, bu ay faiz indirim kararı verilirse ne olur?

Bazı piyasa oyuncuları erken olmasına rağmen faiz indirimine gidilmesi halinde piyasalardan önemli bir tepki gelmesini beklemiyor. Buna karşılık erken faiz indirimine piyasaların tepki vermesini bekleyenler daha çoğunlukta.

Faiz indirimi halinde tepki geleceği ancak çok sert bir tepki olmayacağı, çünkü iç piyasadaki yabancı hacminin çok sığ olduğu konuşuluyor.

...***

Akif Beki 31 Ağustos tarihli Karar gazetesinde, " Seçimde baraj hesabı"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Cumhurbaşkanı Erdoğan, barajda yüzde 7’nin netleşmiş vaziyette olduğunu açıkladı. Cumhur İttifakı ortakları arasındaki bir netleşmeden söz ediyoruz. MHP de olumlu bakıyormuş bu orana. AK Parti, yeni Anayasa çalışmalarının taslağını MHP’yle paylaştıktan sonra nihai şeklini alacak. CHP ve İYİ Parti baştan kapıyı kapattıkları için, muhalefetten görüş sorulmayacakmış."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Fakat bu gerekçe, yüzde 10 seçim barajının niye sıfırlanmadığını açıklamıyor. Ya da niye yüzde 5’e değil de 7’ye indirilmek istendiğini.

Bu sorunun cevabı henüz ortada yok. Oran, neye göre hesaplandı? Muhalefet muhalefetliğini yaptığı için dışlanıyor, hadi orası anlaşıldı...

Cumhurbaşkanı, muhalefet partilerinden herhangi bir beklentilerinin olmadığını neden söylüyor, orası malum...

Fakat niye, neye göre yüzde 7’de karar kıldıkları bilinmiyor.

Muhalefetin zaten muhalefetlik yapması, iktidar partilerine, seçim yasalarını kendi yararlarına göre yeniden düzenleme hakkı mı veriyor?

Yüzde 10’luk barajın dayanağı şu ilkeydi: Temsilde adalet, yönetimde istikrar!

Temsilde adaletle yönetimde istikrarın, yüzde 7’yle daha iyi sağlanacağı kanaatine nasıl varıldı?

Cumhurbaşkanlığı sisteminde, kişi hükümeti seçiliyor. Tek başlılık esas. Seçim barajının, yönetimde istikrara eskisi gibi bir etkisi yok. Geriye temsilde adalet kalıyor. Milli iradeyi, Meclis’e eksiksiz yansıtacak bir düzenlemenin tam sırası. Atılan her oyu Meclis’te temsil ettirmenin önünde, istikrarı bozacağı gibi bir engel kalmadı artık. Temsilde adaletle yönetimde istikrarı birlikte sağlama ihtiyacı, yeni sistemle ortadan kalktı. Cumhurbaşkanlığı sistemini getiren iktidar, hangi gerekçeyle yüzde 7’lik barajı savunuyor?

...***

Kazım Güleçyüz 31 Ağustos tarihli Yeniasya gazetesinde, " Muhalefet daha fazla gecikmemeli"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Ne zamandır ısrarla tekrarladığımız bir çağrımız var: Millet İttifakında yer alan ve bu ittifaka dahil olması gereken siyasî partilerin liderleri hep birlikte kameraların karşısına geçerek, millete ortak bir mesaj vermeliler. Demeliler ki: İktidarın özellikle tek adam rejimiyle iyice çıkmaza giren yanlış politikaları sebebiyle içine sürüklendiğimiz vahim tablo ve gidişattan ülkemizi kurtarmak için, aramızdaki farklılıkları bir kenara bırakarak güç birliği yapıyor ve millete söz veriyoruz."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Ortak hedeflerimiz, hukuk, adalet ve demokrasiyi hâkim kılmak, kuvvetler ayrılığını işler hale getirmek, hukukun üstünlüğünü sağlamak, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını temin etmek, tıkanan hak arama yollarını açıp kullanılır hale getirmek, tek adam rejimiyle işlevsizleştirilen Meclisi kuvvetlendirip parlamenter demokrasiye dönmek, hür medyanın önündeki engelleri kaldırmak...

İttifaktaki bazı partilerin bu hususları ihtiva eden programlar hazırlayıp kendi adlarına kamuoyuna deklare ettiklerini biliyoruz.

Ama bu yetmez. Asıl—ve artık daha fazla gecikmeden—yapılması gereken, bu ilkelerde birleşen partilerin, bunları ortak bir deklarasyonla halka ve kamuoyuna ilan etmeleri ve erken seçim talebini de seslendirmeleri.

Muhalefetin böyle bir toplu ve ortak çıkış yapması, memleketteki siyasî atmosferi bir anda değiştirir, karamsarlık ve ümitsizlik bulutlarını dağıtır, bunalmış millete moral verir.

Mevcut durum ve gidişat, her alanda göstergelerin olumsuza dönmesi, iktidarın ve medyasının algı operasyonları ve tek taraflı propagandalarla çizmeye çalıştığı pembe tabloların kendi tabanında bile inandırıcılığını kaybetmesi, toplumda çare arayışının ve tek demokratik çıkış yolu olarak erken seçim talebinin giderek güçlenmesi, muhalefete böyle bir görev ve sorumluluk yüklüyor.

Bu güçbirliği ve gerektirdiği ortak mücadele stratejisinin hayata geçirilmesi geciktirildiği müddetçe, sıkışıp zora girdikçe daha fazla hata yapan iktidarın yanlışlarından kaynaklanan fatura iyice ağırlaşıyor ve dolayısıyla ilk seçimde çok kuvvetle muhtemel olan iktidar değişikliğiyle sorumluluğu üstlenecek muhalefetin karşı karşıya kalacağı zorluklar daha da katlanarak artıyor, katmerleniyor.

Muhalefetin daha fazla gecikme lüksü yok.