Şubat 16, 2022 08:26 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Ekonomik süreç, birçok kesim için hayatta kalma sınavına dönüştü

Milli gazete:

İmamoğlu'dan Kanal İstanbul çıkışı: Birileri para kazansın projesidir

Yeniasya:

Uluslar arası öğrenci oranında sondan dördüncüyüz

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Şükran Soner 15 Şubat tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “KDV indirimi ile zam yaratma başarısı!”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Dün sabahın haberlerini izlerken gıda ürünlerinden yüzde 8 olarak alınmakta olan KDV’nin yüzde 7 oranının düşürülüşünün marketlerde gece mesaisine nasıl yol açtığını görüp, tek tek etiketlere yansıyan indirimin gerçekleştirilmesini izledikten sonra; geçen hafta zaman darlığı nedeni ile toplu eksikliklerimi tamamlama alışverişim nedeniyle hayıflandım. Aldıklarımın hepsi de günümüzde her bilinçli vatandaşın zorunlu yapmak gereğini duyduğu gibi, o günün bana en ucuz gelen, etiket kullanım tarihleri eskimeyecek olan ürünler içinden titizlikle seçilmişti.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Hepsi de gıda ürünleri içinden seçildiği için, dün-bugün aynı ürünlerin alışverişini yapmaya kalkışsam toplamı 462.74 lira tutan fatura üzerinden yüzde 7’lik indirimlerle bayağı kazançlı olacağımı düşünüyordum ki..

Şeytana uyup haberlerin ayrıntılı örneklerle verilişlerine dikkat kesildim. Hepsi ezberimde değildi elbet, ancak en dikkat çekici, daha doğrusu yüksek ödeme payı olanlarının fiyatları aklımdaydı.. Bir kilo etin, 15 yumurtanın, iki paket sütün, bir kutu peynirin, biri siyah, biri yeşil kavanoz zeytinin fiyatlarını unutmamıştım. İndirimli fiyat etiketleri üzerinden kaybımı görmek isterken, indirim yerine zamlandıklarını görmek nasıl bir şey?

İnanamadığım için haberler yenilenip dururken, hem yüzde 7 indirimli etiket fiyatlarını hem de yorumcuların açıklamalarını bir daha bir daha dinleyip durdum. İndirim kararı son etiket fiyatı üzerinden hesaplandığından, anlayabildiğim kadarı ile, olası cuma, cumartesi, pazar günleri söz konusu ürünlere üst üste yeni zamlar gelmişti. Sonuç olarak pazar akşamı fiyatları üzerinden pazartesi etiketlerine yansıtılan yüzde 7’lik indirim dosdoğru olsa da  üç gün içinde aynı ürünlere gelmiş yüksek zamlar yüzünden, alışverişimi üç gün sonraya bırakmadığım için, zararlı değil bayağı bayağı kazançlı çıkmıştım.

Güncel alışverişimin bütünü üzerinden kazancımı hesaplayabilmek kuşkusuz zor bir iş. Dört parçaya bölünmüş bir kilo kıyma üzerinden, zarar yerine 5 lira kazandığımı öğrenmek tek başına yeterince şaşırtıcı bir sürpriz değil mi? Bilemiyorum, dünyada bir başka ülkede KDV üzerinden yüzde 7 gibi bir indirim yapmış olarak, kârlı çıkarmak yerine, zam indirimi ile vatandaşını üç günlük bir ara içinde bu kadar yüksek oranda kârlı çıkarmayı başarabilmiş bir başka ülke örneği, zam yaratma başarısı (!) yaratabilmiş ülke var mıdır?

Doğrusu o günkü alışverişimde, kuru gıda maddeleri üzerinden yapılmış alışverişim olmadığı için, belki onlar üzerinden yüzde 7’lik KDV indirimi önümüzdeki günlere dönük işime yarayabilir. Gelin görün ki, aklı başında, bilgi dağarcıklarına güvendiğim ekonomistlerin açıkladıkları gerekçelerle, belli ki gerçekçi önlemler alınmadıkça yaşamımızın her alanına dönük, zincirleme zamlarla karabasan gibi büyümekte olan ekonomik sorunlarımızın altından kalkmak olası değil.

…***

Akif Beki 15 Şubat tarihli Karar gazetesinde, “Milat olarak 28 Şubat”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“6 muhalefet partisi, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” önerisi hazırlamıştı. Hangi esaslar üzerinde uzlaştıklarını açıklamak için, 28 Şubat gibi sembolik bir tarihi bilmeden seçmiş olabilirler mi? Demokrasi bayrağının yere düştüğü günlerdendi. Ne anlama geleceğini bilmez olurlar mı! 28 Şubat, 1997’deki antidemokratik müdahalenin yıldönümü. Demokrasi tarihimizin kara günlerinden biri.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

O gün başlayan 28 Şubat Süreci, Erbakan’ın başbakanlığındaki Refahyol Hükümeti’ni hedef alıyordu ve yıkılmasıyla sonuçlandı. O yüzden ‘postmodern darbe’ deniyor.

Düşünün ki 6 lider kafa kafaya verecek. Masada Refahyol’un iki kanadının da siyasi varisleri oturacak. Saadet lideri Karamollaoğlu da orada olacak; dönemin İçişleri Bakanı, bugünün İYİ Parti lideri Akşener de.

Fakat 28 Şubat’ın neye denk geldiği o an için gözlerinden kaçacak, mümkün mü!

28 Şubat müdahalesine direnişin siyasi kahramanları, onlarla da sınırlı değil.

O mağduriyetin iktidara taşıdığı AK Parti’den kopmuşlardı, Gelecek ile DEVA partileri de aynı hassasiyeti temsil ediyor.

Karamollaoğlu’yla Akşener’den kaçmaz da Davutoğlu’yla Babacan’dan mı kaçacak!

CHP, 28 Şubat’ta vesayete, yasaklara, ayrımcılıklara karşı özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren cephede yer almıyordu. Statükonun partisiydi, karşı taraftaydı.

Köprünün altından çok sular aktı. Ne AK Parti, eski AK Parti ne de CHP, eski CHP artık.

Bu değişimi vurgulamak için daha manidar bir gün herhalde seçilemezdi.

“Keyfi ve kuralsız” dedikleri sistemi nasıl değiştireceklerini; yerine nasıl bir sistem önerdiklerini bir 28 Şubat günü millete açıklayacaklar.

Zamanlama tesadüf gibi mi görünüyor!

Yani Kılıçdaroğlu da 28 Şubat’ı milat seçmenin, kendi başına güçlü bir mesaj içereceğini düşünmemiş olamaz.

Hukukun üstünlüğüne ve kurallı yönetime dayalı çoğulcu demokrasiyi inşa sürecinin miladı diye kayıtlara geçecek.

AK Parti’ye iktidar kapılarını açan demokratikleşme bayrağını, bütün vaatleriyle muhalefet devralacak...

Tarihi düzeltmek için değilse niye 6’lı mutabakatı, 28 Şubat’ta milletle paylaşsınlar!

En yakın, herkesin takvimine en uygun tarih diye o günün gündeme geldiği söyleniyor.

O kadar da değildir, altında bir siyasi sembolizm bilinci yatmıyor olamaz.

Demokrasi bayrağını düştüğü yerden kaldırma mesajı vermek istedikleri aşikar.

Bakalım, yeni sisteme geçişin yol haritasıyla milletin acil sorunlarını çözecek ortak eylem planlarını hangi tarihlerde açıklayacaklar?

Bundan sonra da sembolik anlam gözetecekleri beklentisi uyandırdılar sanki.

Neyi, hangi sırayla yapacaklarına dair somut planları kadar seçecekleri tarihler de merakla takip edilecek.

…***

Cevher İlhan 15 Şubat tarihli Yeniasya gazetesinde, ““Demokrasi işbirliği” mutabakatı”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Türkiye’nin siyasi haritasını kapsayan altı parti liderinin “ortak açıklaması”nda “güçlendirilmiş parlamenter sistem mutabakat metni’nin 28 Şubat’ta kamuoyuyla paylaşılması kararı Türkiye’de demokrasinin inşası için tarihi bir kilometre taşı oldu. Bu durum, “iktidar cephesi”nde ve “iktidara ilişik medya”da kasıtlı olarak pompalanan asparagas kara propaganda ile “millet ittifakı”nı dağıtma ve çatlatma çabalarını boşa çıkarırken, bir yığın yanıltma ve dalavereyle ülkenin sürüklendiği “tek kişilik ucûbe sistem”den kurtulup gerçek demokrasiye geçişin ümidini verdi.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

…***

Sözkonusu bildiride işbirliği içindeki partilerin “kutuplaşmayı değil, istişare ve uzlaşmayı esas aldığı” kaydedilerek, “Hepimizin ortak sorumluluğu, uzlaşarak ve birlik içinde bu krizi aşmak, derin sorunlarımızı demokratik siyasetin alanını genişleterek, çoğulculuk temelinde çözebilmektir” girişi demokratik irâdeyi ortaya koyuyor. 

Ortak açıklamada, bu hedefe ulaşabilmek için “sürecin nasıl işleyeceğinin ve bu süreçte ülkemizin nasıl yönetileceğinin yapıcı bir şekilde planlanması gerekmektedir” ibâresi, “geçiş sürecinin yol haritası”nın da çalışılarak “istişare ve uzlaşma”yla üzerinde mutabık kalınacağı taahhüdünü teyid ediyor. 

Bu kapsamda, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normları çerçevesinde temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, inandığı gibi yaşama hürriyetinin, düşünce ve ifade özgürlüğünün tesisi için işbirliğinin belirtilmesi; kamu yönetiminde şeffaflık, eşitlik, tarafsızlık ve liyakatin sağlanması, yolsuzlukla etkin mücadele edilmesi dikkat çekici. 

Bu bakımdan, bu birlikteliğin “işbirliği”ni de aşarak seçimlerin kazanılmasıyla kurulacak “hükümet programı”nın temel parametrelerinin peşinen teminat altına alınması olarak yorumlanıyor.  

Altı siyasi parti liderinin bir araya gelip fotoğraf vermesinin meydana getireceği sinerjinin millet nezdinde dalga dalga ilgiyi arttıracağı ve “millet ittifakı”nın genişleyeceği değerlendirmeleri yapılıyor. 

“Demokratik muhalefet”in demokrasi, adâlet, vicdan ve liyâkat” vurguları, “iktidar mihraklarından alevlendirilmek istenen fitne ateşini söndürüyor, daha baştan spekülasyonları ıskartaya çıkarıyor.  

Ve güçlü bir ittifakın açık işâretleri olarak görülüyor. 

Ki “tek kişilik yönetim”in baskısı altında inim inim inleyen millet bunu bekliyor…