Türkiye'den köşe yazarları
Yeniasya: Cezasızlık saldırıları arttırıyor
Cumhuriyet:
Yıllardır tarımı ihmal eden Türkiye’yi savaş nedeniyle gıda güvenliğinde kötü günler bekliyor
Milli gazete:
Erdoğan’ın sistemi çöktü! AKP’nin Bakanlar Kurulu dağılıyor
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Faruk Çakır 4 Mart tarihli Yeniasya gazetesinde, “Mutfak yangını”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Ekonomi yönetiminin başında olanlar, milletin yaşadığı sıkıntıların farkında olduklarını söyleyebilirler mi? Ekonomik meselelerin her zaman için ‘ikinci planda’ olmasını arzu ederiz. Yani; hak, hukuk ve adalet iyi olsa ve bunların daha iyi olması için gayret sarf edilse, belki o zaman ekonomideki yangın ikinci planda kalabilirdi. Fakat ne adalet ve hukuk sahasında ne de ekonomi canibinde övünülecek bir tablo yok.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Her ay açıklanan enflasyon rakamı; mutfaktaki yangının sönmek bir yana daha fazla alevlendiğini gösteriyor. İdarecilere bakılırsa bu yangın kısa sürede sönecekti. Ancak hal ve gidiş maalesef bunun sadece temennilerde kaldığını gösteriyor. Bugün itibarıyla idarecilerin ekonomik alanda ilân ettikleri hedeflere ulaşma ihtimali var mı? “Yakın bir zamanda tek haneli enflasyona kavuşacağız” mealinde sözler sarf edenler, enflasyonun üç haneli rakamlara doğru gittiğini görmüyor mu?
Enflasyon söz konusu olduğunda iki farklı tablodan söz etmek gerekecek. Resmî enflasyon rakamlarına karşı, ekonomi uzmanlarının açıkladığı resmî olmayan bir tablo daha var. Buna göre rakamlar çok daha yüksek ve şimdiden üç haneli rakamlara ulaşılmış durumda. Zaten enflasyon rakamları konusunda resmi açıklamalara itibar eden çok az kişi var. Evini kiraya veren, aracısını satışa çıkaran ya da ticaret yapanlar ekseriyetle ‘resmî olmayan enflasyon rakamlarını’ dikkate almıyor mu? 1500 TL kira alan bir ev sahibi, dönem başında kiranın 3500 TL olacağı ‘müjdesi’ni neye dayanarak veriyor? Rakamlardan memnun olmasa bile kiracılar bile ev sahibinin teklif ettiği bu rakam karşısında, “Resmî enflasyon nispetinde kira arttırımı yap” diyemiyor. Çünkü o da görüyor ki çarşıda, pazarda, mutfakta ve raflardaki enflasyon resmî rakamlara göre seyretmiyor...
Rakamları eğip bükmek mümkün, ama ortada bir gerçek var: Paramızın değeri çok hızlı bir şekilde düşmüş durumda. Rakamları gizleyerek milleti uzun süre oyalamak da mümkün değil. Nihayetinde vatandaş TV’lerde yapılan konuşmalara değil; gittiği markette gördüğü raf fiyatlarına bakar ve öyle de karar verir.
…***
Esfender Korkmaz 4 Mart tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Artık ekonomi dikiş tutmaz”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Enflasyon kritik sınırı geçti. Yapısal sorunlar, reel faktörler, kötü yönetim ve güven sorunu yanında, piyasanın, üreticinin ve tüketicinin paniğe girmesi enflasyonu çözümsüz kıldı. Ekonomide, demokraside ve hukukta istikrar sorunu; Bugünkü savaştan çok önce, başladığı için siyasi iktidarın dış güçler bahanesi de kalmadı. Bu başarısızlık; yalnızca iktidarın ve hükümetin başarısızlığı değil, herhangi bir nedenle iktidara destek verenlerin de başarısızlığıdır.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Gerçekte bu günkü herhangi bir nedenler, toplumun potansiyel refahına sıkılan birer kurşundur. Yarın çok geç olabilir… Şimdi , hemen burada Türkiye bu akıl tutulmasından kurtulmalıdır. Halk siyasi iktidarı erken seçime zorlamalıdır.
Şubat ayında Yİ-ÜFE yüzde 105,01 oldu. Bu günkü koşullarda yüzde 100 enflasyon hiper enflasyondur.
Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, "Enflasyon ocakta pik yapar ama Haziran 2023'te tek hane olur" açıklamasında bulunmuştu. Olmadı. Enflasyon yükselmeye devam ediyor. Bundan sonra da devam edecek. Çünkü Yİ-ÜFE maliyet artışını gösteriyor. Yüzde 105 maliyet artışı, kısmen de olsa TÜFE' ye yansımaya devam edecektir. Sevgili Kardeşim Atila Yeşilada, ''enflasyon düşerse diplomaları yakacağım'' demişti. Şimdi diplomalarını sağlama almış oldu.
Ekonomik istikrar bir bütündür. Önce hukuki ve demokratik altyapıyı düzeltmek ve güven oluşturmak gerekir. Bu günkü başkanlık sistemi, tek kişilik hükümet sistemi ve parti devleti uygulaması; demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne izin vermez. Aksi halde sistem kendini inkar etmiş olur.
Tekrar etmem gerekirse, daha ağır istikrar sorunu yaşamaktan kurtulmanın tek yolu, bu sistemi değiştirmek için erken seçime gitmektir.
2001 krizinden sonra, İMF programı ve AKP iktidarı , güven sağladığı için enflasyon düşmüş ve istikrar sağlanmıştı. Artık 20 yıldan sonra iktidar iyice yoruldu. Dinamizm, kadro ve kan kaybetti. Otokrasiyi artırdı. Şimdi sorunlar arttıkça işin içinden çıkamıyor ve panik yaşıyor. Dolayısıyla bu gün de 2002 yılında olduğu gibi, AKP dışında gelecek yeni bir iktidar taze kan getirecektir.
Gelen yeni iktidar kim olursa olsun; demokrasi ve hukuku düzeltmek zorundadır. Çünkü Başkanlık sisteminin sürdürülemez olduğu anlaşıldı.
Yine AKP devleti, parti devleti yapınca, kamu kaynaklarını siyasi popülizmde kullanınca, Cumhuriyetin kurduğu kurumsal devletin ne kadar önemli olduğu anlaşıldı. Şimdi gelecek iktidarın devlette reform yapmaktan, devleti yeniden halkın devleti ve kurumsal devlet yapmaktan başka bir alternatifi yoktur.
…***
Murat Çabas 4 Mart tarihli Yenimesaj gazetesinde, “Yüksek enflasyon mağduriyetin ilanıdır”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Ekonomik göstergeler, ekonomi politikalarındaki gidişatı göstermesi açısından önemlidir. Tabii ki, doğru hesaplanırsa... Çözüm odaklı bir ekonomi anlayışınız varsa, ekonomik göstergeler size eksikleri, yanlışları gösterir ve çözüm konusunda işaret taşlarınız olur. Ama maalesef yıllardır ülkemizi yöneten ve hiçbir çözümü olmayan Türkiye'nin siyasileri, bu göstergeleri hep ekonomik sorunların üstünü kapatmak için bir örtü olarak kullanıyorlar.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Dün Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Şubat ayına ilişkin enflasyon verilerini paylaştı.
Buna göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık yüzde 54.44, Yurt içi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 105.1 olarak kaydedildi. Bildiğiniz gibi, TÜFE tüketici enflasyonu ya da sadece enflasyon, ÜFE ise üretici enflasyonu olarak ifade ediliyor.
Aralık 2021'de yıllık enflasyon yüzde 48.69 olarak açıklanmıştı. Dikkat ederseniz, açıklanan resmi enflasyon her ay artmaya devam ediyor. Bu da, "Yılsonuna doğru enflasyon düşecek" ya da "Enflasyon tek haneli olacak" tarzındaki açıklamaları yalanlıyor.
Her zaman ifade diyoruz; üretici enflasyonu ile tüketici enflasyonu arasında bu derece bir fark olmaz. Üretici enflasyonu yüzde 105 ise tüketici enflasyonu bilimsel olarak asla yüzde 54.44 olamaz. Hangi üretici yüzde 105 maliyet artışına maruz kalıp, ürün fiyatlarına bunun yüzde 54'ünü yansıtabilir? Bu akla da, mantığa da, piyasa gerçeklerine de aykırıdır.
Mantıklı olan, üreticinin, maliyetinin üstünde bir fiyat belirlemesidir; maliyet artışı yüzde 105 ise, ürün ve hizmet fiyatları en az bu kadar artmalı ki o firma, fabrika, işletme ayakta kalabilsin, faaliyetlerine devam edebilsin.
Bu manada ENAG'ın enflasyon rakamı daha gerçekçi duruyor. ENAG'ın Şubat ayı çalışmasına göre yıllık enflasyon yüzde 123.8... Yıllık üretici enflasyonu yüzde 105 ise, tüketici enflasyonunun yüzde 123.8 olması gayet mantıklıdır.
Enflasyon rakamlarının yüksekliği, bizlere ekonomi politikalarında ciddi yanlışlar olduğunu gösterir.
Zaten üretici enflasyonunun detaylarını incelediğinizde, asıl artışın enerji, hammadde ve finansal giderlerde olduğunu görürsünüz.
Enflasyonun bir diğer önemi ise, ülkemizde milyonlarca ailenin geliri bu orana göre belirlenmektedir. Eğer maaşlar, gerçek enflasyon oranında artırılırsa, ailelerin gelir düzeyi korunur. Ama masa başı çalışmalarla, resmi enflasyon gerçeğinin çok çok altında gösterilirse, o zaman ailelerin geliri sürekli erir, her geçen gün daha fazla geçim darlığı yaşanır. Maalesef ülkemizdeki durum budur.