Kasım 08, 2022 07:39 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: İmamoğlu'nun YSK davasında 'yargıya telkin' iddiasına hukukçulardan tepki: 'Hukuka güveni derinden sarsar'

Karar:

İttifakta HDP çatlağı: 'Bahçeli erken seçim tarihini açıklayacak' iddiası

Yeniasya:

Yeni ekonomik model de fiyasko

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Mehmet Kara 7 Kasım tarihli Yeniasya gazetesinde, "Meclis “GÜÇLÜ” olmalı"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Demokrat Parti, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ile DEVA Partisi genel başkanlarının ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ önerileri ile ilgili toplantılar büyük bir uyum ve ahenk içinde devam ederken, Cumhur İttifakı, sık sık bu ittifakın dağılacağını söyleyerek bir “algı” oluşturma gayreti içinde. 14 Kasım’da yapılacak ikinci tur görüşmelerin ikincisinde artık çalışmaların “ete kemiğe” bürüneceği gözleniyor. Oluşturulan komisyonların raporlarına liderler son şeklini verecek."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

...***

Zaman zaman Millet İttifakı’nın adayının kendilerini ilgilendirmediğini söylese de Cumhur İttifakı cumhurbaşkanı adayını merak ediyor ama seçim takvimi belli olmadan Millet İttifakı adayı merak edilmeye devam edilecek. Temel Karamollaoğlu, “Cumhurbaşkanı hiçbir konunun görüşülmesini istemiyor. ‘Adayın kim?’ Sana ne!” derken 6’lı Masa’yı oluşturan partilerin liderleri buna yakın cevaplar veriyorlar. 

Önümüzdeki seçimi önemli kılan “tek adam sistemi” ile mi devam edilecek, yoksa Meclis’i güçlü kılacak güçlendirilmiş parlamenter sistemin mi getirileceği olacak.  

Daha bir iki yıl öncesine kadar yeni sistemde kireçlenmelerin ve tıkanmaların olduğu iktidar tarafından kabul ediliyor. Sistemin rehabilite edilmesi gerektiğini vurgulayan Cumhur İttifakı, bugüne kadar konuyla ilgili bir adım atmadı. Yapıldığı söylenen çalışmalardan bir netice çıkmadı. 

Geçen 4.5 yıllık sürede görüldü ki, yeni sistemde Meclis’in etkinliği azaldı. Denetim yetkisi büyük oranda yok edilirken, güvenoyu, gensoru, bütçeyi veto hakkı da ortadan kalktı.  

Geçtiğimiz günlerde 131 milletvekilinin bu yıl içinde kürsüde hiç konuşmadığını haberleri çıkmıştı. İktidar partisinden konuşmayan 106 milletvekili dışında kalan muhalefet partilerinin milletvekillerinin Meclis İçtüzüğü gereği konuşamadığı anlaşıldı. Zaten konuşma süresi 1 ile 3 dakika arasına indirilen vekillerin önünde bir de böyle bir bariyer var.  

İkinci bir sıkıntı ise, yeni sistemde bakanlar dışarıdan atandığı için Meclis’te vekillerin sözlü soru sormalarının önü tıkandı. Bütçe ve genel görüşmeler dışında sadece yazılı soru sorabiliyorlar. Bakanların soruları 15 gün içinde cevaplandırması gerekirken, maalesef o da olmuyor. Yeni sistemde “yürütmenin başı” olan Cumhurbaşkanına direkt soru dahi sorulamıyor. Vekiller ancak yardımcısına soru sorabiliyor; o da yazılı olmak şartıyla. 

İzmir Milletvekili Atila Sertel, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a “yazılı soru önergeleri”nin büyük bölümünün neden cevaplandırılmadığını sormuş. Şentop, “Şüphesiz arzu edilen ve olması gereken, istisnasız şekilde soru önergelerinin tamamının Anayasa’da ve TBMM İçtüzüğü’nde ön görülen süre içerisinde cevaplandırılmasıdır. Ne var ki uygulamada bu konuda çeşitli sebeplerle aksaklıklar yaşanabildiği gözlemlenmektedir” diye cevap vermiş. 

Şentop’un verdiği bilgiye göre, 27b yasama döneminde 73 bin 628 adet yazılı soru önergesi verilmiş 71 bin 514’ü işleme alınmış. İşleme alınan soru önergesinin “SADECE” yüzde 13,81’ine denk gelen 9 bin 882’si süresi içinde cevaplanmış. 35 bin 724 soru önergesine ise süresi geçtikten sonra cevap verilmiş. 25 bin 908 soru önergesi ise hiç cevaplandırılmamış. Cevaplandırılmayan soru önergelerinin oranı ise yüzde 36,2 olmuş. 

...***

Remzi Özdemir 7 Kasım tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Konutta alım zamanı mı?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Öncelikle şunu hemen belirteyim. Başını sokacak bir ev almak isteyenler için konut alım zamanı olamaz. Onlar için paralarının ve imkânlarının olduğu her fırsat alım zamanıdır. Onlar için pahalı veya ucuz olamaz çünkü bunun ticaretini yapmayacaklar. Belki 30 yıl, 40 yıl o evde oturacaklar. Bunun dışında hemen konut piyasasında önümüzdeki dönemde neler olacak onu anlatmak istiyorum."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

Şu anda faizler tarihî dip seviyede. Enflasyon yüzde 85 ama faizler yüzde 10,5.

Konut kredi faizleri yüzde 2 seviyelerinde.

Normal şartlarda bu enflasyon ve bu faiz oranı ile herkesin peynir ekmek alır gibi konut alması lazım.

Ancak TÜİK verilerine baktığımızda konut satışları hızla geriliyor.

Bugün 1 milyon lira konut kredisi çektiğinizde ödeyeceğiniz faizden yaklaşık 50-55 puanlık bir fark kazınıyorsunuz. Daha da Türkçesi aldığınız kredi enflasyon karşısında yaklaşık 50 puan eriyecek.

Bu durumda banka zarar edecek siz kazanacaksınız.

İşte konut satışlarının patlamamasının nedeni de bu...

Banka sizin kazanmanız, kendisinin zarar etmemesi için bu krediyi vermiyor. Çünkü enflasyon olan ülkelerde bankalar uzun vade kredi vermek istemezler. Türkiye'de de böyle.

Siyasi irade bankalara baskıyla belirli kredileri verdiriyor ama bunlar sınırlı. Bankalar enflasyon ortamında bol keseden kredi vermek istemiyorlar.

Konut satışlarının düşmesinin en büyük nedenlerinden biri bankaların kredi vermemesidir.

İkinci olumsuz etki ise konut fiyatlarının özellikle emlakçılar tarafından adeta manipüle edilmesi. Özellikle ikinci el konut fiyatları şu anda manipüle edilmiş durumda. Evet yeni konutlarda enflasyon nedeniyle bir maliyet var ama bunun ikinci el konut fiyatlarına bu kadar kontrolsüz yansıması mantıklı bir gerekçe değil.

İkinci el konut satanlar halen yüksek beklenti içerisindeler. Borsada da öyledir. Bir hisse 10 liradan 100 liraya çıkmışsa siz onu 70 liraya satamazsınız. Çünkü insanoğlunun özelliğidir, tepeden satıp dipten alma arzusu. Ancak bugünkü şartlarda kimse ne dipten alabilecek ne de tepeden satabilecek.

O halde düşen konut satışları ve bankaların konut kredisi iştahının olmaması, ikinci el konutlarda fiyatların geri çekilmesine neden olacak.

...***

Necati Özkan 7 Kasım tarihli Cumhuriyet gazetesinde, " Her seçim bir başlangıçtır"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Her seçim yeni bir başlangıçtır. Bazen yeni bir dönemin, bazen geriye dönüşün, bazen bir duraklama sürecinin, bazen bir yol değişikliğinin, bazen de sonun başlangıcı. Seçim sonuçları, seçim gecesi açıklanan sayılardan ve onun belirlediği iktidar formasyonundan ibaret değildir. Seçim sonuçları toplumun önüne bir boy aynası koyar. Toplumsal ve siyasi aktörler o aynaya bakar ve yeni bir sürece adım atar."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

 Seçimler olmuş bitmiş bir şeyi ilan etmekle kalmazlar... Yeni toplumsal, siyasal, ideolojik süreçleri başlatırlar... İktidar ve güç ilişkilerinde yeni dengelerin kurulmasının önünü açarlar. Seçimlerle ilgili potansiyel gelişmeleri önceden analiz etmek, ne tür değişimlerin olabileceğine ilişkin bir fikir ve kanaate sahip olmak herkes için önemlidir.

BWI, Türkiye dahil yakın coğrafyanın en büyük festivallerinden biri. Hem yaratıcı endüstrilere hem de genel katılıma açık çok sayıda panel, seminer, zirve ve yarışmadan oluşan bir etkinlikler silsilesi. Özü itibarıyla bir fikir festivali. 

Festival, kendi alanlarında başarmış iş ve teknoloji insanları, yazarlar, akademisyenler, bilim insanları, sanatçılar, fikir önderleri, aktivistler, gazeteciler, influencer’lar, sporcular ve dijital liderlerden oluşan 350’den fazla yabancı ve yerli konuşmacıyı bir araya getiriyor. İş ve markalar dünyasına 360 derece networking imkânı sağlıyor. Akşamları ise yaratıcı sektörler için ödül törenleri ve konserler düzenliyor. O yüzden de festival kendisini “Yılın en ilham verici haftası” olarak tanımlıyor.

Etkinlikte siyasiler, gazeteciler, akademisyenler, iletişimciler ve araştırmacılarla geçmişten çıkardığımız derslerden de yararlanarak Cumhuriyetin 100. yılına denk gelen önümüzdeki seçimin olumlu ya da olumsuz, ne tür başlangıçlara gebe olduğuna odaklanacağız. 

Örneğin Prof. Ali Çarkoğlu, Prof. Dr. Evren Balta ve Prof. Ferhat Kentel ile “Kutuplaşmanın Türkiye’yi nasıl şekillendirdiğini ve nasıl aşılabileceğini”, Soli Özel, Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz ve Prof. Ali Yaycıoğlu ile “Değişen Toplum ve Değişen Kültürel İklim”i tartışacağız. 

Levent Gültekin, Ruşen Çakır, Fatih Altaylı, Levent Erden, Nevşin Mengü, Nihal Bengisu Karaca ve İsmail Saymaz gibi gazeteciler birikimleri ve kendi bakış açılarıyla yaklaşan seçimlerde etkili olabilecek dinamikleri daha iyi anlamamıza katkı sağlayacaklar. Yine Prof. Dr. Haluk Gürgen ve Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu gibi saygın iletişim hocaları, seçime doğru iktidar ve muhalefetin iletişim yaklaşımlarını değerlendirecek.