Ekim 17, 2021 14:28 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Borcunu ödeyemeyen esnaf, kepenk indiriyor

Yeniasya:

Yine faiz bütçesi

Karar:

Devlet Bahçeli'den AK Parti'ye sert uyarı iddiası

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Kazım Güleçyüz 16 Ekim tarihli Yeniasya gazetesinde, "Başbakanlığın dönüşü"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Meral Akşener’in “Başbakanlığa adayım” çıkışı, 6 partinin mutabık olduğu ve detayları üzerinde çalıştığı parlamenter sisteme dönüş projesinin kitlelerce daha iyi anlaşılmasını ve muhalefete verilen toplum desteğinin artmasını netice vermiş gibi görünüyor. Çok partili demokratik sisteme geçildikten sonra yaşanan tecrübelerle “milletin birliğini temsil eden tarafsız cumhurbaşkanı” kabul görmüş ve benimsenmişken, tek adam rejimine geçildikten sonra ortaya çıkan “partili ve tarafgir cumhurbaşkanı” profili yadırgandı."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan kişinin karıştığı, hattâ bizzat başlatıp tetiklediği siyasî polemiklerin “düzey”i birçok kişiyi rahatsız etti.

Parti genel başkanı, yani siyasetçi kimliğine bile yakışmayacak bir üslûpla yapılan sataşma ve ithamların cumhurbaşkanından sâdır olması, o konum ve makama yakıştırılamadı.

Parti başkanı şemsiyesiyle girilen tartışmalarda muhataplarınca verilen cevapların makama saygısızlık ve cumhurbaşkanına hakaret suçlamasına konu edilmesi, hattâ kimileri hakkında dava açılması ise, tuhaflığı iyice arttırdı.

Tek adam rejimine yönelik memnuniyetsizlik, itiraz ve tepkilerin önemli bir sebebi de bu.

Parlamenter sisteme geçişle birlikte cumhurbaşkanının önceki konumuna döndürülmesi, yeni sistemle birlikte aşırı derecede arttırılan yetkilerinin tekrar sembolik hale getirilmesi ve böylece eski itibarının da iadesi öngörülüyor. 

Önceki dönemlerde bazı cumhurbaşkanlarının seçilmişlere karşı atanmışlardan yana vesayetçi bir duruş sergilemiş, hattâ darbelere çanak tutmuş olmalarına ve bilhassa 2007’deki 367 krizine tepki olarak, “Halk seçsin” denilmişti.

Ama tek adam rejiminde yaşananlar, aynı vesayetin bu defa farklı, ama daha tehlikeli bir şekilde demokrasiyi zora sokarken ülkeyi çok büyük sıkıntılara sürüklediğini gösterdi.

Onun için, icranın Meclise karşı sorumlu bir başbakana devrini öngören sistem değişikliği yapılırken, işin bu cihetinin de yeniden ve çok dikkatle değerlendirilmesi icab ediyor.

...***

Orhan Uğuroğlu 16 Ekim tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Ekonomist Erdoğan ve Türk Lirası uçuş rotası"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

"4 Mayıs 2002'de Başbakan Bülent Ecevit hastaneye kaldırıldı. 77 yaşında olmasına rağmen "görev yapamaz" hale geldiği ileri sürüldü. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 7 Temmuz 2002 günü dedi ki; -"3 Kasım 2002 tarihinde erken seçim yapılsın."Seçim sonucu tek başına iktidar olan AKP, Türkiye'yi Kemal Derviş'in ekonomi programı ile yönetmeye başladı. AKP'nin çöküş dönemi 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında başladı."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

1 Ağustos 2016'da dolar kuru 2,98 liraydı, 30 Aralık 2016'da 3,53 liraya yükseldi.

Erdoğan dedi ki;

-"Yastığının altında doları olanlar gelsin parasını altına dönüştürsün, Türk lirasına dönüştürsün. Bu adımı attığımız sürece birilerinin oyunu da bozulacaktır."

29 Aralık 2017'de dolar 3,78 lira oldu.

Erdoğan dedi ki;

-"Faiz lobisi üzerimize yükleniyor. Boşuna yüklenmeyin, avucunuzu yalayacaksınız.

Yalnız bir şey söylüyorum, yastığının altında doları olanlar Euro'su olan kardeşlerim sizler paranızı gidin Türk lirasına yatırın.

Ey finans sektörü eğer manipülasyonlar yaparsanız, bilin ki bedelini ağır ödersiniz."

Finans sektöründe bedelini "ağır ödeyen" tek bir kişi ya da kuruluş olmadı.

Dolar-Türk Lirası; 30 Mart'ta 3,96 lira oldu.

Erdoğan 10 Temmuz 2018'de Hazine ve Maliye Bakanlığı'na damadı Berat Albayrak'ı atadı.

Ekonomist baba-oğul yönetiminde 31 Temmuz'da bir dolar 4,92 lira, 31 Ağustos'ta 6,57 lira oldu.

Erdoğan dedi ki;

-"Gelin dövizden kendi paramıza dönelim. Kendi paramız artık güven veriyor. Bunun bereketini göreceğiz.

Ekonomide toparlanma dönemi başladı.

Hedefimiz tek haneli enflasyonu yakalamak.

Faizde de yine aynı şekilde tek haneli rakamları yakalayacağız.

2020'de buna ulaşacağız."

Aralık 2020'da dolar kuru 7,89 lira oldu.

Erdoğan dedi ki;

-"Tüm vatandaşlarımın, birikimlerini dövizden Türk lirasına çevirerek üretim ve istihdama katkı yatırımlara yönelik mücadelemize destek vermelerini istiyorum."

20 Mart 2021'de Naci Ağbal azledildi yerine Şahap Kavcıoğlu atandı.

30 Nisan 2021'de dolar kuru 8,26 lira oldu. 14 Ekim 2021 gece yarısı Erdoğan, Merkez Bankası'ndan şu isimleri görevden aldı:

-Başkan Yardımcıları; Prof. Dr. Semih Tümen, Dr. Uğur Namık Küçük.

-Para Politikası Kurulu Üyesi Prof. Dr. Abdullah Yavaş.

Dolar; 9 lira 25 kuruş oldu…

Uçuyoruz, Ekonomist Erdoğan ile uçurumdan aşağıya uçuyoruz.

Mithat Sancar'dan mesaj var:

"Merhaba Orhan Bey. Yazınızı okudum. Üzülerek belirtmek isterim ki, benim aktardıklarımı yazacaksanız, kırıcı ve incitici bir ifadelerden özenle kaçınılması gerektiği şeklindeki hatırlatmama uygun olmamış. Ben programı izlememiştim. Siz programın deşifresini bana yollayabileceğinizi söylediniz, kısa bir süre sonra da yolladınız.

Şu kadarını belirtmem yeterli olur sanırım: Havaalanında uçuş saatini beklerken Aydın Bey yanıma geldi. Ayaküstü diye tabir edilen kısa bir görüşme oldu.

Programın deşifrelerini okuduktan sonra, Aydın Bey'in görüşmenin içeriğini kendine göre aktardığını ve yönlendirici yorumlar yaptığını gördüm. Sizi tekrar arayıp bu değerlendirmemi aktardım.

'Benim adıma söyledikleri tümüyle yalandır' gibi bir söz kullanmadım, tarzım ve üslubum gereği kullanmam da. Bu mesajımı köşenizde yayınlarsanız sevinirim."

...***

Oğuz Demir 16 Ekim tarihli Karar gazetesinde, "İnen faiz, artan erken seçim olasılığı"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Ekonomide son iki haftadır yaşadığımız gelişmeler -TCMB’nin faiz indirim kararı, Cumhurbaşkanı’nın TCMB’deki görevden alma ve yeni atama kararları ise başta söylediğim senaryoya olan inancımı bir kat daha artırdı. Her ne kadar iktidar partisi ve ittifak ortağı tarafından gelen açıklamalar ısrarla erken seçimin olmayacağını ifade etse de bence işaretler pek öyle göstermiyor. Siyasette tarafların son dönemde arttırdığı stratejik mücadelenin bir parçası olarak da bu açıklamalar geliyor olabilir."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Şimdi diyeceksiniz ki bu iki haftada yaşanan gelişmeler ne açıdan erken bir seçime işaret ediyor?

Açıklayayım. Kararı siz verin.

Birinci mesele TCMB ile ilgili olan kısım. Bir hafta önce Reuters Haber Ajansı, Ankara’dan bir yetkiliye dayandırdığı haberde TCMB Başkanı Kavcıoğlu’nun başta faiz indirimi meselesi olmak üzere farklı nedenlerle Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından görevden alınabileceğini yazdı. Bunun üzerinden üç dört gün geçmeden Cumhurbaşkanı ve TCMB Başkanı görüştüler. Bu görüşmenin sonucunda ise daha üç saat geçmeden bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayınlandı ve TCMB’de üç kritik değişiklik meydana geldi.

Bu değişikliklerin temel nedeninin ise Başkan Kavcıoğlu’nun faiz indirimleri konusunda bu isimlerden gördüğü direnç olduğu söylendi.

Yani aslında Başkan Kavcıoğlu, kendisinden beklenen daha hızlı bir faiz indirim süreci için istediği her şeyi almış oldu. Yukarıda bahsettiğim erken seçim tezinin birinci nedeni bu.

Eğer ki önümüzdeki hafta içerisinde gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu toplantısından beklenenden daha yüksek ölçüde mesela 200 baz puan indirim çıkarsa bu konudaki kanaatimin daha da güçleneceğini ifade etmek isterim.

İkinci mesele ise kurdaki yükseliş ile ilgili. Birçok iktisatçı ve siyasetçi faiz indirimleri kuru daha yukarı taşıyacak ve bu da enflasyonu arttıracak, Cumhurbaşkanı Erdoğan böyle bir yüksek enflasyon ortamında erken seçime gitmeyi istemeyecektir iddiasında. Bir yandan haklılar. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce benzer adımlar attığında yani düşük faiz, yüksek tüketim dönemlerinde enflasyon baskısının gecikmeli olarak geldiğini gördü.