Güneşten hüzmeler - 42
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İslam Peygamberi’nin –s– pak torunlarından İmam Musa Bin Cafer –s– hakkında şöyle diyor:
Hz. İmam Musa Bin Cafer’in 35 yıllık imamet yılları, yani kameri 148 ila 183 arasında kalan yılları, masum imamların –s– yaşamlarının önemli bir dönemi sayılır. 35 yıl mücadele, cihat, hapis, defalarca sürgün, dehşet dolu bir ortamda yaşamak, büyük emek sarf ederek çok sayıda dostu bir arada toplamak, dönemin zalim iktidarının baskıları altında ilahi ahkamı uygulamak ve yaygınlaştırmak ve bir ömür boyu bu şekilde yaşamak, İmam Musa Bin Cafer’in –s– yaşamının önemli özellikleridir.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei’ye göre İmam Seccad’dan –s– sonra masum imamların –s– döneminde hiç bir dönem İmam Musa Bin Cafer’in –s– dönemi kadar zorlu geçmedi. Ayetullah Hamanei’nin beyan ettiği üzere bu büyük İmam’ın yaşadığı dönem, Abbasi hükümdarlarının iki önemli ve aynı zamanda en zalim iki halifesi yani Mansur ve Harun’un dönemine denk gelmişti. O yıllarda İslam toprakları yeni fetihler sayesinde iyice genişlemişti ve bol ganimetler ve ele geçirilen servet, Abbasi halifelerinin iktidarını ve gücünü arttırmıştı. Öte yandan o dönemde bazı yeni fikrî akımlar da doruk noktasına ulaşmış ve bazı yeni akımlar türemişti ve bu şartlarda insanların kafası türlü çelişkilerle dolmuştu. Gerçekte bu fikrî çelişkilerin artması, insanların İslamî ve siyasi duyarlılığını da olumsuz yönde etkilemişti. Böyle bir ortamda ise iktidarın başında olanlar insanların şaşkınlığından yararlanıyor ve sultalarını pekiştiriyordu. İmam Musa Bin Cafer’in –s– dönemine denk gelen böylesine bulanık ve muğlak bir ortam asil İslamî maariflerin öncülerini ve alevi davetin sahiplerini zor durumda bırakıyordu.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei o dönemi anlatırken şöyle devam ediyor: O dönemde hatta şiir ve sanat, fıkıh ve hadis ve hatta zühd ve takva, güç sahiplerinin hizmetine girmiş ve onların mal ve servetini tamamlayan malzemeler olmuştu. O dönemde hiç bir ciddi tehdit hilafet sistemini sarsmıyordu ve halife de ehli beytin –s– derin ve sürekli davetinden gafil olmuyordu. O dönemde ehli beytin –s– ve onların vefakar ve samimi arkadaşlarının fikrî ve siyasi mücadelelerine süreklilik kazandırabilen tek şey, bu büyük insanların yılmaz çabaları ve değerli cihat ve mücadeleleri ve ilahi yöntem olan takiye yöntemine sarılmalarıydı. İşte böyle Hz. Musa Bin Cafer’in –s– sürdürdüğü cihadın şaşırtıcı ve hayret verici boyutu ortaya çıkıyor.
İmam Musa Kazım’ın –s– yaşadığı çağda Abbasi halifelerinin en yaygın politikaları, ehli beyt –s– hayranlarını taciz etmek veya katletmekti. Abbasi halife Mansur o dönemde Haşimoğulları hanedanından ve hatta kendi yakınlarından ve o dönemin önde gelen büyük insanlarından bir çoğunu katletti ve cenazelerini bilinmeyen bir yere gömdü. Bu mekan Masur öldükten sonra ortaya çıktı.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei bu dönem ve İmam Musa Kazım’ın –s– bu zalimane şartların altında imameti üstlenmesi konusunda şöyle diyor:
Mansur iktidarın ve sultanın doruğunda ve dünyevi şatafatlı yaşamını sürdürürken imamet sırası Hz. Musa Bin Cafer’e –s– geldi, ki o sıralarda henüz gençti ve sürekli gözetim altındaydı, öyle ki İmam Sadık’tan –s– sonra kime müracaatta bulunmak gerektiğini öğrenmek isteyen insanlar çok zor bir şekilde yolunu buluyor ve İmam Musa Bin Cafer’e –s– ulaşabiliyordu. İmam Musa Kazım –s– kendisini tanıyanlara sürekli ikazda bulunuyor ve kendisini ile görüştüklerini ve bazı şeyleri öğrendiklerini beyan ettikleri takdirde öldürüleceklerini ve bu yüzden takiye etmeleri gerektiğini anlatıyordu.
Gerçi masum imamlar –s– İslam Peygamberi’nin –s– soyundan olan ve büyük işleri başaran insanlardır, ancak bu büyük insanlarla ilgili en büyük ve üzücü boşluklardan biri, başta İmam Musa Bin Cafer –s– olmak üzere yaşamları ile ilgili düzenli bir tarihçenin bulunmamasıdır. Bu konudan derin üzüntü duyduğunu kaydeden İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei şöyle diyor.
İmam Musa Kazım’ın –s– 35 yıllık imameti hakkında düzenli ve yazılı bir kaynak hiç kimsenin elinde bulunmuyor. Ortada dağınık bazı şeyler var, ki bunlardan da bir çok şeyi öğrenmek mümkün. Bunlardan biri şu ki İmam Musa Bin Cafer’in –s– 35 yıllık imamet döneminde dört halife iktidarın başına geçti. Bu dört halifenin her biri İmam Musa Bin Cafer’e –s– belli bir sıkıntı yaşattı ve defalarca o hazreti hapse attı veya sürgün etti.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İmam Musa Kazım’ın –s– Abbasi halifeler tarafından defalarca sürgün edilmesini o hazrete yönelik siyasi baskılardan kaynaklandığını belirtiyor ve İmam Musa Kazım’ın –s– onca sıkı bir şekilde gözetim altında tutulmasına karşın o hazretin büyük çaba ve takiye etmek suretiyle kimliği belirsiz bir şekilde doğudan batıya, İslam topraklarının çeşitli beldelerine seyahat ettiğini ve insanları asil İslam ve doğru düşüncelerle tanıştırdığını ve insanları hidayete erdirmek gibi muazzam risaletini yerine getirdiğini belirtiyor.
Abbasi hilafetinde sıra Harun Er’reşid’in halife olmasına sıra geldiğinde, o dönemin İslamî toplumunda hilafet sisteminin muhalifi olmaması ve hemen hemen hiç bir kaygıları olmaksızın İslam topraklarını yönetmelerine karşın, İmam Musa Bin Cafer’in –s– çabaları ve geniş çapta İslam’ı tebliğ etmesi yüzünden Harun o hazreti kendisine yönelik ciddi bir tehdit olarak algılıyor.
Bu konuda İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei şöyle diyor: Harun zeki ve politikacı bir halife sayılırdı. Harun’un yaptığı icraattan biri kendisinin bizzat Hac bahanesi ile Mekke’ye gitmesi ve yakından İmam Musa Bin Cafer’i –s– ziyaret etmesiydi. Harun hakkında bunca konuşulan, bunca dostu olan ve hatta Bağdat’ta bazıları onun dostları arasında yer alan bu şahsiyetin nasıl biri olduğunu, acaba ondan korkmak mı gerektiğini öğrenmek istedi. Harun İmam Musa Bir Cafer’le –s– bir kaç kez görüştü ki hepsi fevkelade önemli ve hassas görüşmelerdi. Bu görüşmelerde Harun muhalif ve gerçek bir mücahidi silahsızlandırmak için gerekli olan tüm çabalarını harcadı. Tehdit, rüşvet teklif etmek, sahtekarlık yapmak, tüm bunları yaptı, ancak başarılı olamadı.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İmam Musa Kazım’ın –s– ve diğer masum imamların –s– yaşamları hakkında yaptığı araştırmaların sonunda o hazretin yaşamını coşkulu ve heyecan dolu bir yaşam şeklinde tanımlayarak şöyle diyor:
Biz bugün bakıyoruz ve İmam Musa bin Cafer’in –s– Medine’de başını öne eğmiş mazlum bir şekilde yaşadığını ve halifenin adamları onu sürekleyerek Bağdat’a, ya da Küfe’ye ya da falanca yere ya da Basra’da hapse attıklarını, sonra da onu zehirlediklerini ve o da bu dünyadan ayrıldığını zannediyoruz, o kadar. Ama mesele bu değildi. Mesele uzun süren bir mücadele, organize bir mücadele, İslamî beldelerin tümünde bir çok insanı kapsayan bir mücadeleden ibaretti. İmam Musa Bin Cafer’in –s– bir çok seveni vardı. Tüm İslamî kesimlerden o hazretle irtibatı bulunan insanlar vardı. Ancak bu irtibat, İmam Musa Bin Cafer’in –s– açıkça silahlı bir mücadele başlatacak seviyede değildir, ki bu da kendi başına ayrı bir tartışma konusudur. İmam Musa Bin Cafer’in –s– yaşamı budur.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei konuşmasının devamında İmam Musa Kazım’ın –s– eşsiz özelliklerine işaret ederek şöyle devam ediyor: İmam Musa Bin Cafer’in –s– hilafet sistemine yönelik tehlikesi, geniş bilgiye sahip olan takvalı ve ibadetli ve maslahatı bilen ve herkesin onu tanıdığı ve İslam dünyasının genelinde dostları olduğu ve hiç bir güçten kormayan bir liderden gelen tehlikeydi. Bu yüzden o hazret Harun’un iktidarının görece azameti karşısında korkmadan konuşuyor ve bildiklerini anlatıyor. Böylesine mücahit, mücadeleci, Allah’a sarılan, Allah’a tevekkül eden ve İslam dünyasının genelinde dostları olan ve İslamî nizamı ve hükümeti inşa etmek için planı bulunan bir şahsiyete, Harun’ların hükümeti için en büyük tehlikeydi.
Kendisini böylesine büyük ve haktalep bir insan karşısında aciz gören halife Harun İmam Musa Bin Cafer’i –s– bir süre hapse attı. Harun belki hapishane şartlarında İmam Musa Kazım –s– ile pazarlık etmeyi ve ona puan vermeyi veya baskı altında şartlarını kabul ettirmeyi umuyordu.
İmam’ın yattığı hapishanenin gardiyanı Sendi Bin Şahek adında biriydi. Bu gardiyan çok acımasız biriydi ve Abbasi hanedanına ve hilafet ve saltanat düzenine sıkı bağlı sayılırdı. Bu gardiyan İmam Musa Bin Cafer’i –s– kendi evinin bodrum katında hapsetmişti.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei şöyle anlatıyor: Defalarca geldiler ve o hazreti hapisteyken tehdit ettiler, rüşvet teklif ettiler, o hazretin gönlünü kazanmaya çalıştılar, fakat bu büyük insan aynı ilahi ihtişamla ve ancak Allah’a tevekkül ederek direndi ve bu direniş Kur'an'ı Kerim’ı ve İslam’ı bu güne kadar korudu.015