Ocak 16, 2022 10:16 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Milli gazete: “Rant, birilerine değil vatandaşa pay edilmeli”

Yeniasya:

Vatandaş böyle isyan etti: AKP'liyim, işsizim, açım

Cumhuriyet:

Ekrem İmamoğlu: 'Güzel günler çok yakında'

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Mustafa Karaalioğlu 15 Ocak tarihli Karar gazetesinde, "Seçmen tercihini anlamak"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" İktidar blokunun bir süredir oy kaybetmekte olduğu ve gerilediği anlaşılıyor. Anketlere güven yüksek olmasa da kamuoyu araştırmalarının genel gidişat konusunda verdiği bilgilere belirli ölçüde itimat var ve bu da hem AK Parti’nin hem de MHP’nin oylarında erime olduğunu anlatmaya yetiyor. Buna mukabil Millet ittifakının oylarını artırdığını ve ayrıca yeni kurulan Gelecek Partisi ve DEVA ise Saadet Partisi’nin de Cumhur ittifakından çözülen oyların bir kısmını almakta olduğu da anlaşılıyor. Rakamlar konusunda isabet kolay değil ama bloklar arasındaki değişim gözlemlenebiliyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Ekonomi kötü, dış politika belirsiz ve hukuk, sosyal hayat gibi alanlar da gerilim içinde olduğu için iktidarın oy kaybını izah etmek de kolaydır. Bazı kesimlerin izah etmekte zorlandığı şey ise nasıl olur da AK Parti’nin hala birinci parti olduğu veya oylarını yüzde 30’un üzerinde tutabildiğidir. Sanılanın aksine bu da izahı kolay bir durumdur.

Öncelikle, bilinmesinde fayda var; AK Parti seçmeni sanılanın aksine makarnaya, kömüre oy veren seçmen değildir. Muhafazakar kitle güçlü bir tarihsel duygu taşır ve inançları ekseninde aidiyeti son derece güçlüdür. Ekonomik tablonun kriz içinde olmasından dolayı elbette mağdur ve tedirgindir ama oy verme tercihinde tek kriter bu değildir. Desteklediği partiye defalarca kredi açacak kadar ideolojik tutuma sahiptir. Hatasıyla sevabıyla partilerini destekliyorlar.

AK Parti’nin sadık seçmen kitlesi hala yerinde duruyor çünkü hem daha güvenilir bir alternatif görmüyorlar hem de Erdoğan’a açtıkları kredi tükenmiş değildir. Öte yandan, AK Parti, tek başına yüzde 50’lere ulaşmışken, hala birinci parti olmakla birlikte bugün yüzde 30 bandına kadar gerilemesinin gerekçesi de burada yatıyor. AK Parti’nin ikinci halka seçmeni diyebileceğimiz merkez sağ ve yine bir ölçüde muhafazakar değerlere sahip kitleler için geleneksel anlatı kadar ekonomi, hukuk ve son dönemde yaşanan yolsuzluk/yozlaşma gibi gelişmeler de belirleyicidir. Onlar hatasıyla sevabıyla destek vermiyorlar.

Hangi partiden olursa olsun seçmeni küçümsemek, tercihlerini değersizleştirmek kadar yanlış bir analiz olamaz. Bazılarının hatalı isimlendirmeyle “fanatik” diye tanımladığı seçmen, iktidar blokunda olduğu kadar muhalefette de vardır; bunu da akıldan çıkarmayalım.

...***

Şükran Soner 15 Ocak tarihli Cumhuriyet gazetesinde, " Muhalefetin, hem de halkın, aklıyla dalga geçiyorlar.."başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

"1921 kesinleşmiş sonuç verileriyle, 20 yıllık iktidar ekonominin her alanına dönük sonuçları, en çok da halkın büyük çoğunluğuna dönük, yıkıcı yoksullaşma, yoksunlaşmaya çekişin sonuçlarıyla sınıfta kaldı. 2022 yılına geçiş günlerinin ilk haftasına sığdırılmış zamlar, fiyat, yaşam maliyetleri sonuçlarıyla ise rekor kırma yarışı yaşandı. Halkın her kesimine dönük gelir artışları, düzeltmelerle nefes alınması umudu verilmişken, iyileştirme hamlelerinin bir hafta içinde ödenmek zorunda bırakılanlarla bile yoksunlaşma, yoksunlaştırmayı aşağı çektiği gerçeği ile yüzleşildi.."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Yeni yıla girişin ikinci haftasında, Cumhur cephesinin en tepe liderlerinden günde birkaç posta müjdeli yeni başarıların, haberlerin, açılışların, törenlerin arasında, sonuçta her günün çoğunluk saatleri ele geçirilmiş olarak gerçekleştirilen müjdeli işler, projelerin, yatırımların reklamları var.. İçeriklerinde Millet cephesinin tüm kadrolarına dönük, argo, ağır hakaret içeren tehdit, suçlamalar arasında, sadece muhalefetin siyasal kadrolarıyla değil, halkın aklıyla da dalga geçiyorlar..

Barış süreci için geçerli olan, tüm Cumhur cephesi lider kadrolarının en tepeden, en alt siyaset, bürokrasi.. kadrolarına kadar geçerli olan çok sayıda benzeri fotoğraf karelerini yok sayarak sadece HDP kadroları için kullanmayı, kendilerinin başarılı siyaset, strateji atağı olarak Meclis kararına dönüştürmek üzere atağa geçmiş bulunuyorlar. Kanıt fotoğraf karesinin kendilerinin barış süreci projesi içinde çekilmiş olması gerçeğini onaylamakta bir sakınca görmüyorlar. Kendilerine, kadrolarına dönük, bire bir sayısız benzer fotoğraf karesi varlığından utanç duymuyorlar..

HDP’nin öncülüğünde yürütülen, ağır hasta tutsakların insan hakları çerçevesinde kaldığı gerçeğinden yola çıkılarak yok sayılamayacak kampanyanın 377. haftasında, dün yine son durumlara ilişkin geniş bir rapor yayımlandı. Yaşam hakkı üzerinden çifte standart olabilir mi? Cumhur cephesinin en tepe liderlerinin kamuoyuna dönük yaptıkları konuşmalar, çağrıların ardından, tahliye edilmiş kaç çete reisinin listesinin sıralanabileceğini yok sayabilir miyiz? Onların canları can da ötekilerin canları can değil mi? İnsan haklarında bu kadar ağır boyutları ile çifte standart uygulanabilir mi?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ağbaba’nın dünkü açıklamasında yer aldığı gibi, şanslı emekliler, bilinen isimleri ile çok sayıda AKP’den eski milletvekilleri, kısa dönemli görevlerinin ardından, çok sayıda kamu işletmesinden dağıtılan ek görevlerle de katlanmış olarak, şanslı emekliler listelerine katılırlarken.. Milyonlarla sayılan emekliler açlık sınırının altında yaşam sürdürüyorlar.

20 yıllık iktidarları sürecinin hiçbir girdi çıktısının kaydı yok.. Merkez Bankası’nın bile, en son dönemlere ilişkin girdi çıktısı dahi bilinmiyor. Bizim savımız değil elbet, bilgi almak isteyen milletvekillerinin sorularına dönük ilgili bakanlıklar, bakanlara yönelik verilen soru önergelerinin yanıtlarından ortaya çıkan bir tablo bu. Her gün birden fazla soru önergesine verilmiş boş yanıtların örnekleriyle yüzleşiveriyoruz. Meclis’e sorumluluk duymayan atamalı bakanlar yönetimindeki bakanlıklardan milletvekillerinin sorularına yanıt verilmiyor.

Elbette uçak dolusu dolar ya da altınların, milyarların nerelerden nerelere gittiği üzerinden bilgi yok. Konteynerlerle gelen giden uyuşturucuların hesabı tutulamıyor.. 

...***

Zeki Ceyhan 15 Ocak tarihli Milli gazetede, "Yakınanlar hızla çoğalıyor!"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Mevcut iktidarın icraatlarından yakınanlara her gün yenileri ekleniyor. Yani yakınanlar hızla çoğalıyor. Dün sadece bizler yakınıyorduk. Bugün ise artık yandaşlar arasında da yakınmalar başladı! Bu durumu açıklarken “yandaşlar arasındaki aklıselim sahipleri suyun başında bulunanları uyarmaya çalışıyorlar” demek mümkün!"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Ama aynı zamanda “aklıselim sahiplerinin yandaşlar arasında ne işi olabilir ki” diye de sorulabilir!Eee insanlık hali!Beşer şaşar!Şaşmış beşerin aklı başına gelmişse hiç kuşkusuz bu da olumlu bir gelişme olarak kabul edilebilir.Evet, dün sadece biz muhalifler iktidarın icraatlarından yakınırken bugün yakınanlar kervanına yandaşlar da katılmış bulunuyor.Çünkü aklın yolu birdir.Elbette herkesten başları üzerine çakılmak üzere iken bunu uçmak olarak kabul etmesi beklenemez.İçlerinden birilerinin çıkıp “bu gidiş hayra alamet değil” demesinden daha doğal ne olabilir?Şimdi beklenti yönetimin başında bulunanların yandaşlardan gelen yakınmalara kulak vermeleri ve yanlışlara son vermeleridir. Bu yapılmazsa yönetimin başında bulunanların ipin ucunu iyiden iyiye kaçırmış olduklarını düşünmek gerekecektir.Bizim gibi muhaliflerden gelen uyarıları dikkate almak yerine ihanet olarak görmeyi tercih edenler aynı hatayı tekrar edecek olurlarsa yapılan hiçbir yanlışı düzeltme mümkün olmayacak demektir.Yakınan sayısının hızla artıyor olması elbette yönetimden memnun olanların sayısının da hızla azaldığını hatta sıfırlandığının göstergesidir.Böyle bir noktada suyun başında olanların çok dikkatli ve hassas davranarak kendilerine yapılan uyarıları can kulağı ile dinlemeleri ve gereğini yerine getirmeleri düşmektedir.Ancak böyle bir temayülden eser yok. Yani hem bizlerin hem de yandaşların yakınmaları pek işe yaramayacak gibi görünüyor.Yakınanlar çoğalacak, memnunlar azalmaya devam edecek.Aklıselimin suyun başındakilere de hâkim olmasını beklemekten başka yapılacak bir şey yok. Aksi takdirde iktidara gönül vermiş olanlar birer birer gemiyi terk edecek gibiler.Yakınmaların ardı arkası kesilecek gibi görünmüyor.