Eylül 29, 2021 09:39 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Sayıştay, kamu kurumlarında çok sayıda hatalı işlem tespit etti

Karar:

Kılıçdaroğlu'ndan "ABD, Türkiye gibi değil; çok güçlü bir ülke" diyen Erdoğan'a tepki

Milli gazete:

Bir üniversite öğrencisinin aylık masrafı asgariyi geçti

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Şükran Soner 28 Eylül tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "Tek adam, Saray yerine, Meclis’in, Cumhuriyetin demokratikleşmesi"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Kim ne derse desin, “Cumhuriyet cephesi”, “Millet cephesi” adları altında keskinleştirilmek istenen savaş, çatışmacılıkta, yaşamın gerçekleri giderek, taşları yerli yerine oturtuyor.. Her geçen gün tek adam, Saray rejimini ayakta tutabilme adına fakirleşen halkı din ile yanında tutma siyasetinde verilmek zorunda kalınan ödünlerle gündeme sokulan Saray tekelindeki din sömürüsünde sınır tanımayan yeni yeni icraatlar ile ortaya çıkan sonuç, tablonun her yeni adımı, icraatı, kendi içindeki haksızlıklar, eşitsizlikler ile tepkilerini de katlayarak üretiyor.."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Genellemeden en güncel gelişmelere, ilk sıralanabilecek örneklerin seçilmesine geçersek.. Anımsayacaksınız Amerika’ya giderken Saray’ın Cumhurbaşkanı, dönüşünde fiyatların patlamasından suçladığı büyük marketler zinciri ile hesaplaşma sözü vermişti. Yurt bulamadıkları için hak aramak isterken çok ağır polis şiddetine hedef olan öğrencileri ise yalancılıkla suçlamış, yurt açığı değil, büyük artışını sağlamakla sayılar da vererek övünmüştü.

Dün sabahın bizlere de ulaşan en taze bilgileri ile marketler zincirinin en büyüğünün patronundan gelen açıklamada, yüzde bir kâr ile çalıştıkları ilan edilmişti. Gerçi iktidarları süreci içindeki 16 kat büyümelerinin açıklaması olmuyordu ama öyle zannedildiği gibi de güncel fiyatlar üzerinde hesap mesap sorulamayacağı gerçeği de ortaya çıkmış oluyordu.

Yurtlara gelince, ilgili bakanlığın son resmi kayıtları ile 2020 yılında 698 bin 289 olan yurtların sayısı, 2021 yılında ancak 696 bin 966 öğrenci kapasiteli olabilmişti. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün sabah tüm canlı yayınlar kesilmiş olarak Beştepe’den seslenişinde gündem hâkim ve savcıların kura töreni canlı yayını idi. Elbette Yargıtay, Danıştay başkanları, başsavcıların huzurunda yapılan kura çekimi ile “bağımsız” görev yapmaları beklenen her iki yargı kurumunun yeni kadro atamaları yapılıyordu. Çok önemli iki yargı kurumunun yargıç ve savcılarının bağımsızlığının önemi üzerinden sözlere, söz konusu kura çekimi ile inanmamız isteniyordu.

Doğal olarak ya da kaçınılmaz aynı zaman dilimi ile çakışan HDP’nin seçimlere ilişkin açıklamaları birkaç cümle ile verilebildi. Sonraki özetlerinden de öğrenebildiğimize göre HDP, ittifak adresi göstermedi. Sadece cumhurbaşkanı hükümet sisteminin kesin değiştirilmesini istedi. Cumhuriyetin demokratikleştirilmesi, barışçı çözüm yolları, insan haklarından yana Meclis’te çözüm aradığını ilan etti.

...***

İbrahim Kiras 28 Eylül tarihli Karar gazetesinde, " Siyasette de kolay kazanan kolay kaybeder"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

"2014’teki cumhurbaşkanlığı seçimini başlangıç noktası alarak aldığımızda iktidar partisinin oylarında olağandışı büyük bir hareketliliğin bugüne kadar hiç durmadan devam ettiğini görüyoruz. Bazen çok yükseklere çıkıyor, bazen dip seviyelere düşüyor. Yani önünde hem büyük imkanlar hem de büyük riskler olan bir siyasi partiden söz ediyoruz. İktidar destekçilerini “her şeye rağmen” ümitlendiren, muhalifleri yine her şeye rağmen ümitle kaygı arasında getirip götüren bir tablo bu. Çünkü bu tabloya göre AK Parti’nin kolay kaybettiği ama yine aynı derecede kolaylıkla yeniden kazanabildiği bir seçmen kitlesi var."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Bugünlerde mevcut şartlar (kötü yönetim vs.) dolayısıyla iktidardan gönlü soğumuş durumdaki bu kitlenin yeniden eski adresine dönme ihtimali var mı? Soru bu.

Diğer yandan, yavaş yavaş da olsa sürekli şekilde devam eden “eski adresten ayrılma” trendi durdurulabilir mi? Bu soru da ayrıca sorulmak durumunda. Çünkü gidenlerin, gelenlerin ve kalanların gerekçeleri de beklentileri de birbirinden farklı olabiliyor. Bu farklılık da sandıkta farklı davranışlara yöneltebiliyor insanları.

Gidenlerin dönmesi, gelenlerin kalması için gerekli olan adımların atılıp atılamayacağı, toplum genelini ve ayrıca tabanı memnun edecek politika değişikliklerinin uygulanıp uygulanamayacağı ve son tahlilde bunların da artık bu saatten sonra yeterli olup olmayacağı konusunu paranteze alarak, gidenlerin nereye gittiklerine, gelenlerin nereden geldiklerine bakarak bir sonraki seçim için öngörüde bulunmayı deneyebiliriz.

İktidar partisi oylarında son birkaç seçimdir müşahede edilen göz kamaştırıcı trafiğin bir özetini 2015’in Haziran ve Kasım aylarında art arda yapılan seçimlerde bulabiliyoruz.

Bu konuda önceki haftalardaki yazılarda AK Parti seçmeninin 7 Haziran’da partisine sırt dönmesinin sebepleri olarak, “cumhurbaşkanının anayasal statüsü olan tarafsızlıktan uzak duruşu birinci problem, hükümetin ve iktidar partisinin yönetiminde çift başlılık görüntüsü ikinci problem durumundaydı” demiştik.

...***

Orhan Uğuroğlu 28 Eylül tarihli Yeniçağ gazetesinde, "Akşener iğne oyası gibi siyaset yapıyor"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

""Ben cumhurbaşkanlığına değil başbakanlığa adayım" diyen İYİ Parti Genel Başkanı Akşener bu yorumu ile Türkiye'de siyasi gündemi değiştiriverdi. Cumhur İttifakı'nın eş başkanları Recep Tayyip Erdoğan ile Devlet Bahçeli'yi ters köşeye yatırdı. 19,5 yıldır siyaset gündemini oluşturan Erdoğan'ın elinden gündemi alan Akşener göz nuru "iğne oyası" işler gibi "söz nuru" siyasi söylemler ortaya koyuyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadeelre yer veriyor:

...***

AKP'liler, MHP'liler ve elbette yandaş medya "mal bulmuş mağribi" gibi "Başbakan Meral Hanım" konusunda saçma sapan yorumları sallamaya başladılar.

- Şimdi gelelim Meral Hanımın sözlerinin şifresine:

Birincisi; Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulu'na aktif başkanlık yapmayacak. Tek Adam Rejiminde olduğu gibi tek başına kararlar almayacak.

İkincisi; Millet İttifakı'nın paydaşları Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak Bakanlar Kurulu'nda yer alacak.

Üçüncüsü; Meral Akşener Cumhurbaşkanı 1. Yardımcısı ya da Vekili olarak Bakanlar Kurulu'nu yönetecek…

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu'nun Hürriyet'e verdiği demeçte satır arasındaki şu cümle bu yazdıklarımı teyit ediyor:

- "Kemal Bey'in Cumhurbaşkanı, Meral Hanım'ın Başbakan olduğu bir yapılanmaya gidilebilir…"

Kuşoğlu'nun, "CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu" çıkışını da eklersek şablonu şöyle özetleriz:

- Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı, Akşener Başbakan

- Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı, Akşener Cumhurbaşkanı 1. Yardımcısı…

Arife tarif gerekmez, haydi hayırlısı…

Peki, Erdoğan İYİ Parti lideri Akşener'in, "Başbakanlığa adayım" sözlerine karşın ne düşünür ne yapar?

Saraydaki çevresi 3. kez aday olamayacak Erdoğan'a ne aşılar bilmiyorum ama ben diyorum ki;

- Erdoğan, "Şartlı Çekilme" yolunu deneyebilir.

Şartlı çekilme için Erdoğan;

İlk adım olarak; Gerek CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'ndan gerekse İYİ Parti lideri Meral Akşener'den "Yargılanmama sözü" alabilmek için elçi gönderebilir,

İkinci adım olarak; "Yeni anayasada güçlendirilmiş parlamenter rejim için Meclis'te oy birliği ile değişiklik yapalım ve 2023 seçimine ayrı ayrı girelim" çağrısı yapabilir.

Erdoğan'ın "Saray Siyaseti" Bahçeli'nin, "Balgat Siyaseti" anlaşılan o ki "Cumhur İttifakı" artık tamamen çöktü.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun "HDP Siyaseti" şokunu atlatamayan Cumhur İttifakı'nın eş başkanları Erdoğan ile Bahçeli'ye ikinci şoku İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Müsavat Dervişoğlu şu açıklaması ile yaşattı.

- "HDP'li TBMM Başkanvekili oturumları yönetiyor ve hepimiz de onun yönetimine katılıyor muyuz? Bu meşru mu, gayrimeşru mu tartışmasına en iyi cevaptır. HDP ile AK Parti arasına sıkışan seçmen çıkış yolunu, üçüncü alternatifi arıyor. Hiç kimse Kürt seçmen kitlesini HDP'nin sadık bendesi olarak görmesin. Siyasetin görevi onlara gidecek yeri göstermektir."

Şimdi şunu artık net olarak söyleyeyim.Kılıçdaroğlu ve Akşener'in giderek netleşen siyasi tavrı Türkiye'yi;

- Ucube "Tek Adam Rejiminden" de,

- Ucube "Cumhur İttifakı'ndan" da kurtaracak…

Kartaca yıkılacak..!

Türkiye'ye tam demokrasi gelecek...