Ekim 26, 2021 12:58 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Yeniasya: Kul hakkı yiyenle ittifak yok

Karar:

Elektriğe sessiz sedasız zam

Yeniçağ:

CHP’li Özel'den 'Süleyman Soylu' iddiası: Bu gece rahat uyusun ama seçimden sonra ona huzur yok

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Evren Devrim Zelyut 25 Ekim tarihli Yeniçağ gazetesinde, "Dolar ona AKP sona yaklaşıyor!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Ne yazık ki Türk ekonomisinin kontrolden çıktığını, mevcut yönetimle enflasyon, işsizlik ve kurun kalıcı olarak inmesinin mümkün olmadığını görüyoruz. Geçtiğimiz haftalarda enflasyon altına faiz indirmem diyen Merkez Bankası'nın, Erdoğan'dan gelen talimatla faiz indirimine devam etmesi kurlarda sert hareketleri doğurmuştu."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Yıllardır değiştirilmeyen üretim modeli ile ürettikçe ithal etme zorunluluğu rezervleri bitirdi. Kur arttıkça girdi maliyetleri üretilen ürün maliyetlerini yukarı çekti. Enflasyon oluştu, vatandaş fakirleşti.

Dış politikada 'İhvancı' anlayış bizi stratejik önemi olan Orta Doğu pazarlarına erişimden uzak kıldı. Bu ülkeler Türkiye karşıtı bloklara düşman unsur olarak yerleştiler.

Bu çarpık yapıda ülke olarak sattıklarımızla aldıklarımız arasında fark açıldıkça rezervleri bitirdik, eksiye geçtik. Ancak farkın açılmaması için kaynağı belirsiz paraları ülkeye getirdik. 2021 Ocak-Ağustos arası 13,4 milyar doların ülkeye girdiğini gördük. Sonunda OECD içindeki G7 tarafından kurulan Mali Eylem Görev Gücü, Türkiye'yi Gri Liste'ye aldı. Yani kara para aklanması konusunda Türkiye daha yakından izlenecek. Bu da Türkiye'ye zaten düşmüş güveni ve sermaye akışını daha da azaltacak.

Buraya kadar anlattıklarımı biliyordunuz. Farklı bir şey yazmaya şimdi başlıyorum:

AKP o kadar çaresiz ki, yaşanan bu kötü gidişatı birilerine fatura etmeye, hedef şaşırtmaya ihtiyacı var. Kuru düşürecek rezervi yok, planı yok, zamanı yok. Her gün işler kar topunun çığa dönüşmesi gibi daha da kötüleşiyor. Bütün son çıkışları kaçırmış, beton üretimi ve faiz indirimleri ile bugüne dek ekonomiyi kör topal çevirmiş ama şimdi sona gelmiş durumda. Yani işin özeti, dolar ona AKP sona yaklaşıyor.

İşte bu çıkmazda AKP'nin yeni hedef şaşırtma taktiği şu: Kavala davasında açıklama yapan 10 büyükelçiye istenmeyen adam muamelesi yapılacak. Yani sınır dışı edecekler.

Kavala'nın avukatı değilim. Ama siz çağdaş dünyanın üyesiyim diyorsanız evrensel hukuk kurallarına uyarak hapiste tuttuğunuz insanın gerçekten suçlu olduğunu ispatla mükellefsiniz. Masum kişi ya da kişileri kafanıza göre hapsederek sonra buna gerekçe olarak 'Ben egemen devletim' diyemezsiniz. Bu savunma bütün baskıcı yönetimlerin yaptıkları zulmü aklar.

Tamam bunu da geçtim. Diyelim ki Kavala suçlu; dolar, enflasyon, işsizlik onun yüzünden artıyor bu ülkede. Peki ekonomi bu kadar kırılmış durumda iken bizim önceliğimiz, en büyük ticaret partnerlerimiz olan bu ülkelerin elçilerini ülkeden kovmak mıdır?

...***

Semra Alkan 25 Ekim tarihli Karar gazetesinde, " Yatırımcı güvenir mi?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Öncelikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 9 Ekim tarihli konuşmasından yatırımcılarla ilgili bir bölümü belirtmek isterim: “Türkiye’ye güvenip yatırım yapan hiç kimse pişman olmaz. Ülkemizdeki ve dünyadaki tüm yatırımcıları küresel üretim ve lojistik sisteminin yeni baştan kurulduğu şu dönemde Türkiye’nin kendilerine sunduğu imkânları ve fırsatları değerlendirmeye davet ediyorum. Gelin hep birlikte kazanalım diyerek kapılarımızın yatırımcılara sonuna kadar açık olduğunu bir kez daha tekrarlamak istiyorum.”"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Bir de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 23 Ekim tarihli konuşmasına bakalım:

"Ülkemize yatırım yapacak, teknoloji getirecek, ihracatımıza, istihdamımıza, büyümemize katkı sağlayacak herkese kapılarımız da yüreğimiz de sonuna kadar açıktır."

Bu cümleler sonrasında soru şudur:

“Son dönemde hepimizin konuşmaktan yıldığı birçok alanda olumsuz yaşanırken yatırımcı güvenip gelir mi, yatırım kararı alır mı?

Açıkçası son yıllardaki rakamlara bakınca yabancı yatırımcının güvenmediği de görülmektedir. Haliyle yatırımcı öncelikle Türkiye’ye yatırım yaparken kendi ülkesiyle Türkiye arasındaki ilişkilere bakar. Sonrasında ülkedeki istikrara bakar. Genel iş dünyası ekosistemine bakar. Aslında tüm detayları inceler. Ve tüm koşullar uygunsa o ülkede yatırım yapmayı düşünür.

Dolayısıyla yatırımcılara sadece gelin demekle olmuyor. Yatırımcının gelmesi için tüm yeter şartların hazır hale getirilmesi önemlidir.

Çalıştığım kurumdan henüz ayrılmıştım ve tam o süreçte, bir arkadaşım vesilesiyle ülkemize yatırım yapmak isteyen yabancı bir firmadan danışmanlık teklifi geldi. Tabii heyecanlandım ve detayları öğrenince de iş teklifini kabul ettim. Ve hemen hummalı bir o kadar da keyifli bir çalışmaya başladık. Öncelikle markanın Türkiye’de nasıl konumlanması gerektiği ile ilgili bir araştırma firması ile anlaştık. Ayrıca, pazarlamanın klasik 4P’si için yoğun bir tempo içine girdik. Ve birçok konu yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Markanın Türkiye için fiyat stratejisi, dağıtımının nasıl olacağı, bu arada bulunduğu kategoride genel rekabet analizleri yapılarak rakiplerin ne durumda olduğu gibi birçok konu netleşmeye başladı. Ve buna göre markanın stratejileri de ortaya bir bir çıkmaya başladı. Ayrıca bir taraftan da tutundurma çalışmalarına başladık. Bu gelişmeler yaşanırken markanın Türkiye sorumlusu ara ara ülkenin ekonomisiyle ilgili sorular soruyordu. Tabi o dönem ekonomik rakamlar böyle değildi. Dolayısıyla genel olarak tabloyu anlatıyordum. Ki kendileri de çok detaylı araştırıyordu. Bir anlamda en ufak olumsuz senaryo üzerine bile kafa yoruyorlardı.

Süreç boyunca her şey güllük gülistanlık değildi tabi. Ara ara sıkıntılar da yaşanıyordu. Marka ilk etapta ithalat yoluyla gelecekti ki bu konuda bazı sıkıntılar yaşandı. Ama aşılamayacak sıkıntılar değildi. Bir de tüm koşulların olumlu olması durumunda fabrika kurulması hedefi vardı. Aslında fabrikanın amacı iç piyasayla birlikte yakın bölge için de üretim yapabilmekti. Tabii bu da bizi ayrıca heyecanlandırıyordu. Ve sonunda firma yatırım yapmama kararı aldı. Ki bu karara gelene kadar aralar verildi, tekrar bakıldı vs. Dolayısıyla, bu kararın alınmasının altında birçok sebep var elbet. Asıl burada önemli nokta, bu sebeplerin en ayrıntılı şekilde araştırılmasıydı.

Yatırımcının gelmesini istiyoruz. Ki bunu hepimiz gönülden istiyoruz.

Zira yeni yatırımların yapılması, yeni iş sahası, fabrikaların açılması, gençlerin iş bulabilmesi, işsizliğin bir nebzede olsa azalması anlamına geliyor.

...***

Mehmet Kara 25 Ekim tarihli Yeniasya gazetesinde, " Dövizdeki artışın özeti, CHS’nin de özeti"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

"16 Nisan 2017 referandumuyla kabul edilen ve 24 Haziran 2018 tarihinde yürürlüğe giren Türk tipi ve partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin her geçen gün yürümediği ortaya çıkarken, dövizdeki tarihi rekor artış bile tek başına sistemin bir özeti oluyor. AKP’nin 19 yıllık iktidarında dolardaki artış seyrine bakıldığında bu “uçuş” net şekilde görülüyor.  2019’da 5,67’ye 2020’de 7,00’ye kadar yükselen dolar kuru şimdilerde ise 9.60 seviyesine kadar yükselmiş durumda."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

...***

Dolardaki artış, hayat pahalılığı demek, zam demek, dış borçların artması yani halkın fakirleşmesi demek… Seçimler 2023’e kalırsa varın dolardaki artışı siz düşünün… 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gittiği illerde yaptığı açılışlardan sonra öğrencilerle buluşuyor orada öğrencileri dinliyor ve onlarla türkü söylüyor. Yine bu açılışlardan birisinde öğrencilerin barınma ve yurt sorunu olmadığını söylerken şu ilginç cümleyi kurmuştu: “Siz hiç 45 lira burs aldınız mı? Göreve geldiğimde burs 45 liracıktı…” 

Şu anda üniversite öğrencileri 650 lira kredi alıyor. Yani burs değil, karşılığını mezun olduklarında faiziyle birlikte ödüyorlar… 

2011 yılında öğrenciler 240 lira kredi alırken, bunun dolar karşılığı 156 imiş. 2018’de CHS yürürlüğe girdiğinde kredi 470 liraya çıkmış. Karşılığı 102 dolarmış. Şimdi ise 650 lira kredi alınıyor ve dolar karşılığı 80 lira…