Türkiye'den köşe yazarları
Yeniasya: Çözüm erken seçim ve parlamenter sistem
Milli gazete:
Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a sert sözler
Star:
Rumlara açık çağrı: Türkiye'nin teklifine olumlu cevap verin
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Mustafa Balbay 3 Ekim tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "Kılıçdaroğlu ve Akşener’e açık mektup..."başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Türkiye, direksiyonuyla tekerlekleri arasındaki bağlantı kopmuş bir araç gibi gidiyor... Halk, tarihimizde ilk kez yedi yıldır, istikrarlı biçimde sürekli fakirleşiyor... Fakirden alıp zengine veriyorlar... Kendisine bin beş yüz odalı saray yapıp öğrenciye bir odayı çok görüyor..."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Yüksek maliyetin adı fahiş fiyat, zammın adı fiyat ayarlama, sürekli savrulmanın adı makas değişikliği oldu...
Halkın kullanmak zorunda olduğu elektrik ve doğalgaz zammı otomatiğe bağlandı...
Merkez Bankası Başkanı talimatla faiz indiriminden sonra dövizdeki yüksekliğe anlam veremediğini açıklıyor...
Asgari ücret açlık ücreti haline gelmiş, Avrupa’nın en düşük seviyesine düşmüş...
Yukarıdaki tablonun anlamı şu:
İktidar kaybetmiştir!
Ama hiçbir iktidar gitmez, halkın onun yerinde görmek istediği götürür.
Millet, kurtulmak istiyor. Sokakta gördüğü her siyasiye, “Bizi bunlardan kurtarın” diyor. Burnundan soluyor. Aç olduğunu yüksek sesle söylüyor. Millet, “Bunlardan artık kurtulalım” diyor ama “Bunların yerine şu gelsin” demiyor. Millet, “Devleti bunlardan alalım” diyor ama “Şunlara verelim” demiyor.
Millet çok büyük bir karar verdi; bu iktidardan kansız ve kinsiz bir şekilde kurulmak istiyor. Buna karşılık iktidardakiler ne pahasına olursa olsun kalmak için plan yapıyor.
2017’de, 12 Eylül 1980 ve 12 Eylül 2010 anayasasından daha geri bir anayasa ile sistemi değiştirirken millete şunları söylediler:
- Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile ekonomimiz dünyada ilk 10’a girecek.
- Bürokrasi ortadan kalkacak, her şey çok hızlı çözülecek.
- Bakanlar siyasetten gelmeyecek, milletvekili olmayacak, doğrudan senin emrinde olacak...
Sözün özü, bu ucube sistemi getirirken, başta ekonomi olmak üzere her şeyin daha güzel olacağını söylediler. Gerçeği başta söyledik.
Böyle bir iktidarın kamuoyu yoklamalarında, değil muhalefetle baş başa, ortağı ile birlikte barajı bile geçememesi gerekir.
Başa baş seçimin kazananı, iktidar gücünü elinde tutan olur.
Bu seçimi seçimden önce almak zorundasınız.
Bu noktadan sonra sadece yaptıklarınızdan değil, yapmadıklarınızdan da sorumlusunuz.
Böylesine çökmüş bir iktidara giden her oy, sizin alamadığınız oydur.
Salt sistem değişikliğini önde tutarak, bu millete güven verilmez. Sistemler, ekmek arasına konup yenen bir şey değil. İktidar ve medyası, salt sistem değişikliğini gündemde tutarak, “adaylığa kim gelsin kim gitsin” tartışmasını köpürterek enkazını örtmeye çalışıyor.
Enkazı tarif etmek çözüm değil...
Enkazın ne kadar büyük olduğunu, bu enkazın altındaki halka söylemek çare değil...
Seçimden önce bu iktidarın bittiğini gösteremezseniz, Saray’ın oyunu bitmez. Küresel güçler de bağımsız karar verebilen bir devletle, bir yönetimle değil, bir kişiyle muhatap olup onu kuşatmayı sever!
...***
Mehmet Kara 3 Ekim tarihli Yeniasya gazetesinde, " Erken seçim kararı nasıl alınır?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Meclis’in açılmasıyla muhalefetin uzunca süredir dile getirdiği erken seçim isteği daha çok konuşulur olacak. Türk tipi partili cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesinden sonra erken seçim kararı almak hayli zorlaştı. Yeni sistemde cumhurbaşkanı tek başına erken seçim kararı alma hakkına sahipken Meclisin erken seçim kararı almak için en az 360 milletvekilinin oyu gerekiyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Şu anda Meclis’in mevcut aritmetiği hiçbir partiye bu imkânı vermiyor. İktidar bloğunu oluşturan Cumhur İttifakı ortakları AKP ve MHP’nin milletvekili sayısı da bu rakama ulaşmıyor. AKP’nin 288, MHP’nin ise 48 milletvekili bulunuyor. İki partinin toplam vekil sayısı 336’da kalıyor. Bunun dışında kalan partilerin milletvekili sayısı da erken seçim kararı almaya yetmiyor. MHP erken seçim kararı yönünde oy kullansa dahi yine sayı yetmiyor. Cumhurbaşkanı erken seçim kararı almazsa tek seçenek AKP’nin de buna destek vermesi.
27. Dönem 4. Yasama Yılı değerlendirme toplantısında konuşan TBMM Başkanı Mustafa Şentop, bu durumu “Yeni sistemde parlamentonun erken seçim kararı alınması zorlaştırıldı. Erken seçim olmasın diye bir sistem var Türkiye’de” diyerek özetledi.
Yeni sistemde kanun yapma yetkisini elinde bulunduran TBMM’nin yanı sıra, cumhurbaşkanı da doğrudan anayasadan aldığı yetkiye dayanarak, Meclis’ten bir yetki kanunu çıkarılmasına ihtiyaç duymaksızın kararname çıkarabilirken, erken seçim kararını tek başına cumhurbaşkanı alabiliyor. Yeni sistemde milletvekili sayısı 550’den 600’e çıktı, ama bir kişinin alabileceği kararı ancak 360 milletvekili alabiliyor. Meclis’in etkinliğinin azalmasına en güzel örneklerden birisi de bu değil mi?
Ancak öyle bir ortam oluşur ve bir bakarsınız ki erken seçimi kararı alınıvermiş. “Siyasette 1 gün bile uzun bir süredir” sözünün gerçekleştiğini yaşayarak çok gördük.
Erken seçimin konuşulduğu bir dönemde Aksoy Araştırma Müdürü Ertan Aksoy’un dikkat çeken bir değerlendirmesi oldu. İktidarın ısrarla, inanç ve kimlik siyasetine, kutuplaşmaya çekmeye çalışırken, muhalefetin iktidara geldiğinde ne yapacağına ve bugün seçmenin gerçek meselelerine konsantre olmayı tercih ettiğini söylerken, “Bu da iktidarın düşüşünü sağladığı gibi muhalefetin de yükselmesini sağlıyor” diyor.
...***
Orhan Uğuroğlu 3 Ekim tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Bahçeli Erdoğan'la ipleri koparacak mı?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" İşte şimdi Cumhur İttifakı'nın eş başkanları Recep Tayyip Erdoğan ile Devlet Bahçeli ilk kez karşı karşıya geldi. AKP lideri Erdoğan 27. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında öyle bir öneride bulundu ki MHP lideri Devlet Bahçeli'yi can damarından vurdu. AKP ile MHP'yi de karşı karşıya getirecek krizin adı: Yeni Anayasa…"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı resmî web sayfasından aldığım Meclis konuşmasındaki yeni anayasa bölümü aynen şöyle;
- "Bir süre önce gündeme getirdiğimiz, ülkemize, tarihimizde ilk defa doğrudan millî iradenin eliyle yeni bir Anayasa kazandırma teklifimizin de Meclisimiz tarafından başarıyla hayata geçirileceğini ümit ediyorum.
- Meclisimizin mümkün olursa tamamının uzlaşmasıyla hazırlanacak bir yeni Anayasa, milletimize vereceğimiz en güzel 2023 hediyesi olacaktır.
- Bunun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde grubu bulunan partilerin yeni Anayasa tekliflerini en kısa sürede kamuoyuyla paylaşmalarını bekliyoruz.
Peki, Meclis'te grubu olan partiler hangileri?
- AKP, CHP, İYİ Parti, HDP ve MHP…
Erdoğan, HDP'nin de hazırlayacağı anayasayı açıklamasını istedi,
Ve Meclis'te HDP ile yeni anayasa konusunda "uzlaşma" çağrısı yaptı.
O halde anlaşıldı ki yeni Anayasa çalışmasında;
- Erdoğan MHP ile HDP'yi bir araya getirecek.
Şimdilik MHP'den de Cumhur İttifakı eş başkanı Devlet Bahçeli'den de "tık" yok…
O halde Bahçeli'ye, HDP hakkında sık sık tekrarladığı şu sözlerini hatırlatayım:
- "HDP bir siyasi parti dışında ne varsa odur. Ön kapısından giren, arka kapısından Kandil'e çıkmaktadır. Hangi ülkede böylesine bir kepazelik vardır? Bu demokrasi midir?
- HDP'yi savunmak, Türkiye'nin egemenlik haklarını yok saymaktır.
Erdoğan bu kez baltayı taşa çok fena vurdu.
Bir gazeteci yazar bu çağrıyı yapsa bırakın sözlü saldırıları, MHP'lilerin ve Ülkü Ocaklılarının fiziki saldırılarına dahi maruz kalırdı.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bu çağrıyı yapsa Bahçeli dünyayı başına yıkardı,
İYİ Parti lideri Meral Akşener yeni anayasa için Meclis'te grubu bulunan partilere Erdoğan'ın bu sözleri ile çağrı yapsa Bahçeli en ağır hakaretleri yağdırırdı.
Ama Devlet Bahçeli şimdi suskun…
O halde "HDP demek, PKK demektir" diyen Bahçeli'nin MHP'si "yeni anayasa" için ya;
- AKP+HDP+PKK ile iş birliği yapacak.
Ya da;
- Bahçeli Erdoğan'la ipleri koparacak…