Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: CHP’li Muharrem Erkek, HDP’nin 'tutum belgesi'ni değerlendirdi
Karar:
Davutoğlu: Bu gidişe itirazımız var
Yeniasya:
“Dostum Biden” diye gitti, tam tersiyle geri döndü
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Mustafa Karaalioğlu 27 Eylül tarihli Karar gazetesinde, "Akşener’in sözleri ‘başka’ ne anlama gelir?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
"Siyasetin çok hareketli olduğunu düşünüyoruz ama gerçekte öyle değil. Türkiye’nin son derece ciddi sorunları var ve hükümet bu sorunlarla mücadelede başarılı olmamasına rağmen işler yolunda gidiyormuş gibi rahat hareket edebilme imkanına sahip. Çünkü, erken seçim talebi anketlerde de boy göstermeye başladı ama Meclis aritmetiği de muhalefetin baskısı da seçimi öne çekmeye müsait değil."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Erdoğan ve Bahçeli’nin kontrolündeki takvim tıkır tıkır işliyor. İktidar eğer bulursa kendisi için uygun bir zamanda erken seçime gidebilir. Bulamazsa ki bu ihtimal oldukça yüksek, artık bahtına ne çıkarsa zamanında seçime gidecek. Yani, durum daha kötüye gitmeden sandığı erkene çekmek iktidar için artık bir seçenek değil çünkü oy kayıpları hem Cumhurbaşkanlığı hem de parlamento seçimi açısından bu fırsatı vermiyor. Dolayısıyla, seçimin zamanında olma ihtimali diğer bütün senaryolardan daha güçlüdür.
Tablo böyle olunca, iktidarın muhalefete, muhalefetin de iktidara yüklenmesi görünürde bir siyasi faaliyet olsa da gerçekte ülkenin gidişatı adına olağanüstülüğü ifade etmiyor. En nihayet ülkede işler yolunda giderken de bu kadar siyasi çekişme vardı; şimdi yolunda gitmezken olup biten çok farklı değil. En genel ifadeyle süreç Cumhur ittifakının kontrolünde ve bu kontrolü zorlayacak; sürece ortak olabilecek güçlü bir siyasi girişim yoktur. Gayet tabii bu durum hala işleri toparlama umudu taşıyan Erdoğan lehine büyük bir avantajdır.
Bu siyasetsizlik ortamında İyi Parti Lideri Meral Akşener’in “Cumhurbaşkanı değil başbakan olmak istiyorum” çıkışı keskin bir siyasi hamledir. Ve epeydir rutine bağlanmış olan gidişatı etkileyebilecek bir adımdır. Cumhur İttifakı’nın Millet İttifakı’ndan hiç beklemediği bir çıkış olduğu da açıktır.
Türkiye’nin birkaç elin parmaklarıyla ancak sayılabilecek kadar çok ve acil problemleri vardır. Bir elin parmaklarıyla yetinelim… Hayat pahalılığı, işsizlik, hukuksuzluk, liyakatsizlik ve dış politikada ertelenemez problemler yaşanıyor. Muhalefet olmanın tabiatı gereği CHP, İyi Parti ve muhtemel diğer bileşenler seçimi kazandıklarında hızla bu sorunları çözmek zorundalar. Zaten, çözebilecekleri kanaati oluşursa seçimi kazanacaklar. Akşener’in açıkladığı plana göre ise, bütün bu acil sorunların çözümü anayasa değişikliği yoluyla yeniden parlamenter sisteme dönülünceye kadar bekleyecek. Planı da muhalefetin anayasa değişikliğini hiç olmazsa referanduma taşıyabilmek için Meclis’te en az 360 sandalye alacağı varsayımına dayanıyor. Bu sayıyla başkanlık sistemine son verilerek, yeni bir referandumla “güçlendirilmiş” parlamenter sisteme dönülecek ve sorunları çözme vaadiyle seçilen cumhurbaşkanının yetkileri sembolik düzeye indirilecek. O cumhurbaşkanı görevine sembolik yetkilerle devam ederken, bir parti liderine -Akşener’e- hükümet kurma görevi verecek. Sonra da o hükümet Türkiye’nin sorunları için kolları sıvayacak. Özetin özeti… Millet ittifakı seçimde başkanlık sisteminin bitirilmesini ve parlamenter sisteme dönüşü oylatacak. Her şey yolunda giderse; yani Cumhurbaşkanlığını ve Meclis’te 360’ın üzerinde sandalye kazanılırsa “öncelik” anayasa değişikliği mesaisinde olacak. Sistem değişikliği için bir tür ön referandum!...
...***
Mehmet Kara 27 Eylül tarihli Yeniasya gazetesinde, "75 gün sonra Meclis açılırken"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
"17 Temmuz’dan beri tatilde olan Meclis Cuma günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması ile yasama yılına başlayacak açılacak, ama 5 Ekim’de fiilen çalışmaya başlayacak. Meclis’in yenilenen Genel Kurul salonu da ilk kez kullanılacak."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Meclis’in tatilde olduğu yaklaşık 75 günde muhalefet partileri Anadolu’yu karış karış gezip milletin dertlerini dinleyerek yeni dönemde gündeme getirmek ve çözüm yollarını göstermek için Meclis’in açılmasını bekliyor. Erdoğan da zaman zaman bazı illere giderek açılışlar yaptı. Ancak Cumhur İttifakı’nın diğer ortağı mesajlarını sosyal medya üzerinden ya da yazılı olarak vermeyi tercih etti.
Hükümet bu zaman zarfında önümüzdeki seçimlere yönelik düzenlemelerin bu yasama yılında yasalaştırılmasını plânlıyor. Seçim ve Siyasî Partiler Yasası’nda değişiklik, yeni anayasa hazırlığı ve sosyal medya düzenlemesi için çalışmalar yaparak Meclis’in gündemine getirmeye hazırlanıyor. Yeni anayasa konusu ise gündeme getirilebilir, ama Meclis’ten çıkması da, referanduma sunulması da Cumhur İttifakı’nın milletvekili sayısı yeterli olmadığı için sadece seçim malzemesi olarak kullanılabilir.
Seçim yasasına gelince de iki ortak arasında sıkıntıların olduğu kulislere yansıyor. Yüzde 7’lik seçim barajında anlaşıldığı söylense de bunun komisyonlarda ya da genel kurulda yüzde 5’e düşürülmesi sürpriz olmaz. Dar bölge veya daraltılmış bölge konusunda da Cumhur İttifak’ı arasında bir “ittifak” sağlanamadığı da konuşuluyor.
Bu dönemde dikkat çeken gelişmeler de oldu. Millet İttifakı bir yandan Anadolu’yu gezerken bir yandan da parlamenter sisteme dönüş için genel başkan yardımcıları düzeyinde toplantılar yapıyor. CHP, İYİ Parti, SP ve DP’den hukuk veya siyasî işlerden sorumlu genel başkan yardımcılarının ikinci toplantılarını yaptıkları ortaya çıktı. Bu toplantılara Gelecek ve DEVA partilerinden de yetkililer katılıyor. 6 siyasî partinin temsilcisi, Ekim ayı başında da bir araya gelerek, çalışmaları sürdürecek.
Partilerin ayrı ayrı hazırladığı parlamenter sistem tekliflerinin tek bir metin haline getirilmesi ve nasıl bir yöntem izleneceği toplantılarda ele alındığı anlaşılmıyor. Ekim ayında yapılacak toplantı veya toplantılardan sonrada ortak bir açıklama ile kamuoyu ile paylaşılması düşünülür.
...***
Arslan Bulut 27 Eylül tarihli Yeniçağ gazetesinde, "Sadece seçim değil bu bir referandum!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
"İç ve dış politikada çalkantılara sebep olan gelişmeler var. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in "Cumhurbaşkanı adayı değilim, Başbakan adayıyım" sözleri, "Millet İttifakı'nın planı belli oldu. Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olacak" diye yorumlandı ama bu çıkışla, parlamenter sisteme dönüş esas alındığına göre genel seçimler referandum niteliği taşıyacak. Millet İttifakı kazanırsa, tek adam yönetimiyle birlikte Tayyip Erdoğan dönemi sona erecek."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Erdoğan ise iç ve dış politikada ve ekonomideki tıkanmaya direnmeye çalışıyor. Askeri kargo uçağı ile iki zırhlı otomobili New York'a taşıtan Erdoğan, Biden yönetimi tarafından neredeyse yok sayıldı. Nitekim Erdoğan da açılışını yaptığı New York'taki yeni Türkevi'nde, gazetecilere, "Oğul Bush ile iyi çalıştım, Sayın Obama ile iyi çalıştım, Sayın Trump ile iyi çalıştım ama Sayın Biden ile iyi başladık diyemem" dedi.
Erdoğan, CBS televizyonlarına da konuştu ve Biden'a "Hem bize Patriot füzesi vermiyorsunuz hem de 'Rusya'dan S-400 alamazsınız' diyorsunuz. Buna biz karar veririz. Parasını ödediğimiz F-35 uçaklarını da vermiyorsunuz. Suriye'de PYD'yi silahlandırıyorsunuz" mesajlarını verdi.
Erdoğan, "29 Eylül'de nasip olursa Sayın Putin'le Soçi'de yapacağımız ikili görüşme gerçekten önem arz ediyor. Heyetler arası görüşme yok, Sayın Putin'le sadece ikili görüşme yapacağız. Bu tabii sadece İdlib'i içeren bir görüşme olmayacak, Suriye'deki durumu masaya yatıracağız. Türkiye-Rusya ilişkilerinde önemli bir karara da varacağız. Çünkü bölgede Türkiye ve Rusya önemli iki ülke..." dedi.
Bakalım ABD ile Rusya arasında sarkaç gibi bir o yana bir bu yana vurma politikasına Putin ne cevap verecek.
İç politikada ise Erdoğan, faydasız adımlar atıyor! Meclis'e sunacakları sosyal medya düzenlemesi ile "tahribat"ı gidermeyi umuyor. Erdoğan, medyanın yüzde 90'ını kontrol altına aldı ama daha fazla takip edilen sosyal medya, AKP iktidarını tahrip ediyor!