Güneşten hüzmeler - 33
Bilindiği üzere İslam Peygamberi –s– vefat ettikten sonra bazı gafletler ve aşırı talepler müslümanların birlik ve beraberlik duvarında çatlaklar oluşturdu ve bazı fitnelerin alevini alevlendirdi.
Allah Resulü’nden –s– sonra müslümanların toplumu değişmeye başladığını gören ve öbür yandan sapmaları önlemek üzere esas gücün kendisinin elinde bulunmadığını bilen İmam Ali –s– o günlerde kendi halini şöyle anlatıyor: Sanki gözüme diken ve boğazıma hançer batmış gibiydim.
Aslında İmam Ali –s– çok önceden bu acı günleri bekliyordu, çünkü Allah Resulü –s– İmam Ali’yi –s– kendisini bekleyen fitnelerin konusunda haberdar etmişti.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei’ye göre İmam Ali’nin –s– en acı ve en zorlu günleri Allah Resulü –s– rihlet ettikten sonra yaşadı. Bu konuda Ayetullah Hamanei şöyle diyor: bence emirülmüminin Ali’nin –s– yaşamının en zorlu günleri Resulullah’ın –s– rihletinden sonra başladı. Öyle günler ki bazen fitne pazelleri, doğru adım atmak isteyen insanlar doğra adım atamayacakları kadar ufukları karatıyordu. Bu şartlarda emirülmüminin fedakarlığın en büyük sınavını geride bıraktı. Evvela Resulullah –s– rihmet ettiği sırada emirülmüminin görevini, yani Resulullah’ın –s– cenazesini kaldırma işini yerine getirdi. Gerçi o hazret Sakifede bir cemaatin varlığını ve İslam dünyasının güç ve hükümetinin kaderini bu cemaatin belirleyeceğini de biliyordu. Ancak emirülmümin için mesele bu değildi. O hazret için önemli olmayan tek şey o hazretin kendisiydi.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei sözünün devamında İmam Ali’nin –s– üç halifenin döneminde faaliyetlerine işaret ediyor. Birinci halife seçildikten kısa bir süre sonra bazı Arap aşiretleri İslam’ı bıraktı ve Allah Resulü –s– ve müslümanların liderinin yokluğunda çeşitli bahaneler ve gerekçeler üreterek birbiriyle savaşmaya başladı. Bu gelişme Redde, yani bazı müslümanların irtidadı olarak adlandırıldı ve Redde savaşları adıyla anılan bir dizi savaş başladı.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İmam Ali’nin –s– bu dönemde ifa ettiği rolünü şöyle beyan ediyor: Durum böyle olunca emirülmüminin baktı ki hayır, artık bu durumda bir kenara çekilip oturmak olmaz, arenaya girmek ve hükümetin savunmak gerekir. İmam Ali –s– burada şöyle diyor: hilafet meselesi gündemi gelip Ebu Bekir müslümanların halifesi olunca ben işlerden el çektim ve bir köşeye çekildim. Ancak baktım ki bazı insanlar İslam’dan dönüyor, İslam’ı yok etmek istiyor, işte bu noktada arenaya girdim.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei emirülmüminin Ali’nin –s– önemli rolü hakkında şöyle diyor: Emirülmüminin arenaya girdi ve aktif hale geldi. Tüm önemli sosyal gelişmelerde emirülmüminin vardı. O hazretin kendisi üç halifenin 25 yıllık hilafet döneminde varlığını vezaret dönemi şeklinde tabir ediyor. Nitekim halk Osman’ın katledilesinden sonra emirülmüminini hilafet için seçmeye gelince şöyle buyurdu: ben vezir olsam, emir olmaktan daha iyidir, nitekim geçmişte öyle idim, bırakın vezir kalayım. Yani 25 yıllık mevkiini vezaret mevkii olarak görüyor. Yani daima hedeflerin hizmetindeydi ve yetkililere ve iktidarın başındaki halifelere yardımcı konumundaydı.
Ancak buna rağmen fitneler ve fitnecilikler son bulmadı ve her geçen gün daha da ilerledi. Resulullah’ın rihletinden üçüncü halife Osman’ın ölümüne kadar geçen sürede fitneciler Batılı hakmış gibi göstermeyi sürdürdü ve Kur'an'ı Kerim ayetlerini kendi çıkarları doğrultusunda yorumlayarak tahrif etti. Bu zümre Batılı çok karmaşık ve aldatıcı bir kılıkta sunuyor ve bazen batılı haktan ayırt etmek toplumu özel kesimi ve alimler için de zorlaşıyordu.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei her inkılabın en zorlu dönemini, içinde hak ve batılın birbirine karıştığı ve doğru yolu bulmanın zorlaştığı dönemi olarak görüyor. Bu şartlarda ise türlü fitneler baş gösteriyor. Ayetullah Hamanei fitne ortamını oldukça bulanık bir ortam ve bazen insan bu bulanık ortamda en açık hakikatleri göremeyecek bir ortam şeklinde tanımlıyor. İslam peygemberi –s– rihlet ettikten sonra geçen 25 yılda ve sapkınlığın ve eşrafi yaşamın hızla yaygınlaştığı o bulanık ortamda bazı insanlar kendine geldi ve hidayetin ana yolu, yani Hz. Ali’ye rücu etti. Bu insanlar büyük bir ısrarla emirülmüminin Ali’den –s– hilafeti ve müslümanların liderliğini üstlenmesini istedi. O hazret ilkin şiddetle bu talebe karşı çıktı, ancak müslümanların büyük bir bölümü ısrarını sürdürünce sonunda toplumun liderliğini üstlenmeyi kabul etti.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei emirülmüminin Ali’nin –s– hilafet dönemini, hakla batılın içiçe olması ve fitnelerin yaygınlaşması yüzünden en zorlu dönem olarak tanımlıyor, çünkü böyle bir ortamda bir çokları basiretini ve iyiyi kötüden ayırt etme gücünü kaybetmişti. Gerçekte İmam Ali’ye –s– dayatılan üç iç savaş da bazı müslümanların basiretsizliği ve gafleti yüzündendir. İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei bu konuda şöyle diyor: Bakın emirülmüminin Ali –s– bu konudan Nehcül Belağa’da şikayetçi oluyor ve şöyle buyuruyor: Eğer batıl hakla karışmasaydı, eğer hak talep edenlerin gözünden saklanmasaydı, eğer hak batıldan ayırt edilerek saf hale gelseydi, düşmanın dili kesilirdi. Ama haktan bir parçayı alıp batıldan bir parça ile karıştırıyorlar. İşte burada şeytan dostlara galip geliyor ve ancak ilahi rahmet ve merhametten yararlananlar kurtuluyor.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei’ye göre Allah Resulü’nün –s– mübarek yaşamı, tüm safların açık ve net bir şekilde ortada olan dönem olduğuna inanıyor. Bir yanda kafirler ve müşrikler ve Mekke halkıydı, ayrıca Medine’de komplocu yahudiler vardı ve Medine halkı bu zümrenin komplolarını biliyordu ve diğer yanda da müslümanlar yer alıyordu.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İslam Peygamberi’nin yaşadığı dönemin şeffaflığına işaretle şöyle diyor: bu uzun dönemde imanı korumak da kolaydır. Ancak emirülmüminin Ali –s– döneminde kimler o hazretin karşısında yer aldı?
Ayetullah Hamanei sözünün devamında bazı seçkin sahabenin Allah Resulü –s– döneminde parlak mazilerine karşın o hazretten sonra hak yolunda kalmayı başaramadığını ve İmam Ali –s– karşısında durduklarını vurguluyor.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei’ye göre o dönemde fitnelerin kökleri çeşitli nedenlere uzanıyordu. Bu etkenlerden biri, İslam topraklarının genişlemesi ve sonuçta beytülmalın artması ve toplumda iktisadi faaliyetlerin gelişmesiydi. İkinci halife Ömer’in döneminde ve İslamî fetihlerin başlamasının ardından birden halkın iktisadi durumunda büyük bir sıçrama yaşandı. Bundan sonra ise maddiyatçılık ve mal düşkünlüğü ve biriktirmesi başladı ve yavaş yavaş haksız ayrımcılıklar yüzünden İslamî toplumda çok zengin bir sınıf ortaya çıktı. Bu sınıf avam kesimi değildi ki basiretsiz oldukları söylenebilsin. Bu sınıf bizzat Allah Resulü’nden –s– dünya malından sakınmaya yönelik tavsiyeleri duyan has insanlar sınıfındandı. Ancak bunlar bile beytülmaldan özel imtiyazlar talep etmeye başladı ve böylece sapmaların ve fitnelerin ilk temelleri atılmış oldu.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei Allah Resulü –s– döneminde İslam çemberi pek geniş olmadığını, mal ve servet daha çok kafirlerin tekelinde olduğunu ve sonuçta müslümanlar yoksulluk şartlarında yaşadığını ve aralarında dünyaperestlik ve mal düşkünlüğü gibi sıfatların yaygınlaşmadığını belirtiyor. Fakat o hazret vefat ettikten sonra din ve ahlaktan uzaklaşmalar ve sosyal alanda spekülasyonları yayma, yalancılık, hak cephesinde olanlara iftira atma ve benzeri ameller o dönemde fitnelerin köklerini oluşturmaya başladı. Tüm bunların yanında mevki ve güç hırsını da Resulullah’tan –s– sonraki dönemdi fitnelerin bir başka etkeni olarak belirtmek mümkün.015