Güneşten hüzmeler - 40
Bugün İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei’nin İmam Seccad’ın –s– nurani şahsiyeti ile ilgili beyanatından yararlanarak o hazretin nur ve kerameti ile kısaca tanışmak istiyoruz.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İmam Seccad –s– hakkında şöyle diyor: Dördüncü İmam’ın yaşamında bir kaç çalışma söz konusudur ki bu çalışmalardan biri ahlak üzerinedir. Yani İslamî toplumu ahlaki açıdan terbiye etmek ve temiz bir toplum yaratmaktır. İmam Seccad –s– İslamî toplumun ahlakını değiştirmeye ve iyileştirmeye çalıştı, çünkü o büyük İmam’a göre İslam dünyasının Kerbela faciası ile sonuçlanan en önemli sorunlarından biri, insanların ahlaki fesadı ve sapkınlığıydı.
Kerbela faciası ve İmam Hüseyin’in –s– gurbette ve mazlumane bir şekilde şehit düşmesinin ardından o hazretin seçkin evladı İmam Seccad –s– müslümanların hidayetini üstlendi. Gerçekte müslümanların toplumu gaflet içinde rahat ve afiyet dolu bir yaşam talebiyle içi boşalmış bir topluma dönüştüğü ve Emevi iktidarı toplum üzerinde ağır baskı uyguladığı bir sırada İmam Seccad –s– müslümanların gafletzede toplumunu kurtarmak ve saadet yoluna geri getirmekle yükümlendi. Ancak İmam Seccad –s– Emevi iktidarının ağır gözetimi altındaydı ve bu yüzden insanları aleni bir şekilde hidayete erdirmek için çalışamıyordu ve bu yüzden mesajını iletmek için münacat ve dua dilini kullanmaya başladı.
Gerçekte İmam Seccad –s– bu hikmetli yöntemle hem insanları nasihat ediyor ve asil İslamî düşünce ile tanıştırıyor, hem de Emevi iktidarının hassasiyetine dokunmuyordu. Sonuçta İmam Seccad –s– uygun bir ortamda tüm yüce emel ve ülkülerini hayata geçirmeyi başardı
İmam Seccad –s– Aşura olayından sonra hararetli ifşaatı ile Aşura mesajının sırrı Kerbela’nın sıcak çölünde gömülmesine müsaade etmedi. İmam Seccad –s– esir kervanı Kerbela’dan Şam’a kadar uzanan yolda nereden geçerçe geçsin fırsat buldukça halkı Aşura olayı ve Emevi iktidarının zulmü ile tanıştırdı.
Yine Şam’da zalim Yezid’in meclisinde, gönüllerini Resulullah –s– hanedanının ebedi hakikatine kapatanlara İslam Peygamberi’nin –s– pak ehli beytini –s– en güzel biçimde tanıttı ve Emevilerin Resulullah’ın –s– ehli beytine –s– reva gördüğü zulümleri akılcı sözleri ile ifşa ederek insanları uyandırdı.
Bundan sonra da İmam Seccad –s– ahlaki ve arifane münacatları ile insanları hidayete erdirdi. İmam Seccad’ın –s– arifane münacatları Kur'an'ı Kerim ve maneviyatın garip kaldığı o dönemde adeta kuraklığa yakalanan topraklara yağan ilkbahar yağmuru gibi oldu ve gönülleri aydınlattı. O hazretin kelamı, şevkle İslam’ı arayanların gönlüne serpilen tohum gibiydi ve o dönemde uyuyan kalpleri ve karanlığa gömülen vicdanları uyandırarak aydınlığa çıkardı. Böylece İmam Seccad, dua ve münacat dili ile en iyi ahlaki talim ve terbiye yolunu izledi ve insanların Emevi iktidarının hileleri ve komploları arasında hidayet nurunu kaybetmelerine engel oldu.
İmam Seccad’ın –s– has ibadetleri hakkında bir çok söz edilmiştir. Ancak İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İmam Sadık’ın –s– sözlerine istinaden İmam Seccad’ın –s– ihlaslı ibadetlerini şöyle anlatıyor: Ben bugün bir rivayeti seçtim ve onu okumak istiyorum. Bu rivayet İrşad-i Müfid adlı kitapta yer alıyor. Rivayeti Şeyh Müfid naklediyor. Ravi şöyle diyor: biz İmam Sadık’ın –s– huzurundaydık. Emirülümüminden söz açıldı. İmam Sadık –s– Emirülmüminin takdir etmeye başladı ve o hazrete uygun biçimde medhetti. İmam’ın anlattıkları arasında o büyük insanın takvası ve ibadeti de yer alıyordu: Ali –s– İslam’ın zirvesidir, müslümanların abidesidir. Aynı rivayette İmam Sadık –s– aynı rivayette şöyle anlatıyor: Tüm ehli beytimiz arasında, yani Resulullah’ın –s– ehli beytinde, bu tür davranışlarda ve takva ve ibadette hiç kimse Ali Bin Hüseyin kadar Emirülüminine benzemezdi. Yani İmam Seccad –s– herkesten daha çok İmam Ali’ye –s– benziyordu.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İmam Seccad’ın –s– İmam Ali’ye –s– benzerliği konusunda İmam Sadık’tan –s– bir başka rivayete de rücu ediyor. İmam Sadık’ın –s– bu rivayetini de Ayetullah Hamanei’nin dilinden dinleyelim:
Birgün babam İmam Bagır –s– babası İmam Seccad’ın –s– yanına gitti ve o büyük insanın odasına girdi. O sırada babasını ibadet halinde şimdiye kadar hiç kimseyi o halde görmediği bir halde buldu. Babam o hali şöyle anlatıyor: yüzünün rengi uykusuzluktan sararmıştı, gözleri ağlamaktan kıpkırmızı ve ayakları şişmişti... İmam Bagır –s– muhterem babasını bu halde görünce yüreği yandı. İmam şöyle devam ediyor: babamın odasına girip onu bu halde gördüğümde dayanamadım ve hüngür hüngür ağlamaya başladım. İmam Seccad –s– o sırada düşünceye dalmıştı. Ancak oğlu İmam Bagır’ın –s– neden ağladığını anladı. Bu yüzden ona pratik bir ders vermek istedi. Başını kaldırdı ve şöyle dedi: Ey oğlum, şu bizim kağıtların arasında ara ve Ali Bin Ebu Talib’in ibadetini anlatan defteri bul ve getir. Anlaşılan İmam Ali’nın döneminden o hazretin yargıları, yaşamı ve hadisleri hakkında bazı yazılar ve kitaplar imamların elindeydi. İmam Bagır –s– şöyle anlatıyor: gittim ve defteri bulup babama getirdi. Babam yazılara baktı ve ardından kendini serzeniş eder gibi bir halde defteri yere bıraktı ve: kim Ali Bin Ebu Talib gibi ibadet edebilir ki? Dedi. Yani İmam Seccad’ın –s– kendisi o kadar çok ibadet ederdi ki İmam Bagır –s– onu görünce yüreği parçalanırdı, ama kendisi kim Ali gibi ibadet edebilir ki, diye söyleniyordu. Yani o halde bile kendisi ile İmam Ali –s– arasında uzun bir mesafe görüyordu.
İmam Seccad’a –s– çok ibadet etmesi ve uzun secdelere gitmesi yüzünden Zeynelabidin ve Seyyid-i Sacidin gibi lakaplar verilmiştir. O hazretin en ihlaslı dualarını ve münacatlarını içeren kitaba da Sahife-i Seccadiye adı verilmiştir. Bu değerli eser İmam Seccad’ın –s– tüm çağlara yayılan duaları yer alıyor ve yolunu kaybedenlerin yolunu aydınlatıyor.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İmam Seccad’ın –s– kişiliğini beyan ederken de önemli bir noktaya temas ediyor. Ayetullah Hamanei Sahife-i Seccadiye dualarına işaret ederek o hazretin kendini derinden gözden geçirdiğini ve bu gözden geçirme insanı yüce kemal mertebelerine erdirdiğini belirterek şöyle diyor:
Kendini gözden geçirmek demek, insanın kemal semalarını bir bir geride bırakması ve mükemmel bir insan olması demektir. Eğer yüce insanlar ortaya çıkıyorsa ve eğer bu insanlarda maneviyat ve güzellikler kendini gösteriyorsa, hepsi bu gözden geçirme ve kusurlarını ve eksiklerini bulmadan kaynaklanır. Bu, gözlerini tüm zafiyetlerine kapatan, kendini mükemmel bilen ve kendi kendine kibire kapılan ve Allah’a karşı kibirlenen ve içinde ufak bir nuramiyetle mağrur olan ve sonuçta bu kadarıyla yetinen insandan farklıdır. Bazı insanlar kendilerinde buldukları en ufak hayırla yetinir. Böyle biri artık kemal yolunu izleyemez. Siz bakın şu İmam Seccad’a –s–, şu nuraniyet odağına, şu maneviyat ve kemal madenine, dünyada tüm abitlerin en abidi olan insana, bakın Sahife-i Seccadiye dualarından kendisi ile nasıl karşılaşıyor ve kendisini nasıl alemleri yaratan Allah’ın karşısında aciz buluyor ve istiğfarda bulunuyor. gece yarısı, yatsı namazından sonra, üstelik sıradan bir insanın yatsı namazı değil, Seyyid-i Sacidin’in yatsı namazından sonra o büyük İmam Allah tealaya dönüyor ve şöyle diyor: Ey yüce Rabbim, ben nefsim için, zafiyetlerim ve kusurlarım için senin huzurunda mahcubum. Ben nefsime öfkeliyim ve senden razıyım.
Sözü İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei’nin İmam Seccad’la –s– ilgili güzel bir cümlesi ile noktalamak istiyoruz. Ayetullah Hamanei İmam Seccad –s– hakkında şöyle diyor:
İmam Seccad’ın –s– kişiliği ulaşılmaz kişiliklerdendir. Bu sadece pratikte değil, hatta zihni açıdan da ulaşılmazdır. İmam Seccad –s– sadece uzaktan ışınlarını görebildiğimiz parlayan güneşlerden biridir.015