İran basınından seçmeler
İran basınından ele alacağımız ilk gazete Cumhuri İslami gazetesi.
Cumhuri İslami gazetesi haftalık siyasi yorum yazısında geçen hafta boyunca dünya genelinde en önemli gelişmeleri okuyucularla paylaşıyor.
Siyonist rejim askerlerinin Kudüs ve Batı Şeria’da Filistinli göstericilere baskın düzenlemesi, Türkiye Güneydoğusunda çatışmaların devam etmesi, Suriye ordusunun Halep’te dış destekli teröristlere karşı başarılı operasyonlarını südürmesi gibi haberlere değinilen yazıda IŞİD terör örgütünün bölgedeki tehditleri üzerine Fransız siyasi analistin kaleme aldığı yazısından bazı satırlar ön plana çıkarılıyor. Konuya ilişkin kısaca şunları okuyoruz:
...***
Fransız siyasi analist Gutiye Gubin, Ortadoğu gelişmeleri üzerine yaptığı açıklamada, IŞİD terör örgütünün bölgedeki Arap rejimleri ve Fars körfezi ülkelerinin çıkarları ve geleceği için ciddi bir tehdit olduğunu belirtti.
Irak ve Suriye yönetiminin vahşi IŞİD teröristleriyle mücadele ederken, bazı Arap rejimlerin duruma seyirci kaldığı ve hatta bazı rejimlerin IŞİD teröristlerini desteklediğini kaydeden Fransız siyasi analist, söz konusu kanser tümörünün kökünün kazınması için bütün bölge ülkelerinin birlikte hareket etmesi gerektiğini kaydetti.
IŞİD terör örgütüyle mücadele için kuşkusuz bir ülke veya bir yönetimin bütün sorumlulukları üstlenemeyeceğini kaydeden Fransız siyasi analist, Arap rejimlerin ihtilafları bir kenara bırakması ve kendi geleceklerini tehdit eden IŞİD terör örgütüne karşı ortak bir tutum ortaya koymaları gerektiğini belirtti.
...***
Hemşeri gazetesinde İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Emir Abdullahian’ın teröristlere verilen açık ve gizli desteğin devam ettiği sürece, Suriye'de kalıcı ateşkesin dikkate alınmayacağını söylemesi, İran sanayi, maden ve ticaret bakanı Muhammed Rıza Nimetzade’nin İran’ın Rusya'nın gıda ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü temin etmekte olduğunu açıklaması gibi haberler göze çarparken, Suudi Arabistan’ın bölgede izlediği siyasetlerinde hezimete uğradığına dair bir değerlendirme yazısı dikkatimizi çekiyor. Yazıda kısaca şunları okuyoruz:
...***
Arabistan’da kral Salman’ın iktidarın başına geçmesini, sadece hanedan içinde iktidar düzeninde birinin bir başkasının yerine geçmesi şeklinde telakki edemeyiz. Bu gelişmeyi Ortadoğu ve Kuzey Afrika gibi kritik bölgeler veya rakip aktörlerle teamül, siyaset ve davranış biçimi olarak Arabistan’da yeni bir dönemin başlangıcı olarak kayda geçirmek gerekir, nitekim Batılıların değerlerdirmelerine göre bu konu, Suudi Arabistan’ın kaderini de ağır bedeller ve yüksek risklerle beraber olan bir muğlaklığa sürüklediği anlaşılıyor.
Bölgesel gelişmelerde sorunların sorumluluğundan kaçma çabaları ve radikal ve istikrarsızlaştırıcı politikaların üzerinde ısrar etmek, gerçi görecede bu krallığın konumunu pekiştirmek için uygulanan politikalar gibi gözükebilir, ama derin bir ızdırap ve kaygı ile beraber olduğu da kesindir.
Arabistan’ın kral Salman döneminde sorunları sadece iç arenada ve güvenlik, sosyal ve iktisadi boyutlarda bu tür yıkıcı tehlikelerle sınırlı kalmıyor ve bu ülke bölgesel arenada da çeşitli sorunlarla karşı karşıya bulunuyor.
Bugün Irak ve Suriye’de başlatılan savaş çığırtkanlığı temelindeki projeler sadece sonuçsuz olmakla kalmamış, Arabistan’a geri yansıma kapasitesiyle karşı karşıya kalmıştır, ki bu da bu Suud krallığının sorunlarının artması demektir. Yemen’de savaş oldukça kanlı, masraflı ve başarısız bir karne ile karşılaşmış ve Arabistan’ın utancına yol açmıştır.
Riyad hükümdarları, Beyaz Saray Suriye, Irak ve Yemen savaşlarında Arabistan’a daha fazla eşlik ettiği takdirde savaş yıkımları üzerinde zafer kutlaması yapabileceklerini düşünüyor, ama Beyaz Saray’ın farklı öncelikleri bulunuyor. Amerikalılar da Kasım 2016’dan önce kendi diplomasileri için bazı başarıları kayda geçirmeye çalışıyor ve böylece Başkanlık seçimlerini daha fazla güvencelerle geride bırakmak istiyor.
Genel olarak Arabistan’ın diplomasi arenasında bölgesel rolü ve bölge ve dünya ile teamül ve rekabet alanlarında kendinden bıraktığı imaj, hiç bir somut ve stratejik sonuçla sonuçlanmadığı gibi, bilakis bu rejimden şer, güvenilmez, güvensizlik etkeni, kan akıtan terörist bir imaj geride bıraktı, öyle ki hatta Arabistan’ın Londra ve Washington’daki hamileri arada bir Arabistan’ın iç veya dış arenalarında bu çirkin ve korkunç cilvelerini itiraf etmek zorunda kalmış bulunuyor.
...***
İRNA haber ajansı internet sitesinde İslami İran Stratejik Etüt Merkezi başkanı general Vahidi’nin Amerika’nın Irak ve Suriye’de teröristlere destek verdiğine dair açıklamasını konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:
...***
Stratejik Savunma Etüt Merkezi Başkanı General Ahmet Vahidi, Amerika’nın Irak ve Suriye’de teröristlere yardım ettiğini gösteren kesin bilgilere sahip olduklarını açıkladı.
General Vahidi, Amerika teröristleri İran’ın doğusuna kaydırmaya çalıştığını belirterek, Umman kıyıları İran’a yönelik her türlü tehdidin çıkış noktası olabileceğini kaydetti.
Bugün Arap veya Osmanlı medeniyeti diye bir şey geride kalmadığını belirten General Vahidi, bunlar Batı medeniyetini benimsediklerini ve artık hiç bir iddiaları da olmadığını, İran ise yeni İslam medeniyetini inşa etmek istediğini vurguladı.