Ekim 12, 2021 13:17 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Yeniasya: İşsizlik kronikleşti: İşsiz sayısı 3 milyon 965 bin

Yeniçağ:

AKP'li yönetici anket sonucunu beğenmedi, şirketi aradı

Karar:

Milli Eğitim 'yurt sorunu var' diyor

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Yusuf Ziya Cömert 11 Ekim tarihli Karar gazetesinde, "Sistem yanlışa teşvik ediyor"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" MHP lideri Devlet Bahçeli ilk sinyali 11 Ekim 2016’da vermişti. “Devletin en tepesinde bulunan Cumhurbaşkanı’nın hukuka ters düşmesi geleceğimiz açısından çok tehlikelidir. Bu tehlikenin bertaraf edilmesi için iki alternatif yol bulunmaktadır. Birincisi, bizim açımızdan en doğru en sağlıklı olan sayın Cumhurbaşkanı’nın fiili başkanlık zorlamasından vaz geçmesi, anayasal sınırlarına çekilmesidir. Şayet bu olmayacaksa ikinci olarak fiili durumun hukuki boyut kazanmasının süratle yol ve yöntemlerinin aranmasıdır.”"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Cumhurbaşkanı Erdoğan Bahçeli’nin sunduğu bu fırsatı ‘süratle’ değerlendirdi. Hemen ertesi gün, Başbakan Binali Yıldırım başkanlık sistemine geçiş teklifini Meclis’e getireceklerini açıkladı.

Hazırlıklar ‘süratle’ yapıldı. 6 ay sonra, 16 Nisan’da Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi referanduma sunuldu.

Propaganda dönemini üç ay kabul edersek, aralarda formalitelerin, temasların, tartışmaların hiç olmazsa bir ay vakit aldığını var sayarsak, teklifin yaklaşık 2 ayda yazıldığını düşünebiliriz.

Koca sistemi 2 ay içinde hazırladığınız düzenlemeyle değiştireceksiniz.

Bu kadar hızlı yaparsanız, yaptığınız düzenlemede bir sürü teknik kusur olur.

Herhalde yazıcı heyet talimat sebebiyle Cumhurbaşkanı’nın yetkilerine odaklandı. Bu yüzden sistem derme çatma oldu.

Daha uzun sürede yazılsaydı da yanlışlıklar vardı sistemde.

Bir kişi için bu kadar yetki fazlaydı.

Denge, denetleme, kuvvetler ayrılığı tamamen ortadan kalkmıştı.

O sıralar çok sorulan bir soru: Diyelim Cumhurbaşkanı Erdoğan ideal bir siyasetçi. Ya bu yetkilerle ideal olmayan bir siyasetçi Cumhurbaşkanı olursa?

Bu sorunun cevabı hiçbir zaman verilmedi.

Dünyada ‘ideal siyasetçi’ ya da ‘bilge kral’ gibi ideal yönetici olmadığını biliyoruz.

Beşer, başkan ya da padişah bile olsa noksanlarla maluldür.

O yüzden, birilerinin görevi, eleştirmek, yanlışları düzeltmek, uyarmak, hatırlatmak olmalıdır.

Cumhurbaşkanlığı sistemi reklamlardaki gibi çıkmadı.

Ekonomi düzelmedi. Sürekli kötüye gitti.

Karar alma süreçleri hızlanacaktı. Yer yer hızlandı. Fakat yanlış karar alma süreçleri de hızlandı. ‘İstişare’ mekanizmaları ortadan kalktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan hitaplarında istişareyi tavsiye ediyor. Bu bir gerçek.

Fakat kendisini bu tavsiyeden ya muaf tutuyor ya da istişare ehlini her şeye kafa sallayanlarla sınırlıyor.

Soru soranları, tenkit edenleri o civara yaklaştırmıyor.

İstişarenin yerine bir ‘talimat’ müessesesi kuruldu.

...***

Mehmet Kara 11 Ekim tarihli Yeniasya gazetesinde," İki ittifak da anayasa değişikliği istiyor, ama…başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Yeni anayasa konusu Meclis açıldığı andan itibaren tartışılmaya başlandı. Cumhur İttifakı da, Millet İttifakı da anayasa değişikliğini konuşuyor. Aradaki fark; Cumhur İttifakı Türk tipi partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uyum için, Millet İttifakı’nı oluşturan partiler ile DEVA ve Gelecek Partileri ise güçlendirilmiş, iyileştirilmiş ve kuvvetlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş için yeni anayasa istemesi…"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

...***

CHP, İYİ Parti, DP, SP, Gelecek ve DEVA partilerinin hukukçu genel başkan yardımcıları parlamenter sisteme geçiş için üçüncü toplantılarını Meclis’te yaptılar. Bundan sonra her hafta Meclis’te toplanma kararı da aldılar. 

Ortak bir metin ortaya çıktığında da genel başkanlara sunulacak ve kabul edildiğinde ise ortak bir açıklama yapılacak. 6 genel başkanın ortak açıklama yapması ve beraber fotoğraf vermesi parlamenter sisteme geçiş için millet nezdinde önemi büyük olacağı görülüyor. 

Altı parti parlamenter sistem çalışmalarında yer alan “tarafsız, partisiz cumhurbaşkanı”, “güçlü meclis” ve “bağımsız yargı” ilkeleri ile işe başladı. Sistem değişimi için ortak mutabakata vardılar. Bunun için de anayasa değişikliğine ihtiyaç var. 

Millet İttifakı yeni anayasanın yanında, başta Meclis İçtüzüğü ve Siyasî Partiler Kanunu olmak üzere, Seçim Kanunu olmak üzere, Siyasî Etik Kanunları üzerindeki değişiklikler için de görüşüyor. 

Partisi adına toplantılara katılan DP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp’in ifadesine göre, millet güçlendirilmiş parlamenter sistem için bu ittifaka büyük ümit bağlanıyor. Şahinalp diyor ki, “Güzel, güneşli günler göreceğimize dair ümidim arttı…” 

Şu anda görülen 6 partide de güçlendirilmiş parlamenter sistem için ortak bir irade var. Son yıllarda 6 partinin bir araya gelip bir konu üzerinde çalışıp mutabakata vardığı başka bir örnek önümüzde yok.

...***

Murat Ağırel 11 Ekim tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Devleti kafasına göre yönetmektir bu"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Ticaret Bakanlığı kontrolünde; odalar, borsalar ve TOBB bütçelerinden her yıl ayrılan ve "İç Ticaret Hizmetlerini Geliştirme Payı Hesabında" biriken paralar olur. Yani…Sayıştay raporuna göre TOBB adına açılan bir banka hesabında toplandığı, bu hesaptan Bakan onayı ile Bakanlık ihtiyaçları için TOBB'un sorumluluğunda harcama yapıldığı, dolayısıyla ayrılan pay ve yapılan giderlerin kamu mali sistemi dışında yönetildiği anlaşılmış."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

2020 yılı içerisinde anılan pay hesabında toplam 72 milyon 995 bin TL'lik tutar birikmiş.

Yıl içerisinde ise bunun 32 milyon 533 bin TL'si harcanmış. Nereye? Nasıl? Yemekhane hizmeti gideri, iş yapma kolaylığı danışmanlık gideri, Bakanlık makamı temsil ağırlama gideri, hizmet binası kiralama gideri vb. giderler…

Bu giderler Bakanlık iç ticaret hizmetini geliştirmeye yönelik bir gider türü mü?

Hayır, işin enteresan tarafı da bu harcamaların İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından Makam Onayına sunulduğu ve makam tarafından da onaylandığı görülmüş.

Başka durum ise Bilgi İşlem Daire Başkanlığınca süreklilik arz eden hizmet alımlarının şartları oluşmamasına rağmen yılın ilk 2-3 aylık dönemleri için 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 21/b maddesinde belirtilen pazarlık usulü ile yapıldığı tespit edilmiş.

Acil durumlarda, yangın, sel gibi afet durumlarında kullanılması gereken 21/b ihale usulü ne yazık ki adrese teslim ihaleler için kullanılmaya başlanan bir ihale metodu haline geldi.

Aslında ilgili kanunda ödeneği bulunmayan hiçbir iş için ihaleye çıkılamayacağı belirtilmiş.

Peki, Bakanlık ne yapmış?

Aşağıda her yıl düzenli olarak alınan hizmetleri pazarlık usulü ile ihale etmiş. Bu uygulamaya gerekçe olarak da, bütçe sürecinin tamamlanarak ödeneklerin dağıtılmasının ve açık ihaleye çıkılabilmesi için gerekli hazırlıkların yapılmasının zaman aldığını, buna rağmen süreklilik arz eden hizmetlerin aksatılmadan yapılmasının gerekli olduğunu ileri sürmüş.

İhaleler zaman alıyormuş. Hizmet devamlılığı için şartmış… Yani bu kadar kanun, madde, yönetmelik boşuna hazırlanmış.

Sonuç olarak her devlet kurumunda karşımıza çıktığı gibi burada da "kafamıza göre yönetim" kendini göstermiş.

Öyle ki kanun koyucu zaten bu soruna çözüm getirmiş.

4734 sayılı Kanun'un 5'inci maddesinde ödeneği bulunmayan hiçbir iş için ihaleye çıkılamayacağı yönündeki hükme istisna olarak, aynı Kanun'un 62'nci maddesinin (b) bendinde ertesi malî yılda gerçekleştirilecek süreklilik arz eden mal ve hizmet alımları için bir önceki malî yıl sona ermeden ihaleye çıkılabileceğini düzenlemiş.

İhalelere bir göz atalım…

İhaleleri kimler aldı derseniz tablodaki sıralamaya göre Albinasoft Yazılım, 4S Bilgi Teknolojileri, Superonline, Itech Bilgi Teknoloji Ltd, Türk Telekomünikasyon A.Ş.

Açıklanan sebeplerle, Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca süreklilik arz eden hizmet alımlarının mali yılın ilk 2-3 aylık dönemleri için pazarlık usulü ile yapılmasında mevzuata uygunluk bulunmuyor.

İyi de 3.1 milyon liralık işlem yapılmış böyle basit mi bu paraları harcamak.

Bunun denetimi, sorgusu, usul ve esasları nereden nasıl uygulandı. Her yazımda tekrarlıyorum. Devlet kafamıza göre yönetilemez.