Güneşten hüzmeler - 36
Geçen bölümlerde İmam Ali’nin –s– sonsuz faziletlerinden küçük bir bölümünü sizlerle paylaştık.
Şimdi ise İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei’nın bakış açısından Allah Resulü’nün –s– kızı ve varlık aleminin en seçkin kadını Hz. Fatıma’yı kısaca tanıtmak istiyoruz.
Ayetullah Hamanei bu seçkin kadın hakkında şöyle diyor: Hz. Fatıma’nın –s– yaşamı tüm boyutlarıyla çalışma ve çaba ve bir insanın ruhi tekamül ve yücelmesiyle beraberdir.
İslamî bir çok rivayetlerde Hz. Fatıma’nın –s– kısa süren ömründen söz edilmiştir. Bu seçkin kadının mübarek ömrü 18 ila 24 arasında tahmin ediliyor. Ancak bu kısa ömür o kadar değerli geçti ki, her anı beşeriyet için örnek alınabilecek durumdadır.
Eğer Hz. Fatıma’nın –s– kısa ömrüne şöyle bir göz atacak olursak, içinde oldukça önemli ve eğitici noktalara rastlayacağımız kesindir.
Hz. Fatıma’nın –s– İmam Ali –s– ile evlenmeden önceki yaşamı ve evlilik dönemi, hepsi ibret kaynağıdır.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei Hz. Fatıma’nın –s– evlenmeden önce Allah Resulü –s– ile güzel teamülünden söz ediyor ve Ebu tabil vadisinin zorlu günlerini hatırlatıyor. O dönemde Mekkeli müşriklerin önde Ebu Leheb ve Ebu Cehil gibi gelen elebaşıları İslam Peygamberi –s– ve sahabeyi Mekke’den ihraç etmişti. İslam Peygamberi –s– sahabesi ve Ebu Talib ve Hz. Hatice –s– ve Hz. Fatıma –s– ile beraber tam üç yıl boyunca Mekke dışında ve tağutluların çok yönlü yaptırımları altında oldukça zorlu günleri geride bıraktı. Bu arada Allah Resulü –s– en ağır baskılara katlanıyordu, çünkü o hazret bu toplumun önderiydi ve bu insanların tümünden sorumlu olan tek kişiydi. O yıllarda Ebu Talib ve Hz. Hatice –s– vefat etti ve bu iki büyük insanı kaybetmenin acısı Allah Resulü’nün –s– güzel yüzüne yansıdı. Ancak o zorlu ve karmaşık şartlarda Hz. Fatıma’nın Allah Resulü’ne –s– karşı güzel ve sevgi dolu davranışı o hazretin gönlünü neşelendiren tek etkendi.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei bu konuda şöyle diyor:
Hz. Fatıma –s– henüz altı veya yedi yaşındayken Ebu Talib vadisi macerası gündeme geldi. Ebu Talib vadisi olayı, asri saadet tarihinin en zorlu dönemlerinden biridir. Mekke yöresinde havalar gündüzleri çok sıcak ve geceleri aşırı derecede soğuk olurdu, yani her iki durum katlanılmazdı. Ancak müslümanlar bu çölde üç yıl boyunca yaşam mücadelesi verdi, hepsi ne kadar açlık çekti, zorluklara katlandı, acı çekti, ancak Allah bilir. Resulullah’ın en zorlu dönemlerinden biri burada yaşandı. Bu zorlu şartlarda Hz. Fatıma’nın –s– ifa ettiği rolüne bir bakın. Hz. Fatıma –s– adeta bir anne misali, bir danışman, bir bakıcı gibi Allah Resulü’ne –s– bakıyordu. İşte burada Hz. Fatıma’ya –s– Ümmi Ebiha, yani babasının annesi denildi. Bu lakap o döneme aittir, yani altı yedi yaşında bir kız çocuğu olduğu dönem. Acaba bu başlı başına bir örnek olamaz mı ki insan, çevresinde olup biten meselelere karşın bu kadar erken sorumluluk taşısın? İçinde neşe hissetsin? Bu muazzam neşe sermayesini harcasın ve yaklaşık 50 yaşında olan ve nerdeyse yaşlanan babasının yüzündeki gam ve keder tozunu silsin? Tüm bunlar bir derstir.
Hz. Fatıma’nın –s– makamı o kadar yüce ve değerliydi ki ne zaman Allah Resulü’nü –s– ziyarete gelirse o hazret ayağa kalkar ve kızını ayakta karşılar ve önü öper ve “Fatıma’dan cennet kokusunu alıyorum” diye buyururdu. Baba kız arasındaki ilişki ve karşılıklı davranış o kadar sevgi doluydu ki bazen çevrelerindeki insanları hayrete düşürürdü.
Hz. Fatıma –s– İmam Ali –s– ile evlendikten sonra da iyi bir eş ve anne olmak, çocukları yetiştirmek, güncel olmak ve sosyal ilişkilerini geliştirmekte de emsalsiz bir kadın örneği sergiledi, öyle ki bu özeliklerin her biri ideal bir yaşam tarzına kavuşmak için önemli bir ders sayılır
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei bu konuda önemli bir noktaya temas ederek şöyle diyor:
Bazen insan kocaya bakmanın sadece mutfakta yemek yapmak, evi tertemiz tutmak ve bunun gibi şeyler olduğunu zannediyor, oysa kocaya bakmak sadece bunlar değildir. Siz bakın Hz. Fatıma –s– kocasına nasıl bakıyordu? İslam Peygamberi –s– Medine’de yaşadığı on yılın dokuz yılında Hz. Fatıma –s– ve İmam Ali –s– karı kocaydı. Bu dokuz yıl içinde irili ufaklı yaklaşık 60 savaş yaşandı, ki bir çoğunda İmam Ali –s– de yer alıyordu. Şimdi siz bakın, Hz. Fatıma –s– evinde oturmuş ve kocası sürekli savaş cephesindedir ve eğer cephede olmazsa, cephenin işi sakat oluyor. Üstelik maddi yaşam bakımından da durumları iyi değildir. Yani hakikaten mutlak yoksulluk içinde bir yaşamları vardı. Oysa Hz. Fatıma –s– Resulullah’ın kızıydı. Bakın, insanın ne kadar morali yüksek olmalı ki bu kocayı donatsın, gönlünü her türlü ailevi ve eşinin kaygısından arındırsın, ona moral versin, çocuklarını bildiğiniz gibi en iyi şekilde yetiştirsin? Belki siz İmam Hasan –s– ve İmam Hüseyin –s– imamdı ve imamet ruhları vardır diyebilirsiniz, ama Hz. Zeyneb –s– İmam değildir. Hz. Fatıma –s– onu şu dokuz yılda yetiştirmiştir. Evet, Hz. Fatıma –s– evine kocasına bu şekilde baktı ve yetişti. Acaba bunlar genç bir kız için, ya da ev işlerini bilen bir ev hanımı için örnek olamaz mı? bunlar çok önemli şeylerdir.
Hz. Fatıma –s– yaşadığı toplumla da sıkı bir ilişkisi vardı. Müslümanlar yoksulluk içinde yaşadıkları dönemde, onlara yardım etmek, o hazretin en güzel davranışlarından biriydi. Gerçi Allah Resulü’nün –s– kızı kendisi yoksul bir yaşam sürüyordu, ama hiç bir zaman yoksulları kapısından eli boş geri çevirmedi. Yoksullara kendisinin aç kalması pahasına yardımda bulunmak, Hz. Zehra’nın –s– beşeriyete verdiği büyük bir derstir.
Rivayetlere göre Hz. Fatıma –s–, İmam Ali –s– ve Hz. Hasan –s– ve Hz. Hüseyin –s– üç gün oruç tutma adağı vardı. Bu büyük insanlar her üç günde iftar sırasında iftar sofrası için hazırladıkları yiyecekleri kapılarına gelen yoksul insanlara bağışladı. O sırada Allah Resulü’ne –s– ayetler nazil oldu ve bu büyük bağış takdir edildi. İnsan suresinin 8 ila 11. Ayetlerinde bu durum şöyle anlatılıyor:
Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler."Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.""Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden (O'nun azabına uğramaktan) korkarız" (derler).İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei bu konuda şöyle diyor: Bizim Hz. Fatıma’nın –s– sevgi ve muhabbetinden söz ederken, bu büyük insanın aç insanları doyurmak için ekmeği kendi boğazından ve aziz evlatları Hasan ve Hüseyin’den ve sevgili babalarından keserek o yoksul insanlara verdiğini söylemeden edemeyiz. Sadece bir gün değil, iki gün değil, tüm üç gün. İşte biz böyle bir insanın izleyenleriyiz. Yaşamında tüm sorunlarına karşın Hz. Fatıma –s– insanların ve müslümanların baş vurduğu bir insandır. Hz. Fatıma –s– Resulullah’ın –s– sorunları çözen kızıdır ve bu şartların altında yaşamını da onuru ile sürdürmektedir ve Hasan, Hüseyin ve Zeyneb gibi evlatlar yetiştirir ve Ali gibi bir kocaya bakar ve Resulullah –s– gibi bir babasını rızasını kazanır.015