Aralık 08, 2021 08:47 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Seçimin yaklaşmasıyla hükümet, oy getireceğini umduğu düzenlemelere hız verdi

Yeniasya:

Tıbbî cihaz ithalatı durma noktasında

Karar:

Doktor göçü arttı

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Erdal Sağlam 7 Aralık tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Faiz indiriminde çark etseler de artık çok geç”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Merkez Bankası yönetiminin aralıktaki faiz indirimi konusunda ikircikli bir tutuma girdiğini gözlüyoruz. Bu tavır, yönetimin aslında bir planı olmadığını, “Ben yaptım, sonucu sonra görürüz” biçiminde karar aldığını gösteriyor. Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, geçen hafta yerli yatırımcılarla yaptığı toplantıda, “faiz indirimi için artık fazla alan kalmadığını” söylemişti.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Bunu söylemesinin ardında tabii ki yüksek gelen enflasyon rakamları ve belli ki aralıkta enflasyonun beklentilerinden daha yüksek çıkacağına ilişkin aldıkları sinyaller yatıyordu. Piyasalar normal zamanda böyle bir söylemi, “Faiz indirimi yapmayacaklar” biçiminde algılar, moral bulurdu. Halbuki piyasa, başkanın söylediklerine artık inanmadığı için olsa gerek, fazla tepki vermedi.

Yayımlanan Merkez Bankası’nın kasım enflasyonuna ilişkin değerlendirmesinde karamsar bir tonun hâkim olduğunu gördük. Kasımda üretici fiyatlarında genele yayılan artışlar görüldüğü ifade edilirken enflasyondaki yükselişe en belirgin katkının enerji grubundan geldiğinin altı çiziliyor. Uluslararası enerji fiyatlarında bu dönemde bir miktar gevşeme görülürken TL’deki değer kaybı nedeniyle, başta akaryakıt, tüpgaz ve kömür olmak üzere yurtiçi enerji fiyatlarında artış kaydedildiği belirtilmiş.

Enflasyondaki yükselişte öne çıkan bir diğer grubun hizmetler sektörü olduğu, bu gruptaki lokanta-otel grubu fiyatlarındaki hızlanmanın belirgin olduğu ifade edilmiş. Taze meyve ve sebze dışı gıda enflasyonundaki seyrin yemek hizmetleri enflasyonunu olumsuz yönde etkilediği, kasımda küresel gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki yükselişin tahıllar öncülüğünde sürdüğü belirtilmiş.

Kısacası Merkez Bankası enflasyondaki artış trendinin hızlandığını belirtirken aralık toplantısında faiz indirimlerinin durabileceği sinyallerini vermeye başladı.

İyi de tüm bunlar bilinmiyor muydu? Gereksiz ve zamansız faiz indirimi başladığında, bırakın bilgiyi en ufak deneyimi olanlar bile, kurlarda artışın hızlanacağını, bunun enflasyonu iyice körükleyeceğini görebilirdi. Enerjide, hem imalat hem tarım sektöründe dışa bağımlılığın yüksek olduğunu, zaten dünya fiyatları artarken kurların içerideki fiyatların katlanmasına yol açacağını eğer görmedilerse zaten bir gün dahi o görevlerde kalmamaları gerekir.

Diyelim ki bu ay faiz indirimine ara verildi, yeni yılda da faiz indirimi yapılmadı, her şey düzelir mi? Bence tren kaçmış gibi görünüyor; eğer yüklü faiz artışları yapmazlarsa bu gidişatın düzelmesi artık mümkün olmayacak. Faiz artışı ihtiyacının boyutu da enflasyon yükseldikçe iyice artacak.

Sizce “dış güçler” Merkez Bankası’nın faizi yüzde 24-25’lere çıkarmasına karar verir mi?

…***

Mehmet Ali Verçin 7 Aralık tarihli Karar gazetesinde, “İhracatın değil ithalatın başarı destanı”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Hükümet ve bileşenleri, medyanın bütün mecralarında “ihracattaki başarıları” ballandıra ballandıra anlatıyorlar. Hükümetin planlamadığı fakat özel sektörün dinamizmiyle gelişen yeni bir süreç var ve bu süreç ihracatı artırma potansiyeline sahip, bu kadarı doğru; fakat abartıldığı kadar Türkiye’nin önemli ve büyük bir başarısı var mıdır, irdeleyelim. Kasım ayında, ihracat %33,44 artarak 21 milyar 468 milyon $’a çıkmış.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Döviz kurları artıyor, gümrük vergileri artıyor, gümrük memurları, ithalat işlemlerini yavaşlatıyor; fakat her şeye rağmen ithalat, Kasım ayında da, rekor düzeyde arttı.

Eğer ithal edilen ürünlerin etiketi değiştirilip ihraç edilseydi, ihracat daha fazla artacakmış.

Üstelik ihracattaki 50 milyar $’lık artışın 30 milyar $’lık kısmı, emtia fiyat artışlarından kaynaklanıyor.

İlave bir birimlik ihracat artışı sağlamak için ithal edilen hammadde ve ara mal oranı %60’ları aşmış görünüyor.

Daha gerçek ve daimi hakikat, İthalatın, ihracattan daha fazla artığıdır; peki bu niçin görmezden geliniyor?

1)Küresel düzeyde emtia fiyatları arttığı,

2)Navlun ücretleri, emtia fiyatlarından bile kat kat fazla arttığı,

3)İhraç edilen ürünler içinde ithal hammadde ve ara malı oranları%80’lere kadar yükseldiği,

4)Kur artışlarına rağmen veya kur artışlarından dolayı yurt içi talep arttığı ve

5)TCMB’nin faiz indirimlerinin seviyesi irrasyonel olduğu için ithalat artıyor.

Faizler ile ithalat artış hızı arasında ters orantılı fakat kesin bir ilişki vardır.

Faizler düştüğünde ithalat kesinlikle yükselir ve tam tersi, faizler yükseldiğinde de, ithalat artış hızı düşer.

Türkiye’de tüketilen sanayi ürünleri içinde ithalatın doğrudan ve dolayı payı %65 ve üzeri olduğu için faizler düştüğünde toplam talep yani iktisadi faaliyetler yani tüketim ve yatırım harcamaları artar, bu da, önce ithalat, ardından kurlar ve final olarak da enflasyon artar.

Geriye yeterli miktarda ve ucuz nakit bulamadığı için harcama yapamayan gerçek ve tüzel kişiler kalıyor. Bu kişiler,kolay ve ucuz fonlara kavuşunca, planladıkları harcamaları, büyük bir iştahla yapmaktan çekinmezler.

Bu kişiler, yatırım ve tüketim harcamalarına ilaveten spekülatif harcamalar da yaparlar: Döviz, altın, emtia, gayrimenkul, araba, elektronik eşya, mobilya ve beyaz eşya vs.

Seçici olmayan bol ve ucuz kredi politikalarının sadece zararı olur.

…***

Orhan Uğuroğlu 7 Aralık tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Muhalefet liderleri gezmek yetmez…”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“"Orta direk" Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde en fazla önem verdiği kesimi oluşturuyordu. "Özal'ın devamıyız" diyen Recep Tayyip Erdoğan'ın 19 yıldır uyguladığı "betona yatırım" politikası sonunda orta direk çöktü. Bu çöküşün net görüntüsü şudur: Türkiye'de çalışanların yüzde 57'si asgari ücretlidir. Asgari ücret ve altında bir ücretle yaşamını sürdürmek zorunda olan işçilerin sayısı ise TÜİK'e göre 7,5 milyondur.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Türk-İş bu yılın Ekim ayında açlık sınırını 3 bin 093 lira, yoksulluk sınırını ise 10 bin 75 lira olarak ilan etti.

2021 yılı asgari ücreti net 2 bin 875 lira idi ve Asgari Ücret Komisyonu 1 Ocak 2022'de yürürlüğe girecek yeni rakamı belirleyecek.

Peki, komisyon mu karar verecek? Hayır…

Tek Adam Rejiminde her kararda olduğu gibi asgari ücret belirlemesinde de kararı Erdoğan verecektir.

Türk İş Genel Başkanı Ergün Atalay gerçeği çok uyanıkça bir açıklama ile şöyle ortaya koydu:

-"Asgari ücret için kamuoyuna bir rakam söylememeye özen gösteriyoruz.

Bu rakamı Maliye Bakanı biliyor, Çalışma Bakanı biliyor, Sayın Cumhurbaşkanımız da biliyor…"

Şimdi gelelim asgari ücretin ne kadar olacağına.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP kulislerinde nabız yoklayınca gördüm ki çok ilginç bir uygulama yapmış.

Bakanlarına ayrı ayrı sormuş;

-Asgari ücret ne kadar olmalı?

Bakanların bir kısmı işveren olduğuna göre Erdoğan'a acaba ne yanıt verdiler?

AKP kulisinden aldığım bilgiye göre bakanların verdiği rakamın ortalaması şöyle:

-3 bin 750 lira.

Bu rakama göre bakanların, yaklaşık yüzde 32 civarında bir zam beklentisi içinde olduklarını gösteriyor.

Peki, Erdoğan bu zammı yapar mı?

Memurlara birinci 6 ay için yüzde 12,5 zam farkı verilmesi gerekiyor ki gerçek zam oranı 3 Ocak 2022 tarihinde açıklanacak 2021 yılı enflasyonuna göre netleşecek.

Emeklilere gelince;

2021 yılı enflasyon verilerine göre emekliler de yaklaşık yüzde 12,5 zam alacaklar.

Erdoğan'ın belirleyeceği zam oranları ne olursa olsun açık söyleyeyim hiçbir kesimi memnun etmeyecektir.

Çünkü orta direk de asgari ücretliler de emekliler de memurlar da öyle fakirleştiler ki alacakları zam oranı ile,

-Ne kredi borçlarını kapatabilirler,

-Ne aldıkları borçları ödeyebilirler…

Ekonomistler 2022'nin ilk üç ayı sonunda enflasyonun, verilen zam oranlarını eritmeye başlayacağını bugünden öngörüyorlar.