Mayıs 09, 2022 08:38 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Yeniasya: Gıda enflasyonunda dünya dördüncüsüyüz

Yeniçağ:

Asgari ücrete zam sinyali

Milli gazete:

Karamollaoğlu'ndan sığınmacı uyarısı! 

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Emre Kongar 8 Mayıs tarihli Cumhuriyet gazetesinde, "Enflasyonun gerisindeki süreç"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Enflasyon, yani mal ve hizmetlerin fiyat artışları, kendiliğinden oluşmaz... Yöneticilerin mali ve ekonomik politikaları sonucunda ortaya çıkar. En büyük zararı da yoksullara, dar ve sabit gelirlilere, emekçilere verir. Çünkü esas olarak geniş kitlelerin gelir ve servetini zorla alır, kendi oligarşisine aktarır."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Şimdi enflasyonun arkasındaki süreç olarak iktidarın mali ve iktisadi politikalarına bakalım:

Ülkemiz enerji bakımında hem dışarıya bağımlıdır hem de enerji sektörü iktidar tarafından, yüksek kâr marjlarıyla çalışan oligarşiye terk edilmiştir. Cumhuriyet döneminde kurulan sanayi tesisleri iktidar tarafından, ithalat rekabeti yoluyla yok edilmiş ve yeni sanayi ve tarım üretim tesisleri de kurulmadığı için, ülkenin mevcut üretim ve ihracat kapasitesi doğrudan ithalata bağımlı hale getirilmiştir. Yirmi yıl boyunca iktidar tarafından toplanan vergiler, alınan iç ve dış borçlar, özelleştirme gelirleri, toplam üç buçuk dört trilyon dolar dolayındadır; yani Türkiye’nin dört beş yıllık milli gelirine eşit gibidir.

Bu gelir, ülkenin tarım ya da sanayi üretiminin artırılması için yapılan yatırımlara harcanmamış, doğrudan oligarşiye transfer edilmiştir. İktidarın övündüğü yol, köprü, hastane, hava alanı gibi inşaatlar yap-işlet-devret modeli biçimindeki anlaşmalarla, geleceğimizi de ipotek altına alan haksız ve ödeme garantili borçlanmalara dayalı olarak, çok yüksek maliyetlerle, oligarşi tarafından kurulan ulusal ve/veya uluslararası konsorsiyumlara yaptırılmıştır.

Artan enflasyonla mücadele ediliyor maskesiyle, din ilkeleri (naslar) ileri sürülerek faiz indirimine gidilmiş, bu politika, yabancı paralar karşısında liranın değerini düşürmüş, fiyatları yükseltmiş, siyasal demeçlerle faizin daha da indirileceği konusunda beklentiler yaratılarak döviz fiyatları iyice artırılmış, ABD Doları, 18 liraya yükseldiğinde ise birdenbire yapılan mali bir operasyonla bir gecede 11-12 liraya düşürülerek oligarşiye büyük spekülatif kazançlar sağlanmıştır.

6) Sonuç olarak Mayıs ayında, TÜİK’in (bastırılmış olarak) açıkladığı enflasyon oranı bile yıllık yüzde 69.97 olmuştur.

Aynı yöntemle hesaplama yapan bağımsız araştırmacılar grubu ENAG ise enflasyon oranını yüzde 156.86 olarak açıklamıştır.

DİSK’in araştırma grubu DİSKAR’ın hesaplamalarına göre mutfaktaki yangını belirleyen gıda enflasyonu, en çok yoksulları vurmuştur:

Gıda enflasyonu, ülkede ortalama yüzde 89.1 olarak görünüyor.

Ama bu ortalama en yoksul yüzde 20’lik gelir grubunda TÜİK oranlarına göre bile yüzde 131.6’ya yükseliyor.

...***

Ahmet Taşgetiren 8 Mayıs tarihli Karar gazetesinde, " Ekonomi politikası fiyasko"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Merkez Bankası sürekli rakam revize etmekle meşgul. Çünkü ekonominin geleceğine ilişkin verdiği hiçbir rakam tutmuyor. Hani enflasyon yüzde 5’lerde, olmadı yüzde 20’lerde olacaktı sene sonunda? Çıkardık mı yüzde 42’lere? Onun orada durmayacağını da dünya – alem biliyor değil mi? Onun yüzde 36’lık kısmını daha senenin ilk dört ayında doldurmamış mıyız? Nisan’da yüzde 7.25 artan enflasyon, ortada yüzde 121 gibi bir Üretici (ÜFE) enflasyonu varken ve bu rakamların birkaç ay içinde peyderpey Tüketici (TÜFE) enflasyonuna yansıdığı bilinirken hadi durdur bakalım enflasyonu yüzde 42’de?"diyen yazar, yazısınıın devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Merkez Bankası’nın en önemli, olmazsa olmaz vasfı olan “güvenilirlik”ten yeniyor sürekli.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın liderliğinin enflasyonda çok sonuç alamadığı açık. En son Hazine ve Maliye Bakanı’nın “Biz de farkındayız” demekten başka yaptığı bir şey var mı?

Bunun hem sayın Cumhurbaşkanına hem Maliye Bakanı’na bir “siyasi iletişim dili” olarak tavsiye edildiği o kadar açık ki… “Yani efendim, vatandaş çok sıkıntılı, hiç olmazsa o sıkıntıyı gördüğümüzü ifade edelim” gibi tavsiyeler. Her mikrofon tutulduğunda “Enflasyonun biraz can yaktığının farkındayız…”lar bunun için. Eeee, oldu olacak farkında olmayın bari… Orası farkında olma yeri değil ki…Çare bulma yeri.

Ekonomiden anlayan kime sorsanız, bu işin nerede koptuğunu söylüyor. Lütfi Elvan - Naci Ağbal faizle ilgili bir adım attılar, dolar zınk diye durdu… Onlar gitti, Tayyip Erdoğan faizle ilgili bir adım attı, döviz fırladı. Bir şey bir şeyin sonucu ama acaba hangi ekonomiste göre hangisi hangisinin?

...***

Esfender Korkmaz 8 Mayıs tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Ekonomide bıçak kemiğe dayandı"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" İki gün önce, Nisan ayı dış ticaret verileri açıklandı. Geçen yılın aynı ayına göre; İhracat yüzde 24 oranında arttı. 23,4 milyar dolar oldu. İthalat ise daha yüksek oranda, yüzde 35 oranında arttı. 29,5 milyar dolar oldu. Dış ticaret açığı yüzde 98 oranında arttı ve 6,1 milyar dolar oldu. Bu gidişle 2022 dış ticaret açığı 100 milyar doları geçecek."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Bu tabloya bakan iktisatçı olsun veya olmasın, aklı başında bir insan kaygılanır. Çünkü Türkiye, Nisan ayında dış ticaretten zararlı çıkmıştır. Bu şartlarda cari açık da artacak ve doğrudan yabancı yatırım sermaye girişi olmadığı için cari açık artı faizi kadar dış borç stoku da artacaktır.

Bizim medya hep ihracatta yüzde 24,6 artış olduğunu haber yaptı.

Ticaret Bakanı da "Geride bıraktığımız Nisan ayında ihracatımız geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 24,6 artışla 23,4 milyar dolar olmuştur. Bu rakam, tüm zamanların en yüksek aylık ihracat rakamıdır" dedi.

Aylık dış ticaret açığı tüm zamanların en yüksek açığı değil mi? Bu açığı nasıl çözeceksin? Bu alanlara girmek hükümetin ve yandaş medyanın işine gelmiyor. Bu durumda okur yazar olan herkes veya olmasa da duyan herkes, dış ticaret açığındaki artışın istikrarı bozacağını ve hepimize yük getireceğini bilir. Bu tabloyu tersten gösteren hükümet üyelerine ve medyaya olan güven düşer. Bunun içindir ki iktidara olan güven dip yaptı. Tüketici güven endeksi en düşük seviyededir.

Akıllı bir ekonomi yönetimi, rakamlara takla attırarak algı yaratmak yerine, dış açıklar için çözüm üretmeye çalışır.

Dış açıklar bu kadar artınca, Türkiye'nin dış borçlarında ödeme sorunu ortaya çıkacak. Dış borçlarda temerrüde düşebiliriz.

Aslında, Türkiye'nin ihraç ettiği beş yıllık tahvillerde iflas sigorta risk primi de arttı. 612 baz puana çıktı. Bundan önce hazine 8,62 faizle dış borç aldı. Şimdi bu faiz yüzde 9'a çıktı.

Nisan Ayı Yİ-ÜFE oranı yüzde 121,82 oldu. Bu artış kur artışının da üstünde oldu. Yatırım ve işletme kredi faizleri eksi değerde iken , maliyet artışları neden kur artışının üstünde oldu ?

Dış borç faizi yüksektir. Kamu-özel işbirliği yatırımlarında maliyet hem yüksek faiz, hem de ihale sürecindeki sorular ve sorunlar nedeni ile daha yüksek çıkıyor.

Üretici, malımı yerine aynı fiyatla koyamam diye maliyetleri yüksek hesap ediyor.

Tarıma verilen destekler GSYH'nın yüzde 0,44'üne geriledi. Tarımsal üretimde girdi maliyetleri yüksektir.

Piyasada oligopol yapılar var. Devlet tekelleri özelleştirme ile özel tekel oldu. Fiyatları istedikleri gibi artırıyorlar.

Ekonomi yönetimi istikrar programı yapmıyor. Yapamıyor… Panik yaşıyor. Siyasiler çözüm tartışmıyor… Küfürleşiyorlar. Toplumda iktidara olan güven dibe vurdu. Herkes aynı panik içinde fiyatları artırıyor.

Bütün bunlarla birlikte siyasi, sosyal ve ekonomik istikrarın bozulmasında en büyük sorun, demokratik baskı gruplarının ortadan kalkması oldu.

AKP iktidara geldiği zaman sendikalaşma oranı yüzde 54,8 idi. Şimdi yüzde 14'e geriledi. Memur sendikaları partizanlaştı.

Devlet, parti devleti oldu … Bürokratlar partizanlardan oluşuyor.  

Üniversiteler siyasi militanlara teslim edildi.

İktidar kamu bankalarından alınan ve ne olduğu anlaşılamayan kredilerle medyayı satın aldı. Medya yandaş medya oldu.

Hep birlikte batıyoruz. Ama sanki herkes hipnotize edilmiş. Sesimiz zayıf kalıyor.