Ekim 13, 2021 13:44 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Ekonomistler: AKP’nin büyüme hikâyesi için faiz indirimine ihtiyacı var

Karar:

Çıktı dokuza iner mi sekize

Yeniasya:

Gazeteciliğe sansür devam ediyor

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Taha Akyol 12 Ekim tarihli Karar gazetesinde, "CB sistemi reforma engel!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Türkiye’yi bugünkü duruma düşüren iki temel faktör; biri 2011’den sonra başlayan rasyonellikten uzak şahsi politikalar… Diğeri bu şahsi politikaları anayasallaştıran, böylece düzeltme imkanlarını ortadan kaldıran CB sistemidir. İktidara menfaat dışında safiyet ve ihlasla destek verenler, neden her şeyin 2011’den sonra bozulmaya başladığını, CB sisteminde kötüye gidişin neden hızlandığını bir düşünmelidir."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Daha kötüsü, AK Parti’nin iktidara yapıştıkça güç tutkusunun artması ve bu yüzden reform vizyonunu ve enerjisini kaybetmesidir…

İşlerin kötüye gittiği en az beş altı yıldır açıkça görülüyor. İktidarın reform ihtiyacından bahsetmesi de bunun ispatıdır. İşte Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın üç yıl önce Yeni Ekonomik Program açıklamasındaki sözleri:

“Önümüzdeki üç yıllık seçimsiz dönem, paradigma değişimi çerçevesinde yapısal reformlarla ekonomide planlanan köklü dönüşüm ve değişimi tamamlamak için bir fırsat penceresi sunmaktadır

Buna göre enflasyon 2021’de yüzde 8’e inecekti!

Ne oldu, hangi “yapısal reform” yapıldı?!

Daha yakın bir tarihte Cumhurbaşkanı’nın sözleri… Naci Ağbal’ın rasyonel para politikasına “acı ilaç içmemiz gerektiğinin farkındayız” diyerek destek veren Erdoğan şöyle diyordu:

“Bakanlıklarımız ve kurumlarımız yanında ilgili tüm kesimlerle yakın diyalog ve iş birliği halinde; ülkemizde ekonomide ve hukukta yeni bir reform dönemi başlatıyoruz…” (13 Kasım 2020)

Ama ne oldu? Ağbal görevden alındı, “acı ilaç” unutuldu, ekonomiye yine “düşük faiz” şerbeti veriliyor.

Yargı paketleri… Avrupa fonlarının desteyle hazırlanan İnsan Hakları Eylem Planı… Gösterişli törenlerden öteye neyi değiştirdi?

Ülkede yargı bağımsızlığı ile Merkez Bankası’nın araçsal bağımsızlığını ve devlet yönetiminde liyakat ilkesini sağlamayan hiçbir tasarruf “reform” güveni vermez, vermiyor zaten.

Hukuk devletinde, yani kuralların ve kurumların güçlü olduğu devletlerde politikalar istikrarlıdır… Bilirsiniz ki, yargı bağımsızdır, hakimler kararları yüzünden HSK eliyle sürülmez… AYM ve AİHM kararlarına uyulur…

Bizde böyle mi?

Bilirsiniz ki, Merkez Bankası bağımsızdır, yöneticiler en az beş sene iş başındadır, ne yapacakları öngörülebilir... Ama bizde?.. Naci Ağbal’a bakarak para politikalarını öngörmek mümkün oldu mu? Yirmi ayda dördüncü başkan getirildi…

...***

Erol Manisalı 12 Ekim tarihli Cumhuriyet gazetesinde, " Demokrasi yoksa enflasyon kaçınılmazdır"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Siyasi ve ekonomik bunalım içindeki Türkiye’de demokrasiyi hukukçuların kendi aralarında, iktisatçıların da enflasyonu kendi dünyalarında tartışmaları ilginç bir ironi oluşturuyor. Çünkü siyaset ve iktisat, bir bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Demokrasi yoksa, tek adam rejimi her şeye de egemense ekonomide de tekelcilik ve haksız rekabet kesinlikle egemen olur. Şikâyet edilen beş imtiyazlı firma siyasetteki tekelciliğin, tek adam rejiminin bir sonucudur. Ekonomik değil, siyasal nedenlerin ürünüdür. Geçimlik malların fiyatları artar: emekçilerin gelirleri reel olarak düşer."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

- Demek istediğim demokrasi yoksa, ülkenin ekonomisi de halkın büyük çoğunluğu için değil, küçük bir azınlık için çalışmaya başlar, fakirlik ve sefalet yaygınlaşır.

- Bu nedenle, “demokrasiden uzaklaşıldığı oranda ülke ekonomisi de batağa saplanır”: kamunun (ve devletin) ekonomik kaynakları çok dar bir grubun çıkarları için çalışmaya başlar. Halkın büyük çoğunluğu sefaletle, yüksek enflasyonla yüz yüze gelir: otoriter rejim hiçbir denetime olanak vermez: “Güç fiilen bende, ülke zararına da olsa istediğimi yaparım” diyecek noktaya gelir.

- Sözün kısası toplumsal ekonomik refah, demokrasi ile beraber yürür.

- Siyasette kuvvetler ayrılığı yok ise “emekçiler sermaye (ve patronlar) karşısında ezilmeye mahkûmdurlar”. Bugün sendikal hareketler karşısındaki uygulamalara bakın: sendikal hareketler ve diğer sivil toplumsal örgütlenmeler her alanda engelleniyor. Direnen, terörist ilan ediliyor. Aslında gerçek terör, emekçi örgütlenmeleri engellemektir.

 “Bozuk yolda otomobil nasıl kullanılır” sorularına yanıt aramak yerine doğru yola, otoyola, demokrasiye geçmeye yönelik her çabanın önünü açmak zorundayız,

Emperyalizm, tarikatlar ve cemaatler aracılığı ile kurtuluştan beri yüzyıldır başımıza gelmedik kalmadı. Tek çıkış yolunun demokrasi olduğunu bugünkü muhalefet artık öğrenebilmiş ise “gözünün üstünde kaşın var…” diye birleşme zaafı göstermeden birleşerek hareket etmek zorundadır.

Yoksa emperyalizmin ekmeğine onlar da yağ sürmüş olurlar. Ve son nokta, yeni “F16” hadisesi, bir turnusol kâğıdı gibi gerçeği gün ışığına çıkarmıyor mu…

...***

Akın Aydın 12 Ekim tarihli Yenimesaj gazetesinde, " ‘Öğrenci bursu en fazla 250 TL olmalıydı’"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Cumhurbaşkanı ve AKP genel başkanı Sayın Erdoğan, Adana'da partili gençlerle bir araya geldi. Çok az sorunu olan bir Türkiye profili çizdi. Yine 'liracık' tabirini kullandı ve 'siz o günleri hatırlamazsınız' cümlesini kurdu. Bakın ne dedi Sayın Erdoğan; "Üniversite sayısından yurt kapasitesinin artırılmasına, harçların kaldırılmasından kredi ve burs imkanlarının genişletilmesine kadar sayısız eser ve hizmeti gerçekleştirdik. Şu anda Çukurova Üniversitesinde aldığım bilgide de gördüm ki yurt sorunu filan diye bir şey var mı hocam? Yok. Her şey bitmiş. Kızlarımız, erkekler için yurt sorunu diye bir şey söz konusu değil."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

...***

Tüm bu gayretlerimizin tek amacı var, ülkemizde hiçbir evladımızın yükseköğretimden mahrum kalmamasını sağlamak. Siz hiç 45 lira burs aldınız mı? Göreve geldiğimde burs 45 liracıktı. Şimdi nerede burs? Bir de buna tabii beslenme yardımı var. Biz, bir farkın iktidarıyız."

Evet, o günleri çok iyi hatırlıyoruz. Milletimizi o günlerin faturasını da sandıkta kesmişti.

O günlere ait başka şeylerde var hafızamızda! Örneğin o yıllarda, 'benim vatandaşım çöpten rızık topluyorsa, pazarlardan atık topluyorsa, meydanlar 'açız' diye bağırıyorsa, ev kirasını elektriği suyu ödeyemiyorsa, %50'si yoksulluk sınırının altındaysa ülkeyi bu hale mevcut hükümet getirmiştir' diyordu Sayın Erdoğan.

20 yıl geçti. Açlık sınırı 3 bin 100 TL. asgari ücret ise 2,825 TL ve 7 milyondan fazla insanımız açlık sınırı altında bir ücretle çalışmak zorunda bırakılmış vaziyette. 

34 milyon kişi bankalara borçlu, 23 milyon haciz dosyası ve 1,5 milyon kişi de borcunu ödeyemediği için takibe alınmışsa!

Toplam işsiz rakamı ise 8 milyona dayanmış ve hükümet, enflasyon ile mücadeleyi kolluk kuvvetlerine bırakmışsa, aklımıza hep, 'ülkeyi bu hale mevcut iktidar getirmiştir' sözü geliyor.

Yine o yıllardan hatırımızda kalan, 'tek sermayen şu yüzük. Eğer bir gün duyarsanız, Tayyip Erdoğan çok zengin olmuş, bilin ki haram yemişimdir' sözü de aklımıza geliyor.

Gerçekten yüksek öğretimde yurt sorunu var mı yok mu?

Bu soruya CİMER'in cevabı şöyle; Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurt İdare ve İşletme Dairesi Başkanlığı'nın 4 Ekim verilerine göre yurt başvurusu yapmış 183 bin 934 öğrenci hala hiçbir yurda yerleştirilmemiş.

Bu sözler iktidar partisinin Mersin Milletvekili Hacı Özkan'a ait. Özkan'a katıldığı bir televizyon programında şu soru soruldu; "Muhalefet, 45 lira verildiği dönemdeki alım gücüyle 650 lira verildiği dönemdeki alım gücünün birbirinden farklı olduğunu ve ücretlerin yetersiz bulunduğunu söylüyor. Alım gücünden yola çıkacak olursak ne söylersiniz?"

Vekilin cevabı aynen şöyle; "2002 öncesindeki fiyatlar farklı, şu anki fiyatlar farklı ama 45 lira ile 650 lirayı kıyasladığımız zaman, o dönemdeki fiyat farkları ile bu dönemdeki fiyat farklarının aynı olduğunu söyleyemeyiz. Şimdi hesap ettiğimiz takdirde, şu anda 250 lira vermemiz gerekiyor. Ama bugün 650 lira burs veriyoruz."