Eylül 28, 2022 09:38 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Reuters duyurdu: Türkiye’nin de ismi geçiyor... ABD’de rüşvet soruşturması

Yeniasya:

Türkiye’de büyüme hız kesecek, enflasyon yüksek kalacak

Star:

Borçlar siliniyor! Tarihi fırsatın detayları belli oldu

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Kazım Güleçyüz 27 Eylül tarihli Yeniasya gazetesinde, “20 Temmuz aşılmadan 15 Temmuz aydınlanmaz”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Yeri geldikçe tekrarladığımız gibi, 15 Temmuz hâlâ karanlıkta. Çünkü üzeri 20 Temmuz süreciyle örtüldü. Ülkeyi tek adam rejiminin cenderesine sokmak için kullanıldığı bugün çok daha net bir şekilde anlaşılan 20 Temmuz, yol açtığı bilumum hukuksuzluklarla birlikte aşılmadıkça 15 Temmuz’un aydınlatılması da mümkün görünmüyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Peki, 20 Temmuz nasıl aşılacak? Tek adam rejiminin ve kayyım düzeninin demokrasi içinde milletin reyleriyle tasfiye edilerek yerine kuvvetler ayrılığının ihya edileceği, Meclisin etkin hale geleceği, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile hukukun üstünlüğünün sağlanacağı, medya, üniversite ve STK’ların hürriyete kavuşacağı güçlendirilmiş parlamenter sistemin ikame edilmesiyle. Hukuksuz KHK’ların tüm sonuçlarıyla birlikte iptal edilip yürürlükten kaldırılmasıyla.

Masumiyet karinesi, suç ve cezanın geriye yürümezliği ve şahsîliği, savunma ve âdil yargılanma hakkı gibi en temel ilkelere göre işleyen bir ceza yargılamasının teminiyle.

Mahkemelerin siyasî/derin baskılarla veya parti avukatlığından ağır ceza mahkemesi üyeliğine geçiş yaptırılan hâkimler eliyle ve hukukî değil, siyasî kriterlerle; geçerli delillerle değil, MİT raporlarıyla mahkûmiyet kararı vermesi garabetinin nihayete erdirilmesiyle.

15 Temmuz’dan sonra, görülmemiş boyutlarda bir “toplu beyin yıkama operasyonu” şeklinde yürütülüp emniyet ve yargı başta olmak üzere ilgili kurumları ve kamuoyunu olumsuz etkileyen istihbarat güdümlü tek taraflı propagandalara son verilmesiyle.

Ve yerine, olayların ve sürecin gerçek bilgilere dayalı objektif yorumlarla masaya yatırılıp enine boyuna tahlil edilerek tartışılmasını sağlayacak özgür bir ortamın tesisiyle.

Yani, evrensel demokrasi ve hukuk kriterlerinin işlediği bir düzenin inşa edilmesiyle.

15 Temmuz ancak o zaman hakkıyla ve lâyıkıyla araştırılıp tartışılabilir. Gizlenen, örtülen, sansürlenen, saptırılan ve çarpıtılan bilgiler öyle bir ortamda ortaya çıkar. Tek taraflı iddialar tartıya vurulup geçerlilik dereceleri esaslı bir tahkik süzgecinden geçirildikten sonra anlaşılır. Suçlayanlar delillerini ortaya sürer, suçlananlar savunmalarını yapar.

Ve sonra sağduyu, vicdan, hukuk ekseninde bir değerlendirme yapılıp karara varılır...

…***

İbrahim Kahveci 27 Eylül tarihli Karar gazetesinde, “Zamlar sürecek enflasyon düşecek”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Soluksuz bekliyoruz. Hele bir aralık ayı gelsin... Bir de ocak ayını geçtiğimizde görürsünüz enflasyonun nasıl düştüğünü... Nasıl övünç çığlıkları atacağız... hem de nasıl. “Bakın biz demedik mi? Düşecek dediğimiz enflasyon bakın nasıl düşüyor... Ne diyorsak o. Tek kurtarıcı biziz... Bize oy verin çünkü sorunları bir tek biz çözeriz...” gibi gibi...”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Siz de şunu söyleyeceksiniz... “İyi ama zamlar sürüyor, fiyatlar artmaya devam ediyor.”

İnanın bunun hiç ama hiç hükmü olmayacak. Geçen yıl iki ayda, yani sadece aralık ve ocak ayı toplamında fiyatlar %26,2 artmıştı. Bütün mesele bu yıl bu aylarda fiyatların daha düşük oranda artmasında yatıyor.

Tek çözüm noktamız burası. Bütün seçimi bu baz etkisine bağlamış bir ekonomi yönetimi anlayışı var.

Tek çıkış kapısı baz etkisi ile düşecek enflasyon söyleminde.

Bu günlerde öyle bir matematik işliyor ki, çözmeniz anlamanız imkânsız.

Geçen yıl ağustos ayında dış ticaret açığı (12 aylık) -46.674 milyon dolardı, bu yıl ağustos ayında ise -89.625 milyon dolara çıktı ama söylemlerde üretim-yatırım-istihdam ve ihracata dayalı bir dış fazla modeli uyguladığımız söyleniyor.

Cari açık yılın ilk 7 ayda 13 milyar dolardan 36 milyar dolara çıkıyor ama cari fazla verdiğimiz söyleniyor.

Kısaca olan ile olması istenen birbiri ile tamamen zıt olmasına rağmen gerçekler ne kabulleniliyor ne de sözlere yansıyor.

O nedenle önümüzdeki seçimlere zamlarla gireceğiz ama enflasyon düşmüş olacak.

Zamların devam edeceğini de neden söyleyebiliriz? İki temel neden var: 1- Kur artışından kaynaklanan maliyet yükü bizleri zorlayacak 2- Belirsizlikten kaynaklı fiyatlandırma politikası zamlara neden olacak.

Elbette bunların dışında da başka nedenler olacaktır ama zamların kesilmediğini şu günlerde de hep beraber görmeye devam ediyoruz. Bu ülkede ekonomide en büyük yarayı alırken topluma şahlanış-kalkış vs diye sunulabiliyorsa... zamlar devam ederken enflasyon düşüşü neden yedirilmesin ki? Şimdiden afiyet olsun....

…***

Orhan Bursalı 27 Eylül tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “RTE’nin yenilmezliği üzerine inançlar”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

“Siyasette değerlendirmeler yaparken belirleyici o anki olan koşullardır. “Eğer durum böyle giderse..”, değerlendirmelerin eksenindedir. Koşullarda beklenmedik önemli değişiklikler olursa yeniden kolları sıvamak zorundasınız. Lütfen bu köşedeki öngörü yazılarını bu bakışla okuyun.  Siyaseti köklü etkileyecek değişkenler, dinamikler neler olur, acaba bu değişkenler ana gidişatı ne derece ve nasıl etkiler soruları, başka bir konudur. Yani bir bilinmezlik hep vardır!”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

…***

Bugün, bir inancı konu edineceğim: Şimdiki cumhurbaşkanı, Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimi kaybetmesi zordur. Erdoğan sanki iktidar olmamış, bu ülkeyi 20 yıldır yönetmiyor, sıfırdan umut veren genç bir lider, millet de “eskilerden ne gördük, bir de bunu deneyelim” diyor.

Bu bakış ülkede çok güçlü. Bazı gazeteci yorumcularda da. Bu nedenle mesela Kılıçdaroğlu’na baştan beri dudak büküyorlar. Onun yerine kendisi veya AKP’li eski birisi aday gösterilse RTE’ye kaybettirecek tek seçenektir!

RTE, 2015 Haziranı’nda seçim kaybetti (yüzde 40.9). Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturduğu için AKP dışında bir hükümet kurdurmadı, kasımda erken seçim kararı aldırdı, iki seçim arası ülke dört ay belki de hayatının en karanlık dehlizine sokuldu, millet bir varoluş noktasına sürüklendi ve kasım seçimlerinde olağanüstü bir sonuçla (49.8) yeniden iktidarı ele geçirdi.

Haziranda koalisyonu engelleyen MHP, kasımda milletvekillerinin tam yarısını (40) kaybetti ve oylarının yüzde 4.5’i AKP’ye gitti. MHP o zamandan beri AKP’nin ekidir.

2017 başkanlık anayasasının kabulü, yüzde 51.41 ile yoğun şaibelerin olduğu tartışmalı seçim sonucu gerçekleşti. Buradaki yüksek oyun arkasında, FETÖ’nün ülkeyi sürüklediği kanlı darbe girişiminin yarattığı RTE’ye destek olduğunu unutmayalım. FETÖ’nün alçak girişimi olmasa bugün anayasa değişikliğini halk çöpe gönderirdi.

Burada kilit faktör MHP’nin desteğiydi, değişen “derin devletin” hâkim görüşü doğrultusunda (bir kısmı da kendisidir!), MHP artık Erdoğan’ın iki ayak üzerinde durmasını sağlayan yarım ayağıdır. Yani AKP’nin tek başına oyçoğunluğuyla iktidara gelmesi ham hayaldir.

2018 cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri ise ülkede hâlâ süren sıkıyönetim koşullarında yapıldı. Seçmen çevrelerinde büyük baskılar oldu. MHP’nin desteğiyle RTE’nin yüzde 52.5 ile kazandığı açıklandı. Milletvekili seçimlerinde AKP yüzde 42.5’e düştü.

2019 yerel seçimlerinde ise bu kez sahnede Milletin Birleşik Gücü vardı. Aslında ülke henüz ekonomik olarak çökmemişti. Ama iktidar yerel seçimleri kaybetti. Büyük kaleleri yıkıldı. 

Erdoğan bu seçimlerin ana figürüydü hep, kendini, kişiliğini, kariyerini, cazibesini işte ne varsa ortaya koymasına rağmen.

Şimdi ise bu “büyük cazibe”, MHP ittifakına rağmen daha ilk turda seçimi kaybedecek noktada. İkinci turda ise kaybedeceği kesin gibi. Yani cumhurbaşkanının eski karizması bitmiştir.

RTE şimdi 2023 Ocak ayına “ekonomik yığma” hazırlığında. Pahalılık düşmeyecek. Ekmek 2.5 TL olmayacak. Araba fiyatları, benzin, mazot, gaz, meyve- sebze fiyatları azalmayacak. Temel ihtiyaçlar ateş pahası olmayı sürdürecek hatta. Çünkü üretici fiyatları el yakıyor.

Ama enflasyondaki “baz etkisi” denen düşüşü, “Türkiye ucuzluyor başardık” yaldızıyla millete yutturmayı deneyecekler. 

2023’te asgari ücret, emeklilik zammı vb. iyice yükseltilecek. EYT çözülür. Bunların etkisini görüp değerlendireceğiz.

Muhalefet, “enflasyon düşüşü, pahalılık azalacak demek değildir”i anlatabilmeli. Sepette bir de Yunanistan krizi var! İktidara derin kriz gerekir!