Ocak 01, 2022 08:45 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a çok sert zam tepkisi

Yeniasya:

OHAL Komisyonu 4 yılda incelemeleri tamamlayamadı

Karar:

Kapandık, aşılandık virüsten kurtulamadık

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Jale Özgentürk 31 Aralık tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Enflasyona sopa modeli”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Faiz neden, enflasyon sonuç” tezini bu ay kesin ispatlamak istiyor. Faizi resmen artırmadan örtülü yolla kurları düşüren Erdoğan’ın fiyat artışları konusunda da iş insanlarına telefon ettiği belirtiliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Faiz neden, enflasyon sonuç” tezini ispatlama çabaları hızlandı. Faizlerin düşürülmesiyle patlayan dövizi, “kur korumalı mevduat sistemini” yeniden icat ederek gerileten ekonomi yönetiminin ikinci hedefi ise resmi olarak yüzde 21 olan enflasyonu bir an önce düşürmek.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Aldığım bilgilere göre bu konuda en önemli destek Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yani Saray’dan geliyor. Türkiye’nin piyasa belirleyen güçlü üreticileri, perakende oyuncuları Saray’dan gelen telefonların muhatabı. Söylenene göre tekstilden gıdaya kadar büyük üreticiler fiyatları düşürmek ve zam yapmamak ve dövizden uzaklaşmak konusunda “aba altından sopa” ile uyarılıyor. 

Zaten son günlerde üreticilerden birbiri ardına indirim açıklamaları geliyor. Yüzde 30’dan aşağı fiyat indiren yok ama fiyatlar bir yıl öncesine göre yüzde 50’den fazla artmış durumda. 18 TL’den 12-13 TL’ye gerileyen dolar nedeniyle yapılan indirimler ne kadar kalıcı olacak belli değil.

Çünkü sorunun nedeni yüksek enflasyon ve kökeni çok derinlerde. Ceza sopalarıyla, telefonlarla enflasyonun düşmesi kısa süreli mümkün ama uzun vadede hayal! 

Dün açıklandı bu sayfada da haberi var. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre buğdaydan nohuta, hububatta üretim 2021 yılında yüzde 13 azalmış durumda. Bir zamanlar yensin diye kampanyalar düzenlenen kırmızı mercimekte üretim yüzde 30.6, buğdayda yüzde 13.9 azalmış.

İşte hükümetin algılarla değil gerçeklerle yola çıkması gerek...

Rakamlar net olarak gösteriyor, tarım SOS veriyor. Bu da enflasyonun kontrol altına alınmasının 2022’de de zor olduğunu gösteriyor. Mehmet Reis, tarım sektöründe tam 45 yıldır yer alan üretici ve ihracatçı. Bakliyat markası Reis markasını kuran ve büyüten bir isim. Önceki gün sektöründe tek başına bir karar aldı ve pirinçten nohuta, sattığı ürünlerde kasım ayı fiyatlarının ocak sonuna kadar geçerli olacağını açıkladı. 

Mehmet Reis, enflasyonun üç haneli olduğu 1994’te de dövizin bir gecede 8 TL’den 40 TL’ye çıktığı 2001’de de buna benzer kampanyalar yapmıştı. Üç ay boyunca ürünlerinde fiyat artışı yapmamış, piyasayı da etkilemişti. O günleri hatırlıyorum “Enflasyona kafa tutan adam”, “Stokçulara savaş açan Reis” gibi başlıklarla gazetelerde yer almıştı.

Mehmet Reis’i aradım. O günlerle bugünler arasındaki farkı da konuştuk, enflasyonun gerçek anlamda kontrol altına alınmasının yollarını da! 

Gıda enflasyonu ile mücadele için Reis’in en acil önerisi 2022 için bir seferberlik başlatılması.

…***

Mehmet Ocaktan 31 Aralık tarihli Karar gazetesinde, “AK Parti milleti kendisinden nasıl uzaklaştırdı”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“AK Parti ortak akılla kurulmuş, demokratik değerleri esas alarak yola çıkmış ve bu konuda önemli mesafeler almış bir siyasi parti. Biliyorum şimdi AK Parti’nin kurucu değerlerinden söz etmenin hiçbir anlamı yok. Zira bu parti artık demokratik değerlerle uzaktan yakından bir alakası olmayan bambaşka bir istikamette yol alıyor.”diyen yazar yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Ancak nereden başlayıp bugün nereye geldiğini görmeden bir analiz yapmak da mümkün değil. Ama bir gerçek var ki AK Parti sadece yola çıkarken birlikte olduğu kesimleri değil, o günkü söylemiyle 70 milyonu kucaklama iddiasından da tümüyle vazgeçmiş görünüyor.

Peki, bir parti kendisini var eden ve 2015’e kadar her seçimden zaferle çıkmasını sağlayan millet desteğini neden elinin tersiyle iter?

Evet adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denen alaturka sistemle bütün devlet gücünü eline geçirdi, yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı tek elde toplayarak muazzam bir özgüven sağladı, bu yüzden de geniş toplum kesimlerine çok da ihtiyacı kalmadı denebilir.

Ama bu analizde bir eksiklik var, henüz sandığı ortadan kaldırma çılgınlığını göze alamadığına göre, AK Parti dahil bütün siyasi partiler sandıkta milletin terazisinde tartılmak zorundalar.

Araştırma şirketlerinin anketleri gösteriyor ki AK Parti her geçen gün millet nezdinde kan kaybediyor ve artık her icraatı milletle arasındaki uçurumu daha da derinleştiriyor.

Dolayısıyla yapılacak seçimlerde yeniden iktidarı elde edebilmek için eğer kafasında sandık dışında bir formül yoksa, bugüne kadar elinin tersiyle ittiği milletin, gönlünü kazanmaya şiddetle ihtiyacı var demektir.

Eğer hakkaniyetli bir değerlendirme yapmak gerekirse, herhalde rasyonel bir akılla hareket eden hiçbir iktidar ‘kötü’ sonuçlar üretmek üzere bir icraatta bulunmaz.

Ama ne yazık ki işin vahim olanı AK Parti iktidarının kendi rasyonalitesini kaybetmiş olmasıdır.

Maalesef AK Parti iktidarı fakir-fukaranın yaşadığı derin yoksulluğa karşı duyarlılığını kaybettiği için onların derdine çare üretmekle değil, daha çok kendi iktidar konforunu tahkim etmekle uğraşıyor.

Demokrasinin ve özgürlüklerin kalitesini yükseltmek ve yasakları ortadan kaldırmak iddiasıyla yola çıktığı halde, bugün iktidar gücünü konuşanları, eleştirenleri susturma yolunda kullanır hale geldiği için geniş toplum kesimlerini kendisinden uzaklaştırıyor.

Yolsuzlukla, rüşvetle, kayırmacılıkla mücadele sözü kuruluş ilkelerinde yer aldığı halde, bugün yolsuzluklara fetva üreten hocalarla yol yürümeye başladığı için milletle arasındaki bütün bağları koparıyor.

…***

Kazım Güleçyüz 31 Aralık tarihli Yeniasya gazetesinde, “15-20 Temmuz için sonun başladığı yıl: 2021”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“ 2021, 15-20 Temmuz sürecinin sayesinde kurulan tek adam rejiminin her alanda yol açtığı olumsuzlukların, toplumun geniş kesimleri tarafından da nihayet fark edilmeye başlandığı bir yıl oldu. Bilhassa son dönemde ekonomide yaşananlar, yıllara yayılan tek taraflı propaganda ve beyin yıkamaların yol açtığı narkoz ve hipnoz halinin kırılmasında hayli etkili oldu.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Demokrasi ve hukuktan uzaklaşılmasının yol açtığı sorunlara duyarsız kalanlar, olup bitenler ceplerine dokununca “uyandılar.”

Böylece, hukuk ve demokrasiden uzaklaşmanın ekonomiyi de bozduğu ve fakirleşme getirdiği bir defa daha gözler önüne serildi.

Bu yaşananlarla eşzamanlı olarak siyaset de farklı bir şekillenme sürecine girdi. 4 partinin 2018’de seçim işbirliği olarak oluşturduğu Millet İttifakı, AKP’den ayrılanlar tarafından kurulan 2 partinin katılımıyla, parlamenter sisteme dönüş için ortak bir çalışma yaptı.

Bu çalışmadan çıkan sonucun toplu halde liderler tarafından açıklanması bekleniyor.

Bu açıklamada erken seçim talebinin de yer alması ve sandığı en kısa zamanda milletin önüne getirmek için TBMM’ye müşterek teklif vermek ve ortak mitingler düzenlemek dahil, bütün imkânların kullanılması gerekiyor.

Bu istikamette kararlı bir ortak duruş ortaya konulabildiği takdirde iktidar cenahının tüm provokasyonları boşa çıkar, inatçı direnişi kırılır, demokrasiye dönüşün önü açılır.

2021, hukuk alanında da 15-20 Temmuz sürecinin sonunu getirecek işaretlerin artarak gelmeye başladığı bir sene oldu. AYM OHAL KHK’ları gibi konularda saplandığı çıkmazdan tam olarak kurtulamasa da, kimi kararlarıyla ibrenin yönünü hukuka döndürdü.

Bu süreçte çok atıf yapılan MGK referansını kaldırıp inisiyatifi bağımsız yargının alanına taşıma ve iktidarın son İBB atraksiyonu ile yine kullanmaya kalktığı irtibat, iltisak kavramlarının objektif tanımlarını ancak yargının yapabileceği yönündeki kararları gibi.

AİHM’den peş peşe gelen ve bazıları uluslar arası hukuk zemininde AYM’yi de mahcup edecek nitelikteki “hak ihlali” ve tazminat kararları da, hayli gecikmeli dahi olsa, 15-20 Temmuz hukukunu çökertecek gelişmelerdi.

Dileğimiz, 2022’nin gerçek anlamda demokrasi, hukuk ve adalete dönüş yılı olması.