Türkiye'den köşe yazarları
Karar: Konut kira artışlarını yüzde 25 ile sınırlayan yasa Resmi Gazete'de
Yeniasya:
Hepimiz demokrasiden yanayız
Cumhuriyet:
CHP kurmaylarından adaylık açıklaması yorumu: 'Psikolojik iktidar el değiştirmiş demektir'
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları
...***
Zülal Kalkandelen 10 Haziran tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Çarklar tersine dönecek”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Medyada ne zaman Tansu Çiller ile ilgili bir haber yer alsa, acaba yine nasıl bir gaf yaptı diye bakıyorum. Ama artık söylediklerini gaf diye nitelemek doğru değil. Gerçeklikten bu kadar kopuk açıklamaları yapan birini ancak sosyal medya trolü diye nitelemek uygun olur. Geçenlerde BRTV Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çetinkaya’ya telefonda verdiği röportajda şunları söylemiş eski başbakan: “Bana çok ısrar edildi şu ana kadar gel diye, ben dedim ki niye geleyim? İyi gidiyor işler. Türkiye rahat, büyümesi iyi.””diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Millet dediği insan topluluğunun yaklaşık yüzde 50’si, Tüketici Hakları Derneği’nin yaptığı çalışmaya göre, açlık sınırının altında yaşıyor. Buna yoksulluk sınırının altında yaşayanları da eklerseniz, tüketicilerin yaklaşık yüzde 95’i aç ve yoksul!
Ailelerin çoğunluğu, gıda için gerekli olan harcamalardan kısarak diğer zorunlu gereksinimlerini karşılamaya çalışıyor. Yetersiz ve dengesiz beslenme yüzünden çocuklarda gelişim bozukluğu görülüyor.
Her yaştan tüketici grubunda çeşitli hastalıklar, ruhsal bozukluklar ve obezite görülüyor. Türkiye, obezitede Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada.
Durum buyken, insanlar her gün gözlerini yeni bir zam haberine açarken, artık tane ile meyve ve sebze alırken, insanca yaşamak için gereken tüm ihtiyaçlarını bir yana bırakıp sadece aç kalmamak için mücadele ederken, Çiller, “Türkiye rahat” diyor.
Malvarlığını Soruşturma Komisyonu’na hesap verdiği günlerde eşi Özer Uçuran Çiller’in servetiyle ilgili soruyu, “Kayınvalidemin çıkınından çıktı” diyerek yanıtlayan eski başbakan, oturduğu yalısından “Türkiye rahat” diyor.
Türkiye’den söz ederken belli ki ücretli ve dar gelirlileri hesaba katmıyor, onları yok farz ediyor.
Sonra da merkez sağa ihtiyaç olduğunu söyleyip “Kurulmasına yardım edebilirim, millet karar versin” demiş. Millet sürünürken “Türkiye rahat” diyorsanız, milleti oluşturan vatandaşlardan nasıl oy isteyeceksiniz?
Çiller dönemi denilince akla Susurluk kazası ile ortaya çıkan korkunç ilişkiler, derin devlet, faili meçhul cinayetler ve açıklanamayan akçalı işler geliyorsa şimdi nasıl onay alacaksınız?
Millete sorarsanız, yanıt adeta tokat gibi çarpar yüzünüze. Milletle alay etmeyin!
Çarklar hızla dönüyor ama zenginler için dönüyor, iktidar yandaşları için dönüyor; o çarklar dönerken altında ezilen de emekçiler oluyor.
Hayata dar gelirlilerin ve ücretli kesimin gözüyle bakmayan herkes, vatandaşları aptal yerine koyuyor. Ancak “çürük, sürtük” diyerek hakaret ettiklerinin aptal olmadığını ilk seçimde görecekler.
…***
Kazım Güleçyüz 10 Haziran tarihli Yeniasya gazetesinde, “Güvenli seçim, kararlı seçmen”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Parlamenter sisteme dönüş hedefiyle yaptıkları işbirliğini güçlendirerek yola devam eden 6 partinin kurduğu Seçim Güvenliği Komisyonu, çalışmasının sonuçlarını bir deklarasyonla açıkladı. Seçim öncesi, günü ve sonrasıyla ilgili hususları en ince detaylarıyla birlikte raporlaştıran Komisyon, tek bir oyun dahi zayi olmasına fırsat vermeyecek bir dikkat ve hassasiyetle sürecin takipçisi olunacağını bildirdi.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Bilhassa son dönemdeki referandumla genel ve yerel seçimlerde yapılan usulsüzlük ve müdahalelerin seçim güvenliği konusunda zihinlerde soru işaretleri doğurup endişelere yol açtığı bir ortamda bu duyarlılık ayrı ve özel bir önem kazanmış durumda.
Hele “Bunlar kazanamayacakları seçimi yaptırmazlar, ne yapar ne eder, ellerindeki devlet gücünü ve imkânlarını kullanıp, sandıktan çıkacak sonucu lehlerine çevirmek için her numarayı çevirirler” lafları edilirken.
Ve “Bu vatanı kanla kazandık, kanla koruruz. Vatan hainlerine ve işbirlikçilerine sandıkta teslim etmeyiz” tehditleri savrulurken.
Oysa rahmetli Demirel’in deyişiyle iktidar değişimini kansız, kavgasız, hilesiz, entrikasız gerçekleştirmenin yolu olan seçimin hür, eşit, âdil ve dürüst şekilde yapılması lâzım.
Bunun için de haksız rekabetin olmadığı, partilerin eşit ve âdil şartlarda yarışabildiği, seçmen iradesinin antidemokratik ve hukuk dışı baskı ve müdahalelerle saptırılmadığı bir seçim sistemi ve mekanizması gerekiyor.
Ama 12 Eylül ürünü seçim sistemindeki demokrasiye aykırılıkların hâlâ büyük ölçüde devam ediyor olmasına ilaveten, tarafsız ve bağımsız bir yüksek yargı olarak seçimleri yönetmekle görevli olan YSK’nın ve onun üzerinden il-ilçe seçim kurullarının tek adam rejiminde siyasî baskı ve müdahalelere maruz bırakılması, demokrasimizi bu bakımdan da yeni sıkıntılarla karşı karşıya bırakıyor.
Muhalefet partilerinin seçim güvenliği için de güçbirliği yaparak ortaya koyacakları dayanışma, böyle bir tabloda çok önemli.
Nihaî planda neticeyi tayin edecek olan şey ise, son sözü söyleyecek olan milletin sandıkta kullanacağı oylarla izhar edeceği iradenin, muhtemel bütün seçim hilelerini boşa çıkaracak bir kuvvet ve netlikte olması.
14 Mayıs 1950 genel ve 23 Haziran 2019 İstanbul yerel seçimlerinde olduğu gibi...
…***
Yavuz Selim Demirağ 10 Haziran tarihli Yeniçağ gazetesinde, “AKP ve MHP seçmeni gerçeklerle yüzleşiyor...”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“R.Tayyip Erdoğan'ın yüzde 52.5 den 37'lere gerilemesinin bana göre bir milyon farklı sebebi var. MHP ve diğer unsurların desteğine rağmen Haziran 2023 yılında yapılacak seçimlere kadar bu miktarın yüzde 30'un da altına düşeceği ve bu durumda Erdoğan'ın aday olmayacağını belirtmekte fayda görüyorum. Bu arada MHP seçmeninin Devlet Bahçeli ile ilgili olumlu düşüncesi yüzde 37.1’den 26’ya gerilemiş olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Türkiye genelinde Kılıçdaroğlu ile ilgili olumlu kanaat ise Temmuz 2021’de yüzde 21 iken bugün 37.1’e yükselişinin altını çizmek şart.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Sayın Kılıçdaroğlu'nun son çıkışları, evinden yayınladığı kısa videolar, SADAT'ın kapısına dayanması puanını ciddi artırıyor. Henüz resmi olarak adaylığını ilan etmeden Erdoğan'ı yakaladı. Millet İttifakı ve Altılı Masanın desteği ile Kılıçdaroğlu'nun oy oranının yüzde 60'ı bulması içten bile değil.
Yüzde 20'lik kararsız oyların 2018 seçimlerinde oy verdikleri partiler şöyle: AKP 8.4, MHP 2.0, CHP 1.0, İYİ Parti 0.3, HDP 0.5, oy vermeyen 8.0. Gelelim kararsızların kendisine en yakın hissettiği partilere. AKP: 2.0, MHP 1.3, CHP 2.9, İYİ Parti 1.2, HDP 0.6, DEVA 0.5 diğer 1.0, Hiçbiri 10.9.
İşin özeti sandığa gitmeyenlerin oranı 8 ile 10 arası her zamanki gibi. AKP 8.4 den ancak 2 sini geri alma ihtimali var. CHP ise neredeyse yüzde 3 oranında avantaj sahibi. İYİ Parti ise 1.2 daha yazabiliyor.
Asıl bomba ucube sisteme dair. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile ilgili referandum olsa mevcut sistemi destekleyenlerin oranı sadece 28.1... Güçlendirilmiş Parlamenter sistemi isteyenler 81.6... Kararsız ya da sandığa gitmeyenler 10.3... Kararsızlar dağıtıldığında mevcut sistem 31.3, Parlamenter sistem 68.7... Yani yüzde 70’lere varıyor.
Siyaset Bilimi üniversitelerde "Ana bilim dalı" içinde "Matematik, istatistik, sosyoloji, psikoloji" gibi bilim dallarını barındırır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin başarılı olduğunu beyan edenlerin oranı 26.3... Başarısız diyenler 67... Fikrim yok diyenler 6.7... Başarısız diyenler AKP'ye oy verenlerin oranı 8.4, MHP'ye oy verenlerin yüzde 50.7 side başarısız diyor.
Gelelim can alıcı sonuç ekonomiye. Hükümetin ekonomik politikalarının başarılı olduğuna inananların oranı sadece 12.6... Demek ki Damat Bey'in "Mars'a duble yol yaptık desek inanacak yüzde 25'lik seçmenimiz var" iddiası da çökmüş! Başarısız diyenler 83.6... Fikir beyan etmeyenler sadece 3.8... AKP'ye oy verenlerin 51.1'i başarısız görüyor. MHP'ye o verenlerin yüzde 78.9 u da başarısız buluyor. Varın gerisini siz düşünün.
Tuzu kuruları bilmem ama Türkiye'nin önemli meselesinin yoksulluk ve hayat pahalılığı olduğunu düşünenlerin sayısı yüzde 68.1... İkinci konu ise yüzde 9.1 ile sığınmacılar. 8.4 ile işsizlik, Adalet ardından eğitim...