Türkiye'den köşe yazarları
Emre Kongar, Cumhuriyet gazetesinde, “Garip ilişkiler”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Erdoğan/AKP iktidarı ile Gülen Cemaati arasındaki ittifak bozulunca, Türkiye’de siyaset çok hızlı değişmeye başladı:15 Temmuz Kalkışması sonrası, 20 Temmuz Post Mortem Darbe Dönemi başladı.Erdoğan/AKP iktidarı bu yeni dönemde, eskiden başlattığı iki savaşı tırmandırdı: Birinci olarak “Seni Başkan yaptırmayacağız” çıkışından sonra devrilen “Barış Süreci” masasının arkasından yeniden başlatılan PKK savaşını yoğunlaştırdı.İkinci olarak 17-25 Aralık 2013 soruşturmalarından sonra bozulan ittifak çerçevesinde sürdürülen FETÖ savaşını, yüz bin dolayında kişiyi etkileyecek biçimde derinleştirdi. Bir yandan PKK, öte yandan FETÖ, temizlik için kullanılan iki eksen... Ama bu arada, her iki terör örgütüyle de ilişkisi olmayan pek çok insan da ya işten atılarak veya hapsedilerek mağdur ediliyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Bunların arasında, benim özellikle üzerlerinde durduğum, çok sayıda, yazı yazmaktan, fikir söylemekten, bildiri imzalamaktan başka eylemi olmayan, ünlü, ünsüz, akademisyen ve gazeteci-yazar da var. Şaka gibi ama önce temizlik için komisyonlar kuruldu, sonra bunların hatalarını düzeltmek için başka komisyonlar oluşturuldu; şimdi ikisi de birlikte çalışıyor olmalı.
Bugün özellikle üzerinde durmak istediğim konu, bu Post Mortem Darbe döneminde yapılan uygulamalardaki haksızlıkları, tutarsızlıkları, adalet ve demokrasi adına eleştirenlere yöneltilen saldırılar ve bunların kaynağı:
Bir süredir, Perinçek/Vatan Partisi/Aydınlık grubunun, Erdoğan/AKP iktidarına, PKK ve FETÖ ile savaşıyor diye destek verdiği, hatta aralarında bir ittifak oluşturulduğu söyleniyordu.
Geçen gün İsmail Saymaz’ın attığı bir tvit bu durumun dışavurumuydu:
Bilindiği gibi FETÖ soruşturmasında kullanılan birkaç ölçütten biri Bank Asya’daki hesaplar.
Saymaz, bu bankada 100 lira tasarruf hesabı olanların bile açığa alındığı ama milyonlarca dolar kredi çekenlere dokunulmadığı hakkında bir eleştiride bulunmuştu.
Bu eleştiri sonrasında ismailsaymaz kimlikli hesabından 14.09.2016 tarihinde saat 14.08’de attığı, 3 bin 167 kez beğenilen ve 1468 kez tekrar tvitlenen mesaj şu:
“bankasya’dan yalı kredisi çekeni eleştiriyoruz, aydınlık muhabirinden ses geliyor; nasıl bir düzenek bu.”
15 Temmuz kalkışmasını bahane edip, tüm karşıtlarını susturmakla meşgul. Bugün onları doğru dürüst yargılamadan apar topar hapse atan siyasal iktidarı kendilerinin ürettiğini, geçmişte yaptıkları bütün haksızlık ve hukuksuzlukları da onların siyasal gücünü kullanarak uygulayabildiklerini unutuyorlar.
Hem Erdoğan/AKP iktidarı hem de İkinci Cumhuriyetçiler ve Cemaatçiler, kamuoyunu da belleksiz sanıyorlar galiba!
…***
Remzi Özdemir, Yeniçağ gazetesinde, “Ceza dürüst vatandaşa”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Devlet tüm vatandaşlarına eşit ve adaletli olur.Bu bize hep öğretilen bir kavram.Mesela devlet bir ceza vermişse bu kayıtsız şartsız ödenir. Yine devlete olan borç namus borcu gibidir. Hemen ödenir.Bu tabii ki eskidendi. Hem de çok eskiden.Şimdi son 10 yıldır Türkiye'de bir çok kavram gibi devlet kavramı da değişti.Mesela devlet tüm vatandaşlarına eşit ve adil değil.Parası olan bastırıyor ve askerlik şubesinden 1 metre öteye bile gitmeden tezkere alıyor.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Parası olmayan gariban ise şehit düşüyor.Bir başka örnek SGK ve vergi borcu.Devlete olan vergi borcu için evini satan, SGK borcu için bankadan faizle kredi çeken insanlar gördüm.Bunlar halen eski kafada olanlar. Yani devletin eşit ve adaletli olduğuna inananlar.Bir de devletin dürüst vatandaşa ceza kestiğini düşünüp, hiç vergisini, SGK primini ve hatta cezalarını bile ödemeyenler var.Sizce kim haklı çıkıyor?Tabii ki dürüste ceza kesildiğine inanıp dürüst olmayanlar.Onlar hep kazandı.Son 10 yıldır en az 8 kez SGK prim affı çıktı. Yine 6 kez vergi borcu affı.Bir de çok çok uyanıklar var.Onlar suç işleyip nasıl olsa af gelecek diye hiç ödemeyenler.Bu o kadar yaygınlaştı ki artık kimse ceza ödemez oldu.Nasıl olsa devlet ödemeyenleri affediyor.Haklı da. Felsefi anlamda haklı olmasa da Türkiye'deki mevcut uygulamalar onun haklı olduğunu ortaya koyuyor.Ekonomist Hakan Özyıldız bir araştırma yapmış. Ortaya çıkan sonuç dürüst vatandaşların nasıl aptal yerine konulduğunu ortaya koyuyor.Kim akıllı?..Bayramlarda yüzlerce insanın canını alan trafik canavarına bile "bayramda trafik cezası yok" diye prim veren bir mantık nasıl ceza toplar?Maliye Bakanlığı'nın ilgili birimi olan Muhasebat Genel Müdürlüğü her ay bütçe verilerini yayınlıyor. Bunların arasında bütçe gelirlerinin tahakkuk/tahsilat oranları da yer alıyor. Burada yer alan verilere göre, 127 milyar liralık toplam cezanın sadece 5,8 milyar lirası, yüzde 4,6'sı toplanmış. Trafik cezası yazılmış, tahsil edilmemiş. Yanı sıra 74 milyar lira vergi cezası yazılmış sadece 3,1 milyar lirası tahsil edilmiş.Maliye, bu paranın toplanamayacağını zaten biliyor. Bütçe hedefini ona göre ayarlamış. Bunun en bilinen nedeni sık sık gündeme gelen aflar ve yeniden yapılandırmalar.
…***
Erdal Sağlam, Hürriyet gazetesinde, “Büyüme tedbiri açıklayan çok ama kaynak yok”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“AKP hükümeti son çıkan büyüme verileriyle ortaya çıkan ekonomideki gerileme eğilimi üzerine telaşlandı. İşte bu nedenle bayram öncesinden başlayarak sürekli olarak üretimi canlandırmak için yeni tedbirler açıklanıyor.Bayram süresince dikkat ettiyseniz, neredeyse tüm bakanlar alanlarıyla ilgili ekonomiyi canlandırmak için alınan ve alınması planlanan tedbirleri açıkladılar. Başta Başbakan Binali Yıldırım olmak üzere bakanlar topluma ekonomideki durgunluğun aşılacağını, gerekli tedbirlerin alındığını ve alınacağını söylüyor. Böylece psikolojik beklenti yaratmaya, topluma moral vermeye çalışıyorlar.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Maliye Bakanlığı mükellefin maliye korkusunu silmek için düzenleme yapacağını, vergisini zamanında ödeyenin indirimli vergi ödeyeceğini söylüyor, yatırımlar için getirilen özendirici tedbirleri açıklıyor. Bir Başbakan Yardımcısı ihracatçıya destek vereceklerini Kalkınma Bakanlığı’nın sermayesini büyük ölçüde artırıp teknoloji yüksek yatırımların finanse edileceğini, yeni fonların uygulamaya konacağını açıklıyor. Diğer Başbakan Yardımcısı kredi kartı ve tüketici kredilerinde vade esnekliği geleceğini ifade ediyor. Ekonomi Bakanı ihracatçıya ve özel projelere desteği, Sanayi Bakanı teknoloji ve ArGe’ye dayalı yatırımlara kaynak aktarılacağını açıklıyor. Kalkınma Bakanı yine arsa bedava, anahtar teslimi fabrika yapıp özel sektöre vereceklerini belirtiyor.Bu tedbirlerle ilgili her şeyden önce denilecek şey bellidir; hepsinin ekonomiyi canlandırma amacına dönük olduğu kesin. Ancak şunu da söylemek gerekir ki; alınan tedbirlerin hepsi doğru ve yerinde olsa bile, uygulanacağı ortam ve iklimin başarıdaki payı belirleyici olacaktır. Şimdi iklim müsait olmayıp sonuç alınamasa bile bu tedbirlerin şartlar uygun olduğunda sonuç vereceğini de söylemek mümkün. Yeter ki açıklanan tedbirler genel bir bilimsel bütünlük taşısın, bir yeri düzeltirken öteki yanı bozacak, birbirinden ayrı alınan bağımsız tedbirler olmasın. Bu konuda şahsen şüphelerim var ama uygulamayı görerek karar vermek gerek.Büyümeyi canlandırmak için açıklanan tedbirlerin sonuç verebilmesi için ise önce kaynak gerekiyor. Yeterli kaynak var mı derseniz, bence kesinlikle yok. O nedenle başarı için mevcut kaynakların dağılımını iyi yapmak gerekiyor, Hem sektörü canlandırıp büyümeyi artırmak için banka kaynaklarının konuta akmasını isteyip, aynı zamanda bankalardan yatırımcı ve işletmelere çok daha ucuz ve bol kaynak vermesini ister, büyük altyapı yatırımlarına kredi vermelerini şart koşar, bunun üzerine de tüketiciye vereceği krediyi artırırken, KOBİ’lere daha fazla destek verin derseniz, bunun mümkün olamayacağını görmeniz lazım.Bankaları zorlarsanız, onlar da konut kredilerinde olduğu gibi “…mış gibi” yapar gönlünüzü hoş tutmaya çalışır. Banka ve sermayedarı uluslararası kurallar ve itibarını siz istediniz diye tehlikeye atamaz, zararına işe giremez, koyduğu sermayeye kıyasla var olan karlılığına bakar.