Ekim 02, 2021 12:28 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Çift maaş alan AKP’li bürokratların ücretlerine zam yapıldı

Karar:

Bu kadarını hak etmiyoruz

Yeniasya:

Dış politikada atılan yanlış adımlar sebebiyle zor günler kapıda

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Sertaç Eş 1 Ekim tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “CHP’de neler oluyor?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Görünürde seçim yok ama beklenmedik bir hareketlilik var. Muhalefetteki hiçbir parti gelecek seçimin erken mi yoksa zamanında mı yapılacağı sorusunun yanıtını merak etmiyor. Liderler artık Ankara’da daha az kalır oldu. Ana muhalefet CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir haftada Türkiye’yi doğudan batıya geziyor. TBMM’nin kapalı olması da bir fırsata dönüştürülmüş durumda.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

CHP’deki hareketliliğin altyapısını anlamak için partinin genel merkezine kısa bir ziyaret yeterli oldu. Planlamalar ve saha çalışmaları için karargâh kurulmuş. Yapılacak etkinlikler, geziler için önceden masa başında ayrıntılı çalışmalar yapılıyor. Milletvekillerinin yaz aylarında bölgelere yaptıkları ziyaretlerin ardından Genel Başkan Kılıçdaroğlu için bir planlama yapılmış. Ziyaret edilecek bölgeler, iller ve temas kurulacak, partinin politikalarının anlatılacağı toplum kesimleri ve sektör temsilcileri üzerinde önceden çalışmalar yapılıyor, bazı ön temaslar gerçekleştiriliyor. Öncelikli hedef CHP’ye oy vermeyenler ve partinin politikalarına karşı önyargılı kesimler. Özellikle iktidarın yarattığı algının kırılması gerekiyor. Bunun için de yine karargâhta kapsamlı çalışmalar, araştırmalar yapılmış. Ortaya konulan tespitler üzerine politikalar geliştirilmiş ve şu anda bunlar uygulama aşamasında.

Örneğin Kılıçdaroğlu CHP’nin az oy aldığı bir bölgeyi mi ziyaret edecek, yukarıda sıraladığımız hazırlıklar tamamlanıyor. Bir ekip önden temasların yürütüleceği bölgeye gidiyor, zemini hazırlıyor ve genel başkanı bekliyor. Aynı ekip tüm etkinliklerin ardından durum değerlendirmesi yapıyor, etkiyi ve sonuçları raporlaştırıyor. Anladığımız, CHP sistematik çalışıyor.

2020’nin yaz sonunda Sivas’tan Erzincan, Erzurum ve Ardahan’a kadar bir haftalık gezi yapmıştık. Siyasete ilgi azdı, muhalefetin durumu pek parlak değildi. Tam 13 ay sonra durum farklı, ciddi saha çalışması yapılıyor. Muhalefetin lideri CHP, tempoyu kararlılıkla sürdürmeli...

19 yıldır AKP’nin baskın olduğu ülke siyaseti nihayet farklı bir noktaya gelmiş durumda. İktidar fiyat artışlarını kontrol edemiyor. Birisi batmış olan iki firma sahibi durumunu anlatıyor. Önce batık olan: Benim firma ölü. 600 bin TL vergi borcum var. Devlet de rahat ben de. Çünkü ikimiz de bu borcun ödenemeyeceğini biliyoruz.

Diğeri şöyle konuşuyor: Benim firma şu an canlı. Hiç beklemediğim bir anda 250 bin TL vergi cezası geldi. Devletin canhıraş paraya ihtiyacı olduğu çok belli. Ödeme yapamazsam firmam ölecek, ben de rahat olanlar kervanına katılacağım.

Siyasetten, ekonomiden, sokaktan gelen tepkiler ilk kez benzerlik taşıyor. Sanki iktidar gitmeye, muhalefet de göndermeye hazır gibi...

…***

Akif Beki 1 Ekim tarihli Karar gazetesinde, “Yarı başkanlık geride kaldı”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Güya AK Parti, yarı başkanlığa dönmeyi muhalefete teklif etmeye hazırlanıyormuş. Yolunuzun üstündeki kuru fasulyecinin bilmem kaç kilometre geride kaldığını gösteren tabelanın, siz geçtikten sonra karşınıza çıkmasına benziyordu. Akşener’in başbakanlığa adaylık açıklamasıyla muhalefet, çoktan bir sonraki aşamaya göz dikmişti. Geri döndürmek için geç kalınmış bir teklif olacaktı.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Hem de teklifin kırmızı çizgisi, başbakanlığı geri getirmemekmiş. Tek başlılık yetkilerinden Meclis’e biraz taviz vermek suretiyle sistem revize edilecekmiş, o kadar.

Meclis’in denetim yetkilerini güçlendirme vaadiyle kapısına gidildiğinde muhalefet, böyle bir Anayasa değişikliğine istenen desteği verirmiş gibi.

Muhalefeti yolundan geri çevirmeye yetmeyeceğini görüyor ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan bu haberi yalanladı.

Ne de olsa iktidarda, 16 yıldan sonra emekliye ayrılan Merkel’den daha eski, usta bir siyasetçi Erdoğan.

Zaten geç kalan adaletin adalet olmadığını adeta virdizeban etmiş kıdemli bir lider, geç kalınmış manevranın da manevra olmadığını bilmez mi!

Aksini söylese şaşmak gerekirdi.

Cumhurbaşkanı, kendisinden bekleneceği üzere böyle bir tartışmanın önünü kesti, başlamadan bitirdi.

Kararlılığı, sorusundan bile belli:

Cumhur İttifakındaki ortağı MHP ile birlikte başkanlık sistemini getiren bir iktidar, Türkiye’yi koalisyonlara geri götürecek bir revizyona kalkıp izin verir miydi!

Erdoğan, parlamenter sisteme dönüş için “Söz konusu değil, böyle bir şey asla olamaz” diyerek noktayı koydu.

Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı sisteminin başarısını kanıtladığına, sağlıklı çalışan bir yönetim biçimi kurduklarına ve Türkiye’ye aldırdığı mesafenin ortada olduğuna inanıyor.

Sonuçtan gayet memnunken, haşa sistemin başarısızlığını kabul eder gibi muhalefetin kuyruğuna niye takılacaklarını soracaktı elbette, sordu.

Öbür türlüsü, gelinen noktada muhalefet açısından da gerçekçi değil.

Altı, Akşener’ın başbakanlığa adaylık çıkışıyla boşaltılmış bir teklif, ölü doğacaktı.

Zemini yoktu, muhalefetçe düşük yaptırılmıştı. Cumhurbaşkanı da havanda su dövmekten siyaseti kurtardı böylece.

…***

Kazım Güleçyüz 1 Ekim tarihli Yeniasya gazetesinde, “MGK rejimine bir hukuk freni daha”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“15-20 Temmuz OHAL sürecinde hukuku savunma ve koruma misyonunu yerine getirme hususunda maalesef iyi bir imtihan veremeyen AYM’nin bu durumu nihayet aşmaya başladığını gösteren örneklerin giderek arttığı görülüyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

20 Temmuz sonrasında KHK olarak çıkarılıp yasalaştırılan 6755 sayılı kanunun, millî güvenlik için tehdit olduğu tesbit edilen oluşumlarla ilişkili medya kuruluşlarının, ilgili bakanın onayı ile kapatılıp malvarlıklarının Hazineye devrini öngören maddesini iptal kararı bunlardan biriydi. “KHK ile medya kapatılamaz” diye özetlenebilecek olan karar, OHAL’in artık sona erdiği ve geride kaldığı, olağan dönemde OHAL mantığı ve KHK’ları ile hareket edilemeyeceği mesajı veriyordu.

Yine aynı kararda “İçinde bulunulan döneme göre farklı yorumlanabilmeleri mümkün olan aidiyet, irtibat, iltisak kavramlarının hukukî niteliği ve objektif anlamı ancak yargı içtihatlarıyla belirlenebilir” denilmesi, bu kavramların tanım ve yorumunda inisiyatifi yargıya tahsis eden diğer bir önemli mesajdı.

AYM’nin, OHAL ve KHK uzantısı bir kanundaki “üyelik ve mensubiyet” ifadelerini iptal ederken, MGK tarafından millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, grup ve oluşumlarla ilgili olarak, kişilerin bunlara üye olup olmadıklarına sadece yargının karar verebileceğine hükmeden kararı, bu yönde atılmış ikinci bir adım oldu.

Üçüncü adımın mesajı ise daha netti:

“İstişarî nitelikte bir danışma organı olan MGK’nın icraî karar alma yetkisine sahip olmadığı gözetildiğinde, Cumhurbaşkanınca ayrı bir kararla benimsenmemiş MGK kararlarına hukukî sonuç bağlanamayacağı ve bu kararların kendiliğinden icra edilemeyeceği açıktır. Kararları tavsiye niteliğinde olan MGK, kişilerin devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunup bulunmadığına karar veremez.”

AYM 6755 sayılı OHAL kanununun MGK’yı yetkili kılan ibarelerini bu gerekçeyle iptal ederek, MGK rejimine bir fren daha koydu.

İrtibat ve iltisakın somut bilgi ve belgelerle ortaya konulması, aksi halde dayanaksız işlemin iptali gerektiği yönündeki yeni bir idare mahkemesi kararı, AYM’nin yaklaşımının bidayet mahkemelerine de mal olmaya başladığını gösteriyor. Dileğimiz, bu sürecin aynı yönde daha da hızlanarak devam etmesi...