Türkiye'den köşe yazarları
Yeniasya: İnsani geçim için asgari 5303 TL lazım
Milli gazete:
Siyonist basından Erdoğan’a takdir
Yenimesaj:
İmamoğlu'ndan geri adım yok!
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Oğuz Demir 27 Aralık tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "Dövize endeksli mevduat ne işe yarayacak?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Kabine toplantısında açıklanan önlemlerin ardından dövizde ve altında ciddi bir düşüş gördük. Henüz bu düşüşün temel nedeninin önlemler olduğunu düşündürecek bir veri gelmiş değil. Şu ana kadar elimizdeki veriler, sığ piyasada yüklü döviz satışları ile kurun gerilediğine işaret ediyor. Ancak asıl mesele bugünden yarına kurun düşmesi değil. Bizim için önemli olan bu döviz satışları durduğunda uygulanan tedbirlerin sonuç verip vermeyeceği olacak. Son dönemdeki sıçramalara bakarsak bu önlemlerin sonuç verip vermeyeceği konusunda daha iyi bir fikre sahip olabiliriz."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Bu sıçramaların son dönemdeki en temel nedeni yurtiçindeki döviz talebindeki hızlı artış oldu. Faizdeki düşüş, kurdaki artış ve fiyatlara yansıyan bu artış tasarruf sahiplerinin dolarizasyonunu hızlandırdı. Alınan önlemlerle bu noktada iki sonuç bekleniyor. Birincisi bu döviz talebinin durması. İkincisi ise döviz satın alanların yeniden Türk Lirası’na dönüş yapması.
Getirilen uygulama ise TL mevduatlara dövize endekslenme fırsatı sunulması. Yani bankalar tasarruf sahiplerine TCMB’nin politika faizinin (bugün yüzde 14) üç puan üzerine kadar faizle hesap açabilecek, bu getirinin dövizin getirisinin altında kalması durumunda aradaki fark TCMB tarafından telafi edilecek. Yüzde 17 civarı bir faiz getirisinden bahsediyoruz.
Halihazırda 10 TL’nin üzerinde döviz alan ve bu dövizden zarar edenlerin şu şartlarda o zarara rağmen TL’ye dönmeleri mümkün olacak mı, emin değilim. Dönseler de elde edecekleri getiri zararlarını karşılayacak düzeyde değil. Dolayısıyla bekleme ihtimalleri yüksek.
Tasarrufları TL’de olanlar için sistem oldukça cazip gibi görünüyor...
Gerçekten öyle mi, bakalım mı?
Faiz, tasarruf sahibi için kendini enflasyona karşı koruyacağı bir kalkan. Yani 10.000 TL birikimi olan bir yurttaş enflasyonun yüzde 20 olduğu bir ortamda yüzde 20’nin üzerinde bir faiz bekler ki satın alma gücünü koruyabilsin...
Bu durumda belirleyici unsulardan biri enflasyon oluyor. Enflasyonda durum ne diye bakarsak da pek iç açıcı değil. Biz yine bu politikaların baz alındığı TÜİK verilerine bakalım ve anlamaya çalışalım.
TÜİK’e göre üretici enflasyonu yüzde 55’in üzerinde. Tarımsal girdi fiyatları, tarım üretici fiyatları, hizmet üretici fiyatları gibi diğer üretici endekslerinde de artışlar yıllık yüzde 30’un üzerinde. Bunlara bir de Aralık ayını eklediğimizde ortalama maliyet artışlarının yüzde 50’ye yaklaşması oldukça muhtemel.
Yıllık tüketici enflasyonu ise 4 Ocak 2022’de belli olacak. Aralık ayında iyimser bir tahminle aylık enflasyon yüzde 5 dahi olsa yıllık enflasyon yüzde 21,31’den yüzde 25’in üzerine çıkıyor. Üretici fiyat artışlarının henüz daha enflasyona tam olarak yansımamış haliyle yüzde 25!
Aradaki fark gördüğünüz üzere hala yüzde 15-20 bandında. Önümüzdeki üç ay içerisinde bu farktan kaynaklanacak fiyat artışları ve yönetilen/yönlendirilen (hükümet tarafından fiyatı belirlenen) ürünlerdeki yılbaşı zamlarını da dikkate aldığınızda enflasyondaki artışın devam etmesini beklemek mümkün.
...***
Mehmet Kara 27 Aralık tarihli Yeniasya gazetesinde, " “Erdoğan bal gibi aday olabilir” mi?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Erken seçim tartışmaları bütün hızıyla sürerken Erdoğan’ın yapılacak seçimde aday olup olmayacağı da yavaştan yavaşa konuşulmaya başlandı. Anayasanın 101. maddesine göre bir kişi en fazla iki sefer Cumhurbaşkanı olarak seçilebiliyor. Eğer Cumhurbaşkanı ikinci döneminde ise Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabiliyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Fakat Cumhurbaşkanı’nın ikinci döneminde kendisi tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi durumunda ise ikinci dönemini tamamlamış sayılacağı için tekrar aday olamıyor.
Erdoğan, Ağustos 2014 ve Haziran 2018 tarihinde “halk oyuyla” iki defa cumhurbaşkanı seçilmişti. Haliyle anayasada bir kişinin iki defa cumhurbaşkanı seçilebileceği ile ilgili hüküm olduğu için erken ya da zamanında yapılacak bir seçimde aday olamayacağı görülüyor. Bu bir görüş… Diğer bir görüşte yeni sisteme göre bir defa seçildiği için yine aday olabiliyor.
2019 yerel seçimlerinde “Hiçbir şey olmadıysa bile kesinlikle bir şeyler oldu” sözleriyle siyasî literatüre giren AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, “Recep Tayyip Erdoğan bal gibi aday olur. Ben size bunu hukukî açıdan ispat edebilirim” derken bu tartışmanın yaşanacağının da unutulmaması gerektiğini ifade ediyor. OHAL ortamında çıkan Türk Tipi Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi rehabilite edilse de her gün yeni bir arızası çıkıyor. Sistem onarılmaz arızalarla dolu… Sistemi getirenler dahi “kireçlenmeler” olduğunu kabul ediyor. Ancak hiçbir kireç sökücünün bu kireçleri sökmesinin de imkânı yok. Her geçen gün bu durum daha fazla görülüyor.
TL mevduatına getirilen faiz ve kur farkı garanti kararının ardından dolar 11-12 TL’ye indikten sonra partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, “Başaramayacaksınız” sözünü yüksek perdeden söyleyince bütün milletvekilleri ayağa kalkıp uzunca süre alkışladılar.
Bu ifadeler hükümetin “sıkıştığında” söylenen sözler. Bazı konularda ezan, vatan, bayrak tamam da ama ekonomi gibi konular olunca biraz garip kaçmıyor mu?
...***
Ahmet Gürsoy 27 Aralık tarihli Yeniçağ gazetesinde, " İktidarın akıl oyunları"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Ne diyor CB. Erdoğan? "Kur oyununu bir saatte bozduk!" Üniversitelerin iktisat bölümlerinde okutulan ve bütün iktisatçıların bildiğinin tam tersinin doğru olduğunu ispata kalkan, bunun için politik faizi ve bakanları alabora eden kişi, sanki ortada kendisinden başka oyun kuran varmış da onlarla savaşıyormuş gibi davranarak "Kur oyununu bozduk" diyor. Bu durum, Rize'ye çay toplamaya giden birinin aniden dönerek Giresun'a fındık toplamaya yönelmesi gibi bir şey."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Kaldı ki övündükleri şey, aslında kayıp ettiklerimizdir.
Dolar düşe düşe,10-11 liraya düştü. İyi olan bu mu?
Bize zafer diye sundukları şey doların 10 liranın üzerinde tutulması yahut 9 TL'ye sabitlenmesi mi?
Gece yarısı yapılan bu operasyonla hazinenin sattığı dövizin hesabını henüz vermediler. Yeni Hazine Bakanının söylediği gibi o gece ansızın yapılan operasyonla bankada az buçuk doları ve altın birikimi olan küçük yatırımcının (finansörlerin deyimi ile) "kerizlenmesine" sebep oldular.
Hangi birini sayalım.
Bu iktidarın en büyük başarısı, elindeki medya gücünü çok iyi kullanması ve gerçeği kolayca saptırmasıdır. İşte bakın yandaşlardan biri, "Erdoğan'ın yaptığı operasyona yabancılar bile şaştı" derken, öbürü "dış güçlerin oyununu" nasıl bozduklarını anlatıyor.
Ortada dış güçlerin oyunu yok ki.
Ekonomik kararları, muhalefetin tüm itirazlarına rağmen iktidarın kendisi veriyor. Yaptıkları da ortada.
Yabancılar şaşırır tabi. Yabancılarda böyle bir ekonomi yönetimi yok ki. Herkes İktisat biliminin kurallarına göre davranıyor. Bizimki beklenmedik davranışlar gösterince haliyle adamlar şaşırıyor.
Üçüncü ve bir başka algı operasyonu da doların hâlihazırdaki durumuna ilişkin.
Doların 9-10-11 tl olması başarı değil ki. Başarı, doların Tl ye eşit olması, ya da daha düşük olmasıdır.
İktidar ve medyası, yaptığı yönlendirme ve saptırmalarla zihnimize ve aklımıza oyun kuruyor. Hâlbuki Türkiye FED'e (Amerikan Federal finansal merkez sistemine) Türk lirasını bağımlı kıldı. Bırakın Tl'yi kurtarmayı, tam tersine dolara Tl'yi ezdirmektedir. Sonrada bir efsane yaratarak, sanki dolar üzerinden Türkiye'ye operasyon yapılıyormuş gibi CB. Erdoğan, "Kur spekülasyonu denilen bir olayla karşı karşıya kaldık ve bunu ne yaptık, 1 saatte atıverdik" dedi.
İşte iktidarın akıl oyunları böyle kurgulanıyor.