Kasım 08, 2021 08:29 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Karar: Erdoğan'dan Türkkan'a tepki: Yenilir yutulur bir şey değil

Yeniasya:

Orman yangınlarının suçlusu insan

Yeniçağ:

Elektrik şirketinden pes dedirten vurgun

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Mehmet Kara 7 Kasım tarihli Yeniasya gazetesinde, "Millete yabancılaşmak!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Muhalefet partileri Meclis’in tatilde olduğu dönemde ve hafta sonları milletin derdini dinlemek için il il geziyor. Başta genel başkanlar olmak üzere milletvekilleri vatandaşın ve esnafın sorunlarını hükümete duyurmak ve çare bulmak amacıyla ziyaretlerini sürdürüyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

İktidar partisi ise tebdili kıyafetle(!) vatandaşın dertlerini dinlemeyi tercih ediyor. Böyle olunca halkın yaşadıklarını göremiyor ya da bilmiyor. Söyleyince de inanmıyor. “Evine götürecek ekmeği yok” diyenlere, bunun yalan olduğunu, “Her evde bir araba var, kapıcısında araba var” sözleriyle ifade ediyor. TÜİK verilerine göre ise, 24.5 milyon araba var. Ülkenin nüfusu 84 milyon…   

Bir başka yetkili “Ekonomi kötü mü? Her evde 2-3 telefon var” diyerek sokakta derdini anlatan vatandaşa “cebindeki telefonu çıkar” demesine benziyor. 

İktidar yetkilileri zam geleceğini haber alan araç sahiplerinin benzin istasyonlarına hücum ettiği fotoğrafa, “Bereket yoğunluğunu CHP dönemi yokluk kuyruğu zannetmiş!.. Sünger dolu yine” diye yorum yapıyor.  

Kimi zaman, çiftçinin gübre ve akaryakıt zamları sebebiyle üretim yapamayacak hale gelmesini “Akaryakıtta elimizi vicdanımıza koyarsak çok artış yok” diye yorum getiriyor. 

Açlık sınırının 3.100, yoksulluk sınırının 10 bin lirayı geçtiği, asgarî ücretin 2.825 olduğu ülkede milyonlar geçim derdi çekerken eski bir milletvekili 15 bin liralık maaşının kendisine yetmediğini söylüyor.

İşte, bütün bunlar da milletin arasına karışıp dertleri ile dertlenilmediğinden, çözüm makamında olanların çözüm bulamadığı için bahaneler arkasına sığınıldığından oluyor.

Haklarını yemeyelim bazı iktidar mensubu yetkilileri vatandaşın geçim sıkıntısını, asgarî ücretin yetersizliğini, EYT, 3600 gibi meselelerdeki yanlışlarını itiraf ediyor. 

İtiraf ederken 19 yıldır iktidarda olduklarını unutuyorlar ama neyse… En azından 19 yılda yapamadıklarını millete itiraf etmiş oluyorlar. 

Meselâ, AKP Genel Başkan Yardımcısı Vedat Demiröz, “Türkiye bu girdaptan çıkacak. Eyvallah bu şartlarda yaşanmaz” ifadelerini kullanarak ekonomideki kötü gidişatı kabul ediyor. “Sıkıntımız var ama çok şey yapıldı, herkes elini vicdanına koysun. Emekliye destek vereceğiz, eyvallah bu şartlarda yaşanmaz. Biz de onu biliyoruz. Asgarî ücretliye destek vereceğiz. Gereğini yapacağız” diyerek yine vaatlerde bulunuyor. Artık alt yapı ve barajları fazlasıyla yaptıklarını, bundan sonrası vatandaşın gelirini nasıl arttıracaklarını 19 yıl sonra plânlayacaklarını söylemesi de düşündürücü…  

...***

Zeynel Balcı 7 Kasım tarihli Hürriyet gazetesinde, "Borsalar zirvelerde"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Pandemi ile birlikte bozulan ekonomik verilerde toparlanma sürüyor. ‘Düşük faiz ve bol para’ ortamının bir süre daha devam etmesi bekleniyor. Borsa İstanbul ve dış borsalarda şirketlerin 3. çeyrek bilançoları yayınlanmaya devam ediyor. Bilanço performanslarının oldukça iyi gelmesi de borsaları destekliyor. Yaşanan bu gelişmelere paralel olarak borsalarda da tarihi zirveler test ediliyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

TÜİK tarafından açıklanan ekim enflasyon verileri beklentilere paralel geldi. TÜFE yıllık %19.89, aylık %2.39, çekirdek (C) %16.82, ÜFE yıllık %46.31, aylık % 5.24 olarak açıklandı. TCMB’nin faiz politikasında model değişikliği nedeniyle enflasyon verilerinin faiz kararları üzerinde etkisi beklenmiyor. Bu açıdan piyasalar üzerindeki yansımaları çok sınırlı gerçekleşti. Bilindiği üzere TCMB para politikası kararlarında cari dengeyi referans alacağını açıklamıştı.

ALTININ ons fiyatında tepki alımları görülse de yatay hareketten kopmakta zorlanıyor. Bir bakıma 1800 dolar seviyesi eşik gibi oldu. Fed’in son toplantıda faiz artırımı için zamana ihtiyaç olduğu vurgusu altın için önemli bir referans noktası. Bununla birlikte ABD 10 yıllık bono faiz oranı ve ABD dolarının (Dolar Endeksi) son dönemde altın fiyatını etkileyen önemli parametreler. ABD 10 yıllık faiz oranının yüzde 1.50 seviyesinin altına gerilemesiyle ABD dolarındaki değerlenmeye rağmen Cuma günü bir tepki yükselişi görüldü. Ancak henüz güç kazandığını söylemek için erken. İç piyasalarda gram/TL fiyatında ise dolar/TL’deki yükseliş hareketinin etkisiyle çıkış sürüyor. Altının ons fiyatı için 1.834, gram/TL fiyatı için 568 seviyeleri çıkışın devamı için izlenebilecek noktalar.

İÇ ve dış piyasalarda olumlu hava sürüyor. Başta ABD ve Almanya başta olmak üzere dış borsalar yeni zirveler denerken Borsa İstanbul Mart/2021 zirvesini test etti. Para politikası değişiyor ama yumuşak bir geçiş ve faiz arttırımı için sabır telkin edilmesi olumlu havanın devamında etkili oldu. Pandemi sonrası oluşan ve piyasaları bu noktaya taşıyan ‘düşük faiz ve bol para’ ortamının hatırı sayılır süre daha korunması bekleniyor. Ayrıca ekonomik veriler de destekleyici bir rol oynuyor.

...***

Esfender Korkmaz 7 Kasım tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Büyüme halka yansıyacak mı?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Uluslararası Para Fonu (İMF) 2021 Türkiye büyüme beklentisini yüzde 5,8'den yüzde 9'a çıkardı. Cumhurbaşkanı da sık sık 2021'de Türkiye'nin yüksek büyüme yaşayacağını belirtiyor. 2021'de yüksek büyümenin nedeni, ister baz yılı etkisi ile olsun, ister ertelenen talebin devreye girmesi veya kredi genişlemesi nedeni ile olsun, Türkiye için pozitif bir gelişmedir. Ancak büyümenin tek başına kalkınmayı ve gelir dağılımında düzelmeyi sağlamayacağını da bilmemiz gerekiyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Kalkınma politikaları; büyüme yanında sosyal gelişmeyi, gelir dağılımında düzelmeyi, yoksulluğun önlenmesini de öngören politikalardır.

Medyada sık sık yoksullaştıran büyüme manşetleri atılıyor. Literatürde yoksullaştıran büyüme teorisi var; ancak bu teori Türkiye için geçerli değildir.

Hindistanlı İktisatçı Jagdish Bhagmati'nin 1958 yılında açıkladığı, yoksullaştıran büyüme tezi "Gelişmekte olan ülkelerde büyüme ile birlikte ihraç mallarında arz artışı yarattığı durumlarda, üretimi artan malın ihracat fiyatını düşürecek, dış ticaret hadleri ülke aleyhine olacaktır." şeklinde bir yaklaşımdır.

Kanadalı ekonomist Harry Gordon Johnson da bu teori hakkındaki çalışmalarıyla bilinen bir isimdir.

Bu tezin, global ekonomi düzeyinde ihracat yapan bir ülke için pratikte geçerli olmayacağı açıktır. Çünkü global piyasalar gelişmekte olan bir ülke ihracatının etkileyemeyeceği kadar geniştir. Yoksullaştıran büyüme teorisinin Türkiye için hiçbir anlamı yoktur.

Türkiye'de yoksullaştıran büyüme daha farklıdır ve  sürekli cari açıkla büyüme nedeniyle ortaya çıktı. 2012 yılına kadar Yanlış sıcak para anlayışı, üretimin ithal girdiye bağımlı olmasına neden oldu. Ayrıca iç talebe bağlı büyüme ithalatın artmasına, cari açıklara neden oldu.

Cari açık bir ülkenin servet kaybı ve dolayısıyla yoksullaşmasıdır. Dahası da cari açık dış borca çevrildiği için Türkiye net dış borç ödeyen ülke konumuna gelince, ödenen borç mürettebatının GSYH'ya oranı büyüme oranından yüksek ise net servet kaybedecek ve yoksullaşacaktır.

Türkiye 2020'de brüt dış borcunu azaltarak bu sorunu kısmen yaşadı.

Öte yandan üretim ithal girdiye bağımlı olduğu için ithalat azalır ve cari fazla olursa bu defa büyüme oranı düşüyor. 2019 yılında böyle oldu. O yıl 1,3 milyar dolar cari fazla verdik ve fakat büyüme de sıfıra yakın yüzde 0,9 oldu.

 

Büyüme halka yansımadı. Çünkü siyasi iktidar toplumun geniş kesiminden, partizanlara gelir ve servet transferi yapıyor. Bu gerçeği, Dolar olarak ve potansiyelin çok çok üstünde verilen talep garantili  kamu özel işbirliği yatırımlarında,  Kamu bankalarının ve devlet imkanlarının belirli insanlara, vakıflara ve gruplara, adaletsiz vergi sisteminde yaşıyoruz.

Özetle 2021 büyümesi topluma değil, yalnızca partizanlara yarayacak.