Türkiye'den köşe yazarları
Esin Gedik, Yurt gazetesinde, “Devlet tüketti, ekonomi büyüdü”başlılı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Rakamlarla oynamayı bilmek, kamuoyuna istediğin şekilde yansıtmayı başarmak ciddibir meziyet… Örneğin işsizlik rakamları açıklanır, “Avrupa’nın en düşük işsizliği bizde” diyerek böbürleniriz ama bizde oranları hesaplama yöntemleri “düşük” gösterme üzerine kuruludur. Örneğin Avrupa’da 18-65 yaş arasında çalışmayan herkes işsiz sayılırken bizde sadece son 3 ayda İŞKUR’a başvuranlar dikkate alınır. Haliyle de en düşüğü biz de çıkar.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Bir başka örnek, enflasyon yüksek mi çıkıyor, alınan önlemlere karşın düşürülemiyor mu? Hemen enflasyon sepetini oluşturan kalemler değiştiriliyor. Halkın en çok tükettiği ürünler çıkarılıp yerine mesela golf topu ekleniyor. Rakamlar düşüyor… Seçimler yaklaşıyor vatandaşa iyi bir şey söylemek lazım, hemen milli gelir hesaplama yöntemi değiştiriliyor, bir gecede milli gelirimiz 10 bin doların üzerine çıkıyor. AKP, iktidarları bu işlerin piri olduğunu 14 yıldır hiç şaşırtmadan gösteriyor zaten.
Gelelim şimdi başka bir rakama…
Türkiye ekonomisinin 2016 yılı ilk çeyrek büyüme rakamları açıklandı. İhracatın bir yılı aşkın süredir gerilediği, işsizliğin arttığı, köşe başlarındaki dönercilerin bile iflas erteleme talebinde bulunduğu Türkiye ekonomisi, yılın ilk 3 ayında yüzde 4.8 büyüme gösterdi. Bu rakam şaşırtıcı, çünkü en iyimser tahminler ile yüzde 4.5’u gösteriyordu. Peki ne oldu da birden böyle hızlı büyümeye başladık? Önce TÜİK’in açıkladığı rakamların
Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH), 2016 yılının birinci çeyreğinde, bir önceki yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla yüzde 4,8’lik artışla 31 milyar 679 milyon TL oldu.
Tarımdaki artış yüzde 2,7’le 1 milyar 447 milyon, sanayide yüzde 5,9’luk artışla 10 milyar 785 milyon TL’lik katma değere ulaşıldı. Son yıllarda hızlı büyüme içinde olan hizmet sektörü ise yine sabit fiyatlarla yüzde 5.1’lik bir büyüme yaşadı.
Ancak esas büyümeyi hane halkı ve devlet harcamaları sağladı. Rakamlar şöyle: Hane halklarının nihai tüketim harcamaları, 2016 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, cari fiyatlarla yüzde 12.8, sabit fiyatlarla ise yüzde 6.9 arttı. Sabit fiyata göre bakarsak ulaşılan harcama rakamı 22 milyar 405 milyon TL.Devletin nihai tüketim harcamaları ise daha çok. 2016 yılının birinci çeyreğindeki tüketim, bir önceki yılın aynı dönemine göre, cari fiyatlarla yüzde 21.1’lik artışla 81 milyar 218 milyon TL, sabit fiyatlarla yüzde 10.9’luk artışla 3 milyar 572 milyon TL oldu.Hükümet, yine iç tüketimi artırarak ekonomiyi büyümüş gibi gösteriyor. Hafta içinde açıklanan Türkiye’nin En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu çalışmasındaki can sıkıcı sonuçları anımsatmak isterim. Sabit fiyatlarla bakıldığında artan bir satış olmadığı gibi, özel sektör kazandığını kredi ödemesinde kullanmış. 500 büyük şirketin 100’ü ise zararda. Teknolojiye yatırım yapmadan, sanayide özel sektörün etkinliğini artırmadan sadece binalar yaparak, iç tüketimi artırarak uzun süre yol almak mümkün değil.
…***
Murat Çabas, Yeni Mesaj gazetesinde, “İtibarı kalmayan Türkiye”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Ülkelere ve liderlere itibar kazandıran, milli duruştur.Sizler ülkeniz ve milletiniz üzerindeki menfur küresel hesapları görür ve bunlara karşı güçlü bir devlet ve millet tablosu oluşturabilirseniz,Milletinizi hiçbir ayrım yapmadan tek bilek tek yürek yapabilirseniz,Dış politikada şahsi çıkarlar değil, devletin ve milletin çıkarları ön planda tutulursa…İşte böyle bir devletin ve bu devletin başındaki liderin dünyanın her yerinde itibarı vardır ve yüksektir.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Bugünün, AKP’nin 15 yıldır iktidar olduğu sözüm ona istikrarlı Yeni Türkiye’si ise; Liderleri bir işgal projesi olan Büyük İsrail hedefli Büyük Ortadoğu Projesi’nde misyon sahibi oldukları için, kendi Müslüman halkını Haçlı Batıya, misyonerlere altın tepside sunduğu için,Şark Projesi hedefiyle, Anadolu’yu boşaltma, perde arkasında ise bu coğrafyayı Büyük İsrail’e hazırlama projesi olan AB’yi içine girilmesi gereken bir birlik, bir medeniyet projesi gördüğü için, Türk askerinin başına çuval geçiren ABD’yi hala stratejik müttefik gördüğü için, Madenlerini, kamu kuruluşlarını, en güzel ve verimli arazilerini yabancılara haraç mezat verdiği için, Kendi milli parasını basmayıp, ekonomisini dışarıdan aldığı borç paraya ve ecnebi akla muhtaç hale getirdiği için, Askerini ABD’nin jandarması, İsrail’in koruması yaptığı için, İstihbaratını ABD’ye endekslediği için, Ülkemizin coğrafyasında Arz-ı Mev’ut hesapları güden İsrail’le, göz göre göre 9 vatandaşımızı hukuksuz bir şekilde katletmesine rağmen, hala dost olmaya devam ettiği için…
Ve daha bir çok nedenle en ufak bir itibara sahip değildir.
Dost ülkeleri düşman, düşmanları ise baş tacı eden bir zihniyetten daha başka ne beklenebilir?
Ülkeler, uyguladıkları milli ve tam bağımsız politikalarla, sahip oldukları ve onları yalnız bırakmayan sağlam dostlarıyla, onlarla kurdukları stratejik birlikteliklerle itibar sahibidirler.
Gelinen nokta, artık taşeronluğa hayır dememelerine rağmen bile yüzlerine kapanan kapılar olur.
Sen mülteci anlaşması için 72 şartın 69’unu yerine getirirsin, adam sana zırnık yanaşmaz. Sıfır itibar…
Sen dün kanka olduğun, ortak bakanlar kurulu toplantıları düzenlediğin, aile ziyaretleri yaptığın Esad’ı, ABD’nin ve İsrail’in menfaatleri için zalim ilan edip, onu yok etmek isteyenlere kol kanat gerersin.
Bizim siyasilerimiz İslam dünyasını talan eden BOP’ta misyon sahibi olmalarına rağmen, bir de hilafet makamına göz diker ama derin bir uykuda olan kendi milleti dışında hiç kimseye sözünü geçiremez. Çünkü düşmana diz çöktüren, el öptüren, dostları da senin etrafında kenetleyen milli duruştur, bu duruşla doğal olarak elde edilen itibardır.
Hem taşeronluk hem de itibar yan yana durmaz.
…***
Esfender Korkmaz, Yeniçağ gazetesinde, “Borçlandık, hazır yedik, büyüdük”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“2016 yılı ilk çeyrekte, yani Ocak-Şubat Mart aylarını kapsayan ilk üç ayda, Gayri Safi Milli Hasıla, 2015 yılının aynı çeyreğine göre, yüzde 4.88 oranında arttı. GSYİH bir ülkede üç ay veya bir yıl gibi bir zaman içinde Tarım ve sanayi sektöründe üretilen tüm nihai mallar ile hizmetler sektöründe yaratılan tüm hizmetlerin para birimi cinsinden değeridir. Türkiye’de 2015 yılında 1998 fiyatları ile 30.2 milyar liralık yurt içi hasıla yaratılmıştı. 2016 ilk çeyreğinde bu hasıla yüzde 4.8 oranında artarak 34.1 milyar liraya yükseldi. GSYH hasılada büyümeyi şişiren enflasyonun etkisini gidermek için, GSYH deflatörü kullanılır.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
2016 ilk çeyrek büyümesi , tamamıyla tüketime dayanan bir büyümedir. Mamafih söz konusu ilk çeyrekte, geçen yılın aynı çeyreğine göre özel tüketim harcamaları yüzde 6.9 ve devletin nihai tüketim harcamaları da yüzde 10.9 oranında artmıştır. Özel Tüketim harcamalarının büyümeye katkısı 4.88 puan olmuştur. Devletin nihai tüketim harcamalarının büyümeye katkısı ise 1.23 puan olmuştur. Yani tüketim harcamalarının katkısı 6.11 puandır. Buna karşılık yine ilk çeyrekte ithalat geçen yıl aynı çeyreğe göre yüzde 7,5 oranında artmış ve bu nedenle GSYH 'hasılayı 2.2 puan düşürmüştür. Yatırımlarda da 0.02 puan gerileme olmuştur.
Tüketim artışı ekonomide canlanma sağlar. Ancak GSYH’daki büyüme gelir veya servet artışından kaynaklanmıyor. Çünkü 2015 yılında yüzde 4 büyüme oldu ve fakat fert başına gelir artışı yüzde 2.8 oldu. Kaldı ki işsizlikte de kayda değer bir düşüş olmadı.
İlk çeyrekte tüketim artışını , kredi genişlemesi ve yabancı sermaye girişi özellikle Arap ülkelerinden gelen, artırdı.Ayrıca geçen sene aynı çeyrekte büyüme oranı düşük yüzde 2.5 olmuştu. Dolayısıyla bu sene ilk çeyrekte büyüme oranının yüzde 4.8 olmasında baz etkisi de var. Sektörler içinde en yüksek büyüme yüzde 5.9 oranı ile sanayi sektöründe meydana geldi. Hizmetler yüzde 5.1 büyüme oranı ile ikinci sırada yer aldı. Tarım sektörü yüzde 2.7 oranında büyüdü.Sonuç olarak, yüzde 4.8 oranında büyüme ekonominin canlanmasında ve yatırımların artmasında moral olmalıdır. Ne var ki kalıcı büyüme yatırım ve üretim hacminin artmasıyla sağlanır. İlk çeyrekte yatırımlar artmadığı gibi geriledi de... Bunun nedeni de yatırım ortamının zedelenmesidir. Yatırımların artması için olmazsa olmaz şart, mülkiyet haklarını teminat altına alacak yargı bağımsızlığının korunmasıdır.