Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: ‘Gıda’ emekçiyi eritti
Karar:
Babacan'dan enflasyon çıkışı: Tek hane artık bir hayal
Yeniasya:
'Yargısız infaz yapılıyor'
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Işık Kansu, 9 Ekim tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "Yeni Cumhurbaşkanı Tarafsız Olmalı İlkesi"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Altı muhalefet partisinin ortak ilkelerde birleşme toplantılarından çıkan en önemli uzlaşma notalarından biri, hiç kuşkusuz “cumhurbaşkanının siyaseten tarafsızlığı için, herhangi bir siyasi partiye üyeliğinin bulunmaması” yönündeki kararlılık olmuştur. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, cumhurbaşkanlığına değil, başbakanlığa aday olduğuna ilişkin açıklamasının ardından gelen bu kararlılık, ülkenin, Cumhuriyetin tüm birleştirici değerlerinin yıkımına yol açan Saray rejimi ve halife sultan özentiliğinden kurtulabilmesinin en önemli adımı olarak kabul edilebilir."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
“Cumhurbaşkanının siyaseten tarafsızlığı” üzerinde anlaşma sağlandığına göre, altı muhalefet partisinin hiçbir genel başkanının cumhurbaşkanlığına aday olmaması, sağlam ve tutarlı bir parlamenter sistem için hem gerekli, hem de çok yerinde bir tutum olacaktır.
Muhalefet İttifakı’nın iki ana gövdesini oluşturan CHP ve İYİ Parti’deki toplumun nabzını tutan ve siyasi gidişi bireysel beklentilerin ötesinde sağduyuyla değerlendiren kadroların da aynı yönde tutum takındıkları biliniyor.
Onlar, Türkiye’yi yeniden parlamenter sisteme ve Cumhuriyeti yeniden demokratik temellere oturtma sürecinde toplumun çeşitli kesimlerinden kabul görecek, muhalefet ittifakının üzerinde uzlaşabileceği, saygın, devlet deneyimi olan, demokratik kurallara ve tarafsızlığa uymada güven veren, ittifak ortaklarını bir arada tutacak nesnellikte, bütünleştirici bir ortak aday olması üzerinde ısrar ediyorlar.
Ancak böyle bir adayla, devletin onarılması ve Cumhuriyetin yeniden ayağa kaldırılması, kurumların ve bürokrasinin partizanlıktan, kayırmacılıktan ve düzeysizlikten kurtulmasının sağlanabileceği kanısındalar.
Aklın ve akıllı siyasetin gereği de bu gibi gözüküyor.
Yoksa atılacak bir yanlış adım, verilecek duygusal bir karar ya da yapılacak bireysel bir girişim, Türkiye’nin görünmüş olan kurtuluş ışığının yeniden söndürülmesine neden olabilir.
Saray rejiminden gına getiren halk, baskıdan kurtulmanın çaresini ararken “kullanışlı aptallar” olarak tarihe geçen, AKP anayasasına “yetmez, ama evet” diye boyun eğenler, biliyorsunuz bu kez Fransa’dan gazel okumayı seçtiler.
...***
Oğuz Demir 9 Ekim tarihli Karar gazetesinde, " Vergi cenneti Türkiye!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Geçtiğimiz Mayıs ayının sonlarıydı. Resmi Gazete’de bir karar yayınlandı. Karara göre Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) miktarı benzinde litre başına 0.86 TL’den 1.33 TL’ye ve motorinde 0.72 TL’den 1.29 TL’ye çıkarılmıştı. Doğal olarak da bir anda benzin ve motorinin pompa fiyatları da uçmuştu."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Aslında salgın ile birlikte benzin ve motorinde yaşanan fiyat artışları kısmi olarak ÖTV’den karşılanıyordu ve pompa fiyatlarına yansıması da kısmi oluyordu.
Bu indirimler başlamadan önce ÖTV benzinde 2,52 lira, motorinde 2,05 lira idi. O kadar çok zam geldi ve ÖTV’den düşüldü ki hükümet uğradığı vergi kaybı üzerine bir düzenleme yapma gereği duydu.
Fakat benzin ve motorin fiyatları ÖTV’den bağımsız olarak da artmaya devam etti.
Haziran’dan bu yana benzinde geçtiğimiz perşembe gününe kadar toplam 8 kez fiyat artışı, 3 kez fiyat indirimi oldu. Bu fiyat artışları ve indirimleri pompa fiyatlarına yansımadı.
Mayıs sonunda artan ÖTV tutarlarından yeniden indirim yapılmaya başlandı. Eşel mobil sistemi ile yapılan ayarlamalar sonucunda biz Mayıs ayından bu yana benzinde sadece 4 kuruş zam görmüş olduk.
Benzine son zam da perşembe günü geldi. O zam da ÖTV’den karşılandı.
Yapılan ÖTV ayarlaması ile Mayıs sonunda 7,72 TL’ye çıkan benzin fiyatı bugün de 7,76 TL. Devletin benzinde Mayıs artışıyla uyguladığı 1,33 TL ÖTV ise ayarlamalarla 51 kuruşa inmiş oldu.
Toplamda 82 kuruşluk zam pompaya yansımamış oldu.
Durum motorinde de benzer bir seyir izledi.
Perşembe gününe dek motorinde 7 kez fiyat artışı 2 kez de fiyat indirimi oldu. Son fiyat artışı da perşembe günü oldu. Ancak motorinde daha önceki zamların ÖTV’den düşürülmesi ile daha fazla gidecek yer kalmadı. Kalan ÖTV miktarı litre başına 12 kuruş idi.
Son zam da 35 kuruş olunca düşecek ÖTV kalmadı ve pompa fiyatları 23 kuruş artmış oldu. Böylece Mayıs sonunda 1,29 TL olan motorindeki ÖTV sıfıra inmiş oldu.
Bu bir yıllık süre içerisinde devletin vazgeçtiği ÖTV geliri tahminen 25 milyar TL civarında. Her geçen gün de bu tutar artıyor.
Dolayısıyla yakın bir zamanda tıpkı Mayıs sonunda olduğu gibi bir ÖTV düzenlemesi gelmesi söz konusu olabilir.
Neydi Mayıs sonundaki şartlar? Yukarıya da yazdım. Tekrar edeyim.
Mayıs sonunda yapılan düzenleme ile ÖTV benzinde litre başına 1,33 TL ve motorinde 1,29 TL olarak uygulanmaya başlandı. Bugünkü ÖTV miktarlarını dikkate alırsak sadece ÖTV düzenlemesi nedeniyle benzine 82 kuruş motorine ise 1,29 kuruş zam gelmesi söz konusu olabilir.
Yani bugün 7,76 TL olan benzinin böyle bir karar verilmesi halinde fiyatı sadece ÖTV’deki düzenleme nedeniyle 8,58 TL olabilir. Motorin fiyatı ise böyle bir düzenleme olursa 8,82 TL’ye çıkabilir.
Umarım çıkmaz.
Ama devletimizin “birilerine” ödemesi gereken çok paralar olduğunu da biliyoruz.
...***
Kazım Güleçyüz 9 Ekim tarihli Yeniasya gazetesinde, " Demokratik hukuk devletini onarmak için"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Tek adam rejiminin ülkeyi her alanda içine sürüklediği ve giderek daha kronik boyutlar kazanan sorunları aşmak, düze çıkmak ve yapılan derin tahribatı onarmak için demokrasi ve adalet eksenli bir güçbirliği ve dayanışmaya ihtiyaç olduğunu hep vurguluyoruz. 15-20 Temmuz ürünü dayatma ittifakına karşı kurulan ve önce 2018 genel seçiminde, sonra 2019 yerel seçiminde bütün olumsuzluklara rağmen gayet başarılı sonuçlar alan Millet İttifakı, bu güçbirliğinin nüvesi oldu."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Ve gelinen noktada yeni katılımlarla, bir demokrasi ittifakı olmaya doğru genişliyor.
Bu süreçte, ittifakta yer alan partiler arasında yapılan ikili ziyaret ve temasların ardından, 6 partinin hukukçu kurmaylarının ortak toplantılar yapmaya başlamaları çok önemli.
Güçbirliğinin hayata geçirilmesi noktasında çok ciddî bir mesafe alındığının ve yeni bir aşamaya geçildiğinin ifadesi ve tezahürü.
Görüşülüp mutabık kalınan temel ilkeler ana hatlarıyla belli: Kuvvetler ayrılığının işler hale gelmesi, güçlü ve etkin bir Meclis, partisiz ve tarafsız cumhurbaşkanı, icracı başbakan, tarafsız ve bağımsız yargı, hukukun üstünlüğünü tesis, özgür medya, düşünce ve ifade hürriyeti, özerk üniversite, yönetimde şeffaflık, denetim ve hesap sorulabilirlik...
Bu hedeflerin çok sayıda alt başlığı var:
Tek adam rejimiyle cumhurbaşkanına verilen aşırı yetkilerin geri alınması; Meclisin yasama ve denetim işlevinin güçlendirilerek iadesi; HSK ve yargı üzerindeki iktidar baskısının, yeni bir juristokrasiye yol açmayacak bir denge kurularak kaldırılması; partiler ve seçim kanunlarının demokratikleştirilmesi; YSK’nın yeniden tanzimi; Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının lağvedilmesi; BİK ve RTÜK’ün medya üzerinde baskı araçları olmaktan çıkarılması; YÖK’e neşter atılması....
Tek adam rejimiyle birlikte tüm kurumlar üzerinde etkisini arttıran istihbarat vesayetini bitirmek için güçlü bir irade konulması.
KHK sorununa ve 15-20 Temmuz sürecindeki hukuksuz yargılama ve mahkûmiyetlerin yol açtığı mağduriyetlere son verilmesi.
Ve bütün bunlarla ilgili uygulama süreç ve takvimlerinin dikkatle planlanması; olağanüstü bir özenle yönetilip herhangi bir yol kazasına izin vermeyecek bir itina gösterilmesi.
Allah kolaylık versin diyoruz.