Nisan 11, 2022 08:36 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: BUPAR Araştırma Şirketi, Ankara’da seçmenin nabzını tuttu: Yavaş’a güven artıyor

Karar:

AK Parti'den yeni asgari ücret açıklaması

Yeniasya:

İktidardan toplu kopuşlar olacak

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Mehmet Kara 10 Nisan tarihli Yeniasya gazetesinde, "İçeriden atılan şamar"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Hayat pahalılığı ülkede yaşanan birçok meseleyi de maalesef unutturuyor. MAK Araştırma şirketinin yaptığı ankette hayat pahalılığından sonra ülkenin en önemli sorunları işsizlik, adaletsizlik ile ahlâkî ve sosyal sorunlar olarak sıralanıyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin AKP’li üyesi Amine Cansu Kaba partisinden istifa ederken, “adaletten uzaklaşma, zaman içinde insanların itibarsızlaştırılması, makam ve mevki sahiplerinin liyakatsizliği ve başta gençlik olmak üzere umudun yok edilmesi” sözleri gündem yoğunluğundan kaynadı gitti ama bazıları için adeta şamar gibiydi."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:  

...***

Muhalefet partisi yetkilileri bunları yıllardır söylüyor ama iktidar dikkate almıyor. Verilen araştırma önergeleri sayısal üstünlükle reddediliyor. Dolayısıyla da önemli meselelerde Meclis araştırma yapamıyor. Kaba’nın bahsettiği konularda bunlardan birkaçıydı. Bu olmayınca da sanki bu meseleler yokmuş unutturulmaya çalışılıyor ama meseleler duruyor. Yeni sistemle etkisi iyice azalan Meclis’te böyle de bir durum yaşanıyor.

İnternette bir yazı ararken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 21.11.2020 tarihinde G20 Liderler Zirvesi’ndeki şu sözü karşımıza çıktı: “İnsana hizmet etmeyen, insana huzur, esenlik ve değer vermeyen, adaleti ve güvenliği temin etmeyen bir sistemin başarı şansı yoktur.” 

Bütün başarısızlıkların özeti mahiyetindeki bu sözü hatırlatıp, yorumu size bırakalım… 

Ekonomi başta olmak üzere bütün sorunların kaynağının adaletsizlik ve liyakatsizliğin olduğunu söylemeyen yoktur. 

TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları bile üç haneye doğru hızla ilerlerken, ekonomist Atilla Yeşilada, enflasyonun düşürülmesini kendi ifadesiyle “üç basit şey”le açıklamış. “Merkez Bankası’nın bağımsız olduğu açıklansın. AB’de Kamu İhale Kanunu neyse alıp Türkçe’ye çevirip, bütün ihaleler şeffaflaştırılsın. HSK’dan Adalet Bakanı ve Bakan yardımcısı çekilsin…” 

Yeşilada, “Bu üçünü yapın, Türkiye’ye 3 ay içinde 20 milyar dolar para girer” diye de eklemiş. 

Zaten yapılması gerekenler de bunlar. Bunları yapmak o kadar zor değil. Peki, yapılır mı, 20 senede yapılmayan bir çırpıda yapılır mı?  

Göreve geldiği 2 Aralık’ta yüzde 21 olan enflasyonu yüzde 61’e çıkaran Maliye Bakanı Nebati de enflasyon konusunda 2022’den ümitli olmadığını söylüyor. 

Bu yüzden de Yeşilada’nın “basit” ama çok önemli tekliflerinin yapılmasını bu hükümetten beklemek hayal bile değil… Bekleseniz de boşuna beklersiniz… 

...***

Veysel Ulusoy, 10 Nisan tarihli Cumhuriyet gazetesinde, " İşgücü piyasası dengeye gel(e)miyor"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Her bir ekonomik türbülans dengeleri bozar ve yeniden aynı veya farklı da olsa dengeye erişmek zaman alır. Sadece zaman da değil, daha bir birçok maliyet maalesef toplumsal yükü yukarılara taşır. Dikkat ederseniz işverenin (uygun) çalışan, emeğini arz edenin ise iş bulamadığı yorumları ile dolup taşıyor her yer.  Bir yönüyle doğru yorumlar bunlar..."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Küresel çapta üretim sürecinin darmadağın olduğu pandemi ve sonrasında işveren-çalışan buluşmasını sağlamak çok maliyetli olmakta, onu ayarlamak için ise hükümet ve firmalara bu maliyeti paylaşmak düşüyor. Bu sürecin görünen yanı.

Görünmeyeni ise biraz karışık... Son birkaç ayda aşırı fiyat artışları ile boğuşan ülkemizde buna karşı tepkiyi en çok da tüketici vermektedir. Diğer yandan, tarım ve hayvancılıkta çalışan ve üretici konumunda olanlar haricinde kalan üretici ve satıcılarda (sahte) bir serzeniştin varlığı yanında daha çok bir memnuniyet artışı görülüyor.  Nedeni çok açık... Ürünün üzerine fiyat etiketi yapıştırma kuvveti ve konumuna sahip olan her ekonomi aktörü, enflasyonun getirdiği ek kazançtan çoğu zaman memnun gözüküyor. Buna enflasyon vergisi alan hükümet de dahil...  Sattıkları ürünün kazancından kaynaklanan bu memnuniyet, aldıkları ara malı, tükettikleri veya rafa tekrar koydukları ürünleri göz önünde aldığımızda, yerini biraz eleştiriye bırakıyor. 

Bu durum tarım ve hayvancılık alanında üretim yapanları kapsamıyor zira onlar ürünlerinin üzerine etiketi koyamayan tek üreticidir de ondan.

Tekrar dönelim şu memnuniyetin nedenine... Enflasyon Araştırma Grubu’un (ENAGrup), Borsa İstanbul’da işlem gören 100 büyük firmanın büyüme ve kârlılık analizi üzerine geçenlerde yaptığı analiz, bize bunun en azından önemli bir nedenini açıklıyor. Çalışmanın sonuçlarına göre, bu firmaların cirolarının bir yıllık süreçte medyan büyüme oranlarının yüzde 219, ortalama büyüme oranlarının yüzde 184, dış ticaret kaynaklı büyümelerini ortalama olanından çıkardığımızda ise ENAGrup’un hesaplayıp sunduğu enflasyon oranına denk geldiğini açıkça ortaya çıkmaktadır.

E ne var bunda diyebiliriz...

Çok şey var.

Bir defa bu veriler sanıldığı gibi ÜFE ile TÜFE arasında resmi verilerde gözüken farkın olmadığını, aksine ÜFE üstü bir ciro büyümesiyle kâra bile geçtiklerini gösteriyor. Diğer bir ifadeyle, pandemi ve ekonomik krize rağmen, bu ve benzeri firmaların sanılanın aksine yeterli kâr ettikleri apaçık ortada. Bu esasında çoğu perakende ve hizmet sektöründe de geçerli bir durum.

Durum böyleyse, işverenin neden aradığı en uygun işgücünü, emeğini sunanın ise iş bulamadığının sorusunun yanıtına gelelim.

...***

Esfender Korkmaz 10 Nisan tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Fiyatları dondurmak mümkün mü?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" AKP, ekonomi yönetiminde panik yaşıyor. İktisat tarihinde ve bu günkü dünyada genel kabul görmüş, denenmiş iktisat politikaları yerine kendi cin fikirleri ile çıkış yolu arıyor. Ancak çabaladıkça batıyor. Medya da AKP, MKYK toplantısında da bir üyenin temel gıda maddelerinin fiyatlarının dondurulmasını ve aradaki farkın devlet tarafından ödenmesini önerdiğini yazdı. Yandaş Medya daha fazla önem verdiğine göre, anlaşılıyor ki, AKP bunun kamuoyunda tartışılmasını istiyor. İktidar nabız yokluyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Yandaş medya Macaristan'da, otokratik Orban'ın kazanmasına AKP kazanmış kadar sevindi. Fiyat dondurma işi de  Macaristan'da 3 Nisan seçimleri için getirilen bir Macar Popülizm modelidir.

Otokratik Başbakan Viktor Orban hükümet kararnamesi ile, 3 Nisan 2022 seçimleri nedeniyle; ''1 Şubat Salı gününden 1 Mayıs 2022'ye kadar üç ay süre ile" tüm süper marketlerin ve hatta en küçük marketlerin kapılarına mavi zemin üzerine aşağıdaki yazıların olduğu afişlerin asılmasını zorunlu tuttu;

''Değerli müşterilerimiz! Hükümet temel gıda maddelerinin fiyatlarını dondurma kararı aldı. Buna dayalı olarak üç ay süre ile altı temel gıda maddesinin fiyatları 15 Ekim 2021 fiyatlarına sabitlenmiştir.''

1. Satışlarda kota uygulanacak. Söz gelimi, "Müşteri başına maksimum 10 kilo şeker ve 10 litre yağ" kotası getirildi.

2. "Macar tüketiciye ayda 200 forint (56 euro) tasarruf sağladığı hesap ediliyor.'' Macaristan'da tüketici memnun.

3. Uygulamaya uymayanlar "Altı aylık kapatma ve 8.400 Euro'ya kadar para cezası" verilecek.

4. Sabit fiyat nedeni ile ortaya çıkacak zararları satıcılar çekecek. Macaristan'da 2022 ilk çeyrek TÜFE artışı yüzde 2,3 oldu. Demek ki, satıcıların en fazla üç aylık enflasyon kadar, yani yüzde 2,3 oranında kardan kaybı olacaktır. Bu nedenle satıcılar fazla itiraz etmediler.

Aynı çeyrekte Türkiye'de enflasyon yüzde 22,80 oldu. Bu kadar farkı vermeye devlet bütçesi yetmez. Kaldı ki, Bütçeden destek, vergi verenden temel gıda maddelerini tüketenlere haksız gelir aktarması olacaktır. Eğer devlet çalışanlarda ücret artışı yaparsa, bundan dolayı haksız transfer doğmaz. Çünkü kamu hizmetlerinde verimlilik artar. Bu da halka yansır. Ama yağ yiyenlere ben vergimle neden destek olayım?

Dahası Fiyat kontrolü doğrudan karaborsa yaratır. Üretici üretimi daraltır. Ekonomide daralma olur.