Güneşten hüzmeler - 37
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei Hz. Fatıma’nın –s– yüce makamı hakkında şöyle diyor:
Ben hakikaten, sırf laf olsun diye değil, ya da binlerce kez tekrar edilen bir söz olarak değil, gerçekten kendimi yetersiz hissediyorum, bunca yüce makamı anlatmakta ve takdir etmekte dilim yetersiz, kalbim yetersiz, zihnim yetersizdir. Bu beşeri mahluk, bu genç kız, bunca fazileti, bunca parlaklığı, bunce azameti ve haşmeti nasıl anlatsam. Allah Resulü –s– onun rızasını kendi rızası ve kendi rızasını Allah tealanın rızası, öfkesini kendi öfkesi ve kendi öfkesini Allah tealanın öfkesi ilan ediyor. Tüm bunlar Hz. Fatıma’nın –s– makamlarıdır. Emirülmüminin Ali –s– ile o yaşam, o evlatları yetiştirmek. Yani bunca büyük bir insan hakkında bizim gibi insanlar nasıl konuşabilir ki?
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei Hz. Fatıma’nın –s– kulluğu ve ihlaslı ibadetleri hakkında Hasan Basri’den ünlü bir rivayeti şöyle anlatıyor: İslam dünyasının en ünlü abid ve zahidlerinden biri olan Hasan Basri Hz. Fatıma –s– hakkında şöyle diyor: Allah Resulü’nün –s– kızı o kadar ibadet etti ve o kadar ibadet mihrabında durdu ki o mübarek insanı ayakları ibadet mihrabında durmaktan şişti.
Rivayetlerde de belirtildiği üzere Hz. Fatıma –s– ev işleri ile uğraşırken sürekli Allah’ın adını zikreder ve Kur'an'ı Kerim ayetlerini tilavet buyururdu. Hz. Fatıma’nın –s– muhtaç ve yoksul insanlara ihsanı da çok ünlüydü, öyle ki bir gün Allah Resulü –s– yoksul bir insanı emirülmüminin Ali’nin –s– evine yolladı ve git hacetini onlardan talep et, şeklinde buyurdu. Hz. Fatıma –s– ise evlatları Hasan ve Hüseyin’in üzerinde yattığı bir postu yoksul adama verdi ve bunu al götür sat ve parasını kullan, diye buyurdu.
İmam Hasan –s– da annesi Hz. Fatıma’nın –s– başkalarına karşı ihsanından şöyle söz ediyor: bir gece annem ibadete durdur ve sabaha kadar ibadet etti, ta ki şafak söktü. Annem şafak sökünceye dek ibadet ediyor ve Allah tealaya yalvarıp yakarıyordu.
Yine rivayetlere göre İmam Hasan –s– şöyle devam ediyor: Annem daima mümin insanlar için dua ederdi, insanlar için dua ederdi, İslam aleminin maslahatı için dua ederdi. Sabah olduunda kendisine şöyle sordum: anne, neden başkaları için dua ettiğin gibi kendin için dua etmedin? Annem şöyle buyurdu: Ey oğlum, önce başkaları sonra kendimiz.
Evet, bu Hz. Fatıma’nın –s– yüce ruhudur. Bu, insanı bencillikten sıyırarak Allah’a yönelten bir örnektir.
İmam Sadık’tan –s– şöyle buyurduğu rivayet edilir: Annem Fatıma Muhaddise, yani hadis uzmanıydı.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei bu rivayeti açıklarken Hz. Fatıma’nın –s– başka rivayetlerde de vurgulanan kişiliğinin harikulade boyutlarına işaret ederek şöyle diyor: Muhaddise demek, yani melekler ona nazil olur, onunla oturur ve onunla konuşurdu. Bu, bir çok rivayette hakkında söz edilen bir özelliktir. Muhaddise olmak sadece şii fıkhına özgü değildir. Hem şii ve hem sünni alimler İslam döneminde meleklerin konuştuğu bazı insanların bulunduğu konusunda hem fikirdir. Bu konunun rivayetlerimizde mısdakı ise Hz. Fatıma’dır –s–.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei bu bağlamda Hz. Meryem’e de işaret ediyor ve o hazretin de meleklerle konuştuğunu hatırlatarak şöyle diyor: Buna Kur'an'ı Kerim’de de Al-i İmran suresinin 42. Ayetinde şöyle işaret edilmiştir:
Hani melekler demişlerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti.
Melekler Hz. Fatıma’ya –s– benzer bir şekilde hitap ederek şöyle derdi: Ey Fatıma, Allah seni seçti; tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına türcih etti.
İmam Sadık –s– aynı rivayetin devamında şöyle diyor: Bir gece melekler o hazretle sohbet ederek bu tabirleri beyan ederken, Hz. Fatıma –s– onlara şöyle buyurdu: acaba Allah tealnın setiği ve dünya kadınlarına tercih ettiği kadın Meryem değil midir? Melekler Hz. Fatıma’ya –s– şöyle arz etti: Meryem ancak kendi çağında yaşayan kadınlara tercih edilmişti, ama sen tüm devranların kadınlarına tercih edilen ilk ve son kadınsın.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei bu konuda şöyle diyor: Bu nasıl yüce bir manevi makamdır? Bizim gibi sıradan insanlar bu azameti, bu mertebeyi doğru biçimde, hatta kafasında bile tasavvur edemez.
Hz. Fatıma –s– hiç bir zaman dünyevi şatafatın peşinde olmadı ve hiç bir zaman dünya malında gözü olmadı. O hazte eşi İmam Ali –s– ile sadeliğin doruğunda ve en ilkel ve naçizane eşyaları ile ortak yaşamına başladı ve yoksulluk içinde yaşadı. Gerçi Hz. Fatımas alemin Rehberi ve bir numaralı insanının kızıydı, ama asla bununla bübürlenmedi ve sürekli başta yoksullar olmak üzere mağdur ve muhtaç durumda olan müslümanların sorunlarını çözümlemekle uğraştı.
Bu konuda İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei şöyle diyor: Müslümanların fetihleri başlayınca ve ganimetler geldikten sonra Resulullah’ın kızı zerre kadar dünyevi lezzetlere ve genç kızları ve kadınları etkileyen şatafatına yer vermedi.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei Hz. Fatıma’nın –s– bu yüce ve değerli ruhunun sebebini o hazretin Allah teala katına kulluk derecesine bağlıyor ve şöyle diyor: Hz. Fatıma’nın –s– değeri Allah kulluğundadır ve bu yüzden o hazrete amelde en sadık olan kime anlamına gelen Sıddike-i Kübra lakabı verilmiştir.
Hz. Fatıma –s– gönlünün imarı yolunda büyük çaba harcayarak imanın en yüksek derecelerine nail oldu. Bu imanın sonucu ise her türlü maddi esaretin bağlarından kurtulmak ve ancak Allah tealaya gönül vermekti ve Hz. Fatıma –s– bunun en iyi örneğiydi.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei de insanın Allah’a kulluk etmekte pratik çabaları onu insaniyet ve maneviyatın yüce mertebelerine erdirdiğini beyan ederek bu bağlamda şöyle diyor:
Hz. Fatıma –s– bir beşer, bir kadın, üstelik genç bir kadın kılığındadır, ama manada, muazzam bir hakikat, ilahi parlayan nur, salih bir kul ve seçkin bir insandır. Hz. Fatıma –s–, Allah Resulü –s– hakkında emirülmüminin Ali’ye –s– şöyle buyurduğu bir insandır: Ey Ali, kıyamet gününde sen erkek müminleri ve Fatıma da kadın müminleri cennete doğru yönledireceksiniz. Fatıma adalette Ali ile eş seviyede ve eş değerdedir.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei Batı’nın kadınlarla ilgili tüm yanlış mantıklarını reddederken de şöyle buyurur: Tarih boyunca, ister eski cahiliye çağı, ister 20. Yüzyılın cahiliye çağı olsun, kadınları aşağılamaya ve horlamaya ve onları sadece dünyevi şatafatların ve görece ziynetlerin düşkünü ve moda ve elbise ve altın ve süs eşyaları meraklısı ve erkekler için eğlence aracı olarak tanıtmaya çalışan ve pratikte bu yolda adım atanların mantığı, kar ve buz gibi bir mantıktır ki Hz. Fatıma’nın –s– manevi makamı güneşi karşısında eriyip yok olur. İslam Hz. Fatıma’yı –s–, o seçkin ve melekuti insanı, kadınların örneği olarak tanıtır. O hazretin görece yaşamı, cihadı, bilimi, fedekarlığı, eşine bakması, annelik ve eşlik görevlerini yerine getirmesi, göç etmesi, tüm siyasi askeri ve inkılapçı arenalarda yer alması ve büyük insanları karşısında boyun eğmeye zorlayan seçkin özelikleri, ayrıca manevi makamı ve ruku ve secde ve mihrap ibadeti ve duası ve Kur'an'ı Kerim tilaveti ve melekuti zata yalvarıp yakarması ve manevi parlaklığı ve Allah Resulü –s– ve emirülmüminin Ali –s– ile eş değerde ve eş ağırlıkta olması, hepsi örnektir. İslam’ın yaratmak istediği kadın, böyle bir kadındır.015