Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: Temel gıda maddeleri zam dalgasında başı çekecek
Karar:
Kılıçdaroğlu iktidarın vatandaşa 'tasarruf edin' önerisine tepki gösterdi
Milli gazete:
Davutoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ve AKP'yi uyardı
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Erdal Sağlam 9 Kasım tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "Enflasyon düşmeden her asgari ücret yetersiz kalır"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Açıklanmasına daha 1.5 ay olmasına rağmen, yılbaşında yapılacak asgari ücret zammı gündem olmaya devam ediyor. Enflasyon düşmediği sürece, ne kadar yüksek zam yapılırsa yapılsın, dar ve sabit gelirlinin durumunun düzeltilemeyeceği ise göz ardı ediliyor. Yılbaşında yüksek oranda, yüzde 30’un üzerinde asgari ücret zammı yapılacağı tahminine ben de katılıyorum. Buna ilişkin haberleri, henüz kasım ayı gelmeden iktidara yakın gazete ve TV’lerde duymaya başladık."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Daha sonrasında tartışmaya Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin de katıldı. İktidar temsilcileri, yılbaşında asgari ücrete yüksek oranlı zamlar yapılacağını, ücretlilerin vergi oranlarında indirim yapılacağını, emeklilikte yaşa takılanlara imkân sağlayacak yollar araştırıldığını, 3600 ek göstergenin verilmesi konusunda çalışmalar yapıldığını anlatmaya başladılar.
Farkındaysanız bu konuşulanların bir kısmı uzun süredir zaten gündemde yer tutmuş çalışan haklarıyla ilgili, bir kısmı ise zaten AKP’nin söz verip yapmadığı çalışma hayatı haklarını içeriyor.
Bir başka açıdan bakarsak; kış aylarında çok zorlanacağı açıkça gözüken dar ve sabit gelirli kesimin büyüyecek şikâyetlerini bir ölçüde dengelemek istedikleri de söylenebilir. Belki de en geç ocak ayında yapmaları gerekecek yüksek oranlı doğalgaz ve elektrik zamlarının yaratacağı tepkiyi de şimdiden yumuşatmaya çalışacaklardır, kim bilir? Eğer bu zamları da şimdiden yapmış olsalar, yılsonunda açıklanacak enflasyon çok daha yüksek gerçekleşecekti. Yılsonu için yüzde 20’nin üzerinde bir enflasyon görmemiz zaten kaçınılmaz olacak.
İyi de bu bekletilen zamları sonunda mecburen yapmak zorunda kalacaklar. Yani enflasyonun üzerinde verdik diye övünecekleri ücret zamları, 2022 yılı başlarında gelecek yüksek oranlı zamlarla zaten eriyip gidecek. 2022’nin ilkyarısında, baz etkisi de kendilerine yardım etmeyecek, yıllık enflasyon oranları artmaya devam edecek. Kısacası, yüzde 40 zam verseler bile geçmiş mağduriyetleri da hesaba katarsak, 2022’nin en geç ortası geldiğinde, verdikleri zamma rağmen çalışan, yılbaşındaki haline geri dönmüş olacak.
Mevcut iktidarın çalışanları hatırlamış gibi görünmesinin en büyük nedeni tabii ki anketlerde gözüken büyük oy kaybı. Aksi takdirde 20 yıllık ekonomik anlayışında inşaatçılar başta olmak üzere, kendisine yakın sermayeye büyük kazançlar sağlarken çalışan kesimini bu kadar mağdur etmezdi. Şimdi de üzerinde çalışılan formüllerin, çalışanı biraz gözetirken işverenleri mağdur etmeyecek biçimde olduğunu görüyoruz.
...***
Arslan Tekin 9 Kasım tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Erken seçim işaretleri fazlasıyla var"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Halka bu kadar ağır zamlar yüklenmesi seçim hazırlığı görünüyor. Bütün ihtiyaç maddelerine yapılan zamlar, yılbaşında aylıklara da gözle görülür zammın yolunu açıyor. İğneden ipliğe her şeye zincirleme zam, ister istemez, ücretlilere aktarılması gerekiyor. Yoksa halk homurdanmaya başlar. Diktatör de olsalar, demokratik seçimle de gelseler iktidarların en büyük korkusu halkın aç kalmasıdır."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Türkiye'de 2002-2019 yılları arasında, yani Ak Parti iktidarında, geçim sıkıntısı yüzünden 5 bin 806 kişi intihar etmiş. Son iki yılın intiharlarının istatistikleri de zaman zaman veriliyor. Sayı 6 bini geçiyor.
Zamlar ve yılbaşında ücret artışları erken seçimin işareti görülüyor. Para havadan gelmeyecek. Zam yapacaklar ki, para toplasınlar. Ne petrolümüz var, ne doğalgazımız, ne sanayimiz bize para getirecek seviyede. Tarım zaten bitik. Mazotu, gübresi, kredisi derken, insanlar şaşkın. Düşünün... Tarım ülkesi olduğumuz hâlde tarım ürünlerini bile ithal ediyoruz.
Erken seçim derken...
Anayasa'nın 101. maddesinde, cumhurbaşkanlığı seçiminde bir kişinin ancak iki defa seçime katılacağı yazılı. Anayasa'nın 116. maddenin 3. fıkrasına göre; TBMM'nin erken seçim kararı alması hâlinde, daha önce iki defa seçilmiş olmasına bakmaksızın cumhurbaşkanı da yeniden seçimlere girmeye hak kazanabiliyor.
Bazı anayasacılara göre, bu madde de üçüncü defa seçilmenin önünü açmıyor, dese de, iktidar tutacak bir kulp bulduğu için, seçime gitmekte tereddüt etmez.
Zamanında yapılacak şeçimlerde bir handikap da 2023'te girerken yeniden zam furyası ve yeniden ücretlerin artışı olacaktır ki, bu artık "Yetti gayri!" dedirtir. Bütçe açığı, kapatılamayacak noktaya gelir, dış borçlar üst üste biner; ödenecek faizlerin rakamlarındaki sıfırlar sayamazsınız bile...
Saray bu riski göze alabilir mi?
Akla gelmeyen bir husus: Önceki akşam, bir yayında, Saray'daki zatı da iyi tanıyan, Millî Görüş'ten gelme bir isimle beraberdim. Kuliste son zamanlarda tartışılan sağlık meselesini sordum. Yüz yüze geldiğinde de bir şeyleri fark ettiğini söyledi. Başka bir noktaya dikkat çekti: "Zat-ı Muhterem'in Saray'da çok göze batan yavaş hareketleri ve duraksamaları sırasında korumalarının hemen devreye girmesini kim servis etmiş olabilir?" diye sordu. Sonra "Bu görüntüyü Saray-Ak Parti içinden birileri dışında kimse çekemez ve servis edemez. Bilerek sızdırdılar. Mağduru oynayacaklar. Erken seçimin bir işareti de budur." dedi.
Sahi çok kızmış göründükleri Saray içinden çekilmiş o görüntüleri servis edeni buldular mı?!
Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) için ışık yaktılar... 5 milyondan fazla kişiyi ilgilendiriyor.
...***
Mehmet Ali Verçin 9 Kasım tarihli Karar gazetesinde, " Türkiye küresel enflasyonun kaybedeni mi kazananı mı?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Fiyat yükselişleri yavaşlasa da ürün fiyatları ya düşmüyor ya da düşeceğine dair umut vermiyor. Buna rağmen TCMB dâhil dünyadaki başlıca merkez bankaları bu fiyat yükselişlerinin bir defaya mahsus olduğunu ve enflasyonu artırmayacağını iddia ediyorlar. Soru: 2022’de bugün görülen bazı tedarik sorunları aşılır ve ulaşım tıkanıklıkları da giderilirse, toptan eşya fiyatları düşer mi?"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Düşmez diyenlere soruyu dönüştürerek soralım: 2022’de bugün görülen bazı tedarik sorunları aşılır ve ulaşım tıkanıklıkları da ortadan kalkarsa, toptan eşya fiyatları sabit mi kalır yoksa yükselir mi?
Eğer toptan eşya fiyatları “bu yıl artacağı kadar arttı, gelecek yıl artmaz” veya “düşer” cevabı veriyorsanız; siz de merkez bankaları gibi fiyat artışlarının bir defalık olduğuna inanıyorsunuz demektir.
Bu görüşe göre, enflasyon bir defaya mahsus ve geçici niteliktedir.
“2022’de fiyatlar artar” diyenleri biraz bekletelim ve fiyat artışlarının başladığı günlere geri dönelim.
Salgın başlayıp küresel düzeyde “kapanmalar” başlayınca üretim, tüketim ve dış ticaret hacimlerinde büyük düşüşler oldu. Hatırlayalım Mart-Mayıs 2020 tarihleri arasında petrolün varil fiyatı 25-35 dolar arasında seyretmişti.
Bu iki aylık sürede talep düşüşleri neredeyse her üründe, yüksek oranlarda “fiyat düşüşleri”ne sebebiyet verdi.
Fiyatlardaki bu düşüş üreticileri tedirgin etti ve düşmüş üretimi biraz daha düşürdü.
Üreticiler, üretecekleri ürünlerin satılabileceğinden emin olmadıkları için hammadde, ara mal ile makine ve teçhizat taleplerini de düşürdüler.
Talepteki aşırı düşüşlere, üretim de “iki aylık ara” ile karşılık verdi. İki aylık tereddüt döneminden sonra üretim tekrar başladığında hem rutin taleplerin karşılanması hem de kapanma dönemindeki satın alma açıkları kapatılmaya çalışıldı.
Diğer bir deyişle 12 aylık talebe göre yapılanmış üretim tesislerine, kapanmanın etkisiyle 14 aylık talep gelmeye başladı.
Bir de görüldü ki, üretim talebe yetişmiyor.
Ürün ne olursa olsun, serbest piyasa ortamında talep miktarı arz miktarından yüksekse fiyat artışları başlar.